Nikâhtan Önce Mirastan Feragat – Yargıtay HGK 2025/800

Noterde imzalanan bir mirastan feragat sözleşmesi, imza anında taraflar henüz evli değilse hüküm doğurur mu? Sözleşme nikâh masasına oturmadan yalnızca 15-20 dakika önce imzalanmışsa, imzalayan kişi o anda “mirasçı” sayılmadığı için yaptığı feragat boşa mı düşer? Tokat’ta açılan bir davada ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, feragatin doğmamış bir haktan vazgeçme olduğunu kabul ederek sözleşmeyi geçersiz saymıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi buna katılmamış, yerel mahkeme direnmiş ve uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025 tarihli ve E.2024/819, K.2025/800 sayılı kararıyla, nikâhtan kısa süre önce imzalanan mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul eden Özel Daire bozma kararını benimsemiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
💍 Nikâh salonundan önce noterde imzalanan belge
Karar metnine göre mirasbırakan ile davalı kadın 02.10.2015 tarihinde evlenmiştir. Aynı gün Tokat 1. Noterliğinde, ikisi arasında “Mirastan Feragat Sözleşmesi” başlıklı bir belge düzenlenmiştir. Sözleşmeyi düzenleyen noter katibi tanık olarak dinlenmiş ve belgenin nikâh akdinden 15-20 dakika önce imzalandığını beyan etmiştir. Davacı tarafın temyiz dilekçesinden, aynı süreçte taraflar arasında bir mal ayrılığı sözleşmesi de yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mirasbırakan 31.10.2021 tarihinde vefat etmiştir. Ölümden kısa süre sonra, 17.12.2021 tarihinde Zile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/953 Esas, 2021/944 Karar sayılı kararıyla mirasçılık belgesi verilmiş ve sağ kalan eş de bu belgede mirasçılar arasında gösterilmiştir. Diğer mirasçılar bunun üzerine dava açmıştır.
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 02.10.2015 | Noterde mirastan feragat sözleşmesi; 15-20 dakika sonra nikâh |
| 31.10.2021 | Mirasbırakanın ölümü |
| 17.12.2021 | Sağ kalan eşin de mirasçı gösterildiği mirasçılık belgesi |
| 20.03.2023 | İlk derece kararı: asıl dava ret, karşı dava kabul |
| 10.12.2025 | Hukuk Genel Kurulu: direnme kararı bozuldu |
📂 Asıl dava ve karşı davadaki iddialar
Davacılar, mirasbırakanla davalı arasında yapılan feragat sözleşmesi nedeniyle davalının mirasçılık sıfatını kaybettiğini, bu durumun gizlenerek mirasçılık belgesi alındığını ileri sürmüş ve belgenin iptalini istemiştir. Davacılara göre noter senedi kesin delil niteliğindedir; miras hakkı ölümle doğduğundan mirastan feragat sözleşmeleri, “doğmamış haktan feragat edilemez” kuralının istisnasıdır.
Davalı ise iki yönlü savunma yapmıştır. Asıl davada, böyle bir belgeyi bilerek imzalamadığını, nikâhtan önce bir kısım belgelerin kendisine imzalatıldığını ve evlilik öncesi imzalanan bir sözleşmenin doğmamış haktan feragat anlamına geleceğini savunmuştur. Karşı davada ise sözleşmenin yok hükmünde olduğunun tespitini ve butlanını, terditli olarak da infisah ettiğinin tespitini istemiştir.
⚖️ Yargılamanın dört aşaması
- İlk derece mahkemesi (20.03.2023, 2021/476 E., 2023/142 K.): Noter katibinin beyanına itibar ederek sözleşmenin nikâhtan önce imzalandığını kabul etmiş; imza anında mirasçılık sıfatı bulunmayan kişiyle yapılan sözleşmenin geçerli bir feragat olmadığına, mirasçılık belgesinin ise yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Asıl dava reddedilmiş, karşı dava kabul edilmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (05.06.2023, 2023/1309 E., 2023/1512 K.): Davacıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (11.12.2023, 2023/3547 E., 2023/6122 K.): Feragatin konusunun beklenen hak olduğunu, davalının nikâhtan dakikalar önce imza atması karşısında evlilik beklentisinin yüksek bulunduğunu ve ölüm anında mirasçı sıfatını kazandığını belirterek kararı oy çokluğuyla bozmuştur.
- Direnme ve Hukuk Genel Kurulu: İlk derece mahkemesi önceki gerekçesini tekrar ederek direnmiş; direnme kararını her iki taraf temyiz etmiştir.
🏛️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi
Kurul, uyuşmazlığı tek bir soruya indirgemiştir: Evlilik akdinden kısa süre önce imzalanan mirastan feragat sözleşmesi geçerli midir? Bu soruyu yanıtlarken Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesinden hareket etmiştir. Maddeye göre mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir; feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder ve karşılıklı feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
Kurul çoğunluğunun gerekçesi şu basamaklardan oluşmaktadır:
- Feragatin konusu: Mirastan feragat eden kişi, mirasbırakan hayattayken miras hakkından değil, ölümle doğacak hakka ilişkin beklentiden vazgeçmektedir. Miras, TMK 599 uyarınca ölüm anında kazanılır.
- Zamanlama: Nikâhtan yalnızca 15-20 dakika önce imza atılmış olması, taraflar arasında evliliğin gerçekleşeceğine dair beklentinin yüksek olduğunu göstermektedir.
- Sonuç anı: Evlilik gerçekleşmiş ve davalı, mirasbırakanın ölümü anında mirasçılık sıfatını kazanmıştır. Geçerli olarak yapılmış bir feragat sözleşmesi de hüküm ve sonuçlarını zaten ölümle doğurur.
- Varılan sonuç: Davalı, “muhtemel mirasçı” sıfatıyla beklenen hakkından feragat etmiştir; sözleşme geçerlidir.
Görüşmeler sırasında karşı görüş de dile getirilmiştir. Bu görüşe göre TMK 528 kapsamındaki sözleşme ancak muhtemel mirasçı sıfatına sahip kişilerle yapılabilir; imza anında evlilik kurulmadığından davalı bu sıfata sahip değildi, evlilik beklentisi de ona bu sıfatı kazandırmaz; bu nedenle direnme kararı onanmalıdır. Kurul çoğunluğu bu görüşü benimsememiştir.
🔑 “Beklenen hak” kavramı ve muhtemel mirasçı
Kararın merkezinde, ilk derece mahkemesi ile Yargıtay arasındaki bakış farkı yer almaktadır. Yerel mahkeme, imza anındaki duruma bakmış ve o anda evli olmayan birinin mirasçı olmadığını, dolayısıyla feragat edilecek bir hakkın da bulunmadığını kabul etmiştir. Özel Daire ve Kurul çoğunluğu ise mirastan feragatin doğası gereği ileriye dönük olduğunu vurgulamıştır: Mirasbırakan hayattayken kimin mirasçı olacağı zaten kesin olarak bilinemez; evli eş dahil herkes yalnızca muhtemel mirasçıdır.
Özel Daire kararında bu düşünce bir adım daha ileri taşınmış ve feragat edenin en yakın sırada veya derecede yer almasının gerekmediği, birinci zümre mirasçısı bulunan bir mirasbırakanın ikinci zümre mirasçılarıyla da feragat sözleşmesi yapabileceği doktrine atıfla belirtilmiştir. Bu yaklaşım, “muhtemel mirasçı” kavramının dar değil geniş yorumlandığını göstermektedir.
Hukuk Genel Kurulu ise kararı daha somut bir zemine oturtmuştur: Belirleyici olgular, imzanın nikâhtan dakikalar önce atılması ve evliliğin fiilen kurulmasıdır. Kurul, nişanlılar arasında herhangi bir tarihte yapılan her sözleşme için genel bir kural koymamış; somut olaydaki zaman yakınlığını ve evliliğin gerçekleşmesini birlikte değerlendirmiştir.
Mirasçılık belgesine ilişkin farklı bir uyuşmazlıkta, belge iptali davasında Hazinenin dava açma sıfatı (aktif husumet) tartışılmıştır; bu konu Hazinenin veraset ilamı davası yazısında ele alınmaktadır. Mirasçılık belgesinin aksinin her zaman ispat edilebilen bir belge olması, feragat sözleşmesi gibi mirasçılık sıfatını etkileyen işlemlerin sonradan bu yolla ileri sürülebilmesine imkân vermektedir.
🧭 Kararın sınırları ve açık kalan noktalar
Karar, yalnızca “imza anında evli olmama” itirazını çözmektedir. Metinden anlaşılan diğer önemli noktalar şunlardır:
- Hile iddiası: Davalının hile sebebine dayanan itirazı ilk derece mahkemesince incelenip reddedilmiş, bu karar istinaf edilmediği için kesinleşmiştir. Kurul, bu yönde ne Özel Daire bozması ne de direnme bulunduğundan konuyu inceleyememiştir.
- Diğer geçersizlik sebepleri: Davalı, karşı davada ileri sürdüğü başka geçersizlik sebeplerinin incelenmediğini de temyiz etmiştir; ancak bozma sebep ve şekline göre bu itirazlar bu aşamada ele alınmamıştır.
- Vekâlet ücreti: Asıl ve karşı dava için ayrı vekâlet ücreti istemi de bozmanın niteliği gereği incelenmemiştir.
- Şekil: Mirastan feragat bir miras sözleşmesidir ve TMK 545 uyarınca miras sözleşmesinin geçerliliği resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesine bağlıdır. Somut dosyada sözleşmenin noterde düzenlendiği belirtilmiş, şekil yönünden ayrıca bir tartışma yapılmamıştır.
Dosyanın sonraki seyri de Bedesten’de yayımlanmıştır: Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2026 tarihli, E.2026/607, K.2026/511 sayılı kararına göre ilk derece mahkemesi bu kez bozmaya uyarak karar vermiş, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
❓ Merak edilen sorular
Mirastan feragat ile mirasın reddi aynı şey mi?
Hayır. Mirastan feragat, mirasbırakan hayattayken onunla yapılan bir sözleşmedir ve TMK 528’de düzenlenmiştir. Mirasın reddi ise mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçının tek taraflı beyanıyla yapılır. Bu kararda tartışılan, ölümden yıllar önce imzalanan bir feragat sözleşmesidir.
Kurul, nişanlılar arasındaki her feragat sözleşmesini geçerli mi saydı?
Karar böyle genel bir ilke koymamaktadır. Kurul, imzanın nikâhtan 15-20 dakika önce atılmasını, evlilik beklentisinin yüksek olmasını ve evliliğin fiilen gerçekleşerek davalının ölüm anında mirasçı olmasını birlikte değerlendirmiştir. Zaman aralığı veya koşulları farklı dosyalarda değerlendirme değişebilir.
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Hayır, karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı görüşe göre imza anında evli olmayan kişi muhtemel mirasçı sayılamaz ve evlilik beklentisi bu sıfatı kazandırmaz. Özel Dairenin bozma kararı da oy çokluğuyla verilmişti.
Feragat geçerli sayılınca mirasçılık belgesi kendiliğinden düzelir mi?
Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozmuş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Yeni hükmü mahkeme kurmuştur ve bu hükme yönelik temyiz incelemesi Yargıtay 7. Hukuk Dairesine bırakılmıştır. Mirasçılık belgesinin akıbeti bu yeni yargılamanın sonucuna bağlıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, miras ve aile hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, nikâhtan kısa süre önce imzalanan bir mirastan feragat sözleşmesine ilişkin tek bir dosyaya dayanır; sözleşmenin tarihi, içeriği, şekli ve tarafların durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



