Emsal KararlarForex Hukukuİcra HukukuKripto Hukuku

Kripto Zararında Zorla Bono – İstanbul BAM 14. HD 2026/930

Birlikte kripto para yatırımı yapma fikriyle başlayan bir tanışıklık, yatırımın vaktinden önce bozulmak istenmesiyle zarara, zarar da 95.000 ABD doları bedelli bir bonoya dönüşüyor. Bonoyu imzalayan genç yatırımcıya göre senet, alıkonularak ve baskı altında imzalatılmıştır; bu konuda savcılıkta şikâyet de vardır. Alacaklı ise bonoya dayanıp ihtiyati haciz kararı alır. Soru şudur: “Senet zorla imzalatıldı” iddiası, ihtiyati hacze itiraz aşamasında dinlenir mi?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 14.05.2026 tarihli ve E.2026/775, K.2026/930 sayılı kararıyla, bononun cebren imzalatıldığı iddiasının İİK m.265’te sınırlı olarak sayılan ihtiyati haciz itiraz sebepleri arasında yer almadığını, bu iddianın menfi tespit davası yoluyla ileri sürülebileceğini belirterek borçlunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar kesindir.

Kısa özet: Alacaklı, 08.03.2024 düzenleme ve 26.03.2024 vade tarihli, 95.000 USD bedelli bonoya dayanarak 100.000 TL’lik kısım için ihtiyati haciz istemiş; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi talebi %15 teminatla kabul etmiştir. Borçlu; kripto para yatırımına ortak olmak isteyen kişinin yatırımı erken çekmek istemesi yüzünden zarar doğduğunu, bu zarardan sorumlu tutulduğunu ve bononun kendisine alıkonularak zorla imzalatıldığını ileri sürüp itiraz etmiştir. Mahkeme itirazı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, alacağın rehinle temin edilmediğini ve cebir iddiasının İİK m.265 kapsamında incelenemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.

🪙 Ortak kripto yatırımından bonoya

Karar metninde olayın arka planı, borçlu vekilinin itiraz dilekçesinden aktarılmıştır. Bunlar borçlunun iddialarıdır; bölge adliye mahkemesi bu iddiaların doğru olup olmadığı hakkında bir tespit yapmamıştır:

  • Borçlu, 23 yaşında bir üniversite öğrencisidir; kripto para borsasıyla ilgilenmekte ve kendi bütçesiyle yatırım yapmaktadır.
  • Kripto para borsasını öğrenmeye çalışan bir kişi, birlikte yatırım yapma teklifinde bulunmuştur.
  • Yatırım yapan bu kişi, parayı planlanan zamandan önce çekmek istemiş; borçlu bunun mümkün olmadığını ve büyük zarar doğuracağını söylemiştir.
  • Israr üzerine yatırımın erken geri çekilmeye çalışılması nedeniyle büyük zarar oluşmuştur.
  • Zarardan tamamen borçlunun sorumlu olduğunu düşünen kişi ve arkadaşlarının borçluyu alıkoyduğu, baskı ve cebirle bonoyu imzalattığı ileri sürülmüştür.
  • Borçluya göre bono 11.03.2024 tarihinde imzalatılmış, ancak üzerine üç gün önceki tarih yazılmıştır. Bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında 2024/139734 soruşturma sayılı bir dosya derdesttir.

Borçlu ayrıca bononun vade tarihinden bir yıl dört ay sonra ciro edildiğini ve kambiyo senedi düzenleme iradesinin bulunmadığını da istinaf sebepleri arasında saymıştır.

🔒 İhtiyati haciz kararı ve borçlunun itirazları

Alacaklı vekili, bononun vadesi geldiği hâlde ödenmediğini, alacağın herhangi bir teminata bağlı olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000 TL üzerinden ihtiyati haciz istemiştir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 17.07.2025 tarihli değişik iş kararıyla talebi %15 teminat karşılığında İİK m.257/1 uyarınca kabul etmiştir.

Borçlu vekili, İİK m.265 uyarınca süresinde itiraz ederek şunları ileri sürmüştür:

  • Yetki itirazı: Borçlunun adresi Gaziosmanpaşa’da olduğundan Gaziosmanpaşa mahkemelerinin yetkili olduğu,
  • Şartların oluşmadığı: Bononun zorla imzalatıldığı ve bu konuda şüphelilerin ikrar niteliğinde ifadelerinin bulunduğu derdest bir soruşturma varken ihtiyati haciz verilemeyeceği,
  • Bağlayıcılık: Ceza soruşturmasındaki maddi olguların hukuk hâkimini bağlayacağı,
  • Geçersizlik: Tarihi geriye atılan bononun geçersiz olduğu.

📑 İlk derece mahkemesi: “Menfi tespit davası yok”

Mahkeme, 01.10.2025 tarihli ek kararıyla itirazı reddetmiştir. Gerekçenin özü şudur: Borçlu, senedin zorla imzalatıldığını ileri sürse de açılmış bir menfi tespit davası yoktur; savcılık dosyasında da senedin sıhhatine ilişkin yapılmış bir tespit veya bilirkişi raporu bulunmamaktadır ve mahkemeye bu yönde bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle ihtiyati haciz kararını kaldıracak yasal bir koşul görülmemiştir.

Borçlu vekili istinafta bu gerekçeye özellikle itiraz etmiş; ceza soruşturmasının “yalnızca menfi tespit davası açılmadığı” gerekçesiyle bertaraf edildiğini, soruşturma dosyasının getirtilmediğini ve alacağın likit ve tartışmasız sayılmasının hatalı olduğunu savunmuştur.

⚖️ Dairenin gerekçesi: sınırlı itiraz sebepleri

Daire, değerlendirmesini İcra ve İflas Kanunu’nun ihtiyati hacze ilişkin hükümleri üzerine kurmuştur:

  • İİK m.257: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ve alacaklarını ihtiyaten haczettirebilir.
  • İİK m.258: İhtiyati haciz kararı için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmesi yeterlidir; alacağın usul kurallarına göre kesin biçimde ispatı aranmaz.
  • Somut bono: Talebe konu bono kayıtsız şartsız borç ikrarı içermektedir; alacağın rehinle temin edildiğine dair iddia veya delil yoktur.
  • İİK m.265: İhtiyati haciz kararına itiraz sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır; bunlar dışındaki bir sebebe dayanılarak itiraz edilemez.

Kanun metnine göre borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir ve mahkeme gösterilen sebeplere hasren inceleme yapar. Daire, borçlunun bononun cebren imzalatıldığına ve geçersizliğine ilişkin iddialarının menfi tespit davası yoluyla ileri sürülebilecek nitelikte olduğunu, İİK m.265 kapsamındaki itiraz içinde değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak ek karar usul ve yasaya uygun bulunmuş; istinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 ve İİK m.265/son uyarınca dosya üzerinden, oy birliğiyle ve kesin olarak esastan reddedilmiştir (HMK m.362/1-f).

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı içtihat veri tabanında (mevzuat.adalet.gov.tr) esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔀 İhtiyati hacze itiraz ile menfi tespit arasındaki fark

Karar, iki farklı hukuki yolun kapsamını birbirinden ayırması bakımından öğreticidir:

  • İhtiyati hacze itiraz geçici hukuki korumaya ilişkin, dar kapsamlı ve hızlı bir incelemedir. Mahkeme yalnızca haczin dayandığı sebepler, yetki ve teminat yönünden inceleme yapar. Alacağın varlığı için “kanaat” yeterli olduğundan, kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bir bono çoğu zaman bu kanaati sağlamaya elverişli görülür.
  • Menfi tespit davası ise borcun var olup olmadığının esastan tartışıldığı yoldur. İradenin cebirle sakatlandığı, senedin geriye tarihlendiği ya da temel ilişkinin bulunmadığı gibi iddialar bu davada delilleriyle incelenir.

Bu ayrımın pratik sonucu, derdest bir ceza soruşturmasının tek başına ihtiyati haczi kaldırmaya yetmemesidir. Daire soruşturmanın içeriğine girmemiş; iddianın doğru ya da yanlış olduğuna dair bir değerlendirme yapmamış, yalnızca bu iddianın ileri sürüleceği yerin ihtiyati hacze itiraz olmadığını söylemiştir. Kambiyo senetlerinde imza ve sahtelik tartışmasının farklı bir usul görünümü, serideki sahte bonoda icra mahkemesinin bilirkişi raporuna ilişkin HGK kararında ele alınmıştır.

📊 Kripto yatırımlarında belgeye dökülen zararlar

Olayın dikkat çeken yanı, kayıt dışı yürüyen bir “ortak yatırım” ilişkisindeki zararın, sonradan kambiyo senedi gibi güçlü bir belgeye dönüştürülmüş olmasıdır. Karar metnine yansıyan olgular birlikte okunduğunda şu gözlemler yapılabilir:

  • Taraflar arasındaki yatırım ilişkisinin yazılı bir sözleşmeye bağlandığına dair karar metninde bir bilgi yoktur; ilişki yalnızca borçlunun anlatımıyla dosyaya girmiştir.
  • Kripto yatırımında zarar doğması hâlinde bu zarardan kimin sorumlu olduğu, borçlunun iddiasına göre tarafların anlaşmazlık konusu olmuştur; bu tartışma ihtiyati haciz aşamasında incelenmemiştir.
  • Bono ise temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız şartsız bir ödeme vaadi içerdiği için, ihtiyati haciz aşamasında alacaklı lehine kanaat oluşturmaya yetmiştir.

Kripto varlık yatırımına ilişkin hukuk uyuşmazlıklarının başka bir boyutu için serideki kripto ön alım bedelinin iadesinde yetkili mahkemeye ilişkin karar incelenebilir.

🤔 Akla gelen sorular

Daire, bononun zorla imzalatılmadığını mı tespit etti?

Hayır. Daire bu iddianın esasına girmemiştir. Kararın söylediği, cebir ve geçersizlik iddialarının İİK m.265’teki sınırlı itiraz sebepleri arasında olmadığı ve menfi tespit davası yoluyla ileri sürülebilecek nitelik taşıdığıdır. İddianın doğruluğu, o yolda ve ceza soruşturmasında ayrıca değerlendirilecek bir konudur.

Derdest ceza soruşturması ihtiyati haczi neden durdurmadı?

İhtiyati haciz kararı için alacağın varlığı konusunda kanaat yeterlidir ve itiraz incelemesi kanunda sayılan sebeplerle sınırlıdır. İlk derece mahkemesi, soruşturma dosyasında senedin sıhhatine dair bir tespit veya bilirkişi raporu bulunmadığını da belirtmiştir. Daire, soruşturmaya dayalı iddiaları itiraz kapsamı dışında görmüştür.

Bu karara karşı Yargıtay’a gidilebilir mi?

Hayır. İİK m.265’e göre itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir ve bölge adliye mahkemesinin verdiği karar kesindir. Karar metninde de HMK m.362/1-f ve İİK m.265/son uyarınca kararın kesin olduğu belirtilmiştir.

İhtiyati haciz için alacaklıdan neden teminat alındı?

İlk derece mahkemesi ihtiyati haczi %15 teminat karşılığında kabul etmiştir. İhtiyati haciz, borcun varlığı kesin olarak ispatlanmadan verilen geçici bir önlem olduğundan, haksız çıkması hâlinde borçlunun uğrayabileceği zararın karşılanması amacıyla kural olarak alacaklıdan teminat istenir. Teminat miktarına da İİK m.265 kapsamında itiraz edilebilir; bu dosyada teminata ilişkin ayrı bir itiraz karar metnine yansımamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin yayımlanmış kararından derlenmiştir. Olayın arka planına ilişkin anlatım borçlu tarafın iddialarından ibarettir ve mahkemece doğruluğu tespit edilmemiştir; ceza soruşturmasındaki kişiler bakımından masumiyet karinesi geçerlidir. Karar geçici hukuki korumaya ilişkin olup borcun varlığı hakkında kesin hüküm niteliği taşımaz. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu