Aracı Hesaba Davada Arabuluculuk – Adana BAM 9. HD 2025/586

İnternette “finans piyasalarında aracılık” reklamı gören bir şirket, işlem yapmak için IBAN ister; kendisine verilen hesap ise reklamdaki firmaya değil, hiç tanımadığı bir inşaat şirketine aittir. Para gönderilir, karşı taraftaki kişiler kısa süre sonra telefonları engeller ve ortadan kaybolur. Bundan sonra hesabına para giden şirkete karşı açılan alacak davası, çoğu zaman paranın kime ve neden gönderildiği tartışmasıyla sürer. Bu dosyada ise dava, o tartışmaya hiç gelmeden kapanmıştır. Çünkü iki şirket arasındaki bu uyuşmazlık ticari dava sayılmış ve davadan önce arabulucuya gidilmemişti.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 09.04.2025 tarihli ve E.2025/147, K.2025/586 sayılı kararıyla, arabuluculuk dava şartı yokluğundan verilen usulden ret kararına karşı davacı şirketin istinaf başvurusunu HMK 353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiş; karar, HMK 362/1-a gereğince kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
📲 Reklam, IBAN ve kaybolan muhataplar
Davacı, yem ve plastik ürünleri alanında faaliyet gösteren bir limited şirkettir. Dava dilekçesinde aktarılan olaylar şöyledir:
- Dava dışı bir internet sitesi, finans piyasasında aracılık hizmeti verdiğine dair reklamlarla müşteri çekmiştir.
- Davacı şirket, kendisiyle görüşen “firma yetkilisine” güvenerek işlem yapmaya başlamıştır.
- Davacıya göre finans piyasalarında işlem yapan şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulundan izin alması gerekirken bu kişiler izin almamış, toplanan parayla hiçbir işlem yapmamış, yalnızca işlem yapılıyormuş gibi göstermiştir.
- İşlem yapmak üzere IBAN istendiğinde, davalı inşaat şirketine ait banka hesabı paylaşılmış; davacı bu hesaba 10.000,00 TL göndermiştir.
- Sonrasında karşı taraftaki kişiler ortadan kaybolmuş, davacının telefonlarını engellemiştir. Davacı, Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.
Davacı, hesabına para gönderilen ve kanuni temsilcisi dava dilekçesinde ayrıca anılan davalı şirketten, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL’nin 27.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle tahsilini istemiştir. Karar başlığında davanın konusu “Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)” olarak gösterilmiştir.
🛡️ Hesap sahibi şirketin savunması
Davalı şirket hem usule hem esasa ilişkin itirazlar ileri sürmüştür:
- Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yargı çevresi dışında kaldığını,
- Davacının açıklama yazarak gönderdiği havalenin bir borç ödemesi olduğunu ve aksinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini,
- Forex iddialarını kabul etmediğini, davalı şirketin hileli davranışta bulunduğuna dair somut delil olmadığını,
- Davacının dava dilekçesinde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bu savunmalar, aracı hesap sahibine karşı açılan davalarda sıkça karşılaşılan ispat tartışmalarını yansıtır. Ancak dosyada bu tartışmaların hiçbiri esas yönünden değerlendirilmemiştir; uyuşmazlık bir dava şartında düğümlenmiştir.
⚖️ Asliye ticaret ve bölge adliye mahkemesi kararları
İlk derece mahkemesi (asliye ticaret, 10.12.2024): Dosya, bir asliye hukuk mahkemesinin kararıyla asliye ticaret mahkemesine gönderilmiştir. Mahkeme, 7445 sayılı Kanunla 01.09.2023’ten itibaren yürürlüğe giren düzenleme de dahil olmak üzere TTK 5/A hükmünü değerlendirmiş; ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu belirtmiştir. Dava dilekçesi ve eklerinde arabuluculuk başvurusuna ilişkin herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığından davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.
İstinaf sebepleri: Davacı; ihtiyati haciz aşamasında verilen kararlara, davanın önce asliye hukuk mahkemesinde açılmış olmasına ve dosyanın sonradan asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine dayanmıştır. Davacıya göre görevli olarak belirlenen asliye ticaret mahkemesi, taraflara arabuluculuk için süre vermeden usulden ret kararı veremezdi.
Adana BAM 9. Hukuk Dairesi: Daire, incelemeyi HMK 355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı yapmış ve şu tespitlere dayanmıştır:
- Tacir niteliğini haiz tüzel kişiler arasındaki bu uyuşmazlık, asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gereken bir ticari davadır.
- TTK 5/A uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
- 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulup sonuç alınamadığına dair son tutanağın mahkemeye sunulması gerekir.
- Arabuluculuk dava şartı sonradan giderilebilen dava şartlarından değildir; başvurunun davadan önce yapılması zorunludur.
- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı, dava tarihinden önce arabulucuya başvurmamıştır.
Bu gerekçelerle Daire, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacıdan, peşin alınan 427,60 TL mahsup edilerek 615,40 TL maktu istinaf karar harcının bakiyesinin tahsiline karar verilmiş, istinaf giderleri davacı üzerinde bırakılmış, dosya üzerinden inceleme yapıldığı için vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.
🏢 Neden ticari dava sayıldı?
Bireysel bir yatırımcı ile aracı hesap sahibi arasındaki davalarda görevli mahkeme ve arabuluculuk türü çoğu zaman tartışmalıdır. Bu dosyanın belirleyici özelliği, her iki tarafın da şirket olmasıdır. Daire, tarafların tacir niteliğindeki tüzel kişiler olduğunu esas alarak uyuşmazlığı ticari dava olarak nitelendirmiştir.
TTK 4/1, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarını ticari dava sayar. Aynı fıkra, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılan hâller arasında TBK’nın havale hakkındaki 555-560. maddelerini de anar. Karar başlığında davanın “havale sözleşmesinden kaynaklanan alacak” olarak kaydedildiği görülmekle birlikte, Daire gerekçesinde bu bende ayrıca değinmemiş; nitelendirmeyi tarafların tacir sıfatına dayandırmıştır.
Ticari dava nitelendirmesinin pratik sonucu, TTK 5/A’nın devreye girmesidir. Hüküm, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak öngörür.
⏳ Arabuluculuk neden sonradan tamamlanamadı?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi iki ayrı durumu birbirinden ayırır:
- Tutanağın eklenmemesi: Arabuluculuk yapılmış, ancak son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir; tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.
- Hiç başvurulmamış olması: Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.
Davacının “süre verilmeliydi” itirazı, ilk duruma ilişkin kesin süre mekanizmasına dayanır. Daire ise dosyayı ikinci duruma yerleştirmiştir: Dava tarihinden önce yapılmış bir başvuru bulunmadığından verilecek bir süre de yoktur. Kararda vurgulandığı üzere arabuluculuk, dava açıldıktan sonra tamamlanarak eksikliği giderilebilecek dava şartlarından değildir.
Uyuşmazlığın ilk olarak asliye hukuk mahkemesinde açılmış olması da sonucu değiştirmemiştir. Kararda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğuna dair bir bilgi yer almamakta; Daire, dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmiş olmasını eksikliği gideren bir durum olarak görmemiştir.
🔍 AYM’nin görevsizlik sonrası arabuluculuk kararıyla farkı
Konuya yakın bir tabloda Anayasa Mahkemesi, görevsizlik kararından sonra fakat dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk süreci tamamlanmışken verilen usulden ret kararını etkili başvuru hakkı yönünden ihlal olarak değerlendirmiştir. Bu karar görevsizlik sonrası arabuluculuk yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Adana BAM kararındaki dosya ise bu açıdan farklıdır: Kararda, davacının dava açılmadan önce ya da dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk sürecini tamamladığına dair bir bilgi bulunmamaktadır; istinaf sebebi, mahkemenin arabuluculuk için süre vermesi gerektiği yönündedir. Bu nedenle iki karar birbiriyle çelişen değil, farklı olgulara dayanan kararlar olarak okunabilir.
Yatırım uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartının başka görünümleri için borsa zararında arabuluculuk dava şartı yazısına; yatırım vaadiyle aracı hesaplara gönderilen paralarda ispat meselesi için ise yurt dışı platform aracısına dava yazısına bakılabilir.
📝 Benzer davalar için notlar
Karar, aracı hesap sahibine karşı açılan alacak davalarında sonucun bazen esastan önce usul aşamasında belirlenebildiğini gösteriyor. Kararın içeriğinden çıkan gözlemler şunlardır:
- Tarafların sıfatı belirleyicidir: Mağdur ve hesap sahibi şirket olduğunda uyuşmazlık ticari dava olarak nitelendirilebilir; bu da TTK 5/A’daki ön koşulu gündeme getirir.
- Dolandırıcılık iddiası nitelendirmeyi değiştirmemiştir: Davacının izinsiz aracılık ve dolandırıcılık iddiaları, dava şartı incelemesinde ayrıca bir istisna olarak değerlendirilmemiştir.
- Esas tartışma hiç başlamamıştır: Havalenin borç ödemesi olup olmadığı, yazılı delil gerekip gerekmediği gibi sorular dava şartı yokluğu nedeniyle incelenmemiştir.
- Usulden ret kesin hüküm oluşturmaz: Dava şartı yokluğundan verilen ret, uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm içermez. Zamanaşımı gibi konuların ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir; kararda bu yönde bir tespit yoktur.
- Küçük tutarlarda kanun yolu sınırlıdır: 10.000,00 TL’lik dava değeri nedeniyle Daire kararı kesin olarak vermiştir; Yargıtay incelemesi yolu açık değildir.
HMK 20 uyarınca görevsizlik kararından sonra dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için iki haftalık bir süre öngörülmüştür. Ancak bu karar, söz konusu sürenin ticari davadaki arabuluculuk ön koşulunu kendiliğinden karşılamadığını gösteren örneklerden biridir.
❓ Merak edilenler
Dolandırıcılıkta paranın gittiği hesap sahibine açılan dava her zaman ticari dava mıdır?
Arabuluculuk tutanağı dava açıldıktan sonra sunulabilir mi?
Dava önce asliye hukuk mahkemesinde açıldıysa arabuluculuk şartı aranır mı?
Bu kararla hesap sahibi şirketin borçlu olmadığı mı tespit edildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin resmî kaynakta (Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr) yayımlanan kesin nitelikteki istinaf kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar, dava şartına ilişkin usulden bir değerlendirme olup dolandırıcılık iddiasının veya alacağın esası hakkında bir tespit içermez. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



