Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

İlçe Adlı Otel ve Tanınmış Marka – Yargıtay 11. HD 2026/4323

Dünyanın dört bir yanında mağazası bulunan bir hazır giyim devinin markası, Anadolu’da küçük bir ilçenin adıyla birebir aynı olabilir mi? Olabilir ve bu tesadüf, yıllar süren bir dava doğurabilir. Sivas’ın bir ilçesinde doğup büyüyen bir girişimci, memleketinde açtığı otele ilçenin adını verir, bu adı marka olarak tescil ettirir ve bir alan adı alır. Markanın sahibi olan İspanyol şirketler grubu ise bu kullanımı, tanınmış markasına tecavüz ve haksız rekabet olarak görür. Uyuşmazlığın düğüm noktası basittir: Bir yer adını kullanan otelci, aynı sözcüğü marka olarak taşıyan dev bir şirketin karşısında hangi koruma alanına sahiptir?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 07.09.2026 tarihli ve E.2026/49, K.2026/4323 sayılı kararıyla, otelin bulunduğu ilçenin adının otelcilik hizmetinde kullanılmasını 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/5. maddesi kapsamında dürüst kullanım sayarak davanın reddine ilişkin kararı oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: 1963’te İspanya’da kurulan ve Türkiye’de hazır giyim alanında sekiz ayrı marka grubuyla faaliyet gösteren davacı, tanınmış markasıyla aynı sözcüğü içeren ve davalı adına 2015/34074 sayıyla tescilli markanın hükümsüzlüğünü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve davalının alan adının iptalini istemiştir. Davalı, sözcüğün otelin bulunduğu ilçenin adı olduğunu savunmuştur. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi istinafı esastan reddetmiş, Yargıtay da kararı onamıştır.

🏨 Hazır giyim grubu ile ilçedeki otel

Davacı şirket, kendisini 1963 yılında İspanya’da kurulmuş, bünyesinde pek çok şirket barındıran ve sektöründe lider bir şirketler grubu olarak tanıtmıştır. Dava dilekçesine göre grup, Türkiye’de en çok tercih edilen hazır giyim mağazaları arasında yer alan markalar dâhil toplam sekiz marka grubu altında faaliyet göstermektedir. Dayanak marka ilk kez 1979 yılında İspanya’da, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ise ilk defa 1994 yılında tescil ettirilmiştir. Davacı, markasının tanınmış marka olarak özel koruma altında olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı ise Sivas’ın bir ilçesinde doğmuş, memleketinde bir otel işletmeye başlamış ve otele ilçesinin adını vermiştir. Bu ad, davacının tanınmış markasının esas unsuruyla aynı sözcüktür. Davalı adına 2015/34074 sayıyla tescilli bir marka ve 01.09.2016 tahsis başvuru tarihli bir alan adı bulunmaktadır.

📋 Davacının dört ayrı talebi

Davacı, davalının marka tescili ve kullanımının tüm dünyada tanınmış ve tescilli markalarıyla iltibas düzeyinde benzerlik taşıdığını, davalının ticari hayatta bu sözcüğü ön plana çıkararak kullandığını, tanınmış markayı kullanabilmek için tali ve jenerik unsurlar ekleyerek tescil aldığını ileri sürmüştür. Bu iddialara dayanarak dört ayrı talepte bulunmuştur:

  • Davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü,
  • Davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti,
  • Bu eylemlerin durdurulması ve önlenmesi,
  • Davalıya ait alan adının iptali.

Davalı cevabında, davacı markasının tekstil ve giyim alanında tescilli olduğunu, kendisinin ise konaklama hizmeti verdiğini, faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu ve iltibas oluşmadığını savunmuştur. Davalıya göre, Türkiye sınırları içindeki idari bir yerleşim yerinde sırf ilçe adı kullanıldığı gerekçesiyle bir işletmenin faaliyetine engel olunması, serbest piyasa ekonomisine zarar verme riski taşımaktadır.

🔎 Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin değerlendirmesi

Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (E.2021/198, K.2023/29), dosyadaki fotoğraflardan davalının fiili kullanımını incelemiştir. Mahkemenin tespitleri şöyle özetlenebilir:

  • Fiili kullanım, Sivas’ın ilgili ilçesinde gerçekleşmektedir.
  • İbarenin otel tabelalarında davacı markasıyla yakınlaşma amacıyla kullanıldığı kabul edilemez; hayatın olağan akışına uygun olan, otelin bulunduğu ilçenin adını belirtme amacıdır.
  • Bu nedenle davacının kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük talebi yerinde görülmemiştir.
  • İlçe adının otelcilik hizmetinde kullanılması, tanınmış markaya dayalı tecavüz sebebinin şartlarını gerçekleştirmemektedir.
  • Kullanım, SMK’nın 7/5. maddesi kapsamında dürüst kullanım olarak hukuka uygundur.
  • Tecavüz ve haksız rekabet bulunmadığından alan adının iptali koşulları da oluşmamıştır.

Mahkeme bu gerekçelerle davayı bütünüyle reddetmiştir.

🧭 İstinafın ölçütleri: coğrafi kaynak ve ön plana çıkarma

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (E.2023/995, K.2025/1528), davacının istinaf başvurusunu esastan reddederken dürüst kullanımın sınırını belirleyen ölçütleri daha açık biçimde ortaya koymuştur:

  • İbare, otelin bulunduğu ilçenin adı olarak tercih edilmiştir.
  • Kullanım, hizmetin coğrafi kaynağına ilişkin bir açıklama niteliğindedir.
  • İbare, otelin türünü anlatan tanımlayıcı ifadelerle birlikte kullanılmıştır.
  • Gereklilik olmadığı hâlde davacı markasının esas unsuru tek başına kullanılıp ön plana çıkarılmamıştır.

Bölge Adliye Mahkemesine göre bu tablo, davacı markasının esas unsurunun dürüst ticari kullanım amacını aşacak şekilde markasal olarak kullanıldığını göstermemektedir. SMK’nın 7/5. maddesi gereğince dürüst ticari kullanımlar marka sahibince engellenemeyeceğinden, davalı kullanımı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmamaktadır.

Bu gerekçenin dikkat çeken yönü, değerlendirmenin yalnız sözcüğün aynılığına değil, kullanımın biçimine odaklanmasıdır. Aynı sözcük, tabelada ilçe adını belirten tanımlayıcı bir öğe olarak durduğunda ayrı, tek başına ve büyütülerek bir marka gibi sunulduğunda ayrı değerlendirilebilecektir.

🏛️ Yargıtay onaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi davayı; davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, davacı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve alan adının iptali istemlerine ilişkin olarak nitelendirmiştir.

Daire, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek karar HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle onanmıştır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.09.2026 tarihli, E.2026/49, K.2026/4323 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

📘 SMK 7/5: marka sahibinin engelleyemediği kullanımlar

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesi, marka tescilinden doğan hakların kapsamını ve istisnalarını düzenler. Maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi, tanınmış markalara geniş bir koruma tanır: Aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız yarar elde edecek, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması marka sahibince önlenebilir. Üçüncü fıkranın (d) bendi ise işaretin, kullanana ait bir hak veya meşru bağlantı bulunmaması şartıyla internet ortamında alan adı olarak ticari etki yaratacak biçimde kullanılmasını yasaklanabilecek kullanımlar arasında sayar.

Bu geniş korumanın karşısında beşinci fıkra durmaktadır. Buna göre marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde yapılan bazı kullanımları engelleyemez. Bunlar arasında:

  • gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi,
  • malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması,
  • aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması

yer almaktadır. İncelenen kararda belirleyici olan, ikinci bentteki “coğrafi kaynak” açıklamasıdır. Otelin hangi ilçede bulunduğunu belirtmek, konaklama hizmetinin coğrafi kaynağını açıklamak anlamına gelmiş; tanınmış markanın geniş koruma alanı bu meşru açıklamayı ortadan kaldırmamıştır. Coğrafi adların marka hukukundaki başka bir görünümü için coğrafi işaret niteliğindeki adla parfüm markası ve elma fidanında coğrafi işaret yazılarına bakılabilir.

⚠️ Kararın sınırları

Kararın genel bir “yer adı her zaman serbesttir” kuralı olarak okunmaması gerekir. Mahkemelerin sonuca ulaşırken dayandığı somut olgular belirgindir: kullanım, adı taşıyan ilçenin kendisinde yapılmaktadır; işletmeci o ilçenin yerlisidir; ibare tanımlayıcı ifadelerle birlikte kullanılmakta ve tek başına öne çıkarılmamaktadır. Davalı ayrıca konaklama hizmetinin davacının giyim alanından farklı olduğunu savunmuştur. İstinaf gerekçesindeki “gereklilik olmadığı hâlde ön plana çıkarılmama” vurgusu, aynı sözcüğün tek başına ve marka gibi sunulduğu bir kullanımda farklı bir değerlendirme yapılabileceğine işaret etmektedir.

Yargıtay, alt derece mahkemelerinin gerekçelerini ayrıca genişletmeden onamıştır. Bu nedenle kararın ağırlığı, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin olgu tespitlerinde ve SMK 7/5 yorumunda toplanmaktadır. Benzer sözcükler arasındaki iltibas değerlendirmesinin farklı bir örneği için tanınmış seri markada iltibas yazısına da bakılabilir.

❓ Sık sorulanlar

Tanınmış marka her sektörde korunmuyor mu?

SMK’nın 7/2-(c) bendi, tanınmış markaya farklı mal ve hizmetlerde de koruma sağlar; ancak bu koruma, işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasına ve markanın itibarından haksız yarar sağlanması, itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarına bağlıdır. İlk Derece Mahkemesi somut olayda tanınmış markaya dayalı tecavüz sebebinin şartlarının gerçekleşmediğini kabul etmiş, karar onanmıştır.

Otel tabelasındaki kullanım neden dürüst sayıldı?

Mahkemelere göre ibare, otelin bulunduğu ilçenin adı olarak ve hizmetin coğrafi kaynağını açıklamak amacıyla kullanılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ayrıca ibarenin tanımlayıcı ifadelerle birlikte kullanıldığını ve davacı markasının esas unsurunun tek başına ön plana çıkarılmadığını tespit etmiştir.

Davalının marka tescili ve alan adı ne oldu?

Kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük talebi yerinde görülmemiş; davalı kullanımı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından alan adının iptali koşullarının da oluşmadığı kabul edilmiştir. Dava bütünüyle reddedilmiş ve bu karar Yargıtayca onanmıştır.

Karar kesinleşti mi?

Evet. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 07.09.2026 tarihinde HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca kararı kesin olarak ve oy birliğiyle onamış, dosyanın HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ile istinaf aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta marka ve yer adları anonimleştirildiğinden yazıda da belirtilmemiştir. Dürüst kullanım değerlendirmesi kullanımın yeri, biçimi, birlikte kullanılan ifadeler ve hizmet alanı gibi somut olgulara dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud