Emsal KararlarForex Hukuku

Holdingde Zorunlu Ortaklık Karinesi – AYM 2022/82026

“Getirisi yüksek, istediğiniz an geri alırsınız” sözüyle bir holdinge para yatıran kişi, yıllar sonra parasını geri istediğinde kendisini kâğıt üzerinde o holdingin ortağı olarak bulabilir. Bu durumda karşısına çıkan kural basittir: ortak, şirkete koyduğu sermayeyi geri isteyemez. Peki, ortak olmadığını ve yalnızca alacaklı olduğunu ileri süren bir yatırımcının bu iddiayı bir mahkemeye inceletme imkânı kanunla tamamen ortadan kaldırılırsa ne olur? Anayasa Mahkemesi, davası Konya’da görülen ve bir holdinge para yatırdığını ileri süren bir tasarruf sahibinin başvurusunda bu soruyu yanıtlamıştır.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 04.11.2025 tarihli ve 2022/82026 başvuru numaralı kararıyla, 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. madde nedeniyle “dava şartı yokluğu” gerekçesiyle usulden reddedilen alacak ve menfi tespit davasında, başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Kararın özü: Başvurucu, yüksek getiri ve talep hâlinde geri ödeme vaadiyle bir holdinge para yatırdığını, holdingin usulsüz işlemlerle kendisini ortak gösterdiğini ileri sürerek ortak olmadığının tespiti ve şimdilik 10.000 TL’nin ticari faiziyle tahsili için dava açmıştır. Asliye ticaret mahkemesi davayı esastan reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise 7194 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme uyarınca başvurucunun artık ortak sayıldığını ve sermayenin geri istenemeyeceğini belirterek davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı onamıştır. Anayasa Mahkemesi, kanun değişikliğinden önce benzer davaların tasarruf sahipleri lehine sonuçlandığını, değişiklikle ise başvurucunun ortak olmadığını ileri sürebileceği hiçbir hukuk yolunun kalmadığını tespit ederek ihlal kararı vermiştir.

🏛️ Uyuşmazlığın arka planı: 7194 sayılı Kanun ne getirdi?

Halktan “ortaklık” adı altında para toplayan holding yapılanmaları, uzun süredir yargının gündemindedir. Bu yapılara para yatıran kişilerin bir kısmı, kendilerine sermaye piyasası mevzuatına uygun biçimde kaydileştirilmiş bir pay verilmediğini, dolayısıyla ortak değil alacaklı olduklarını ileri sürmüştür. Parasını geri isteyen tasarruf sahipleri sebepsiz zenginleşme, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık gibi hukuki sebeplere dayanarak alacak davaları açmış ve kararın aktardığına göre benzer nitelikteki birçok dava davacılar lehine sonuçlanmıştır.

5/12/2019 tarihli 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. madde bu tabloyu değiştirmiştir. Anayasa Mahkemesinin kararda özetlediği şekliyle düzenleme şunları öngörmüştür:

  • 31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklarca pay veya pay adı altında satışı yapılan her türlü araç, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun kaydileştirme şartlarına tabi olmaksızın pay kabul edilmiştir.
  • Bu ortaklıklara yapılan ödemelerin pay karşılığı yapıldığı ve ortaklık ilişkisinin kurulmuş sayılacağı, ortaklık ilişkisinin kurulmadığının iddia edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
  • Geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek açılan ve kanun yolu aşamasındakiler dâhil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir.

Böylece kanun koyucu, tasarruf sahibi ile şirket arasındaki ilişkinin niteliğini mahkemelerin takdirine bırakmadan “ortaklık” olarak belirlemiştir. Bu nitelendirmenin doğal sonucu, şirketler hukukunun temel kuralıdır: pay sahibi, sermaye olarak koyduğunu şirketten geri isteyemez.

⚖️ Konya’dan Yargıtay’a yargılama süreci

Karar metnine yansıyan yargılama aşamaları şöyledir:

  1. Dava (16.01.2020): Başvurucu, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde holding aleyhine şirket ortağı olmadığının tespitini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini istemiştir. Dava, 7194 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden yaklaşık bir ay sonra açılmıştır.
  2. İlk derece (10.02.2020): Mahkeme davayı reddetmiştir. Gerekçede, Sermaye Piyasası Kurulundan gelen yazıların ekindeki listede ortaklık payı, ortaklık payı için para verme ve pay değişimi gibi işlemlerde başvurucunun kimlik bilgilerinin bulunduğu, davanın yeni düzenlemeden sonra açıldığı ve taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
  3. İstinaf (19.10.2021): Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, ilk derece kararını kaldırmış ancak davayı bu kez dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmiştir. Daire; geçici 4. madde uyarınca başvurucunun ortak olduğunu, TTK m.379/1 uyarınca anonim şirketlerin kendi paylarını temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceğini, TTK m.480/3 uyarınca pay sahibinin sermaye olarak koyduğunu geri isteyemeyeceğini ve HMK m.114/2 ile m.115/2 gereğince davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.
  4. Temyiz (13.06.2022): Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
  5. Bireysel başvuru (12.08.2022): Başvurucu, nihai kararı 14.07.2022’de öğrendikten sonra süresi içinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Başvurucu, kanun yolu aşamalarında 7194 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğuna dair iddialarına yanıt verilmediğini ve bu düzenlemeyle henüz hakkına kavuşamamış tasarruf sahiplerinin dava açmasının fiilen engellendiğini ileri sürmüştür.

📎 Kararın tam metni: Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında başvuru numarasıyla yayımlanmıştır; heyet, raportör, başvurucu ve vekil adları derlemeye alınmamıştır.

🔎 Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu adil yargılanma hakkı yerine Anayasa m.35’teki mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak m.40’taki etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelemiştir. Kararın akıl yürütmesi dört adımda özetlenebilir:

  • Mülk var mı? Başvurucunun holdinge yatırdığı paranın mülk niteliğinde olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı tespit edilmiştir.
  • Elverişli bir yol vardı mı? Başvurucunun alacağını tahsil etmek için elverişli yasal yollara başvurduğu, kanun değişikliğinden önce açılıp kesinleşen benzer davaların pek çoğunun davacılar lehine sonuçlandığı, dolayısıyla hukuk sisteminin fiilen alacağın tahsiline elverişli bir yol sunduğu kabul edilmiştir.
  • Yol nasıl kapandı? 7194 sayılı Kanun’la ortaklık ilişkisinin varlığı “incelemeye gerek görülmeksizin” kabul edilmiş; başvurucunun ortak olmadığının tespiti için başvurabileceği bir hukuk yolu kalmamıştır.
  • Sonuç: Davada ileri sürdüğü temel dayanaklar kanunla ortadan kaldırılan ve davası hakkında nasıl karar verileceği önceden belirlenen başvurucu, iddialarını ileri sürebileceği hukuk yolundan mahrum bırakılmıştır. Bu nedenle alacağın tahsiline imkân veren etkili başvuru yolu yasal düzenlemeyle ortadan kaldırılmıştır.

Mahkeme, etkili başvuru hakkını; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkesin iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve ihlalin sonuçlarını giderebilecek idari ve yargısal yollara başvurabilmesi olarak tanımlamıştır. Anayasa m.5 ve m.35’ten doğan pozitif yükümlülükler çerçevesinde devletin, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda da kişilerin alacaklarına kavuşmasını sağlayacak etkili bir sistem kurma sorumluluğu bulunduğunu vurgulamıştır.

Giderim yönünden Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar vererek kararın bir örneğini Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2020/36, K.2020/85) göndermiş; başvurucuya 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama gideri ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme, ihlal kararından davanın sonucuna ilişkin bir tutum çıkarılmaması gerektiğini, delilleri değerlendirme yetkisinin yeniden yargılama yapacak mahkemeye ait olduğunu ayrıca belirtmiştir.

📜 Norm denetimindeki iptal kararıyla bağlantı

Kararın arka planında Anayasa Mahkemesinin itiraz yoluyla verdiği bir iptal kararı bulunmaktadır. Karar metninde aktarıldığı üzere Mahkeme, E.2020/11, K.2023/98 sayılı ve 18.05.2023 tarihli kararıyla, geçici 4. maddenin tasarruf sahipleri ile şirketler arasındaki sözleşmenin mahiyetini kanunla belirlediğini, tasarruf sahiplerinin alacağın temerrüdü hükümlerine göre dava açma ve icra takibi başlatma yetkilerini ortadan kaldırdığını tespit etmiştir. Düzenlemenin şirketler ile tasarruf sahipleri arasındaki menfaat dengesini şirketler lehine bozduğu gerekçesiyle kural, Anayasa’nın 5., 13. ve 35. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Bireysel başvuru kararında ayrıca, aynı konuda daha önce verilen 2020/21022 başvuru numaralı ve 14.12.2023 tarihli ihlal kararına atıf yapılmıştır. O dosyada da yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla 2022/82026 sayılı karar, yerleşik hâle gelen bir içtihadın, dava 7194 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra açılmış olsa bile uygulanabileceğini gösteren bir örnektir.

Aynı holding yapılanmalarına ilişkin farklı bir sorun, yani paranın iadesi davasında zamanaşımı ve dürüstlük kuralı meselesi için serideki holdinge yatırılan parada zamanaşımına ilişkin AYM kararı; süresinde kaydileştirilmeyen payların akıbeti için ise kaydileşmeyen hisselere ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı incelenebilir.

🧩 Tasarruf sahibi açısından ne değişir?

Karar, holding yapılanmalarına para yatıran kişilerin durumunu doğrudan “alacaklı” ya da “ortak” olarak belirlememektedir. Anayasa Mahkemesi, bu nitelendirmenin mahkemelerce yapılabilmesini engelleyen durumu ihlal saymıştır. Karardan çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir:

  • İnceleme hakkı öne çıkmıştır: Tasarruf sahibinin ortak olmadığına ilişkin iddiasının bir mahkemece esastan incelenmesi, mülkiyet hakkı bakımından etkili başvuru hakkının gereği olarak görülmüştür.
  • Usulden ret yeterli görülmemiştir: Kanunla getirilen karine gerekçesiyle davanın “dava şartı yokluğundan” reddedilmesi, iddiaların hiç incelenmemesi sonucunu doğurduğu için ihlal nedeni sayılmıştır.
  • Sonuç yeniden yargılamaya bırakılmıştır: Anayasa Mahkemesi alacağın varlığı veya miktarı hakkında bir tespit yapmamış; yeniden yargılamada delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemeye ait olduğunu açıkça belirtmiştir.
  • SPK kayıtları tek başına belirleyici tutulmamıştır: İlk derece mahkemesi, SPK yazılarındaki ortaklık işlemleri listesine dayanmıştı. Anayasa Mahkemesi bu tespiti değerlendirmemiş, ancak iddianın incelenebileceği bir yolun bulunması gerektiğini vurgulamıştır.

Holding yapılanmalarına yatırılan paralarla ilgili dosyalarda; paranın hangi tarihte, hangi belgeyle ve hangi vaatle ödendiği, SPK kayıtlarında ne tür işlemlerin göründüğü ve davanın hangi tarihte açıldığı gibi olgular, yeniden yargılama ve benzeri davalarda belirleyici olmaya devam edecektir. Her dosyanın somut belgeleri ve kanun yolu geçmişi ayrıca değerlendirilir.

❓ Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesi başvurucunun parasının iadesine mi karar verdi?

Hayır. Mahkeme yalnızca mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiştir. Başvurucuya ödenmesine karar verilen tutar, 40.664,10 TL yargılama gideridir. Alacağın varlığı ve miktarı yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.

Dava 7194 sayılı Kanun’dan sonra açılmışken neden ihlal kararı verildi?

Anayasa Mahkemesi, kanun değişikliğinden önce benzer davaların mahkemelerce kabul edildiğini ve hukuk sisteminin alacağın tahsiline elverişli bir yol sunduğunu tespit etmiştir. Değişiklikle birlikte ortaklık ilişkisi incelenmeksizin kabul edildiğinden başvurucunun ortak olmadığını ileri sürebileceği bir yol kalmamıştır. Mahkeme bu sonucu, davanın açıldığı tarihten bağımsız olarak etkili başvuru hakkının ihlali saymıştır.

Pay sahibi sermayesini neden geri isteyemez?

Bölge adliye mahkemesinin dayandığı TTK m.480/3’e göre pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemez; tasfiye payına ilişkin hakları ise saklıdır. TTK m.379 da anonim şirketin kendi paylarını ivazlı olarak iktisap etmesini ve rehin almasını sınırlar. Bu kurallar gerçek bir ortaklık ilişkisinde şirket sermayesinin korunmasını amaçlar. Uyuşmazlıkta tartışılan husus, başvurucunun gerçekten ortak olup olmadığının mahkemece incelenip incelenemeyeceğidir.

Bu karar diğer holding mağdurlarının dosyalarını otomatik olarak etkiler mi?

Bireysel başvuru kararları, kural olarak başvuruya konu dosya bakımından sonuç doğurur ve yeniden yargılama yalnızca o dosyada yapılır. Bununla birlikte karar, 2020/21022 sayılı önceki ihlal kararı ve E.2020/11, K.2023/98 sayılı iptal kararıyla birlikte, benzer uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesinin yaklaşımını gösteren bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara ise Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün yayımlanmış ihlal kararından derlenmiştir. Karar metni, başvurucunun holdinge yatırdığı toplam tutar ve ödeme tarihleri gibi ayrıntılara yer vermediğinden yazıda bu hususlara girilmemiştir. Holding ve şirket adları kararda kısaltılmış biçimde yer aldığından yazıda da açık unvan kullanılmamıştır. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu