Savcıya Rüşvet Teklifi ve Teşebbüs – Yargıtay CGK 2026/208

Gizlilik kararı bulunan bir uyuşturucu soruşturmasında, şüphelinin avukatı dosyadaki bazı ifade tutanaklarını elde etmek için soruşturma savcısına menfaat teklif ederse ve bu teklif başka bir Cumhuriyet savcısı üzerinden iletilirse hangi suç oluşur? Teklif reddedildiğinde fiil cezasız mı kalır, yoksa Türk Ceza Kanunu’nun rüşvete ilişkin özel indirim hükmü mü devreye girer? Teklifi ileten meslektaşın sorumluluğu nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin hükümlerini temyiz mercii olarak incelemiş ve bu sorulara bir arada cevap vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.04.2026 tarihli ve E.2023/179, K.2026/208 sayılı kararıyla, şüpheli müdafii avukatın teşebbüs aşamasında kalan rüşvet suçundan, teklifi ileten Cumhuriyet savcısının ise bu suça aracılık etmekten mahkûmiyetine; aynı büroda çalışan ikinci avukatın beraatine ilişkin hükümleri onamıştır. Mahkûmiyetler oy birliğiyle, beraat hükmü ise oy çokluğuyla onanmıştır.
🏛️ Yargılamanın neden Yargıtay’da başladığı
Dosyanın sıra dışı yanı, ilk derece yargılamasının bir asliye veya ağır ceza mahkemesinde değil, doğrudan Yargıtay 5. Ceza Dairesinde yapılmış olmasıdır. Sanıklardan biri olay tarihinde görevli bir Cumhuriyet savcısıdır. Kararda, hâkim ve savcılar hakkında kanunda öngörülen özel soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına uyularak sürecin başlatıldığı belirtilmektedir. Bu nedenle Özel Daire ilk derece mahkemesi sıfatıyla hüküm kurmuş, hükümlere yönelik temyiz incelemesi de Ceza Genel Kurulu tarafından yapılmıştır.
Temyiz başvurusunda bulunanlar mahkûm edilen iki sanık ile katılan kurum vekilidir. Katılan vekili, beraat eden avukatın da cezalandırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Beraat eden avukatın müdafii ise bir cevap dilekçesi sunmuş; Kurul bu dilekçedeki yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebini temyiz iradesi olarak değil, cevap niteliğinde kabul etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde ret ve onama görüşü bildirmiştir.
🧩 Adliye koridorundan savcının evine uzanan teklif
Ceza Genel Kurulunun kabul ettiği olay akışı adım adım şöyledir:
- Erzurum’da 1.535 kilogram eroin ele geçirilmesi üzerine uyuşturucu ticareti ve örgüt suçlarından soruşturma başlatılmış, dosyada CMK’nın 153/2. maddesi uyarınca gizlilik kararı verilmiştir.
- Şüphelilerden birinin İstanbul’da avukatlık yapan ve vekâletname ibraz eden avukatı, aynı büroda çalıştığı ve dosyada vekâletnamesi bulunmayan bir meslektaşıyla birlikte, şüphelinin savcılık ifadesinin alındığı 30.01.2019 tarihinde Erzurum’a gelmiştir.
- İki avukat, daha önce tanımadıkları ve aynı adliyede görevli olan sanık Cumhuriyet savcısını, İstanbul’da görev yapan başka bir savcı aracılığıyla odasında ziyaret etmiştir.
- Kabule göre vekâletnameli avukat bu görüşmede, müvekkilinin tahliyesini başka yerlerde rüşvetle hallettiklerini, bu işlerin büyük şehirlerde kolay olduğunu, Erzurum’da ise sıkıntı yaşadıklarını söyleyerek soruşturma savcısıyla görüşme konusunda yardım istemiştir.
- Yaklaşık bir hafta sonra sanık savcı, soruşturma savcısını önce odasına çağırmış, ardından onun odasına, sonra da evine gitmiştir. Üç şüpheliye ait ifade tutanaklarının verilmesi karşılığında soruşturma savcısına “ne kadar istiyorsa verileceği” iletilmiştir.
- Soruşturma savcısı teklifi reddetmiş, aynı gün bir meslektaşına, ertesi gün de adliyedeki iki yetkiliye durumu anlatmış ve 01.03.2019 tarihli tutanağı düzenlemiştir.
Talep edilen belgeler rastgele seçilmemiştir. Kararda, bu ifade tutanaklarının avukatın müvekkili aleyhine anlatımlar içerdiği ve şüphelilerden bir kısmının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği tespitine yer verilmiştir.
🗣️ “Tutanakları zaten alabilirdik” savunması
Mahkûm edilen sanıkların temel savunması, isteğin mantıksız olduğu yönündedir. Onlara göre gizlilik kararı bulunsa bile müdafi huzurunda alınan ifade tutanakları, ilgilisine veya müdafiine verilebilecek belgelerdendir; bu belgeleri meşru yoldan temin edebilecek bir avukatın bunun için rüşvet teklif etmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Savcı sanık ise tutanağın mağdur tarafından tek başına düzenlendiğini, masumiyet karinesinin çiğnendiğini ve kendisinin mesleki tecrübeyle mağduru korumak amacıyla hareket ettiğini savunmuştur.
Ceza Genel Kurulu bu savunmayı somut olgularla karşılamıştır:
- Tutuklanan üç şüphelinin kolluk ve savcılık ifadeleri ile sorguları, avukatın müvekkilinin ifade ve sorgusundan önce tamamlanmıştır; yani bu tutanaklar müvekkilin dosyasına müdafi sıfatıyla girilerek kendiliğinden elde edilebilecek belgeler değildir.
- Avukat ile o üç şüphelinin müdafileri arasında herhangi bir tanışıklık bulunmamaktadır; belgeleri bu kanaldan temin etme ihtimali de zayıftır.
- Müvekkilin tutuklama kararının gerekçesinde, bir kısım şüphelilerin onun aleyhine ve kendilerine yönelik kısmi ikrarlarına açıkça yer verilmiştir. Bu durum, söz konusu tutanakların savunma için taşıdığı önemi ortaya koymaktadır.
⚖️ Hükümler ve Ceza Genel Kurulunun sonucu
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 18-62 sayılı hükümleri ile Ceza Genel Kurulunun bunlara ilişkin sonucu aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Sanık | Özel Daire hükmü | Ceza Genel Kurulu |
|---|---|---|
| Vekâletnameli avukat | Teşebbüs aşamasında kalan rüşvet; TCK 252/1-4 ve 62 ile 2 yıl 6 ay hapis, hak yoksunluğu | Onama (oy birliği) |
| Cumhuriyet savcısı | Teşebbüs aşamasında kalan rüşvete aracılık; TCK 252/5-4 ve 62 ile 2 yıl 6 ay hapis, hak yoksunluğu | Onama (oy birliği) |
| Vekâletnamesiz avukat | CMK 223/2-e uyarınca beraat | Onama (oy çokluğu; üç üye karşı oy) |
Kurul, delillerin eksiksiz sergilendiğini, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandığını, eylemlerin doğru nitelendirildiğini ve cezaların kanuni bağlamda uygulandığını belirterek temyiz itirazlarını reddetmiştir. Karşı oy kullanan üç üye, beraat eden avukatın da teşebbüs aşamasında kalan rüşvet suçundan cezalandırılması gerektiği görüşündedir.
📜 TCK 252: teklif, reddedilme ve aracılık
Kararda kullanılan “teşebbüs aşamasında kalan rüşvet” ifadesi, genel teşebbüs hükümlerinden çok rüşvet maddesinin kendi iç yapısıyla anlaşılabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi, 6352 sayılı Kanun’la 2012 yılında yeniden düzenlenmiştir. Maddenin ilgili fıkraları şu sistemi kurar:
- Birinci fıkra: Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla bir kamu görevlisine ya da onun göstereceği kişiye menfaat sağlayan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- Üçüncü fıkra: Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
- Dördüncü fıkra: Kişinin kamu görevlisine menfaat teklif veya vaadinde bulunması, ancak bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, birinci ve ikinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
- Beşinci fıkra: Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesinde aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın müşterek fail olarak cezalandırılır.
Somut olayda teklif, soruşturma savcısı tarafından kabul edilmediği için anlaşma aşamasına ulaşmamıştır. Bu nedenle avukat hakkında birinci fıkra ile birlikte dördüncü fıkradaki yarı oranında indirim uygulanmış; teklifi soruşturma savcısına götüren meslektaşı ise beşinci fıkra uyarınca aracı olarak, yine dördüncü fıkra ile birlikte cezalandırılmıştır. Her iki sanık için TCK 62 uyarınca takdiri indirim de yapılmıştır.
Kararın dikkat çeken boyutu, aracının kendisinin de bir Cumhuriyet savcısı olmasıdır. Beşinci fıkra aracının sıfatını önemsiz saydığı için, iletilen teklifin bir meslektaştan gelmesi ne suçun niteliğini değiştirmiş ne de aracıya ayrı bir koruma sağlamıştır.
🔍 Mağdur beyanı ve iki avukat arasındaki fark
Rüşvet teklifleri çoğu zaman tanıksız ve kayıtsız yapılır; bu dosyada da mahkûmiyetin temel dayanağı teklifi alan savcının anlatımıdır. Kurul bu anlatımı değerlendirirken iki ölçüt kullanmıştır. Birincisi, mağdur ile sanık savcı arasında husumet bulunduğuna dair hiçbir iddia ileri sürülmemiş, mağdurun iftira atmasını gerektirecek bir neden de gösterilmemiştir. İkincisi, mağdurun beyanları aşamalarda tutarlıdır ve olaydan hemen sonra meslektaşlarına ve adliye yetkililerine yaptığı bildirimlerle desteklenmektedir. Sanıkların savunmaları ise dosyadaki delillerle uyumsuz ve çelişkili bulunmuştur.
Aynı odada bulunan iki avukat hakkında farklı sonuca ulaşılmasının nedeni de delil durumudur. Vekâletnamesi bulunan, teklif sırasında aktif konuşan ve tahliye ile rüşvet arasında bağ kuran avukatın fiili sabit görülmüştür. Dosyada vekâletnamesi olmayan büro arkadaşı için ise deliller, makul şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaya ve onun da suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturmaya yeterli bulunmamıştır. Özel Daire bu sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesini uygulamış, Kurul çoğunluğu bu değerlendirmeyi yerinde görmüştür.
Şüphe ilkesinin bir başka Kurul kararında sanık aleyhine sonuçlandığı örnek için ambardaki kaçak sigara ve şüphe ilkesi yazısına bakılabilir. İki karar birlikte okunduğunda, belirleyici olanın her sanık için ayrı ayrı yapılan delil değerlendirmesi olduğu görülmektedir.
❓ Merak edilen noktalar
Teklif reddedildiği hâlde neden rüşvet suçundan ceza verildi?
TCK 252/4, kişinin kamu görevlisine menfaat teklif etmesini ve bunun kabul edilmemesini ayrıca düzenlemiştir. Bu hâlde fiil cezasız kalmamakta, birinci fıkradaki ceza yarı oranında indirilerek uygulanmaktadır. Kararda bu durum “teşebbüs aşamasında kalan rüşvet” olarak adlandırılmıştır.
Teklifi ileten savcı yalnızca “haber getirmiş” sayılamaz mı?
TCK 252/5’e göre rüşvet teklifinin karşı tarafa iletilmesinde aracılık eden kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın müşterek fail olarak cezalandırılır. Kurul, savcının mağduru korumak amacıyla hareket ettiği savunmasını kabul etmemiş ve aracılık hükmünü onamıştır.
Gizlilik kararı bulunan dosyada ifade tutanakları müdafie verilemez mi?
Kararda bu konuda genel bir ilke konulmamıştır. Kurul, somut olayda istenen üç şüpheliye ait tutanakların, avukatın müvekkilinin ifadesinden önce alındığını ve bu şüphelilerin müdafileriyle bir tanışıklık bulunmadığını tespit etmiş; bu nedenle belgelerin kolayca temin edilebileceği savunmasını inandırıcı bulmamıştır.
Beraat hükmüne neden karşı oy yazıldı?
Çoğunluk, ikinci avukat yönünden delillerin mahkûmiyet için yeterli olmadığını kabul etmiştir. Üç Ceza Genel Kurulu üyesi ise bu avukatın da teşebbüs aşamasında kalan rüşvet suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Karşı oyun ayrıntılı gerekçesi yayımlanan metinde yer almamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, gizlilik kararı bulunan bir soruşturmada soruşturma savcısına iletilen ve reddedilen menfaat teklifine ilişkin tek bir dosyaya dayanır; teklifin içeriği, aracının rolü ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



