Yabancıya Açılan Hesap ve Kast – Yargıtay 11. CD 2026/4316

Yurt dışındaki bir alıcı firma, yıllardır ticaret yaptığı Türk şirketinden geldiğini sandığı bir e-posta alır: “Hesap numaramız değişti, ödemeyi bundan sonra şu hesaba yapın.” E-posta gerçek adresten gelmektedir, ancak adresin şifresi başkalarının eline geçmiştir. Ödemenin yönlendirildiği hesap ise Türkiye’de, tekstil işiyle uğraşan bir esnafın adına açılmıştır. Esnaf, hesabı kendisine güven telkin eden yabancı bir tanıdığın ricasıyla açtığını, e-posta hesabını kimin ele geçirdiğinden haberi olmadığını söyler. Hesabı açan kişi, dolandırıcılığın faili sayılmak için yeterli midir, yoksa mahkemenin önce bu kişinin neyi bilip neyi bilmediğini araştırması mı gerekir?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 21.04.2026 tarihli ve E.2021/30073, K.2026/4316 sayılı kararıyla, bilişim sistemlerinin ve banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü eksik araştırma gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur. Daire ayrıca, kabule göre de adli para cezasının hesaplanmasında ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçede hata yapıldığını belirtmiştir.
📧 “Hesap numaramız değişti” e-postası
Karara konu olay, uluslararası ticarette sıkça karşılaşılan bir yöntemin örneğidir. Kararda kabul edilen iddiaya göre olay şöyle gelişmiştir:
- Mağdur bir sanayi ve ticaret anonim şirketinin, müşterileriyle yazıştığı e-posta adresinin şifresi ele geçirilmiştir.
- Bu adres kullanılarak, mağdur şirketin Ürdün’de ticaret yaptığı firmaya mesaj yazılmış; aralarındaki ticaret nedeniyle yapılması gereken ödemenin, hesap numaralarının değiştiği bahanesiyle sanığa ait hesaba gönderilmesi istenmiştir.
- Ürdün’deki firma, durumu mağdur şirket yetkililerine e-postayla bildirmiş ve olay bu şekilde ortaya çıkmıştır.
- Kararda, dosyaya sunulan faturaya göre haksız menfaat miktarının 19.450 Dolar olarak göründüğü belirtilmiştir.
Sanık hakkında hem nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f) hem de bilişim sistemine girme (TCK m.243/1) suçlarından kamu davası açılmıştır. Ağır ceza mahkemesi nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuş; ancak Yargıtay’ın tespitine göre TCK m.243/1 kapsamında açılan dava hakkında bir karar verilmemiştir. Daire, bu konuda mahallinde her zaman karar verilmesinin mümkün olduğunu belirterek bu eksikliği ayrı bir bozma nedeni yapmamıştır.
🧾 Sanığın anlatımı ve sunduğu belgeler
Sanık aşamalardaki savunmalarında tutarlı bir anlatım ortaya koymuştur. Karar metnine yansıyan savunma özetle şöyledir:
- 25 yıldır tekstil işiyle uğraştığını, eşinin adına açılıp kendisinin işlettiği butik dükkânına Nijeryalı olarak tanıdığı bir kişinin geldiğini,
- bu kişinin ürünlerini yurt dışına pazarlamayı ve müşteri getirmeyi teklif ettiğini, bir süre güvenini kazandığını,
- yabancı olduğu için kendi adına hesap açamadığını söyleyerek yurt dışından gelecek müşteri paraları için hesap açılmasını istediğini ve suça konu hesabın bu nedenle açıldığını,
- hesaba iki kez gelen parayı bu kişiye verdiğini, daha sonra telefonla aranarak para yatıranların kara para aklama şebekesi olduğunun söylendiğini, bunun üzerine bu kişiye ulaşmaya çalıştığını ancak ulaşamadığını,
- şikâyete konu olayı ve mağdur şirketi hiç bilmediğini.
Savunmayı yalnızca sözlü beyan olarak bırakmayan bazı olgular da dosyada yer almaktadır. Karara göre sanık, 20.11.2014 tarihli bir şikâyet dilekçesiyle hesabını kullanan kişilerden kendisi şikâyetçi olmuştur. Mağdur şirketin şikâyeti ise bundan bir gün sonra, 21.11.2014 tarihinde yapılmıştır. Sanık ayrıca banka ile yaptığı yazışmaların çıktılarını ve hesabı açmasını isteyen kişiye ait birçok fotoğrafı dosyaya sunmuş; tanık olarak dinlenen kişiler de savunmayı doğrulamıştır.
⚖️ Yargıtay neden bozdu?
Daire, mahkûmiyet hükmünü öncelikle eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Kararın mantığı şudur: Sanığın savunması belgelerle ve tanık anlatımlarıyla desteklendiğine göre, mahkemenin bu savunmayı çürütecek ya da doğrulayacak somut verileri toplamadan mahkûmiyet kararı vermesi yerinde değildir.
Nitelikli dolandırıcılık kasıtlı bir suçtur. Bir kişinin adına açılmış hesaba suç gelirinin gelmesi, o kişinin hileli davranışa iştirak ettiğini kendiliğinden göstermez; somut olayda mahkeme, bu bağı kuracak teknik araştırmayı yapmadan hüküm kurmuştur.
Benzer bir ayrım, sitede daha önce değerlendirilen bahis vaadinde aracı hesap sahibine ilişkin kararda da öne çıkmıştı. Hesap sahibinin konumunun her dosyada ayrı ayrı değerlendirildiği görülmektedir. E-posta yazışmasının ele geçirilmesi yönteminin bankanın hukuki sorumluluğu bakımından nasıl ele alındığı ise e-postayla sahte SWIFT talimatı yazısında incelenmiştir.
🔍 Araştırılması istenen üç olgu
Yargıtay, bozma kararında yerel mahkemenin hangi olguları tespit etmesi gerektiğini açıkça saymıştır:
- IP numarası: Suça konu e-posta hesabını kıran IP numarasının araştırılması ve bu numaranın sanıkla bir bağlantısının bulunup bulunmadığının tespiti.
- Hesabın açılış ve kullanım süresi: Sanığın hesabını ne zaman açtığının ve ne kadar süreyle kullandığının belirlenmesi.
- Kapatma talebi: Olaydan sonra sanığın hesabın kapatılması yönünde bir talebinin bulunup bulunmadığının tespiti.
Bu üç olgunun ortak noktası, sanığın kastının dış dünyadaki izlerini aramasıdır. E-posta hesabına giriş sanığın bağlantısından yapılmışsa, savunmanın inandırıcılığı ciddi biçimde sarsılacaktır. Teknik iz sanığa ulaşmıyor ve sanık olaydan sonra hesabı kapattırmaya çalışmışsa, savunmanın diğer delillerle birlikte yeniden tartılması gerekecektir.
Daire, sonucu kendisi belirlememiş; bu araştırmalar yapıldıktan sonra “sonucuna göre” sanığın hukuki durumunun tespit edilmesini istemiştir. Karar, beraat yönünde bir tespit içermemektedir.
📐 Kabule göre bozma: HAGB ve adli para cezası
Daire, “kabule göre de” başlığı altında iki ayrı hukuka aykırılığa daha işaret etmiştir. Bunlar, yeniden yapılacak yargılamada mahkûmiyet sonucuna ulaşılsa bile düzeltilmesi gereken hususlardır.
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: Yerel mahkeme gerekçesinde, sanığın daha önce CMK m.231/5’ten yararlandığı için bu kurumun yeniden uygulanmadığını belirtmiştir. Oysa Yargıtay’ın tespitine göre sanığın sabıka kaydında daha önce verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmamaktadır. Dosyadaki kayıtla çelişen bir gerekçeye dayanılarak HAGB değerlendirmesinin dışlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Adli para cezasının alt sınırı: TCK m.158/1’in son cümlesine göre (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Somut olayda haksız menfaat, dosyaya sunulan faturaya göre 19.450 Dolar olarak görünmektedir. Yargıtay, mağdur şirkete durum açıklattırılarak menfaat miktarının kesin olarak tespit edilmesini, suç tarihindeki kura göre zarar miktarının belirlenmesini ve adli para cezasının buna göre hesaplanmasını istemiştir. Mahkemenin temel günü 5 gün olarak belirlemesi eksik ceza tayini sayılmıştır.
🆕 TCK m.158/4: hesap kullandırmaya özel indirim
Karar 21.04.2026 tarihlidir; ancak hesabını başkasına kullandıran kişilerin ceza sorumluluğu bakımından kısa süre sonra önemli bir yasal değişiklik yapılmıştır. 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e dördüncü fıkra eklenmiştir. Fıkranın metni şöyledir:
“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Yeni düzenleme iki ayrı soruyu birbirinden ayırmayı gerektirir:
- İştirak var mı? İndirim, hesap sahibinin dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edildikten sonra devreye girer. İncelenen kararda Yargıtay’ın araştırılmasını istediği konu tam da bu ilk sorudur: Hesap sahibinin kastı ispatlanamıyorsa, ortada indirim uygulanacak bir iştirak de yoktur.
- Katkı yalnızca hesap vermekle mi sınırlı? Fıkra, iştirakin hesabın veya ödeme aracının kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçları başkasına vermekle sınırlı kaldığı durumu düzenler. Hesap sahibi e-posta hesabının ele geçirilmesinde ya da mağdurla yazışmada da rol almışsa, katkı bu sınırı aşmış olur.
Fıkra, aracı kurum ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça kapsamaktadır. Bozma sonrası yeniden yapılacak yargılamalarda, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve failin lehine olan hükümlerin TCK m.7/2 çerçevesinde değerlendirilmesi genel bir kuraldır; yeni fıkranın somut dosyaya etkisi ise ancak iştirakin ve katkının niteliğinin belirlenmesinden sonra ortaya çıkacaktır. Hesap kullandırma konusunun yargılamanın yenilenmesi boyutu için hesap kullandıranda CMK 311 yazısına da bakılabilir.
💬 Sık sorulanlar
Adına açılmış hesaba dolandırıcılık parası gelen kişi otomatik olarak fail sayılır mı?
Hesap sahibinin mağdurdan önce şikâyette bulunması neden önemli görüldü?
Dövizle elde edilen menfaatte adli para cezası nasıl hesaplanır?
7589 sayılı Kanun'la eklenen TCK m.158/4 bu tür dosyalarda ne değiştirir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar incelemelerine Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar metninde taraf ve kişi adları anonimdir; yazıda da kişi bilgisine yer verilmemiştir. Bozma kararı sanığın suçsuz olduğuna dair bir tespit içermemekte, yalnızca eksik araştırmaya ve ceza hesabındaki hatalara işaret etmektedir. Yeniden yapılacak yargılamada farklı bir sonuca ulaşılabilir; benzer görünen dosyalarda delil durumu sonucu belirler. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



