Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Elma Fidanında Coğrafi İşaret – Yargıtay 11. HD 2026/1332

Bir yöreye özgü meyvenin adı coğrafi işaret olarak tescil edildiğinde, bu ad yalnızca o meyveyi değil, meyvenin yetiştiği fidanı da kapsar mı? İnternet üzerinden “yöresel elma fidanı” satan bir işletme, fidanları nereden temin ettiğini gösteremezse coğrafi işaret hakkına tecavüz etmiş sayılır mı? Bir de şu soru var: Aynı eylem hem coğrafi işaret hakkına tecavüz hem de haksız rekabet olarak tespit edilebilir mi, yoksa tescilli bir sınai hak söz konusuysa yalnızca Sınai Mülkiyet Kanunu mu uygulanır? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Ardahan’a özgü bir elma çeşidine ilişkin coğrafi işaret davasında bu sorulara, karşı oylu bir kararla cevap vermiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.03.2026 tarihli ve E.2025/4025, K.2026/1332 sayılı kararıyla, coğrafi işaret hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i yönündeki hükmü yerinde bulmuş; ancak aynı eylemin ayrıca haksız rekabet oluşturduğuna ilişkin tespiti hükümden çıkarmıştır. Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek onanmış, karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Kısa özet: Ardahan iline bağlı bir ilçeye özgü elma, 22.04.2019 tarihinde 429 tescil numarasıyla coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. Tescil ettiren, bu ad altında internet sitesi üzerinden elma fidanı satan bir şirkete karşı coğrafi işaret hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası açmıştır. Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, fidanın meyveden ayrı düşünülemeyeceğini ve davalının ürünün tescil şartlarına uygunluğunu ispat edemediğini belirterek davayı kabul etmiştir. Yargıtay tecavüz tespitini onamış, fakat tescilli bir sınai hak bulunan bu olayda haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanamayacağına karar vermiştir.

🍎 Tescilli elma adı ve internetten satılan fidanlar

Davacı, söz konusu elma adının coğrafi işaret olarak tescilinde hem başvuru sahibi hem de tescil ettiren konumundadır. Dava dilekçesine göre bu elma, Ardahan’daki ilçenin mikroklima özellikleri, toprak ve iklim yapısı sayesinde yalnızca bu bölgede yetişen özel bir çeşittir. Ürünün tanınması ve yüksek fiyatla alıcı bulması üzerine bazı firmaların, aslında bu çeşide ait olmayan fidanları aynı adla piyasaya sunduğu ileri sürülmüştür.

Davacıya göre davalı şirket de internet satış sayfalarında bu adla fidan satışı yapmış, tüketiciyi yanıltan bilgiler yayımlamış ve kayıtlı üreticilerin haklarına tecavüz etmiştir. Davacı, coğrafi işareti kullanma hakkının kendi üretici listesindeki üreticilere ait olduğunu, menşe adı niteliğindeki bu işarette üretim ve denetim işlemlerinin tamamının coğrafi sınır içinde yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Maddi tazminat hakkı saklı tutularak tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i talep edilmiştir.

🛡️ Davalının savunması: izin şart değil

Davalı şirket, coğrafi işareti tescil şartlarına uygun kullanan herkesin hukuka uygun davranmış sayılacağını ve tescil ettirenden izin alma zorunluluğu bulunmadığını savunmuştur. Savunmaya göre şirket meyvenin kendisini satmamış, yalnızca bu ürünün fidanını satışa sunmuştur. Tescil belgesinde fidanın nasıl yetiştirileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, üretim yönteminin diğer elma çeşitlerinden farklı olmadığı da ileri sürülmüştür. Davalı ayrıca iyiniyetli olduğunu ve dava açıldıktan sonra ilgili yayını internet sitesinden kaldırdığını belirtmiştir.

🌱 Fidan meyveden ayrı düşünülemez

Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İlk derece kararının dayandığı tespitler şunlardır:

  • Fidan, meyvenin oluşumunun doğal ön aşamasıdır ve meyveden ayrı düşünülemez; bu nedenle fidanın tescilde belirtilen ürün özelliklerini taşıyıp taşımadığına bakılmalıdır.
  • Tescil belgesinde, coğrafi sınır içindeki uygun bahçelerde seçilen ağaçlardan alınan aşı kalemlerinin uygun anaçlar üzerine aşılanarak üretileceği açıklanmıştır.
  • İspat yükü konusunda SMK’da açık hüküm yoktur; ancak SMK 46/1, tescilli coğrafi işareti kullananlara tescil ettirene bildirimde bulunma yükümlülüğü getirmektedir.
  • Davalı, bu bildirimi yaptığını ve fidanları nereden temin ettiğini ispat edememiştir.
  • Fidanları bu adla satışa sunan davalı, ürünle Ardahan’daki ilçe arasında tüketici nezdinde bağ kurmuş, oysa üretim yerinin belli olmadığı anlaşılmıştır.

Bu gerekçelerle mahkeme, davalının eyleminin hem coğrafi işaret hakkına tecavüz hem de TTK 54 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu tespit etmiş, tecavüzün men’ine ve ref’ine hükmetmiştir.

SMK 46/1 metnine göre tescilli coğrafi işaretler, sicilde belirtilen şartlara uygun ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılır ve bu kişiler tescil ettirene üretim ve pazarlama faaliyeti gösterdiklerine dair bildirimde bulunur. Hüküm, işareti kullanmak için tescil ettirenin iznini aramamakla birlikte, kullanımı sicildeki şartlara uygunluğa bağlamaktadır.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı ve karşı oy yazısı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve işaret adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları çıkarılmıştır.

⚖️ Yargıtay: tescilli hakta kümülatif koruma yok

Daire, davalının temyiz itirazlarının büyük bölümünü yerinde görmemiş; tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i yönündeki hükmü usul ve yasaya uygun bulmuştur. Bozma sebebi tek noktadadır: aynı eylemin ayrıca haksız rekabet olarak tespit edilmesi.

Kararda kümülatif koruma, bir fikrî ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması hâlinde hak sahibinin bu düzenlemelerin hepsine birlikte dayanabilmesi olarak tanımlanmıştır. Daire, tescilli haklar bakımından ilke olarak yalnızca ilgili özel düzenlemenin uygulanacağını, özel düzenlemede haksız rekabet hükümlerine açıkça yollama yapılmışsa bu hükümlerin de devreye gireceğini belirtmiştir.

Daire, eski uygulamanın kaynağını da açıklamıştır:

Mülga 6762 sayılı TTK m.57/56102 sayılı TTK m.55/1-a(4)
Başkasının haklı olarak kullandığı “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları” ile iltibasa yol açan kullanımlar açıkça sayılmıştı.“Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” denilmekte; tanıtma vasıtalarına yer verilmemektedir.

Daireye göre 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın gerekçesi, bu işaretlere ilişkin karıştırılmanın kendi özel düzenlemelerinde ayrıntılı biçimde yer aldığını ve burada tekrarlanmasının gereksiz olduğunu ifade etmektedir. Daire buradan, kanun koyucunun tescilli marka, tasarım, coğrafi işaret, faydalı model ve patent haklarının yalnızca SMK kapsamında korunmasını yeterli gördüğü sonucuna ulaşmıştır.

Somut olayda coğrafi işaret Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescillidir. Daire, SMK’nın bu alanda haksız rekabet hukukunu da kapsayan ve ondan daha üstün bir koruma getirdiğini, özel hükmün yanında haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir kanun hükmü bulunmadığını belirtmiş ve önceki 2019/5189 E. – 2022/1852 K. ile 2021/89 E. – 2021/3054 K. sayılı kararlarına atıf yapmıştır. Sonuçta haksız rekabetin tespiti ve men’i talebinin reddi gerektiği kabul edilmiş, yeniden yargılama gerekmediğinden HMK 370/2 uyarınca hüküm düzeltilmiştir: İlk derece kararının ilgili paragrafındaki “ve haksız rekabet oluşturduğunun” ibaresi hükümden çıkarılmıştır.

🗣️ Karşı oyun gerekçesi

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında, kümülatif korumanın hak sahibine birlikte ileri sürülebilen ve birbirini dışlamayan hukuki sebeplere dayanma imkânı verdiği belirtilmiştir. Karşı oya göre:

  • Fikrî mülkiyet koruması hakkın kendisini, haksız rekabet koruması ise dürüst ve bozulmamış rekabet ortamını hedefler; ikisinin koruduğu değer farklıdır.
  • Haksız rekabet davasını rakiplerin yanında tüketiciler ve meslek örgütleri de açabilir; özel kanunun haksız rekabet hükümlerini dışladığı kabul edilirse bu kişiler korumasız kalır.
  • 6102 sayılı TTK m.55/1-a(4)’ün gerekçesi, eski hükmün öğreti ve içtihat birikiminin feda edilmesi anlamına gelmediğini açıkça belirtmektedir.
  • Kümülatif korumada birden çok sebebe dayanılsa da zarar tektir; TBK 60 uyarınca hâkim, sorumluluk birden çok sebebe dayandırılabildiğinde zarar görenin lehine olan giderim imkânını sağlayan sebebe göre karar verir.

Karşı oy, Dairenin değişmeden süregelen kümülatif koruma görüşünü değiştirmeyi gerektiren bir hukuki değişiklik bulunmadığı kanaatiyle kararın onanması gerektiğini savunmuştur.

📌 Kararın uygulamaya etkisi

Karar iki ayrı bakımdan dikkat çekicidir. Birincisi, coğrafi işaretin koruma alanının meyvenin “ön aşaması” sayılan fidanı da kapsayabileceği ve işareti kullanan tarafın ürünün sicildeki şartlara uygunluğunu gösteremediğinde tecavüz tespitiyle karşılaşabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay bu tespitlere ilişkin temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir.

İkincisi, tescilli bir sınai hakkın ihlal edildiği davalarda haksız rekabet tespitinin ayrıca hüküm altına alınması meselesi, Daire içinde de tartışmalıdır. Çoğunluk SMK’nın özel düzenlemesini yeterli görürken karşı oy, haksız rekabet korumasının bağımsız ve doğrudan uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Tescilsiz bir tasarımın birebir taklidinde haksız rekabet hükümlerinin nasıl işletildiği taklit ayakkabıda haksız rekabet yazısında; haksız rekabet davasında alacağın belirsiz alacak olarak istenmesi ise haksız rekabette belirsiz alacak yazısında ele alınmıştır. Coğrafi işaret kavramına genel bir bakış için coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı yazısına bakılabilir.

❓ Kısa cevaplar

Tescilli coğrafi işareti kullanmak için tescil ettirenin izni gerekir mi?

SMK 46/1, tescilli coğrafi işaretin sicildeki şartlara uygun ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenlerce kullanılacağını ve bu kişilerin tescil ettirene bildirimde bulunacağını düzenler. Bu dosyada mahkeme, davalının bu bildirimi yaptığını ve ürünün tescil şartlarına uygunluğunu ispat edemediğini tespit etmiştir.

Coğrafi işaret meyve için alınmışken fidan satışı neden tecavüz sayıldı?

İlk derece mahkemesi, fidanın meyvenin oluşumunun doğal ön aşaması olduğunu ve meyveden ayrı düşünülemeyeceğini kabul etmiştir. Tescil belgesinde fidanın aşı kalemleriyle nasıl üretileceğine ilişkin açıklama bulunduğu da gerekçede belirtilmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi bozma sebebi saymamıştır.

Hükümden ne çıkarıldı, ne kaldı?

Coğrafi işaret hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i hükmü korunmuştur. Yalnızca davalı eylemlerinin “haksız rekabet oluşturduğunun” tespitine ilişkin ibare hükümden çıkarılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bu şekilde düzeltilerek onanmıştır.

Bu yaklaşım tescilsiz haklar için de geçerli mi?

Kararın gerekçesi tescilli sınai haklara ilişkindir. Daire, tescilli haklar bakımından ilke olarak yalnızca özel düzenlemenin uygulanacağını, özel düzenlemede haksız rekabet hükümlerine açık yollama varsa bu hükümlerin de devreye gireceğini belirtmiştir. Tescilsiz haklara ilişkin bir hüküm kurulmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, marka ve fikrî mülkiyet alanındaki diğer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy yazısı bulunmaktadır. Tescil belgesindeki üretim şartları, ürünün niteliği, sunulan deliller ve dayanılan hukuki sebepler farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu