Emsal Kararlarİş Hukuku

18 Yaş Öncesi Çalışmanın Tespiti – Yargıtay HGK 2026/330

Kapalı çarşıdaki bir dükkânda tezgâhtar olarak çalışan bir genç, işe on üç yaşında başladığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna ilk bildiriminin on sekiz yaşını doldurduğu gün yapıldığını ileri sürer. Kanun, 18 yaşından önce başlayan sigortalılığı zaten 18 yaşın doldurulduğu tarihte başlamış sayar. O hâlde çalışmanın gerçekte hangi gün başladığını araştırmak neden hâlâ önemlidir ve mahkeme bu tarihi yalnızca “tarihi tam hatırlamıyorum” diyen tanıklara dayanarak belirleyebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/19, K.2026/330 sayılı kararıyla, hizmet tespiti davasında işe başlama tarihi konusunda yeterli araştırma yapılmadan verilen direnme kararını bozmuştur. Genel Kurul, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma kararında gösterilen araştırmalara ek olarak, belirli bordrolu çalışanların dinlenmesini ve işçinin daha önce açtığı işçilik alacağı dosyasının getirtilmesini de istemiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Davacı, davalıya ait işyerinde 15.06.2011’de tezgâhtar olarak işe başladığını, Kuruma ise 01.04.2015’ten itibaren bildirildiğini ileri sürerek hizmet tespiti istemiştir. İlk derece mahkemesi çalışmanın 15.06.2011’de başladığını, ancak 5510 sayılı Kanun m.38 gereği sigorta başlangıcının 18 yaşın doldurulduğu 01.04.2015 olduğunu tespit etmiştir. 10. Hukuk Dairesi işe başlama tarihinin yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, esas alınan tanık beyanlarının başlangıç tarihi bakımından yetersiz olduğunu, bir tanığın anlatımının ise bu tarihle çeliştiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

🧒 Davacının iddiası ve talepleri

Davacı asıl, dava dilekçesinde davalıya ait işyerinde on üç yaşında çalışmaya başladığını, sigortasının ise on sekiz yaşında yapıldığını belirtmiştir. Anlatımına göre işyerinin önceki sahibi vefat etmiş, işyeri onun yeğeni olan davalıya geçmiş ve davacı yeni işverenle yaşanan anlaşmazlık sonucunda işten ayrılmak zorunda kalmıştır.

Davacı vekili 08.10.2018 tarihli dilekçesinde talebi şu şekilde somutlaştırmıştır:

  • Davacı 15.06.2011’de tezgâhtar olarak işe başlamış, 22.08.2015’e kadar sigortasız çalıştırılmıştır.
  • 09.07.2016-16.01.2017 arası dışında çalışma aralıksız ve kesintisiz sürmüştür.
  • Aylık ücret 2.800,00 TL olduğu hâlde prime esas kazanç asgari ücret üzerinden bildirilmiştir.
  • Sigorta başlangıç tarihinin 15.06.2011 olarak tespiti, yatırılmayan primlerin yatırılması ve gerçek ücretin prime esas kazanç olarak tespiti istenmiştir.

Davalı işveren, çalışma süresinin Kuruma bildirildiğini ve primlerin ödendiğini savunmuştur. Davaya fer’î müdahil olarak katılan Sosyal Güvenlik Kurumu ise Kurum kayıtlarının aksinin ve iddia edilen ücretin somut delillerle ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

🏛️ Mahkeme, istinaf, bozma ve direnme

Dosya, Hukuk Genel Kuruluna gelene kadar dört aşamadan geçmiştir:

AşamaSonuç
İş Mahkemesi, 22.12.2020, E.2018/391 K.2020/393Kısmen kabul: 15.06.2011-23.07.2018 arası (09.07.2016-16.01.2017 hariç) asgari ücretle çalışma; sigorta başlangıcı 01.04.2015
Bölge Adliye Mahkemesi, 09.11.2022, E.2021/587 K.2022/2541Davacı ve Kurumun istinaf başvuruları esastan ret
Yargıtay 10. HD, 09.02.2023, E.2023/628 K.2023/1055Bozma: işe başlama tarihi yeterince araştırılmamış
İş Mahkemesi, E.2023/1111 K.2024/137Direnme

İlk derece mahkemesi, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabileceğini, ancak prime esas ücret iddiasının yazılı delil gerektirdiğini kabul etmiştir. Bordrolar ve hizmet cetvelinde kazancın asgari ücret üzerinden bildirildiği, davacının yazılı belge ya da delil başlangıcı sunamadığı için ücret yönünden tanık anlatımlarının dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Böylece gerçek ücret talebi reddedilmiş, çalışma süresi ise tanık beyanlarına dayanılarak kabul edilmiştir.

Direnme kararında mahkeme, işe başlama tarihinin prim gün sayısı bakımından önem taşıdığını kabul etmekle birlikte, sigorta başlangıcı olarak 18 yaşın doldurulduğu tarihin esas alındığını, üç tanığın çalışma süresine ilişkin beyanda bulunduğunu, Kurum yazışmaları, bilirkişi raporu ve aradan geçen süre dikkate alındığında önceki kararın isabetli olduğunu belirtmiştir. Direnme kararını yalnızca Kurum vekili temyiz etmiş; çalışma olgusunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

📎 Karar metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; işyeri adresi ve sicil numarası gibi bilgiler çıkarılmıştır.

🔢 18 yaş kuralı neden tarihi önemsiz kılmıyor?

İlk derece mahkemesinin dayandığı 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesinin ikinci fıkrası iki ayrı sonuç öngörür:

  1. 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir.
  2. Bu tarihten önceki süreler için ödenen primler prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilir.

Dolayısıyla 18 yaşından önceki çalışma, sigortalılık süresinin başlangıcını geri götürmese de prim gün sayısını etkiler. Direnme kararında da işe başlama tarihinin prim gün sayısı bakımından önem taşıdığı açıkça kabul edilmiştir. Davacının iddiası doğru kabul edilirse, 15.06.2011 ile 01.04.2015 arasındaki yaklaşık dört yıllık dönem hizmet olarak tespit edilecek ve bu süreye ilişkin prim yükümlülüğü gündeme gelecektir. Bu nedenle işe başlama tarihinin hangi delillere dayanılarak belirlendiği, uyuşmazlığın çekirdeğini oluşturmuştur.

Hizmet tespiti davaları 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 9. fıkrasına dayanır. Bu hüküm, bildirimi yapılmayan veya Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla çalışmalarını ispatlayabileceklerini düzenler. Bildirim öncesi sigortasız çalışmada bu beş yıllık sürenin nasıl uygulandığına ilişkin bir başka Genel Kurul kararı için bildirim öncesi sigortasız çalışma yazısına bakılabilir.

🔍 Hizmet tespitinde kendiliğinden araştırma

Genel Kurul, kararın gerekçesinde hizmet tespiti davalarına ilişkin yerleşik ilkeleri ayrıntılı biçimde hatırlatmıştır:

  • Kanundaki koşulların oluşmasıyla çalıştırılanlar kendiliğinden sigortalı sayılır (5510 m.4 ve m.92); ancak sigortalılık için fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı zorunludur.
  • Hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirir; taraflarca hazırlama ilkesi değil kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır ve ispat yükü bir tarafa yüklenemez.
  • İşyeri dosyaları, Kurum kayıtları, ücret bordroları ve varsa müfettiş raporları getirtilmelidir.
  • İşyerinin yönetici ve çalışanları ile komşu ve yakın işyerlerinde çalışanlar kolluk aracılığıyla belirlenip dinlenmelidir.
  • Tanıklara çalışmanın konusu, sürekli mi kesintili mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve ücret sorulmalı; bilgiye nasıl vakıf oldukları ve yıllar öncesine ait bilgiyi nasıl hatırladıkları değerlendirilmelidir.
  • Tanıkların ilgili tarihte o işyerinin veya komşu işyerinin sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları Kurumdan sorulmalıdır.
  • İşverenin çalışmayı kabul ya da reddetmesi tek başına hukuki sonuç doğurmaz.

Genel Kurul, bu ilkelerin daha önce de 2025/94, 2024/462, 2023/853, 2022/1475 ve 2021/640 karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararlarında benimsendiğini belirtmiştir. Kısmi süreli çalışmada hizmet tespitinin nasıl değerlendirildiğine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için ayda 8 günlük sözleşmede hizmet tespiti yazısı incelenebilir.

🗣️ Tanık beyanları neden yetersiz bulundu?

Mahkeme, çalışmanın 15.06.2011’de başladığını tanık anlatımlarına dayanarak kabul etmişti. Genel Kurul ise bu anlatımları tek tek ele almıştır:

TanıkBeyanın özüGenel Kurulun değerlendirmesi
Birinci tanıkDavacının fiilen çalıştığını, ancak başlangıç ve çıkış tarihlerini hatırlamadığını söylemiştir.Başlangıç tarihi bakımından yetersiz
İkinci tanıkDavacının kesintisiz çalıştığını, ancak yılları tam olarak bilmediğini belirtmiştir.Başlangıç tarihi bakımından yetersiz
Üçüncü tanıkDavacının, kendisinin işe başlamasından yaklaşık 4-6 ay sonra çalışmaya başladığını söylemiştir.Tanığın işe başlangıcı 09.06.2012 olduğundan, 15.06.2011 kabulüyle çelişmektedir

Üçüncü tanığın anlatımı özellikle dikkat çekicidir. Tanık 09.06.2012’de işe başlamış ve davacının kendisinden 4-6 ay sonra geldiğini söylemiştir. Bu beyan esas alındığında davacının işe başlangıcı 2012 yılının sonlarına denk gelmekte, mahkemenin kabul ettiği 15.06.2011 tarihiyle bağdaşmamaktadır. Genel Kurul, bu nedenle mahkeme kabulünün eksik araştırma ve incelemeye dayandığı sonucuna varmıştır.

Karar, çalışma olgusunun kendisinin değil, çalışmanın başlangıç tarihinin ispatı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Tanıkların davacının o işyerinde çalıştığını doğrulaması, hangi tarihte işe başladığının da ispatlandığı anlamına gelmemiştir. Özellikle çocuk yaşta ve bildirimsiz başlayan çalışmalarda, aradan geçen yıllar tanıkların tarih konusundaki bilgisini zayıflatabilmekte; Genel Kurulun da vurguladığı gibi, uzun yılları kapsayan bilgilerin hafızada nasıl korunduğu ayrıca sorgulanmaktadır.

🧭 Genel Kurulun istediği ek araştırmalar

Genel Kurul, direnme kararını yalnızca Özel Daire bozma kararındaki gerekçelerle değil, ilave gerekçe ve nedenlerle bozmuştur. Yeniden yapılacak yargılamada şu adımlar gösterilmiştir:

  1. Sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişilerin, özellikle uyuşmazlık döneminde çalışmaya başladığı görünen iki kişinin somut ve ayrıntılı bilgi ve görgülerine başvurulması.
  2. İşyeri kapalı çarşıda faaliyet gösterdiğinden yeteri kadar komşu işyeri tanığının belirlenip dinlenmesi.
  3. Sonradan dinlenen tanıklarla önceki tanıkların beyanları arasında çelişki çıkarsa bu çelişkinin giderilmeye çalışılması.
  4. Davacı vekilinin işçilik alacakları için açıldığını belirttiği İstanbul 14. İş Mahkemesinin 2018/438 Esas sayılı dosyasının getirtilmesi.
  5. Toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi.

İşçilik alacağı dosyasının getirtilmesi istemi, aynı çalışma ilişkisine dair farklı davalarda toplanan delillerin hizmet tespiti bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Kapalı çarşı gibi birbirine bitişik çok sayıda işyerinin bulunduğu bir ortamda, komşu esnafın ve çalışanlarının tanıklığı da Genel Kurulca özellikle önemsenmiştir.

Kararda, ilk derece mahkemesinin prime esas gerçek ücret talebini yazılı delil yokluğu nedeniyle reddetmesi temyiz incelemesinin konusu olmamıştır; direnme kararını yalnızca Kurum vekili temyiz etmiş, uyuşmazlık işe başlama tarihi ile sınırlı kalmıştır.

❓ Merak edilenler

18 yaşından önce yapılan çalışma hiç sayılmaz mı?

5510 sayılı Kanun m.38/2’ye göre 18 yaşından önce sigortalı olanların sigortalılık süresi 18 yaşın doldurulduğu tarihte başlamış kabul edilir; ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen primler prim ödeme gün sayısına dahil edilir. Kararda da işe başlama tarihinin prim gün sayısı bakımından önem taşıdığı kabul edilmiştir.

Genel Kurul davacının o işyerinde çalışmadığını mı söyledi?

Hayır. Genel Kurul, işe başlama tarihi konusunda yeterli araştırma yapılmadığını belirtmiş; davacının 01.04.2015 öncesinde çalışıp çalışmadığı ve hangi tarihte başladığı konusunda ek tanık dinlenmesini ve başka bir dosyanın getirtilmesini istemiştir. Sonuç, yeniden yapılacak yargılamaya bırakılmıştır.

İşverenin çalışmayı kabul etmesi yeterli olur mu?

Genel Kurulun hatırlattığı ilkeye göre hizmet tespiti davalarında işverenin çalışma olgusunu kabul ya da reddetmesi tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Kendiliğinden araştırma ilkesi gereği mahkemenin delilleri kendisinin toplaması gerekir.

Gerçek ücretin tespiti talebi ne oldu?

İlk derece mahkemesi, prime esas ücret iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini, davacının yazılı belge ya da delil başlangıcı sunamadığını belirterek bu talebi reddetmiştir. Direnme kararını yalnızca Kurum vekili temyiz ettiğinden Genel Kurulun incelemesi işe başlama tarihi meselesiyle sınırlı kalmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, işe başlama tarihi tartışmalı bir hizmet tespiti davasında verilen tek bir direnme bozmasına dayanır; dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Tanık durumu, işyeri kayıtları ve çalışma dönemi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu