Emsal KararlarForex Hukuku

Tenfizde AYM İptali Yeni Hüküm – Yargıtay HGK 2025/589

Almanya’daki bir eyalet mahkemesinin 2010 yılında verdiği karar, Türkiye’de tenfiz edilebilmek için on beş yıla yakın bir yargısal yolculuğa çıkar. Konya’daki ilk derece mahkemesi beş kez karar verir, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi beş kez bozar. Son bozmanın dayanağı, payları halka arz olunmuş sayılan şirketlere karşı açılan davalarda “karar verilmesine yer olmadığı” sonucunu öngören kanun hükmüdür. Mahkeme direnirken o hüküm artık yürürlükte değildir: Anayasa Mahkemesi onu iptal etmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun önündeki soru, uyuşmazlığın esasından önce gelir: Ortada gerçekten bir direnme kararı var mıdır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.10.2025 tarihli ve E.2024/394, K.2025/589 sayılı kararıyla, bozmanın dayandığı kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gerekçesine dayanan kararın direnme değil yeni hüküm olduğunu kabul etmiş ve temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.

Kısa özet: Davacı, Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesinin 24.06.2010 tarihli kararının Türkiye’de tanınmasını ve tenfizini istemiştir. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi son olarak davayı kabul etmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. madde karşısında tenfizin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olacağı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Mahkeme, bu geçici maddenin Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve E.2020/11, K.2023/98 sayılı kararıyla iptal edildiğini belirterek direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, önceki kararda bulunmayan bu gerekçeyle verilen kararın yeni hüküm olduğunu, incelemenin Özel Dairece yapılması gerektiğini belirtmiştir.

🌍 Tenfiz talebi ve beş bozmalık süreç

Davacı vekili, Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesince verilen 24.06.2010 tarihli kararın Türkiye’de tanınmasını ve tenfizini istemiştir. Davalı şirket ve diğer davalı, tanıma ve tenfiz koşullarının oluşmadığını, kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu savunmuştur. Karar metninde aktarılan yargılama süreci kısaca şöyledir:

  1. Birinci karar (2012): Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiştir. 11. Hukuk Dairesi, yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı görüşüyle kararı davacı yararına bozmuştur.
  2. İkinci karar (2013): Bozmaya uyulmuş ve tenfize karar verilmiştir. Daire önce onamış, ancak karar düzeltme üzerine onamayı kaldırmıştır. Gerekçe, yabancı kararın posta yoluyla tebliğ edilmesi ve usulünce tebliğ edilmeyen kararın davalı şirket yönünden kesinleşmemiş olmasıdır.
  3. Üçüncü karar (2016): Mahkeme tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire önce onamış, karar düzeltme üzerine onamayı kaldırarak yabancı ilamın usulüne uygun kesinleştiğinin kabulü ile diğer yönlerden inceleme yapılması gerektiğini belirtmiş ve davacının usulü kazanılmış haklarına dikkat çekmiştir.
  4. Dördüncü karar (2020): Tenfize karar verilmiştir. Daire, taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi, 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesi ve ilgili yasal düzenleme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı oy çokluğuyla re’sen bozmuştur.
  5. Beşinci karar (2022): Mahkeme, 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesinin tenfize engel olmadığı gerekçesiyle davayı yeniden kabul etmiştir.

🛡️ Son bozma: 7194 sayılı Kanun ve kamu düzeni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2023 tarihli ve 2023/1423 Esas, 2023/3466 Karar sayılı bozma kararı, uyuşmazlığın sermaye piyasası boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Daire’ye göre 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesinde, 31.12.2014 tarihine kadar pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklara karşı açılan belirli davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir.

Daire şu karşılaştırmayı yapmıştır: Türkiye’de açılan bu tür davalarda davacıların davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmektedir. Buna karşılık yabancı ülkede açılan aynı tür davalarda verilen ortak olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi yönündeki kararlar tenfiz edilirse, Türkiye’deki ve yurt dışındaki davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacaktır. Bu durum, Türk mahkemelerinin emredici düzenleme uyarınca verdiği çok sayıdaki karara aykırı yabancı kararlara icra kabiliyeti kazandırmak anlamına gelecek ve MÖHUK m.54 kapsamında Türk kamu düzenine açık aykırılık oluşturacaktır. Bozma oy çokluğuyla verilmiştir.

MÖHUK m.54/1-c’ye göre yetkili mahkeme, tenfiz kararını ancak hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartıyla verir. Maddede ayrıca karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi ve davalının usulüne uygun çağrılması gibi şartlar da sayılmaktadır.

🏛️ Direnmenin dayanağı: Anayasa Mahkemesinin iptal kararı

Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 06.11.2023 tarihli ve 2023/753 Esas, 2023/853 Karar sayılı kararıyla bozmaya karşı direnmiştir. Mahkeme önceki gerekçesine ek olarak şunu belirtmiştir: Bozmaya konu kanun hükmü, Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve E.2020/11, K.2023/98 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; iptal kararı Resmî Gazete’de yayımlanmış, yürürlüğü ertelenmemiştir ve karar tarihi itibarıyla geçici 4. madde yürürlükte değildir.

Hukuk Genel Kurulu kararında da iptal kararının 12.09.2023 tarihinde yürürlüğe girdiği belirtilmektedir. Direnme kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔎 Hukuk Genel Kurulunun ön sorunu

Kararda uyuşmazlık iki katmanlı olarak tarif edilmiştir. Esas uyuşmazlık, davalı şirket hakkında açılan davanın kabulüne ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizinin yerinde olup olmadığı ve bu bağlamda geçici 4. madde uyarınca “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin gerekip gerekmediğidir.

Ancak Genel Kurul esasa geçmeden önce bir ön sorunu tartışmıştır: İlk derece mahkemesinin Anayasa Mahkemesi iptal kararını değerlendirerek verdiği karar, direnme adı taşısa da gerçekte yeni hüküm niteliğinde midir? Bu sorunun cevabı, temyiz incelemesini kimin yapacağını belirlemektedir. Gerçek bir direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca, yeni hüküm ise Özel Dairece incelenir.

📐 Direnme ile yeni hüküm ayrımının ölçütleri

Genel Kurul, istikrar kazanmış içtihatlara dayanarak ölçütleri şöyle sıralamıştır:

  • Direnme kararından söz edilebilmesi için mahkeme, bozmadan esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermelidir.
  • Mahkeme gerekçesini önceki kararına göre genişletebilir, ancak değiştiremez.
  • Yeni bir delile dayanmak, bozmadan esinlenip gerekçeyi değiştirmek veya daha önce üzerinde durulmayan bir hususu bozmada işaret edilen şekilde değerlendirmek direnme sayılmaz.
  • Önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik bir gerekçeyle kurulan hüküm, direnme değil yeni hükümdür.

Somut olayda ilk derece mahkemesi, beşinci kararında 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesinin tenfize engel olmadığını kabul etmişti. Direnme kararında ise bu hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve yürürlükte olmadığı gerekçesine dayanmıştır. Genel Kurul, bunun yeni gerekçeye dayalı bir karar olduğunu ve ortada direnme değil yeni hüküm bulunduğunu açıkça kabul etmiştir. Bu nedenle davalı şirket vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

Kararın sonuç kısmında bir usul ayrıntısı daha yer almaktadır: HMK’ya 6217 sayılı Kanun’la eklenen geçici 3. madde atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açıktır. Bu nedenle mahkeme Genel Kurul kararını taraflara tebliğ edecek; karar düzeltme yoluna başvurulursa dosya Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmazsa doğrudan 11. Hukuk Dairesine gönderilecektir.

Yeni hüküm ayrımı ceza yargılamasında da benzer biçimde uygulanmaktadır; sitede yer alan banka zimmetinde direnmede yeni hüküm kararı bu konuya Ceza Genel Kurulu açısından değinmektedir.

📈 Kararın yatırım uyuşmazlıklarına etkisi

Hukuk Genel Kurulu, kararında yabancı mahkeme kararının tenfiz edilip edilemeyeceği konusunda bir sonuca varmamıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra geçici 4. maddenin tenfiz davalarında nasıl değerlendirileceği ve iptal kararının daha önce kurulmuş bozma ilamı karşısındaki etkisi, Özel Dairenin yapacağı incelemede ele alınacaktır.

Bununla birlikte karar, uzun süren yargılamalara ilişkin bir noktayı göstermektedir: Yargılama sırasında bozmanın dayandığı kanun hükmü değişebilir veya iptal edilebilir. Böyle bir durumda ilk derece mahkemesinin yeni hukuki duruma dayanan kararı, adı ne olursa olsun yeni hüküm sayılır ve denetimi Özel Daireye geçer. Bu olayda da dosya, Genel Kurul yerine yeniden 11. Hukuk Dairesinin önüne gönderilmiştir.

7194 sayılı Kanun’la getirilen düzenlemenin Türkiye’deki davalara etkisi sitede farklı açılardan incelenmiştir. zorunlu ortaklık karinesine ilişkin AYM kararı ve AYM iptali sonrasında kesin hükmün durumu bunlara örnektir. İncelenen kararın farkı, aynı iptal kararının yurt dışında verilmiş bir hükmün tenfizi davasında usul bakımından doğurduğu sonuçtur.

🗨️ Soru ve cevaplar

Hukuk Genel Kurulu yabancı kararın tenfizine karar verdi mi?

Hayır. Genel Kurul yalnızca ön sorunu çözmüş, mahkemenin kararını yeni hüküm olarak nitelendirmiş ve temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göndermiştir. Tenfiz konusundaki değerlendirme Özel Daireye bırakılmıştır.

Mahkeme kararına “direnme” demesi neden yeterli olmadı?

Kararın niteliği, verilen adla değil içeriğiyle belirlenir. Mahkeme, önceki kararında bulunmayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş Anayasa Mahkemesi iptali gerekçesine dayandığı için Genel Kurul bu kararı yeni hüküm saymıştır.

Son bozma kararı hangi gerekçeye dayanıyordu?

11. Hukuk Dairesi, 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesi nedeniyle Türkiye’de “karar verilmesine yer olmadığı” sonucuna bağlanan davalarla çelişen yabancı kararların tenfizinin, MÖHUK m.54 anlamında Türk kamu düzenine açıkça aykırı olacağını belirtmişti.

Bu karara karşı başka bir başvuru yolu var mı?

Karar metnine göre HUMK m.440 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açıktır. Başvuru yapılırsa dosya Hukuk Genel Kuruluna, yapılmazsa doğrudan 11. Hukuk Dairesine gönderilecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Yargılama sürecine ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan ilk derece mahkemesi ve Özel Daire kararlarına dayanır; tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Özel Daire incelemesinin ve tenfiz talebinin sonucu bilinmemektedir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı usul aşamasındaki dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu