Kovuşturma Gerekçesiyle Okuldan İlişik – AYM 2023/59815

Bir öğrenci, polis meslek yüksekokuluna aday öğrenci olarak kaydoluyor. Kayıttan sonra yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında, hakkında dolandırıcılık suçundan süren bir ceza davası bulunduğu ortaya çıkıyor. Henüz verilmiş bir mahkûmiyet yok; diğer davadan ise beraat etmiş. Okul yönetimi yine de yönetmelikteki “devam eden kovuşturma bulunmamak” şartına dayanarak öğrencinin okulla ilişiğini kesiyor. İdare mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay işlemi hukuka uygun buluyor. Anayasa Mahkemesi ise meseleye bambaşka bir pencereden bakıyor: Öğrenciyi okuldan çıkaran kuralın kendisi, kanunda yeterince belirli biçimde yer alıyor muydu?
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 5.3.2026 tarihli ve 2023/59815 başvuru numaralı kararıyla, polis meslek yüksekokulundan ilişik kesilmesine dayanak yapılan kanun hükümlerinin belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerini karşılamadığını tespit etmiş ve Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiştir. Karar, 22.10.2026 tarihli ve 33408 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
🎓 Aday öğrencilikten ilişik kesmeye
Başvurucunun polis meslek yüksekokuluna kaydı, aday öğrenci statüsüyle ve geçici olarak yapılmıştır. Kayıt sonrasında yürütülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında UYAP kayıtlarından şu bilgiler elde edilmiştir:
- Kars İcra Ceza Mahkemesinde, çekle ilgili “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan bir yargılama yapılmıştır. Başvurucu bu davadan beraat ettiğini belirtmiştir.
- Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde ise tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı ile bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından yürütülen bir yargılama bulunmaktadır.
- Bu ikinci yargılamada başvurucu hakkında tutuklama müzekkeresi çıkarılmıştır.
Okul yönetimi, Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği’nin 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinin (2) numaralı alt bendindeki niteliğin sağlanmadığı sonucuna varmıştır. Bu hüküm, adaylarda dolandırıcılık dahil sayılan suçlardan mahkûm olmamayı ya da bu suçlardan dolayı devam eden bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamasını şart koşmaktadır. Eğitim-Öğretim Yönetmeliği’nin 12/2-a hükmü ise giriş şartlarını taşımadığı öğrenim sırasında anlaşılan öğrencilerin ilişiğinin kesileceğini öngörmektedir. Bu iki hükme dayanılarak 16.7.2020 tarihinde başvurucunun okulla ilişiği kesilmiştir.
⚖️ İdari yargı neden davayı reddetti?
Başvurucu, ilişik kesme işleminin iptali istemiyle dava açmış; hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını, işlemin masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Yargı süreci şöyle ilerlemiştir:
- Ankara 16. İdare Mahkemesi (29.4.2021): Yönetmelikte sayılan suçlardan biri nedeniyle devam eden bir kovuşturmanın bulunmaması gerektiğinin açık olduğunu, bu koşulu taşımayan adayların ilişiğinin kesilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.
- Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi (30.9.2021): İstinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Danıştay Sekizinci Dairesi (27.4.2023): Kararı onamıştır.
Derece mahkemelerinin değerlendirmesi, yönetmelik hükmünün lafzına odaklanmıştır: Kovuşturma sürüyorsa şart sağlanmamıştır. Anayasa Mahkemesi önünde ise başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta tartışmayı bir üst basamağa taşımış ve temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini, düzenleyici işlemle eğitim hakkına müdahale edilmesinin kanunilik ölçütünü karşılamadığını ileri sürmüştür. Komisyon, eğitim hakkı dışındaki şikâyetleri kabul edilemez bulmuş; Birinci Bölüm de başvurunun Genel Kurulca incelenmesine karar vermiştir.
🏫 Polis meslek yüksekokulu eğitim hakkı kapsamında mı?
Anayasa Mahkemesinin ilk cevapladığı soru, mesleki amaçla kurulan bir okuldan çıkarılmanın eğitim hakkını ilgilendirip ilgilendirmediğidir. Genel Kurul bu soruya olumlu cevap vermiş ve gerekçesini şu adımlarla kurmuştur:
- Anayasa’nın 132. maddesi, emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumlarını özel kanunlarına tabi kılsa da bu kurumlar Anayasa’da “Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları” genel başlığı altında yer almaktadır.
- 4652 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki “polis memuru yetiştirme” amacı, verilen eğitimin kurumsal işlevine ilişkindir; eğitimin niteliğini değiştirmez.
- Bu okullarda ön lisans düzeyinde eğitim verilmektedir; dolayısıyla eğitim hem kurumsal statüsü hem de akademik seviyesi itibarıyla yükseköğretim kapsamındadır.
- Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında eğitim hakkının yükseköğrenim seviyesini de kapsadığı kabul edilmiştir.
Bu tespitten sonra Mahkeme, öğrencinin okuldan ilişiğinin kesilmesinin mevcut bir eğitim kurumuna erişimi sınırladığını ve eğitim hakkına müdahale oluşturduğunu kabul etmiştir. Eğitim hakkı bağlamında daha önce değerlendirilen farklı bir uyuşmazlık için eşdeğer sınava çağrı ve eğitim hakkı yazısına bakılabilir.
📜 Kanunilik incelemesi: yönetmeliğe bırakılan şartlar
Kararın merkezinde kanunilik ölçütü yer almaktadır. Mahkeme, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hakların ancak kanunla sınırlanabileceğini; bunun yalnızca TBMM tarafından çıkarılmış şeklî bir kanunun varlığıyla sağlanamayacağını, kuralın keyfîliğe izin vermeyecek ölçüde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir olması gerektiğini hatırlatmıştır. Somut olayda üç alt ölçüt ayrı ayrı ele alınmıştır:
- Şeklî kanun: Yönetmeliğin dayanağı olan 4652 sayılı Kanun, usulüne uygun çıkarılmış bir kanundur; bu ölçüt sağlanmıştır.
- Ulaşılabilirlik: Hükümler Resmî Gazete’de yayımlandığından ulaşılabilirlik konusunda tereddüt yoktur.
- Belirlilik ve öngörülebilirlik: Kanun’un 15. maddesinin altıncı fıkrası öğrencilerin niteliklerinin yönetmelikle belirleneceğini, 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ise bu yetkinin İçişleri Bakanlığına ait olduğunu söylemekle yetinmektedir. Adaylarda aranacak niteliklerin sınırları, temel ilkeleri veya objektif kriterleri kanunda yer almamaktadır.
Mahkemeye göre kanun düzeyinde hiçbir çerçeve çizilmeksizin düzenleme yetkisinin bütünüyle idareye bırakılması, hem bireyler hem de uygulayıcı idare bakımından keyfîliğe açık bir alan yaratmaktadır. Bu durum, eğitim hakkını etkileyen koşulların önceden öngörülmesini güçleştirmektedir. Sonuçta hak ihlali, ilişik kesme işleminin kendisinden çok, doğrudan kanundan kaynaklanmış kabul edilmiştir. Benzer bir kanunilik değerlendirmesi, idari yaptırım alanında yönetmelikle yetki belgesi iptali kararında da yer almaktadır.
Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de Mahkemenin masumiyet karinesi tartışmasına girmemesidir. Kanunilik ölçütü karşılanmadığı için meşru amaç ve ölçülülük gibi sonraki aşamalara geçilmemiştir. Bu nedenle karar, “devam eden kovuşturma nedeniyle ilişik kesilemez” şeklinde genel bir ilke koymamakta; sınırlamanın kanunda belirli bir çerçeveye dayanması gerektiğini vurgulamaktadır.
🗣️ Beş üyenin karşıoyu
İhlal kararı oyçokluğuyla verilmiş, beş üye çoğunluk görüşüne katılmamıştır. Karşıoy gerekçesinin ana hatları şunlardır:
- 4652 sayılı Kanun’un 10. maddesi, okulların amacı, öğrenci kaynağı, sınav sistemi ve öğrenim süresi gibi temel esasları belirlemiştir; ayrıntıların yönetmeliğe bırakılması yasama yetkisinin devri sayılmaz.
- Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre kanun koyucu temel kuralları saptadıktan sonra ayrıntıları alt düzenlemelere bırakabilir.
- Yönetmelik düzenleyici bir işlem olduğundan, ilgililer idari yargıda iptal davası açabilir.
- Başvurucu hakkında dolandırıcılık suçundan süren bir kovuşturma bulunduğundan, yasal dayanağı olan yönetmelik hükümlerine göre yapılan ilişik kesme işleminde hukuka aykırılık yoktur.
🧾 Giderim ve yeniden yargılama
Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Genel Kurul, ihlalin kanundan kaynaklandığını, ancak dayanak kuralların bireysel başvurudan sonra norm denetimi yoluyla zaten iptal edildiğini tespit etmiştir. Bununla birlikte ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılamada hukuki yarar bulunduğunu belirterek şu hükümleri kurmuştur:
- Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine (E.2020/2029, K.2021/1023) gönderilmesine,
- Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine, diğer tazminat taleplerinin reddine,
- 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 41.480,40 TL yargılama giderinin ödenmesine.
Yeniden yargılamada idare mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun biçimde yeni bir karar vermesi beklenmektedir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi bu sonucu öngörmektedir.
🆕 Norm denetimi kararlarıyla birlikte okuma
Kararı önemli kılan, bireysel başvuru ile norm denetiminin aynı hükümler üzerinde birleşmesidir. Kararda iki iptal kararına atıf yapılmıştır:
- E.2023/25, K.2024/139 (23.7.2024): 4652 sayılı Kanun’un 15. maddesinin altıncı fıkrasının 7422 sayılı Kanun’la değiştirilen hâli, öğrencilerin nitelikleri ile giriş usul ve esaslarının tamamını yönetmeliğe bıraktığı için Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
- E.2025/194, K.2026/15 (15.1.2026): Aynı Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi de benzer gerekçeyle iptal edilmiştir.
Kararda ayrıca, olaydan sonra 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun ek 3. maddesiyle Polis Akademisi ve bağlı kurumlarda öğrenim görecek öğrenciler hakkında güvenlik soruşturması yapılacağının kanun düzeyinde düzenlendiği belirtilmiştir. Karar 22.10.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığından, benzer ilişik kesme uyuşmazlıklarında idari yargının bu tespitleri nasıl değerlendireceği uygulamada izlenecek bir konudur. Kamu kurumlarına bağlı okullarda öğrenci disiplini üzerine farklı bir uyuşmazlık için öğrenci disiplin cezasının sicilden silinmesi yazısı da incelenebilir.
💬 Merak edilenler
Anayasa Mahkemesi devam eden kovuşturmanın ilişik kesme nedeni olamayacağına mı karar verdi?
Mesleki amaçlı bir okuldan çıkarılmak neden eğitim hakkını ilgilendiriyor?
Karar oybirliğiyle mi verildi?
İhlal kararından sonra dosyada ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Kararlar Bilgi Bankasında ve 22.10.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucu, vekil, raportör ve heyet üyelerinin adları yazıya ve PDF derlemesine alınmamıştır. İhlal kararı somut başvurudaki kanuni dayanak ve süreçle ilgilidir; farklı mevzuat dönemine veya olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



