Yabancı Boşanmayı Mirasçı Tanıtır – Yargıtay 2. HD 2026/6780

Yurt dışında boşanan pek çok çift, oradaki mahkeme kararını Türkiye’de tanıtmayı yıllarca erteler. Eşlerden biri bu arada vefat ettiğinde ise ortaya beklenmedik bir soru çıkar: Türk nüfus kütüğünde hâlâ “evli” görünen eski eş mirasçı mıdır, yoksa yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararı ölümden sonra da Türkiye’de sonuç doğurabilir mi? Bu soru doğrudan miras paylarını belirlediği için, ölen kişinin çocukları açısından tanıma davasının kimin tarafından ve ne zamana kadar açılabileceği belirleyici hâle gelir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.06.2026 tarihli ve E.2025/7717, K.2026/6780 sayılı kararıyla, yurt dışında verilen boşanma kararını sağlığında Türkiye’de tanıtmadan ölen babanın mirasçılarının, bu kararın tanınması ve tenfizini istemekte hukuki yararı bulunduğuna hükmetmiştir. Daire, davayı “mirasçıların bu davayı açma imkânı yoktur” gerekçesiyle reddeden ilk derece kararını ve bu kararı onaylayan istinaf kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
🌍 Rotterdam’dan Karaman’a: dosyanın seyri
Karar metnine göre olayların kronolojisi kısa ama sonuçları itibarıyla ağırdır:
- 31.03.2016: Eşler, yurt dışında Rotterdam Mahkemesinin kararıyla boşanmıştır.
- 28.09.2016: Yabancı mahkeme kararı kesinleşmiştir.
- 28.09.2016 – 01.05.2021: Dört yılı aşkın bu dönemde eşlerden hiçbiri Türkiye’de tanıma veya tenfiz davası açmamıştır.
- 01.05.2021: Erkek eş vefat etmiştir.
- Ölen kişinin çocukları, babalarının boşanmasına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi için eski eşe karşı dava açmıştır.
Davayı açan çocukların amacı açıktır: Yabancı karar Türkiye’de tanınmazsa, Türk hukukuna göre evlilik ölümle sona ermiş sayılacak ve eski eş, sağ kalan eş sıfatıyla mirasçılar arasında yer alacaktır. Tanıma hâlinde ise evlilik boşanmayla sona ermiş olacak ve eski eşin yasal mirasçılığı gündeme gelmeyecektir.
🚫 İlk derece ve istinafın ret gerekçesi
Karaman 2. Aile Mahkemesi, davayı esasa girmeden reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi şu adımlardan oluşmaktadır:
- Yabancı karar 2016’da kesinleşmiş olmasına rağmen eşlerden hiçbiri bu kararın Türkiye’de geçerli hâle gelmesi için girişimde bulunmamıştır.
- Ölen eşin, kesinleşme ile ölüm arasındaki dört yılı aşkın sürede tanıma-tenfiz davası açma imkânı bulunduğu hâlde dava açmadığı vurgulanmıştır.
- Ölüm tarihinde yabancı karar Türkiye’de tanınmamış olduğundan, Türk hukukuna göre bir geçerliliği bulunmadığı ve evliliğin ölümle sona erdiği kabul edilmiştir.
- Ölen eşin sağlığında açılmış bir tanıma-tenfiz davası bulunmadığından, bu aşamadan sonra mirasçıların böyle bir dava açmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, böylece ilk derece mahkemesinin yaklaşımı istinaf aşamasında korunmuştur.
⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde değerlendirmiştir. Daire önce iki kavramı ayırmıştır: Tanıma, bir mahkeme kararının kesin hüküm kuvvetinin yabancı ülkede kabulüdür; tenfiz ise kararın kesin hüküm kuvvetinin sonucu olarak maddi icra işlemlerini gerektiren kamu gücünü harekete geçiren vasfıdır.
Gerekçenin merkezinde MÖHUK m.52/1 yer almaktadır. Bu hükme göre kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Daire bu ifadeyi dar yorumlamamış ve şu tespitleri yapmıştır:
- Murisin boşanmasına ilişkin karar, davacının mirasçılık haklarını doğrudan etkilemektedir.
- Davacı bu sonucu ancak bir mahkeme kararıyla elde edebilecek durumdadır.
- Yabancı boşanma kararı tanınırsa evlilik ölümle değil boşanmayla sona ermiş olacak; bu da davacının miras payını etkileyecektir.
- Bu nedenle davacı, “hukuki yararı bulunan herkes” kavramının içinde yer almaktadır.
Daire, ilk derece mahkemesinin tanıma-tenfiz isteminin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurması gerektiğini, delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak istinaf kararı kaldırılmış, ilk derece kararı davacılar yararına bozulmuştur.
Kararın dikkat çeken yönü, Yargıtay’ın tanıma şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir değerlendirme yapmamasıdır. Bozma, yalnızca “mirasçılar bu davayı açabilir mi?” sorusuna verilen olumlu cevaba dayanmaktadır. Yabancı kararın MÖHUK’taki şartları taşıyıp taşımadığı, dosyanın döneceği ilk derece mahkemesince incelenecektir.
🗣️ Karşı oy: kişiye sıkı sıkıya bağlı hak
Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması, meselenin tartışmalı yapısını gösterir. Karşı oy yazan üye, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesini isabetli bulmuş ve şu görüşleri dile getirmiştir:
- Yabancı mahkemeden alınan boşanma kararının Türk hukuku bakımından da sonuç doğurmasını isteme hakkı, evliliğin taraflarına ait, kişinin ailevi statüsünü ilgilendiren, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır; bu tür haklar kural olarak mirasçılara geçmez.
- Muris, kesinleşmeden ölümüne kadar dört yılı aşkın süre boyunca tanıma için hiçbir girişimde bulunmamıştır. Karşı oya göre bu uzun süreli eylemsizlik mirasçıları bağlar.
- Ölüm anında Türkiye’de tanınmamış yabancı ilam nedeniyle taraflar nüfus kayıtlarında hâlâ evlidir; Türk hukukuna göre evlilik ölümle sona ermiştir.
- Mirasçıların tanıma davası açabilmesi, ancak murisin sağlığında bu davayı açmış olması ve yargılama sürerken vefat etmesi hâlinde söz konusu olabilir.
Karşı oy, mirasçıların yalnızca malvarlığına yönelik bir menfaatle bu hakkı kullanamayacağını belirterek kararın onanması gerektiğini savunmuştur. Çoğunluk ise bu görüşü benimsememiş, MÖHUK m.52/1’deki geniş ifadeyi esas almıştır.
🧮 Tanımanın miras paylarına etkisi
Kararın pratik önemi, tanıma ile miras hukuku arasındaki bağlantıdan kaynaklanır. Türk Medeni Kanunu m.181/1’e göre boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler.
MÖHUK’un tanımaya ilişkin iki hükmü de bu bağlamda önemlidir:
- MÖHUK m.58/1: Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada, karşılıklılık şartını düzenleyen m.54/1-a uygulanmaz.
- MÖHUK m.59: Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Karar metninde m.59’a ayrıca atıf yapılmamıştır. Ancak bu hüküm, çoğunluk görüşünün neden anlamlı olduğunu açıklamaya yardımcı olur: Tanıma kararı ölümden sonra verilse bile, kesin hüküm etkisi yabancı kararın kesinleştiği 2016 tarihine kadar uzanabilecektir. Yargıtay da gerekçesinde, tanıma hâlinde evliliğin ölümle değil boşanmayla sona ereceğini ve bunun miras payını etkileyeceğini açıkça belirtmiştir.
Miras hukukunda dava açma yetkisine ilişkin başka bir değerlendirme için serideki mirasçılıktan çıkarma davasında husumete ilişkin HGK kararı incelenebilir.
🔍 Kararın bıraktığı açık sorular
Bozma kararı önemli bir kapıyı açmakla birlikte, bazı konuları ilk derece mahkemesinin değerlendirmesine bırakmıştır:
- Esasa ilişkin şartlar: Yargıtay, yabancı kararın MÖHUK m.54’teki kamu düzeni, münhasır yetki ve usulüne uygun davet gibi şartları taşıyıp taşımadığını incelememiştir. Bu şartlar ilk derece mahkemesince ayrıca değerlendirilecektir.
- Sürenin etkisi: Çoğunluk görüşü, murisin sağlığındaki dört yılı aşkın eylemsizliğini hukuki yararı ortadan kaldıran bir unsur olarak görmemiştir. Karşı oy ise bu eylemsizliği belirleyici saymıştır.
- Tanıma-tenfiz ayrımı: Karar metninde talep “tanıma ve tenfiz” olarak geçmekte, Daire gerekçede tenfize ilişkin m.52/1’e dayanmaktadır. Boşanma gibi statü kararlarında esas olarak kesin hüküm etkisinin kabulü, yani tanıma gündeme gelmektedir; kararda bu ayrım ayrıca tartışılmamıştır.
- Eski eşin savunmaları: Karar metninde davalı eski eşin savunmalarına yer verilmemiştir.
Kararın oy çokluğuyla verildiği ve Dairenin bu konuda yerleşik bir içtihat oluşturup oluşturmayacağının sonraki kararlarla netleşeceği de not edilmelidir.
❓ Sık sorulan sorular
Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden geçerli olur mu?
MÖHUK m.58/1’e göre yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesi, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. İlk derece mahkemesi de bu dosyada, ölüm tarihinde tanınmamış olan yabancı kararın Türk hukukuna göre bir geçerliliği bulunmadığını kabul etmiştir. Yargıtay bu tespiti tartışmamış, yalnızca mirasçıların tanıma isteminde bulunabileceğini kabul etmiştir.
Yargıtay bu kararla yabancı boşanmayı tanımış mıdır?
Hayır. Yargıtay yalnızca mirasçıların davayı açmakta hukuki yararı olduğunu kabul etmiş ve tanıma-tenfiz isteminin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması için kararı bozmuştur. Tanıma şartlarının varlığı, dosyanın döneceği ilk derece mahkemesince değerlendirilecektir.
Tanıma kararı eski eşin mirasçılığını nasıl etkiler?
Yargıtay, tanıma hâlinde evliliğin ölümle değil boşanmayla sona ereceğini ve bunun miras payını etkileyeceğini belirtmiştir. TMK m.181/1’e göre boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz. MÖHUK m.59 ise yabancı ilamın kesin hüküm etkisinin, yabancı kararın kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade ettiğini düzenler.
Kararda neden karşı oy bulunuyor?
Karşı oy yazan üyeye göre yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınmasını isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve mirasçılara geçmez; mirasçılar ancak murisin sağlığında açtığı bir davayı sürdürebilir. Muris dört yılı aşkın süre boyunca girişimde bulunmadığından, karşı oy ilk derece mahkemesinin ret kararının onanması gerektiğini savunmuştur. Çoğunluk bu görüşe katılmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş bir bozma kararıdır; dosyanın esası ilk derece mahkemesince yeniden değerlendirilecektir. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması, kararın verildiği ülkeye, yargılama usulüne ve MÖHUK’taki şartlara göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



