Ceza HukukuEmsal Kararlar

İnkâr Eden Sanık ve Haksız Tahrik – Yargıtay CGK 2026/445

Sanık, kendisine yöneltilen suçlamayı baştan sona reddediyor. Mahkeme ise suçun sanık tarafından işlendiği kanaatine varıyor ve mahkûmiyet hükmü kuruyor. Bu noktada akla şu soru geliyor: Olaydan önce sanığa hakaret ve tehdit içeren sözler söylendiği dosyada sabitse, sanık “ben yapmadım” dediği için haksız tahrik indirimi esirgenebilir mi? Mahkeme, hüküm fıkrasında “sanık suçu kabul etmediği için” derken gerekçede “mağdurun haksız bir eylemi yok” diyebilir mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2026/164, K.2026/445 sayılı kararıyla, tehdit ve kasten yaralama suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerini onayan Özel Daire kararını kaldırmış; tehdit hükmünün gerekçesizliği, temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılma gerekçesi ve haksız tahrik hükmünün uygulanmama gerekçesi yönlerinden yerel mahkeme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: Bir iş yerinde başlayan tartışmada sanığa “özür dilemeyiz” denilerek hakaret ve tehdit içeren sözler söylenmiş, aynı akşam sanığın mağdurları tehdit ettiği ve birini sopayla yaraladığı iddiasıyla dava açılmıştır. Asliye ceza mahkemesi, bozmadan sonra sanığı tehdit (TCK 106/2-a-c, 43/1) ve kasten yaralama (TCK 86/1, 86/3-e) suçlarından mahkûm etmiş, haksız tahriki uygulamamıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu; suçu inkâr etmenin haksız tahrik hükmünün uygulanmasına engel olmadığını, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki bulunduğunu ve cezanın artırılma nedenlerinin olaya özgülenmediğini belirterek hükümleri bozmuştur.

🗣️ Bir özür talebinden kavgaya

Karar metnine göre olaylar 2014 yılının Kasım ayında Antalya’da yaşanmıştır. Olaydan bir gün önce sanığın kardeşi ile mağdurlardan biri arasında, ortak bir tanıdık yüzünden kavga çıkmış ve sanığın kardeşi darbedilmiştir. Bunu öğrenen sanık, ertesi gün meseleyi konuşmak için mağdurlardan birinin akrabasına ait iş yerine gitmiştir.

İddianameye ve tanık anlatımına göre sanık, iş yerinde “Kardeşiniz özür dilesin, bu iş kapansın gidelim.” demiştir. Buna karşılık mağdurların sanığa, “Biz kimseden özür dilemeyiz”, “akacak kan başta durmaz” gibi ifadeleri de içeren ve hakaret niteliğindeki sözlerle karşılık verdikleri ileri sürülmüştür. İddianamedeki anlatım şöyle devam etmektedir:

  • Aynı gün saat 19.00 sıralarında sanık, kimliği tespit edilemeyen kişilerle birlikte iş yerine dönmüş, mağdurlardan birini dükkândan çıkarmaya çalışmış, çevredekilerin müdahalesiyle ayrılmıştır.
  • Saat 21.00 sıralarında araçla gelen ve ellerinde sopa ve bıçak bulunan kalabalık bir grupla birlikte iş yerine giren sanığın, elindeki bıçağı göstererek “Bu dükkândan kimse sağ çıkmayacak.” dediği iddia edilmiştir.
  • Sanığın elindeki sopayla mağdurlardan birinin bacaklarına vurarak onu basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaraladığı ileri sürülmüştür.

Sanık savunmasında olay günü iş yerine özür talebiyle gittiğini, çıkarken arkasından “akacak kan başta durmaz” denildiğini ancak bunu söyleyenin mağdurlar olmadığını belirtmiş ve suçlamayı kabul etmemiştir. Mağdurlar hakkında açılan ayrı davada ise hakaret suçu yönünden şikâyet yokluğu nedeniyle düşme, tehdit suçu yönünden kast bulunmadığından beraat kararı verilmiştir.

⚖️ Beraatten mahkûmiyete: dosyanın yolculuğu

Dosya, kesinleşmeden önce iki kez Yargıtaya gitmiştir:

  • İlk hüküm (13.11.2015): Asliye ceza mahkemesi sanığın tehdit ve kasten yaralama suçlarından CMK 223/2-e uyarınca beraatine karar vermiştir.
  • İlk bozma (14.12.2021): Yargıtay 8. Ceza Dairesi; olayın görgü tanıklarının usulüne uygun dinlenmemesi, raporlar, olay ve görgü tespit tutanağı ile ekspertiz raporunun tartışılmaması ve tefrik edilen dosyanın getirtilmemesi nedeniyle eksik araştırmayla beraat kararı verildiğini belirterek hükmü bozmuştur.
  • Bozmadan sonra (10.07.2023): Bozmaya uyan mahkeme, sanığı tehdit suçundan TCK 106/2-a-c ve 43/1 uyarınca 3 yıl 9 ay, kasten yaralama suçundan TCK 86/1 ve 86/3-e uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
  • Onama (24.03.2025): Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükümleri onamıştır.
  • İtiraz: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı CMK 308 uyarınca onama kararına itiraz etmiş; Özel Daire 09.02.2026 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.

❓ Genel Kurulun önündeki üç soru

Ceza Genel Kurulu, inceleme kapsamını tehdit ve kasten yaralama mahkûmiyetleriyle sınırlayarak çözülmesi gereken uyuşmazlıkları şöyle belirlemiştir:

  • Tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği,
  • Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngören kasten yaralama suçunda temel cezanın iki yıl olarak belirlenmesinin gerekçesinin isabetli olup olmadığı,
  • Haksız tahrik hükmünün uygulanmamasına ilişkin gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı; yeterli ise haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığı.

Genel Kurul üç soruda da itirazı haklı bulmuştur. Üçüncü sorunun ikinci kısmı, yani olayda haksız tahrikin gerçekten uygulanması gerekip gerekmediği ise gerekçe eksikliği tespit edildiği için değerlendirilmemiştir. Bu ayrım önemlidir: Karar, indirimin mutlaka uygulanacağını değil, uygulanmamasının hukuka uygun ve tutarlı bir gerekçeyle açıklanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

🧩 İnkâr, haksız tahrike engel mi?

TCK m.29’a göre haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişinin cezasında, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis dışındaki hâllerde dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Genel Kurul, önceki kararlarına atıfla indirimin koşullarını şöyle sıralamıştır:

  • Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalıdır.
  • Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalıdır.
  • İşlenen suç bu ruhsal durumun tepkisi olmalıdır.
  • Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan kaynaklanmalıdır.

Somut dosyada yerel mahkeme, kısa kararda (hükmün esasını oluşturan kısımda) haksız tahrikin uygulanmama nedenini “sanığın suçu kabul etmemesi” olarak göstermiş; gerekçeli kararda ise “mağdurun sanığa yönelik haksız bir eylemi bulunmadığı” ifadesini kullanmıştır. Genel Kurul, bu iki farklı gerekçenin hüküm ile gerekçe arasında çelişki yarattığını tespit etmiştir.

Daha da önemlisi Genel Kurul, sanığın suçu kabul etmemesinin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmediğini açıkça belirtmiştir. Ayrıca mağdurların söylediği iddia edilen sözlerin neden haksız tahrik nedeni sayılmadığına dair hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa iddianamede bu sözlere yer verilmiş, bir mağdur ve bir tanık da benzer sözlerin söylendiğini anlatmıştır. Bu nedenlerle mahkeme gerekçesi, Anayasa m.141 ile CMK m.34 ve m.230’da öngörülen gerekçelendirme yükümlülüğünü karşılamamıştır.

Benzer bir yaklaşım, takdiri indirim için de uzun süredir uygulanmaktadır; kalıp ifadelerle TCK 62’nin uygulanmamasına ilişkin bir başka Genel Kurul kararı için takdiri indirimde kalıp gerekçe yazısına bakılabilir.

📏 Alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesi

Suç tarihinde TCK m.86/1’deki kasten yaralama suçu bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirmektedir. Yerel mahkeme temel cezayı iki yıl olarak belirlemiş, hüküm fıkrasında TCK m.61’deki ölçütleri (suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, suçun konusunun önem ve değeri, failin güttüğü amaç) genel ifadelerle saymıştır. Gerekçeli kararda ise “suç kastının yoğunluğu, olaydaki kişi sayısı ve kullanılan silahlar” esas alınmıştır.

Genel Kurul bu gerekçeyi yeterli bulmamıştır. Hüküm fıkrasındaki ifadeler olaya özgülenmemiş, gerekçedeki “kişi sayısı ve kullanılan silahlar” vurgusu ise iddianameyle uyumlu değildir; çünkü dava, yalnızca sanığın mağdurun bacaklarına sopayla vurduğu iddiasıyla ve yalnızca sanık hakkında açılmıştır. Genel Kurula göre TCK m.61’deki kriterlerin tekrar edilmesi yeterli değildir; somut olayla ilgili ölçütler belirlenmeli ve olgusal temelleri gösterilmelidir.

🔍 Tehdit hükmünde eksik kalan gerekçe

Tehdit suçu bakımından iddianamede anlatılan eylem, sanığın elinde bıçakla “Bu dükkândan kimse sağ çıkmayacak” demesidir. Yerel mahkeme ise gerekçesinde, yüzleri kapalı kalabalık bir grubun silahla ateş ettiğini, eşyalara zarar verdiğini ve bu olayın sanığın iştiraki veya azmettirmesiyle gerçekleştiği kanaatine vardığını yazmıştır.

Genel Kurul, sanığın iddianamede yer alan sözleri söyleyip söylemediğinin hiç değerlendirilmediğini, hangi eylemin tehdit sayıldığının açıkça ortaya konulmadığını ve silahla ateş etme şeklindeki tehdide ilişkin iddianamede bir anlatım bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda hüküm, maddi olayın kabulü ve sanığın rolü bakımından denetime elverişli bir gerekçe içermemektedir. Genel Kurul ayrıca gerekçenin bulunmamasının CMK m.289/1 kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olduğunu hatırlatmıştır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.07.2026 tarihli, E.2026/164, K.2026/445 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

📌 Kararın uygulamaya yansıması

Ceza Genel Kurulu, itirazı kabul ederek 6. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış, yerel mahkeme hükümlerini diğer yönleri incelenmeksizin bozmuş, cezaların infazının durdurulmasına ve sanığın başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse salıverilmesine karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş; iki Genel Kurul üyesi her üç uyuşmazlıkta da itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

Karardan çıkan başlıca ilkeler şöyle özetlenebilir:

  • Sanığın suçlamayı kabul etmemesi, susma ve kendini suçlamama hakkının bir görünümüdür; haksız tahrik indiriminin reddi için tek başına gerekçe yapılamaz.
  • Haksız tahrik maddi vakıanın kabulüne ilişkin bir konudur; dosyada tahrik oluşturabilecek sözler varsa mahkeme bunları neden tahrik saymadığını açıklamalıdır.
  • Kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklı gerekçeler bulunması, hükmü çelişkili hâle getirir.
  • Temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması, TCK m.61 ölçütlerinin olaya özgülenmesini ve iddianamenin sınırları içinde kalınmasını gerektirir.

💬 Merak edilenler

Ceza Genel Kurulu bu olayda haksız tahrik indirimi uygulanmalı mı dedi?

Hayır, bu soruya cevap vermedi. Genel Kurul, haksız tahrikin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olmadığını tespit ettiği için koşulların somut olayda bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlığı değerlendirmemiştir. Bu değerlendirme bozmadan sonra yerel mahkemece yapılacaktır.

Suçu inkâr etmek neden haksız tahrike engel sayılmadı?

Genel Kurul, sanığın suçu kabul etmemesinin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığını belirtmiştir. Başsavcılık itirazında da haksız tahrikin maddi vakıanın kabulüne ilişkin olduğu, sanığın talebine bağlı olmadığı ve susma hakkına sahip sanığın inkârının indirimi reddetmek için gerekçe yapılamayacağı vurgulanmıştır.

Kasten yaralamada temel cezanın iki yıl belirlenmesi neden bozma nedeni oldu?

Mahkeme hüküm fıkrasında TCK m.61’deki ölçütleri genel ifadelerle saymış, gerekçede ise olaydaki kişi sayısı ve kullanılan silahlara dayanmıştır. Oysa dava yalnızca sanığın sopayla mağdurun bacaklarına vurduğu iddiasıyla açılmıştı. Genel Kurul, cezayı artırma gerekçelerini olaya özgülenmemiş ve kendi içinde tutarsız bulmuştur.

Bozma kararından sonra sanığın cezası infaz edilmeye devam etti mi?

Hayır. Genel Kurul, onama kararını kaldırıp yerel mahkeme hükümlerini bozduğu için tehdit ve kasten yaralama suçlarına ilişkin cezaların infazının durdurulmasına ve sanık bu suçlar nedeniyle cezaevindeyse, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse salıverilmesine karar vermiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve kararda aktarılan yargılama aşamalarından derlenmiştir. Sanık, mağdur ve tanıkların kimlikleri kaynakta anonimdir ve yazıya alınmamıştır. Karar, haksız tahrik indiriminin uygulanıp uygulanmayacağına değil, uygulanmama gerekçesinin yeterliliğine ilişkindir; somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud