Borsa Zararında Arabuluculuk – İstanbul BAM 12. HD 2026/1127

Yedi buçuk yıl süren bir yargılama; iki tüketici mahkemesi, bir asliye ticaret mahkemesi, üç ayrı istinaf incelemesi, bu arada davacının vefatı ve mirasçıların davaya katılması… Hisse senedi işlemlerinde eriyen birikimin tazmini için açılan dava, sonunda esastan değil, dava açılmadan önce atılması gereken bir adım atılmadığı için usulden reddediliyor. Uyuşmazlığın kaderini belirleyen soru ise basit görünüyor: Borsada uzun süre ve yüksek hacimle işlem yapan bir yatırımcı “tüketici” midir?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 16.06.2026 tarihli ve E.2025/889, K.2026/1127 sayılı kararıyla, aracı kurumla imzalanan sermaye piyasası araçları alım satım çerçeve sözleşmesinden doğan tazminat davasının ticari dava olduğunu, 10.01.2019 tarihinde açılan bu dava için arabulucuya başvurunun dava şartı bulunduğunu belirterek İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin esasa ilişkin ret kararını kaldırmış ve davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.
📉 Yatırımcının iddiası: komisyon ve eriyen birikim
Dava dilekçesine göre davacı, 28.11.2012 tarihinde davalı aracı kurum ve banka ile sermaye piyasası araçları alım satım işlem çerçeve sözleşmesi imzalamıştır. Hisse senetlerini, bankadaki parasının değer kaybetmemesi amacıyla aldığını ve 2015 yılına kadar bunlarla ilgili bir işlem yapmadığını ileri sürmüştür. Sonrasında yapılan alım satım işlemlerinde davalılar tarafından çok yüksek komisyon tahsil edildiğini, birikimlerinin davalıların kusuruyla eridiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı aracı kurum, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, kredili hisse senedi alım satımı yapan davacının amacının ticari olduğunu ve işlemlere icazet verdiğini savunmuştur. Banka ise yetki ve görev itirazıyla birlikte davacının zarar etmediğini ileri sürmüştür.
🧭 Dosyanın mahkemeler arasındaki yolculuğu
Kararın en çarpıcı yönlerinden biri, davanın esasına ilişkin nihai bir incelemeye ulaşmadan yıllarca usul aşamalarında dolaşmasıdır. Karar metnindeki kronoloji şöyledir:
- 10.01.2019: Dava Kayseri 1. Tüketici Mahkemesinde açılmış; mahkeme ertesi gün tensiben asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
- 06.11.2019: Ankara BAM 21. Hukuk Dairesi, dilekçeler teatisi tamamlanıp sözleşmeler ve işlem sayısı incelenmeden davacının tüketici olup olmadığının belirlenemeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararını kaldırmıştır.
- 13.10.2020: Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi, davalıların itirazı üzerine İstanbul tüketici mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir.
- 19.10.2021: İstanbul 11. Tüketici Mahkemesi, davacının uzun süre ve yüklü miktarlarda hisse alım satımı yaparak ticari amaçla hareket ettiğini, davanın TTK m.4 kapsamında mutlak ticari dava olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiş; karar istinaf edilmeden 29.03.2022’de kesinleşmiştir.
- 15.10.2024: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle banka yönünden husumet yokluğundan, aracı kurum yönünden ise kâr edilen işlemlere itiraz edilmeyip yalnız zararlı işlemler için tazminat istenmesini hakkın kötüye kullanılması sayarak davayı reddetmiştir.
- Davacının bu karardan önce, 14.08.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması üzerine Daire, mirasçıların vekâletnamelerinin sunulması için kararı kaldırmıştır.
- 25.03.2025: Mahkeme, taraf teşkili sağlandıktan sonra aynı gerekçelerle davayı yeniden reddetmiş; bu karar mirasçılar tarafından istinaf edilmiştir.
🧾 Hisse yatırımcısı neden tüketici sayılmadı?
Daire, değerlendirmesine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesindeki tanımla başlamıştır: Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Bu tanım karşısında dosyadaki şu olgular belirleyici görülmüştür:
- Sermaye piyasası alanında alınan bilirkişi raporuna göre davacının 28.11.2012 – 29.08.2015 döneminde yaptığı hisse senedi alım satımlarının işlem hacmi 27.097.415 TL‘dir.
- 09.04.2015 – 23.12.2018 dönemindeki hesap hareketleri de çok sayıda ve yüklü miktarlardadır.
- Davacı, 29.09.2015 tarihinde 500.000 TL limitli sermaye piyasası araçları kredi sözleşmesi de imzalamıştır.
Daire, yaklaşık altı yıl boyunca bu hacimde işlem yapan davacının nihai tüketim amacıyla değil, kâr elde etmek amacıyla aracı kurumla çerçeve sözleşme imzaladığı sonucuna varmış; davacının tüketici konumunda bulunmadığını ve davanın TTK m.4 kapsamında ticari dava olduğunu kabul etmiştir.
Bu değerlendirme, kararın yalnızca görev meselesini değil, dava şartlarını da doğrudan etkilemiştir. Aracı kurumla yatırımcı arasındaki ispat ve yönlendirme tartışmalarına ilişkin farklı bir örnek için serideki aracı kurum yönlendirmesinin ispatına ilişkin karara bakılabilir.
⏱️ Arabuluculuk dava şartı ve tarihin önemi
7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Daire’nin aktardığı hâliyle (7445 sayılı Kanunla 2023’te yapılan değişiklikten önceki metin) hüküm şöyledir: Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Somut dava, bu düzenlemenin yürürlüğünden yalnızca dokuz gün sonra, 10.01.2019 tarihinde açılmıştır. Daire’nin vurguladığı noktalar şunlardır:
- Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (HUAK m.18/A-2 ve HUAK Yönetmeliği m.22/3).
- Arabuluculuk dava şartı, sonradan tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmemiştir.
- Asliye ticaret mahkemesinin, dosya kendisine gönderildiğinde davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunması için süre vermesi, sunulmazsa davayı usulden reddetmesi gerekirken işin esasına girmesi doğru bulunmamıştır.
Dava tüketici mahkemesinde açıldığı için, davacı tarafın açılış anında ticari dava arabuluculuğunu gündeme almamış olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak Daire’nin yaklaşımına göre dava şartının varlığı, davanın gerçek niteliğine ve dava tarihine göre belirlenir; davanın hangi mahkemede açıldığı bu sonucu değiştirmemiştir.
📌 Kaldırma ve usulden ret: hüküm fıkrası
Daire, davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunu kabul etmiş; ancak bu kabul, mirasçıların istediği yönde bir sonuç doğurmamıştır. Hüküm fıkrasının özeti şöyledir:
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ve 2025/88 Esas, 2025/297 Karar sayılı kararı HMK m.353/1-b-2 uyarınca kaldırılmıştır.
- Yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Daire, davayı “arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine” kendisi karar vermiştir.
- 732 TL karar ve ilam harcı davacı mirasçılarından alınmış, davalılar lehine AAÜT uyarınca 10.000 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
- Kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebileceği belirtilmiştir; karar veri tabanında kesinleşmemiş olarak yer almaktadır.
🗂️ Tartışılamayan esas: uygunluk testi ve sözlü emirler
Usulden ret kararı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen esasa ilişkin itirazların incelenmemesi sonucunu da doğurmuştur. Karar metnine göre mirasçılar vekili şu hususları ileri sürmüştü:
- İlkokul mezunu olan murise uygunluk testi yapılmadığının bilirkişi raporuyla belirlendiği ve test yapılsaydı türev piyasa işlemlerine uygun olmadığının görüleceği,
- Müşterilerin profesyonel veya genel müşteri olarak sınıflandırılması gerektiği ve bunun yapılmadığı,
- Sunulan taahhütnamelerden murisin haberinin olmadığı ve genel işlem koşulu niteliğindeki bu belgelerin geçerli olmadığı,
- İşlemlerin çoğunda teyit alınmış olsa da işlem unsurlarına müşteri temsilcilerinin tek başına karar verdiği; sözlü emirlerde ispat yükünün davalılarda olduğu ve bazı emirleri gösteren belgelerin sunulmadığı.
Bu iddialar, aracı kurum sorumluluğu tartışmalarında sıkça karşılaşılan başlıklardır. Ancak Daire dava şartı eksikliğini tespit ettiği için bunların hiçbiri hakkında görüş bildirmemiştir. Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında arabuluculuk şartının farklı bir görünümü, serideki SPK örtülü kazanç davasına ilişkin kararda da ele alınmıştır.
🙋 Soru ve cevaplar
Borsada işlem yapan herkes ticari amaçlı mı sayılır?
Karar böyle genel bir kural koymuyor. Daire, tüketici tanımını somut olgularla birlikte değerlendirmiş; yaklaşık altı yıllık süre, 27 milyon TL’yi aşan işlem hacmi, çok sayıda ve yüksek tutarlı hesap hareketi ile 500.000 TL limitli kredi sözleşmesini birlikte dikkate almıştır. Farklı işlem sıklığı ve hacmine sahip bir yatırımcı için değerlendirme farklı olabilir.
Arabuluculuk şartı yargılama sırasında sonradan tamamlanabilir mi?
Kararda aktarılan düzenlemeye göre hayır. Daire, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediğini, arabulucuya başvurulmadan açılan davanın dosya üzerinden usulden reddedileceğini belirtmiştir. Asliye ticaret mahkemesinden beklenen, son tutanağın sunulması için süre vermek ve sunulmazsa davayı usulden reddetmekti.
Davacının vefatı yargılamayı nasıl etkiledi?
Davacı, ilk ret kararından önce vefat etmiş ve ölümle vekâlet ilişkisi sona ermiştir. Daire, bu nedenle mirasçıların vekâletnamelerinin sunulması için ilk kararı kaldırmış; taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılama mirasçılar adına sürdürülmüştür. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de sonuçta davacı mirasçılarına yüklenmiştir.
Usulden ret, aynı talebin bir daha ileri sürülememesi anlamına mı gelir?
Usulden ret, uyuşmazlığın esası hakkında verilmiş bir karar değildir; Daire uygunluk testi, sözlü emirler veya komisyon gibi esasa ilişkin iddiaları incelememiştir. Bununla birlikte talebin yeniden ileri sürülüp sürülemeyeceği, kararın temyiz sonucuna ve zamanaşımı gibi ayrıca değerlendirilmesi gereken başka koşullara bağlıdır; karar bu konularda bir tespit içermemektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin yayımlanmış istinaf kararından derlenmiştir. Karar temyiz yoluna açıktır ve yayım tarihinde kesinleşmemiş olarak kayıtlıdır; aracı kurumun sorumluluğuna ilişkin esasa dair bir tespit içermez. Her dosya kendi sözleşmeleri, işlem kayıtları ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



