Ödünç Dediği Para Ortaklık mı? – İzmir BAM 21. HD 2026/1515

Yurt dışında yaşayan ve Alman vatandaşı olan bir kişi, 2019 yazında Türkiye’deki tatili sırasında bir medikal malzeme dükkânının 300.000 TL’ye devralınabileceği ve bunun “çok kârlı bir yatırım” olacağı söylenerek ikna edildiğini ileri sürer. Euro cinsinden ödemeler yapılır, ancak şirket karşı tarafın adına kurulur. Aynı paralar için önce “borç verdim” diyerek iki ayrı alacak davası açılır; sonra bu kez “ben ortaktım” denilerek adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesi istenir. Aynı para, bir dosyada ödünç, diğerinde ortaklık sermayesi olabilir mi?
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 07.07.2026 tarihli ve E.2026/361, K.2026/1515 sayılı kararıyla, adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesi davasını reddeden İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına karşı davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, gerekçesinde özellikle alacak miktarı dikkate alındığında davacının tanık deliline dayanmasının usulen mümkün olmadığını vurgulamıştır.
✈️ Tatilde gelen devir teklifi ve üç ödeme
Dava dilekçesine göre davalı, Ağustos 2019’da tatil için Türkiye’de bulunan davacıya, İzmir Konak’ta bir medikal malzeme dükkânının 300.000 TL’ye devredileceğini ve işletmenin devralınması hâlinde bunun çok kârlı bir yatırım olacağını belirterek teklif sunmuştur. Davacı, ödemelerin şu şekilde yapıldığını ileri sürmüştür:
| Ödeme | Tutar | Davacının anlatımı |
|---|---|---|
| Elden ödeme | 15.000 Euro | Nakit olarak verildi |
| 28.08.2019 havalesi | 15.000 Euro | Davacının arkadaşına ait yurt dışındaki hesaptan gönderildi |
| 11.09.2019 havalesi | 9.994 Euro | Davalıya iletilmek üzere davalının eşinin hesabına, davacının annesi tarafından gönderildi |
Davacıya göre bu ödemeler, o tarihlerdeki kurlarla devir bedeli olan 300.000 TL’ye denk gelmektedir. Davacı, karşılığında medikal malzeme işinde ortak olacağının konuşulduğunu, ancak davalının, davacının Türkiye’de adresinin bulunmaması ve yabancı ülke vatandaşı olması gibi gerekçeleri öne sürerek şirketi kendi adına açtığını ileri sürmüştür. Dilekçede, davalının taraflar arasındaki akrabalık ve aile ilişkilerinden, davacının yurt dışında yaşamasından ve süreci bilmemesinden yararlandığı, ortaklık faaliyetleri sürmesine rağmen hesapların netleştirilmediği de belirtilmiştir.
Davacı bu nedenlerle taraflar arasındaki adi ortaklığın tespitini, ortaklık faaliyetlerinden doğan alacaklarının tahsilini ve adi ortaklığın tasfiyesini istemiştir. Dava 18.03.2025 tarihinde açılmıştır.
📂 Aynı paralar için açılan önceki davalar
Davalı tarafın cevabında aktarılan bilgilere göre, davacı aynı ödemeler için daha önce iki ayrı yargı yoluna başvurmuştur:
- İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi (2021/234 E., 2023/84 K.): Davacı, nakit para ile Euro havalelerini davalıya borç olarak verdiğini ileri sürerek 170.000 TL bakiye alacağın, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000 TL’lik kısmının tahsilini istemiştir. Davalının beyanına göre bilirkişi incelemesinde alacak 24.412,76 TL olarak tespit edilmiş, davacı talebini artırmadığından mahkeme 1.000 TL yönünden kesin karar vermiş ve bu tutar ödenmiştir.
- İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi (2023/399 E.): Davacı, 28.07.2023 tarihli noter ihtarnamesinde davalıya gönderilen toplam 25.000 Euro “borçtan” 20.000 Euro’nun ödenmediğini bildirmiş; ardından bakiye 20.000 Euro’nun şimdilik 100 Euro’luk kısmı için dava açmıştır.
Eldeki davada ise aynı paralar, bu kez ortaklık sermayesi olarak nitelendirilmiştir.
🛡️ Davalının savunması: ikrar ve kesin hüküm
Davalı vekili, davanın reddini istemiş ve şu noktaları öne sürmüştür:
- Önceki dosyada verilen kesin karar, taraflar arasındaki ilişkinin belirlenmesi bakımından kesin delil niteliğindedir ve aksi ispat edilemez.
- Davacının önceki davalarda paranın ödünç verildiğini ileri sürmesi, mahkeme içi ikrar niteliğindedir.
- Kararda belirtilen 1.000 TL’nin ödenmiş olması, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını göstermektedir.
- Banka havalesi borç verme değil, borç ödeme aracıdır; davacı iddiasını ispatlamak zorundadır.
HMK m.188’e göre tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. Ancak Dairenin kısa gerekçesinde ikrar ve kesin hüküm savunmalarına ayrıca yer verilmemiş; sonuca, delillerin değerlendirilmesi ve tanık deliline ilişkin usul kuralı üzerinden ulaşılmıştır.
🏛️ İlk derece mahkemesi ve Dairenin kararı
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 03.12.2025 tarihli ve 2025/251 Esas, 2025/1079 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Davacının istinaf dilekçesindeki anlatıma göre ilk derece mahkemesi, ret gerekçesinde davacının daha önce açtığı davalara dayanmıştır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; önceki davalarda da asıl amacın adi ortaklığın paydaşı olmak olduğunu, yapılan yatırımların şirkete sermaye olarak alınıp kullanıldığını, şirket defterleri getirtilip bilirkişi incelemesi yapılsaydı bunun ispatlanabileceğini, bildirilen tanıkların dinlenmemesinin hukuka aykırı olduğunu ve eksik araştırmayla karar verildiğini ileri sürmüştür.
Daire, HMK m.355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı inceleme yapmış ve şu tespitlerle istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiştir:
- Hukuki nitelendirme, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak yapılmıştır.
- Taraf delilleri toplanmış ve usulüne uygun olarak değerlendirilmiştir.
- İddia ve savunmalar tartışılarak gerekçeli karar oluşturulmuş, uygulanacak mevzuat doğru belirlenmiştir.
- Özellikle alacak miktarı dikkate alındığında, davacının tanık deliline dayanması usulen olanaklı değildir.
Karar oybirliğiyle verilmiş, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık bırakılmıştır. Davacıdan 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL mahsup edilerek bakiye 116,60 TL’nin alınmasına hükmedilmiştir.
📜 Senetle ispat kuralı ve tanık delili
Dairenin gerekçesindeki belirleyici cümle, tanık deliline ilişkindir. HMK m.200’e göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunda belirlenen ve her yıl yeniden değerleme oranında güncellenen sınırı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu kural hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebileceğini düzenler.
Kanun bu kurala bazı istisnalar da tanımıştır:
- Delil başlangıcı (HMK m.202): İddia konusu işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş bir belge varsa tanık dinlenebilir.
- Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları (HMK m.203): Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler; senede bağlanmaması teamül olan işlemler; irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddiaları gibi hâllerde tanık dinlenebilir.
Eldeki kararda bu istisnaların somut olaya uygulanıp uygulanmadığı ayrıca tartışılmamıştır. Daire, 300.000 TL tutarındaki iddia bakımından tanık deliline dayanılamayacağı sonucuna ulaşmış ve ilk derece mahkemesinin tanık dinlememesini usule aykırı bulmamıştır.
🤝 Ödünç mü, ortaklık mı?
TBK m.620’ye göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Ödünç ilişkisinde ise verilen paranın geri ödenmesi borcu söz konusudur; para verenin işletmenin kâr ve zararına katılması beklenmez. Bu iki ilişki, aynı ödeme için birbirini dışlayan sonuçlar doğurur.
Karardan çıkan tablo şudur:
- Davacı aynı paraları önce iki ayrı dosyada ödünç olarak nitelendirmiş, bunlardan birinde kısmi talep yönünden kesin karar verilmiş ve hükmedilen tutar ödenmiştir.
- Sonradan açılan ortaklık davasında, ortaklık iradesini gösteren yazılı bir belge bulunduğuna ilişkin kararda bir tespit yer almamaktadır; davacı ortaklığı tanık ve şirket defterleri üzerinden ispatlamayı istemiştir.
- Daire, ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesini dosya kapsamına uygun bulmuş ve davacının istinaf itirazlarını yerinde görmemiştir.
Yatırım amacıyla gönderilen paranın sonradan nasıl nitelendirileceğine ilişkin farklı açılardan verilmiş kararlar için yatırım savunması ve borç dekontu ile kripto yatırımı ve bono yazılarına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Daire önceki davadaki ödünç beyanını ikrar olarak mı değerlendirdi?
Dairenin gerekçesinde bu konuda ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır. İkrar ve kesin delil savunmaları davalı tarafından ileri sürülmüş; Daire ise nitelendirmenin ve delil değerlendirmesinin doğru yapıldığını, tanık deliline dayanılamayacağını belirterek sonuca ulaşmıştır.
Şirket defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi neden yapılmadı?
Davacı istinafta bu eksikliği ileri sürmüş, ancak Daire, taraf delillerinin toplanarak usulüne uygun değerlendirildiğini ve ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığını kabul etmiştir. Gerekçede bilirkişi incelemesine ayrıca değinilmemiştir.
Kararda akrabalık ilişkisi tanık yasağı bakımından tartışıldı mı?
Hayır. Dava dilekçesinde taraflar arasındaki akrabalık ve aile ilişkilerinden söz edilmekle birlikte, HMK m.203’teki istisnaların somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı Dairenin gerekçesinde ele alınmamıştır.
Karar kesinleşti mi?
Kararın yayımlandığı kaynakta “kesinleşmedi” kaydı bulunmaktadır. Daire, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolunu açık bırakmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Önceki davalara ilişkin bilgiler, kararda davalı tarafın cevabında aktarıldığı kadarıyla verilmiştir. Değerlendirme tek bir istinaf kararına dayanır; karara karşı temyiz yolu açık bırakılmıştır. Ödemelerin belgelenme biçimi, taraflar arasındaki ilişki ve deliller farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



