Emsal Kararlarİcra Hukuku

Kefilin Yatırım Hesabına Bloke – Yargıtay 11. HD 2026/2280

Bir şirketin kredisine kefil olan yönetim kurulu başkanının aynı bankadaki yatırım hesabı ve vadesiz hesapları, kredi kat edildikten birkaç gün sonra “rehin blokajı” ile kilitlenirse ve kısa süre sonra şirketin tüm banka borçları bir Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması ile yeni bir ödeme planına bağlanırsa, banka bu blokeyi sürdürebilir mi? Ankara’da görülen davada ilk derece mahkemesi bankayı haklı bulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ise blokenin yapılandırma anlaşmasına ve bankacılık teamülüne aykırı olduğuna karar vermiştir. Dosya, banka vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önüne gelmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.04.2026 tarihli ve E.2025/5134, K.2026/2280 sayılı kararıyla, blokenin hukuka aykırılığına ilişkin bölge adliye mahkemesi değerlendirmesine yönelik temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak bankanın temyiz aşamasında bildirdiği “blokenin 17.05.2023 tarihinde kaldırıldığı ve paranın bir kısmının çekildiği” olgusu araştırılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Banka, şirket kredisini 07.08.2020 tarihinde kat etmiş, 12.08.2020 tarihinde müteselsil kefilin yatırım hesabındaki 245.215,64 TL ile vadesiz hesaplarındaki paralara rehin blokajı koymuştur. 07.10.2020 tarihinde altı bankayla Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması imzalanmıştır. Bölge adliye mahkemesi, blokeli tutarların borca mahsup edilmeden ek teminat gibi tutulmasının anlaşmadaki teminat dengesine aykırı olduğunu kabul ederek davayı kabul etmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeye karışmamış, yalnız sonradan kaldırılan bloke ve yapılan ödemelerin hükümde dikkate alınması için kararı bozmuştur.

🗓️ Kat ihtarından yapılandırmaya: olayların tarihçesi

Davacı, kredi kullanan bir inşaat şirketinin yönetim kurulu başkanı ve şirket kredilerinin müteselsil kefilidir. Aynı bankada kendi adına açılmış bir vadesiz TL hesabı, bir yatırım hesabı ve bir vadesiz İngiliz sterlini hesabı bulunmaktadır. Karar metninden çıkan zaman çizelgesi şöyledir:

TarihOlay
07.08.2020Banka, şirket kredilerini kat ederek muaccel hâle getirmiş; borçluya ve kefile ihtar göndermiştir.
12.08.2020Kefilin hesaplarına genel kredi sözleşmesine dayanılarak rehin blokajı konulmuştur.
02.10.2020Yapılandırma kapsamında şirketle yeni genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalanmış, taksitli ödeme planı oluşturulmuştur.
07.10.2020Davalı bankanın da aralarında bulunduğu altı bankayla, bir yılı ödemesiz Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması imzalanmıştır.
17.05.2023Bankanın temyiz aşamasındaki beyanına göre bloke kaldırılmış ve paranın bir kısmı davacı tarafından çekilmiştir.

Davacı, noter aracılığıyla blokenin kaldırılmasını istemiş; banka cevabi ihtarnamesinde kredilerin kat edildiğini ve kefil sıfatıyla sorumluluğun devam ettiğini bildirmiştir. Bunun üzerine dava açılmış ve yatırım hesabındaki 245.215,64 TL ile vadesiz TL hesabındaki tutar toplamı olan 271.512,86 TL’nin ve 67,13 İngiliz sterlininin ticari faiziyle tahsili istenmiştir. Davacıya göre yapılandırma ile şirketin tüm borçları yeni bir plana bağlanmış, henüz taksit ödemeleri dahi başlamamıştı; bu durumda bankanın elinde muaccel bir alacak kalmamıştı.

🏦 Bankanın rehin, hapis ve mahsup savunması

Banka, genel kredi sözleşmesi uyarınca nezdindeki hak ve alacaklar üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı bulunduğunu savunmuştur. Savunmanın dayanakları şunlardır:

  • Krediler kat edilmiş ve ihtarname gönderilmiş olduğundan borç muacceldir.
  • Bloke, sözleşmeden doğan rehin hakkı kapsamında konulmuştur.
  • Yapılandırma anlaşmasının 17. maddesine göre anlaşmada hüküm bulunmayan konularda her bankanın kendi kredi sözleşmesi uygulanır.
  • Finansal yeniden yapılandırma nedeniyle bankanın takas işlemi yapmasını yasaklayan bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

Bu savunma, yapılandırma anlaşmasında blokelerin kaldırılacağına dair açık bir hüküm bulunmamasına dayanmaktadır. Uyuşmazlığın düğüm noktası da, anlaşmanın bu konuda “sessiz” olmasının bankaya serbestlik mi tanıdığı, yoksa anlaşmanın teminatlara ilişkin genel kurallarının blokeyi de kapsayıp kapsamadığıdır.

⚖️ İlk derece, istinaf ve temyiz aşamaları

İlk derece mahkemesi (Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E.2021/56, K.2021/656), banka savunmasını benimsemiştir. Mahkemeye göre borç kat ile muaccel olmuş, bloke genel kredi sözleşmesinin rehin, hapis ve mahsup hakkına ilişkin hükmüne dayanmış, yapılandırma anlaşmasında blokenin kaldırılacağına dair hüküm yer almamıştır. Dava reddedilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi (E.2023/55, K.2025/740) ise farklı bir sonuca ulaşmıştır. Daireye göre banka, blokeli tutarları sözleşmenin kendisine tanıdığı yetkiye rağmen ne bloke tarihinde ne de sonrasında kredi borcuna mahsup etmiştir. Bu paralar fiilen bir mevduat rehni, yani sonradan oluşturulmuş ek bir teminat gibi tutulmuştur. Yapılandırma ile yeni bir kredi doğmamış, muaccel borç yeni bir ödeme planına bağlanmıştır. Bu nedenle anlaşmanın “Teminatlar” başlıklı 7. maddesi uygulanmalıdır. Daire, ilk derece kararını kaldırarak davayı kabul etmiş; blokenin kaldırılmasına ve tutarların 12.08.2020 tarihinden itibaren avans faiziyle bankadan tahsiline hükmetmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, banka vekilinin temyizi üzerine iki ayrı sonuca varmıştır. Birinci olarak, bölge adliye mahkemesinin esasa ilişkin değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiş ve diğer temyiz itirazlarını reddetmiştir. İkinci olarak, hükmün infazını doğrudan etkileyen bir olgunun araştırılmadığını tespit ederek kararı bozmuş ve HMK 373/2 uyarınca dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları resmî metinde maskelenmiştir.

🧩 Teminat dengesi neden belirleyici oldu?

Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca bozma nedeni yapılmayan gerekçesi, çok bankalı yapılandırmaların mantığına dayanmaktadır. Karar metnine aktarılan anlaşma hükümleri şu iki kuralı içermektedir:

  • Mevcut durumun korunması: Yapılandırmaya konu krediler için tesis edilmiş teminatlar aynen geçerlidir; borçlular alacaklı kuruluşlar arasında teminat yapısında farklılık veya bir kuruluş lehine avantaj yaratacak işlem yapmayacaktır.
  • Nakde dönen teminatın mahsubu: Başvuru tarihinden önce alınmış teminatlar anlaşmadan sonra nakde dönüşürse, gecikmiş borç yoksa tahsilat tutarı anapara bakiyesinden düşülecek ve kalan taksitler aynı sayıda yeniden hesaplanacaktır.

Daireye göre davalı banka, kefil hesabındaki bakiyeleri teminat olarak elinde tutarak diğer bankalar aleyhine bloke tutarı kadar lehine bir durum yaratmış, teminat dengesini bozmuştur. Ayrıca blokeli tutarı borçtan düşmediği için faiz yükünün artmasına yol açmıştır. Bu iki tespit birlikte, blokenin hem anlaşmaya hem de bankacılık teamülüne aykırı olduğu sonucunu doğurmuştur. Gerekçede, borçlu şirket ile kefilin ödeme güçlüğünü aşma menfaatinin engellendiği de vurgulanmıştır.

Bu yaklaşım, bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan rehin ve mahsup yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. Daire, yetkinin varlığını kabul etmiş; sorunun, yetkinin kullanılmayıp tutarın ek teminat olarak bekletilmesinde olduğunu belirtmiştir. Mahsup yapılmış olsaydı, anlaşmanın nakde dönen teminatlara ilişkin kuralı işleyecek ve ödeme planı buna göre yeniden kurulacaktı.

🔁 Bozmanın asıl nedeni: hükümden önce kalkan bloke

Yargıtay’ın kararı bozmasının tek nedeni, usule ilişkin bir eksikliktir. Banka temyiz dilekçesinde, blokenin 17.05.2023 tarihinde kaldırıldığını ve davacının paranın bir kısmını çektiğini bildirmiştir. Bu tarih, ilk derece kararından sonra, bölge adliye mahkemesi kararından ise öncedir.

Daireye göre bölge adliye mahkemesinin bankaya müzekkere yazarak şu hususları araştırması gerekirdi:

  1. Blokenin gerçekten kaldırılıp kaldırılmadığı ve kaldırıldıysa hangi tarihte kaldırıldığı,
  2. Davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi tutarda yapıldığı,
  3. Bu olguların istinaf kararından önce gerçekleştiğinin tespiti hâlinde hükümde dikkate alınması.

Bu araştırma yapılmadan, blokenin kaldırılmasına ve tutarların tamamının faiziyle tahsiline karar verilmesi, aynı paranın iki kez tahsil edilmesi riskini doğurabilecek bir hüküm ortaya çıkarmıştır. Bozma bu nedenle esasa değil, hükmün kapsamına ilişkindir. Dosya, HMK 373/2 gereği kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

📌 Yatırım hesabı ve kefalet ilişkisi bakımından sonuçlar

Kararın uygulamaya yansıyan birkaç yönü öne çıkmaktadır. Birincisi, banka nezdindeki yatırım hesabı ile vadesiz mevduat, kredi ilişkisinde aynı rehin ve mahsup kayıtlarına konu edilebilmektedir. Uyuşmazlıkta 245.215,64 TL ile en büyük kalem yatırım hesabındaki tutardır ve mahkemeler bu hesabı vadesiz hesaplardan ayrı bir rejime tabi tutmamıştır.

İkincisi, çok bankalı finansal yeniden yapılandırmalarda tek bir bankanın, anlaşma öncesinde koyduğu blokeyi mahsup etmeden sürdürmesi, diğer alacaklılarla eşitliği bozan bir ek teminat olarak görülebilmektedir. Benzer bir mahsup tartışması, döviz mevduatı üzerinde rehin bulunan farklı bir dosyada rehinli döviz mevduatının krediye mahsubu yazısında ele alınmıştır; orada da sözleşmedeki rehin ve mahsup yetkisinin kapsamı belirleyici olmuştur.

Üçüncüsü, dava sürerken blokenin kalkması veya kısmi ödeme yapılması gibi gelişmeler, kanun yolu aşamasında bile hükmün içeriğini etkileyebilmektedir. Yargıtay, istinaf kararından önce gerçekleşen bu tür olguların kendiliğinden araştırılması gerektiğini kabul etmiştir. Son olarak, Yargıtay’ın esasa ilişkin itirazları reddetmesi, bölge adliye mahkemesinin teminat dengesi yorumunun yeniden yapılacak incelemede de temel alınacağı izlenimini vermektedir; ancak nihai sonuç, araştırılacak ödeme kayıtlarına bağlı olacaktır.

❓ Merak edilen sorular

Yargıtay, bankanın kefil hesabına bloke koyamayacağını mı söyledi?

Hayır. Ne bölge adliye mahkemesi ne de Yargıtay bankanın sözleşmeden doğan rehin ve mahsup yetkisini genel olarak reddetmiştir. Somut olayda sorun, bloke konulan tutarın borca mahsup edilmeyip yapılandırma anlaşmasından sonra da ek teminat gibi tutulması ve bunun anlaşmadaki teminat dengesine aykırı bulunmasıdır.

Karar bozulduğuna göre davacı davayı kaybetmiş mi oldu?

Hayır. Yargıtay, esasa ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş; kararı yalnız sonradan kaldırılan bloke ve davacıya yapılan ödemelerin araştırılması için bozmuştur. Dosya bölge adliye mahkemesine dönmüştür ve yeni hüküm bu araştırmanın sonucuna göre kurulacaktır.

Yapılandırma anlaşmasında blokeye dair hüküm olmaması neden bankanın lehine sonuç vermedi?

İlk derece mahkemesi bu yokluğu banka lehine yorumlamıştı. Bölge adliye mahkemesi ise blokenin fiilen sonradan oluşturulmuş bir mevduat rehni olduğunu, bu nedenle anlaşmanın teminatlara ilişkin genel maddesinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi temyiz incelemesinde hukuka aykırı bulmamıştır.

Bölge adliye mahkemesi hangi faize hükmetmişti?

Bölge adliye mahkemesi, blokeli tutarların bloke tarihi olan 12.08.2020’den itibaren işleyecek avans faiziyle bankadan tahsiline karar vermişti. Bozma kararı sonrasında bu hükmün, kaldırılan bloke ve yapılan ödemeler dikkate alınarak yeniden kurulması gerekecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir finansal yeniden yapılandırma anlaşmasının hükümleri ve kefil hesaplarına konulan bloke üzerine verilen tek bir karara dayanır; sözleşme hükümleri, teminat yapısı ve ödeme durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu