Bankacı Varant İddiası – Kayseri BAM 6. HD 2025/1235

Yatırım hesabındaki para bir gün beklenenden az çıkar; hesap sahibi şubeye gider, şube yöneticilerinden biri de hafta sonları varant alıp sattığını ve bu işlemlerden birinde paranın “battığını” söyler. Hesap sahibine göre ortada açık bir talimatsız işlem vardır ve bu işlemi yapan kişi bankanın kendi çalışanıdır. Banka ise kayıtlarına bakar: işlemlerin tamamı hafta içi, müşterinin internet şifresiyle ve telefonuna gelen mobil onay koduyla yapılmıştır; varant risk bildirim formu da yıllar önce onaylanmıştır. Bu iki anlatıdan hangisinin mahkemede ağır basacağı, büyük ölçüde dijital kayıtların ve teknik bilirkişi incelemesinin ne gösterdiğine bağlıdır.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 13.06.2025 tarihli ve E.2025/1081, K.2025/1235 sayılı kararıyla, yatırım hesabında banka personelince talimatsız varant işlemi yapıldığı iddiasına dayanan tazminat davasını reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu oy birliğiyle esastan reddetmiştir. Daireye göre işlemler hesap sahibinin şifre ve parolasıyla, onun bilgisi dahilinde yapılmıştır ve oluşan zarar bankaya yüklenemez.
👤 Şube personeli ve kaybolan yatırım parası
Kararda aktarılan dava dilekçesine göre davacı, davalı bankanın bir şubesinin müşterisidir. Yatırım hesabı 09.02.2010 tarihinde, taraflar arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında açılmıştır. Davacı, 2013-2014 yıllarında hesabında bulunması gereken paranın bulunmadığını fark ettiğini, durumu o dönem şubede müdür yardımcısı olarak görev yapan bir personele sorduğunu anlatmıştır.
Davacının iddiasına göre personel, hafta sonları bir işlem platformunda varant alıp sattığını, bu işlemlerden birinde davacıya ait paranın kaybedildiğini, parayı taksitler hâlinde ödeyeceğini ve şikâyet edilmesi hâlinde işini kaybedeceğini söylemiştir. Davacı ayrıca şunları ileri sürmüştür:
- Personel, herhangi bir yazılı, sözlü veya sesli talimat almadan yatırım hesabından yüksek tutarlarda parayı riskli varant işlemlerine yöneltmiştir.
- Bankanın görevlendirdiği müfettişlerin IP incelemesine göre işlemler mesai saatlerinde ve personelin bilgisayarından yapılmıştır; personelin yatırım danışmanı olmadığı da belirtilmiştir.
- Aynı personel, davacının kredi kartı puanlarıyla kendi adına alışveriş yapmıştır.
- Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamamış, personel hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır.
Davacı, bankanın kasten hukuka aykırı davranan personeli çalıştırdığını ve zararın doğmasını engelleyemediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL üzerinden açtığı davada zararın, zarar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun kapsamında avans faiziyle tahsilini talep etmiştir.
📲 Bankanın savunması: mobil onay ve risk formu
Davalı banka, iddiaların tamamına itiraz etmiştir. Cevap dilekçesinde öne çıkan noktalar şunlardır:
| Bankanın savunması | Dayandığı olgu |
|---|---|
| İşlemler müşterinin onayıyla yapıldı | Tüm işlemlerde müşterinin telefonuna gönderilen mobil onay kodu girilmiştir |
| “Hafta sonu işlemi” iddiası gerçeğe aykırı | Varantlar Borsa İstanbul’da hafta içi 10:00-18:00 arasında işlem görür; hesap özetindeki işlemler hafta içidir |
| Risk bilerek üstlenildi | Varant işlemlerinden önce Varant Risk Bildirim Formu onaylanmıştır |
| Müşterinin tutumu çelişkili | Aynı dönemde başka yatırım hesabında da varant işlemi yapılmış, kârlı işlemlere hiç itiraz edilmemiştir |
| Talep süresinde ileri sürülmedi | Borçlar Kanunundaki iki yıllık zamanaşımının dolduğu, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığı savunulmuştur |
Banka ayrıca kendi müfettişlerinin düzenlediği soruşturma raporunda işlemlerin davacının talimatıyla yapıldığının belirlendiğini, davacının zararı öğrendiğini söylediği 2013 yılından sonra beş-altı yıl boyunca hiçbir şikâyette bulunmamasının hayatın olağan akışına uymadığını ileri sürmüştür.
⚖️ Asliye ticaret mahkemesinin gerekçesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 10.11.2021 tarihli ve 2021/73 Esas, 2021/996 Karar sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme, hükme elverişli bulduğu bilirkişi raporu ve ek rapordaki tespitlere dayanmıştır. Gerekçenin ana halkaları şöyledir:
- İnternet bankacılığı işlemlerinin tamamı, taraflar arasındaki Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesine ve bu sözleşmenin yatırım hesaplarına ilişkin hükümlerine uygundur.
- Varant Risk Bildirim Formu, davacı tarafından 09.09.2011 tarihinde internet kanalıyla onaylanmıştır.
- Bankanın verdiği müşteri numarası ve şifrelerle yapılan işlemler, sözleşme gereği müşterinin kendisi tarafından yapılmış sayılır.
- Müşteri, kendi belirlediği parola ve şifrelerin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek tedbirleri almakla yükümlüdür.
- Telefona gelen şifrenin üçüncü kişilerle paylaşılması sonucu oluştuğu ileri sürülen zarar, davacının kendi kusurundan kaynaklanmaktadır; bankanın kusuru bulunmamaktadır.
Mahkeme bu tespitlerle davacının iddiasını ispat edemediği sonucuna ulaşmıştır.
📝 İstinaf itirazları ve Dairenin cevabı
Davacı vekili istinaf dilekçesinde iki temel itiraz ileri sürmüştür. Birincisi, ilk derece mahkemesinin, davalı bankanın kendi teftiş raporunu esas alarak yeni bir bilirkişi raporu düzenletmesinin yargılamanın temel ilkelerine aykırı olduğu, çünkü bankanın kendi müfettiş raporunun tarafsız sayılamayacağıdır. İkincisi, kararda risk formunun dijital ortamda onaylanmasına değinilmiş olsa da işlemlerin gerçekte banka personeli tarafından yapılıp yapılmadığının yeterince incelenmediğidir. Davacı vekili, kasten hukuka aykırı davranan personelin eylemlerinden bankanın sorumlu olduğuna ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2017/11-153, K.2019/916 sayılı kararına dayanmıştır.
Daire, incelemeyi HMK 355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı tutmuştur. Gerekçe kısa ama nettir: Davacının hesabındaki varant alım-satım işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır; işlemler davacının bilgisi dahilinde, onun şifre ve parolası kullanılarak yapılmıştır. Şifre ve parolanın güvenliğini sağlamak ve bunları üçüncü kişilerle paylaşmamak davacıya düşmektedir. Davacının gerçekleştirdiği işlemlerden doğduğu anlaşılan zarar bankadan istenemez ve bankaya kusur yüklenemez.
Bu nedenle istinaf başvurusu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiş, istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına hükmedilmiştir. Karar, HMK 361/1 uyarınca tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilmiştir.
🧩 Hukuki çerçeve: sözleşme, yardımcı kişi, ispat
Davacının talebi, iki farklı sorumluluk düşüncesine yaslanıyordu. Birincisi sözleşmesel ilişkiydi: Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında açılan yatırım hesabında banka, müşterisinin parasını onun talimatı dışında kullandırmamakla yükümlüdür. İkincisi, bankanın çalışanının eylemlerinden doğan sorumluluktu. Türk Borçlar Kanununun 116. maddesi, borçlunun borcun ifasını yanında çalışanlar gibi yardımcı kişilere bırakması hâlinde, bu kişilerin işi yürütürken diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Davacının istinafta atıf yaptığı Hukuk Genel Kurulu kararı da bu düşünce çizgisine bağlanmaktaydı.
Ne var ki her iki sorumluluk yolunun ortak ön koşulu, zarara yol açan işlemin gerçekten personel tarafından ve müşterinin iradesi dışında yapılmış olmasıdır. Dosyada bu ön koşul kurulamamıştır. Derece mahkemeleri işlemleri müşterinin kendisine ait sayılması gereken işlemler olarak nitelendirdiğinden, yardımcı kişi sorumluluğunun koşullarını ayrıca tartışmaya gerek görmemiştir. Karar, personelin kusurlu davranışı iddia edilse bile işlemlerin hangi kanal ve kimlik doğrulama aracıyla yapıldığının belirleyici olduğunu göstermektedir.
Benzer bir ilişkide, banka çalışanının getiri vaadiyle aldığı para bakımından bankanın sorumluluğunu ele alan bir Yargıtay kararı banka çalışanının getiri vaadi yazısında incelenmiştir.
🔍 Dijital iz neden belirleyici oldu?
Dosyada davacı ile banka, aynı olaylara iki farklı teknik açıklama getirmişti. Davacıya göre müfettişlerin IP incelemesi işlemlerin personelin bilgisayarından yapıldığını gösteriyordu. Banka ise işlemlerin müşterinin internet şifresi ve mobil onay koduyla yapıldığını, kayıtların bunu doğruladığını savunuyordu. Derece mahkemeleri, bilirkişi raporu ve ek raporu esas alarak ikinci açıklamayı benimsemiştir.
Kararlarda öne çıkan olgular şunlardır:
- Kimlik doğrulama: İşlemin müşterinin şifresi ve telefonuna gelen tek kullanımlık kodla onaylanması, sözleşme hükümleriyle birlikte işlemin müşteriye ait sayılmasına yol açmıştır.
- Risk bildirimi: 09.09.2011 tarihli Varant Risk Bildirim Formunun internet kanalıyla onaylanmış olması, ürünün niteliğinin bilindiği yönünde değerlendirilmiştir.
- İşlem zamanı: Hafta sonu işlemi iddiası, varantın Borsa İstanbul’daki işlem saatleri ve hesap özetiyle karşılaştırılmıştır.
Davacının “bankanın kendi teftiş raporu esas alınamaz” itirazı da sonuca etki etmemiştir. Daire, bilirkişi raporunun içeriğine ilişkin ayrıca bir eksiklik tespit etmemiş ve ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesini yerinde görmüştür.
Varant zararında bankanın sorumluluğunun risk bildirimi ve işlem hacmi üzerinden tartışıldığı bir başka istinaf kararı varant zararında banka kusuru yazısında; talimatsız hisse işlemlerinde zamanaşımı sorunu ise talimatsız işlemde zamanaşımı yazısında ele alınmıştır. Kayseri kararı bunlardan farklı olarak, işlemi kimin yaptığı sorusunu dijital kimlik doğrulama kayıtları üzerinden cevaplamaktadır.
❓ Akla gelen sorular
Varant nedir ve neden “yüksek riskli” sayılır?
Bankanın savunmasında aktarıldığı üzere varant, sahibine dayanak varlığı veya göstergeyi önceden belirlenen fiyattan, belirli bir vadede ya da vadeye kadar alma veya satma hakkı veren menkul kıymetleştirilmiş bir opsiyondur ve Borsa İstanbul’da hisse senedine benzer biçimde işlem görür. Kaldıraç etkisi nedeniyle kısa sürede büyük değer kayıpları yaşanabilir; dosyada risk bildirim formunun önemi de buradan kaynaklanmıştır.
Personelin itiraf niteliğindeki sözleri neden sonucu değiştirmedi?
Davacının anlattığı konuşma, dava dilekçesindeki bir iddia olarak kalmıştır. Mahkeme kararlarında bu beyanın başka bir delille doğrulandığına dair bir tespit yer almamaktadır. Buna karşılık bilirkişi incelemesi, işlemlerin müşterinin şifresi ve mobil onay koduyla yapıldığını ortaya koymuş; derece mahkemeleri sonuca bu teknik tespit üzerinden ulaşmıştır.
Zamanaşımı savunması kararda neden tartışılmadı?
Banka, Borçlar Kanunundaki iki yıllık sürenin dolduğunu savunmuştu. Ancak ilk derece mahkemesi davayı esastan, ispat edilememe gerekçesiyle reddetmiş; bölge adliye mahkemesi de bu gerekçeyi yerinde bulmuştur. Esastan ret sonucuna ulaşıldığından zamanaşımı sorununa ilişkin ayrı bir değerlendirme kararlarda yer almamıştır.
Bu karar kesinleşmiş midir?
Karar, HMK 361/1 uyarınca tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Yayımlanan metinde temyiz edilip edilmediğine veya Yargıtay incelemesinin sonucuna ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, yatırım ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan istinaf kararından derlenmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir. İşlemlerin hangi kimlik doğrulama aracıyla yapıldığı, bilirkişi incelemesinin kapsamı ve sunulan teknik kayıtlar farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



