Bloke Paranın İadesi ve Haciz – Yargıtay 11. HD 2026/1579

Yatırım vaadiyle veya bir başka hileyle yönlendirilen para çoğu zaman saniyeler içinde bambaşka bir kişinin banka hesabına düşer. Hesap bloke edilse bile paranın geri dönmesi kendiliğinden gerçekleşmez; arada hangi hukuki bağların bulunduğu belirleyicidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2026 tarihli, 2025/4778 E. ve 2026/1579 K. sayılı kararı, tam da bu noktada paranın iadesini geciktiren nedenin bizzat gönderenin kendi icra işlemi olabileceğini gösteriyor.
💸 Paranın Hareketi ve Tarihlerin Kronolojisi
Uyuşmazlığın çözümü, olaydaki tarihlerin sırasına bakılarak anlaşılabiliyor. Karar metninden çıkan tablo şudur: davacının dava dışı bir bankadaki hesabından 31.03.2023 tarihinde 1.181.200,00 TL, dolandırıcılık suretiyle davalı bankada hesabı bulunan dava dışı bir kişinin hesabına transfer edilmiştir. Para alıcı hesapta bloke edilmiştir.
Davacı, 13.04.2023 tarihinde bu hesaba İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca haciz uygulatmıştır. 08.06.2023 tarihli bir noter ihtarnamesi ile paranın iadesi istenmiş, davalı banka ihtarnameye cevap vermemiştir. Cumhuriyet başsavcılığının davalı bankaya hitaben yazdığı 23.08.2023 tarihli yazıda ise hesaptaki paranın bloke talebi bulunmadığı, iadesinde sakınca olmadığı bildirilmiştir.
Buna rağmen para iade edilmeyince davacı 07.09.2023 tarihinde icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur. Hesap üzerindeki haciz 29.09.2023 tarihinde yine davacı tarafından kaldırılmış ve bloke edilen para 01.10.2023 tarihinde davacıya iade edilmiştir. Yani iade, haczin kalkmasından sadece iki gün sonra gerçekleşmiştir. Kararın tüm mantığı bu iki günlük aralıkta düğümlenmektedir.
⚖️ Derece Mahkemelerinin Kararları
Davacı; itirazın iptali ile takibin devamını, %20 oranında icra inkâr tazminatını ve paranın iade edilmemesi nedeniyle uğradığı maddi zarar yönünden şimdilik 1.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir. Davalı banka ise davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, taleplerin hesap bankasına ve dava dışı hesap sahibine yöneltilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, yargılama sırasında paranın ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını kabul etmiş, HMK’nın 331. maddesi uyarınca dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmetmiştir. Gerekçesinde, davacının icra yoluyla hesaba koydurduğu haczin paranın yine davacıya iadesine engel sayılamayacağını belirtmiştir.
Bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyi kabul etmemiştir. Kararda; asıl alacak yönünden dava konusuz kalmış olsa da takibin fer’ileri, icra inkâr tazminatı, kötüniyet tazminatı ve maddi zarar talebi bakımından konusuzluktan söz edilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin bu hususları hiç değerlendirmediği tespit edilmiş; ardından taraf vekillerinin istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Yeni hükümde asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, takibin fer’ileri yönünden itirazın iptali talebinin reddine, davacının icra inkâr tazminatı ile davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
🏦 Alıcı Bankanın Hukuki Konumu
Kararda öne çıkan ilk tespit, davacı ile davalı banka arasında doğrudan bir bankacılık ilişkisi bulunmadığıdır. Davacı, davalı bankanın müşterisi değildir; parası, davalı bankanın bir müşterisinin hesabına gelmiştir. Bu nedenle davalı banka, davacı yönünden mevduat sözleşmesinden doğan bir iade borçlusu konumunda değildir.
Bölge adliye mahkemesinin kabulüne göre, davacının hesabından davalı bankadaki üçüncü kişinin hesabına giden paranın banka tarafından davacıya iade edilebilmesi için iki seçenekten biri gerekmektedir: hesap sahibi üçüncü kişinin talebi ya da bu yönde bir yargı kararı. Başsavcılığın “iadesinde sakınca yoktur” içerikli yazısı, bankaya yöneltilmiş bir talimat niteliği taşımamaktadır.
Hesaplara uygulanan uzun süreli blokelerin hak dengesi bakımından ayrıca tartışıldığı bir örnek için banka hesabına uzun süreli bloke ve mülkiyet hakkına ilişkin karar incelenebilir.
⛓️ İİK 89 Haczi İadeyi Nasıl Kilitledi?
Kararın belirleyici gerekçesi şudur: davalı banka, üzerinde İİK’nın 89. maddesi uyarınca haciz işlemi uygulanan kendi müşterisinin hesabındaki parayı, haciz alacaklısı sırf davacı olduğu için haciz kaldırılmadan doğrudan davacıya iade edemez. Banka bu parayı ancak haczin konulduğu icra dosyasına gönderebilir.
İİK’nın 89. maddesi, üçüncü kişi elindeki alacak ve taşınırlar için haciz ihbarnamesi usulünü düzenler. Haciz ihbarnamesi tebliğ edilen üçüncü kişi, bundan böyle borcu ancak icra dairesine ödeyebileceği yönünde bilgilendirilir; takip borçlusuna yapılan ödeme geçerli sayılmaz. Bu mekanizma, hacizli değerin icra dairesi dışında bir yere aktarılmasını engeller.
Sonuç olarak davacı, alacağını güvenceye almak için koydurduğu haciz nedeniyle paranın kendisine doğrudan ödenmesinin önünü fiilen kapatmıştır. Nitekim haczin kaldırıldığı 29.09.2023 tarihinden hemen sonra, 01.10.2023 tarihinde para davacıya iade edilmiştir.
🧾 İtirazın İptali ve İcra İnkâr Tazminatı Neden Reddedildi?
İtirazın iptali davası, takip tarihinde geçerli ve muaccel bir alacağın varlığını gerektirir. Kararda, icra takip tarihi olan 07.09.2023 itibarıyla davacının, bloke edilen hesap üzerine kendi koyduğu haczi kaldırmamış olması nedeniyle parayı talep etme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu tespitin doğal sonucu, takip tarihinde davalının borçlu sayılamamasıdır.
- Takip tarihinde talep edilebilir bir alacak bulunmadığından itirazın iptali talebi yerinde görülmemiştir,
- Bu nedenle takibin fer’ileri yönünden de iptal kararı verilmemiştir,
- Alacağın varlığı ortaya konulamadığından icra inkâr tazminatı koşulları oluşmamıştır,
- Davalının kötüniyet tazminatı talebi de, davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı için reddedilmiştir.
Maddi zarara ilişkin 1.000,00 TL’lik talep yönünden ise ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş; davacı vekilinin bu konuda istinaf başvurusu bulunmadığından, davalı lehine kazanılmış hak nedeniyle bu husus yeniden hüküm altına alınmamıştır. Bu ayrıntı, istinaf dilekçesinde hangi taleplerin ayrıca ileri sürüldüğünün sonuç üzerindeki etkisini göstermektedir.
🆕 Konusuz Kalan Davada Yargılama Gideri
HMK’nın 331. maddesine göre, dava konusuz kaldığında hâkim yargılama giderlerini davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir eder. İlk derece mahkemesi bu kuralı davacı lehine uygulamış; bölge adliye mahkemesi ise aynı kuralı ters yönde değerlendirerek, davacının dava açmakta haklı olmadığı sonucuna varmış ve dava değerinin tamamı üzerinden davalı lehine yargılama giderine hükmetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi kararında uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığını, HMK’nın 369/1 ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektiren nedenlerin de olmadığını belirterek, kararı HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca oy birliğiyle onamıştır. Karar 23.03.2026 tarihinde kesin olarak verilmiştir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Dolandırıcılıkla gönderilen para, alıcı hesabın bankasından doğrudan istenebilir mi?
Bu kararda, davacı ile alıcı hesabın bankası arasında doğrudan bankacılık ilişkisi bulunmadığı; paranın banka tarafından iadesi için hesap sahibi üçüncü kişinin talebinin ya da bu yönde bir yargı kararının gerektiği kabul edilmiştir.
Savcılığın “iadesinde sakınca yoktur” yazısı bankayı bağlar mı?
Karara konu olayda 23.08.2023 tarihli başsavcılık yazısında bloke talebi bulunmadığı bildirilmiş; ancak davalı taraf bu yazının talimat niteliği taşımadığını savunmuş, bölge adliye mahkemesi de hesap üzerindeki haciz nedeniyle doğrudan iadenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
Hesaba konulan İİK 89 haczi paranın iadesini engeller mi?
Kararda, üzerinde İİK’nın 89. maddesi uyarınca haciz bulunan müşteri hesabındaki paranın haciz kaldırılmadan doğrudan haciz alacaklısına iade edilemeyeceği, ancak haczin konulduğu icra dosyasına gönderilebileceği belirtilmiştir.
Dava sırasında ödeme yapılırsa yargılama giderini kim öder?
HMK’nın 331. maddesi uyarınca hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir eder. Bu dosyada bölge adliye mahkemesi, davacının dava açmakta haklı olmadığı sonucuna vararak yargılama giderlerini davalı lehine hükmetmiş, Yargıtay bu kararı onamıştır. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



