Mirasçılıktan Çıkarmada Husumet – Yargıtay HGK 2026/85

Aynı gün, aynı noterde iki ayrı vasiyetname düzenleniyor: birinde mirasbırakan, saklı paylı mirasçısı olan oğlunu mirasçılıktan çıkarıyor; diğerinde adına kayıtlı aracını yıllarca kendisine bakan kişiye bırakıyor. Oğul, iki vasiyetnamenin birlikte iptalini isteyen tek bir dava açıyor ve bu davayı yalnızca aracı vasiyet edilen kişiye karşı yöneltiyor. Mahkeme bu davada çıkarma sebeplerinin varlığını tartışarak esasa girebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/57, K.2026/85 sayılı kararıyla hayır demiştir: mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, çıkarmadan yararlanan mirasçılara karşı açılmalıdır; iki vasiyetnameye ilişkin talepler de birbirinden ayrılarak görülmelidir.
Karar, esasa ilişkin bir tartışmadan önce, davanın kimler arasında ve hangi sırayla görüleceğini belirlemesi bakımından dikkat çekicidir. Genel Kurul, direnme kararını Özel Daire bozma nedenlerine ek gerekçelerle oy birliğiyle bozmuştur.
📜 Aynı tarihli iki vasiyetname, tek dava dilekçesi
Karardaki anlatıma göre mirasbırakan 25.02.2018 tarihinde vefat etmiş, geride mirasçı olarak oğlu kalmıştır. Mirasbırakan ölümünden yaklaşık beş buçuk ay önce, 12.09.2017 tarihinde aynı noterlikte iki ayrı resmî vasiyetname düzenlemiştir. Birinci vasiyetnamede oğlunu mirasçılıktan çıkarmış; ikinci vasiyetnamede ise adına kayıtlı aracını, son yıllarında bakımını üstlenen davalıya bırakmıştır.
Davacı; annesinin ağır sağlık sorunları bulunduğunu, kendisine çocukluğundan itibaren büyükanne ve büyükbabasının baktığını, çıkarma sebeplerinin haksız olduğunu ileri sürmüş, her iki vasiyetnamenin iptalini, bu mümkün olmazsa tenkis hesabı yapılarak saklı payına düşen bedelin ödenmesini talep etmiştir. Davayı yalnızca aracı vasiyet edilen bakıcıya karşı açmıştır.
Davalı ise vasiyetname tarihlerinde mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğunu, davacının annesiyle manevi bağ kurmadığını, onu aramadığını ve son olarak annesine hakaret ettiğini, kendisinin ise dört yıl boyunca mirasbırakanın yanından ayrılmadığını savunmuştur.
🔁 Ret, bozma, direnme: dosyanın yolculuğu
Dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gelene kadar dört ayrı aşamadan geçmiştir:
- İlk derece mahkemesi (21.01.2021): 30.11.2020 tarihli rapora göre mirasbırakanın işlem tarihinde tasarruf ehliyetinin bulunduğu, ıskat belgesinin usule uygun olup sebeplerin ayrıntılı gösterildiği, tanık beyanlarına göre davacının annesine karşı yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmediği ve mirastan çıkarılan mirasçının tenkis isteyemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (06.10.2022): Davacının mirasbırakana gösterdiği ilgisizlik, küfür ve hakaret eylemleri nedeniyle çıkarma koşullarının oluştuğunu kabul ederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (05.02.2024): İki vasiyetnamenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini; çıkarma iptal edilmeden davacının mirasçı sıfatıyla mal vasiyetinin iptalini isteyemeyeceğini; çıkarmanın iptali davasında husumetin, TMK m.511/2 uyarınca çıkarmadan yararlanacak olan altsoya yöneltilmesi gerektiğini belirterek kararı oy çokluğuyla bozmuştur.
- Direnme: İlk derece mahkemesi, altsoyun davaya katılmasında hukuki yarar olmadığını, çıkarma sebepleri yerinde olduğundan davacının mal vasiyetine ilişkin davayı da açamayacağını ve davaları ayırıp bekletmenin yargılamayı uzatacağını belirterek önceki kararında direnmiştir.
Genel Kurul, uyuşmazlığı iki soruya indirmiştir: davaların ayrılarak çıkarma davasının diğer iptal davasında bekletici sorun yapılması gerekip gerekmediği ve çıkarmaya itiraz davasında çıkarmadan yararlanan altsoya husumet yöneltilmesinin zorunlu olup olmadığı. Sonuçta direnme kararı, Özel Daire bozma nedenleri ve ilave nedenlerle HMK m.371 uyarınca oy birliğiyle ve kesin olarak bozulmuştur.
🧬 Cezai ve koruyucu çıkarma ayrımı
Genel Kurul gerekçesine, Türk Medeni Kanunu’nun mirasçılıktan çıkarmayı iki türde düzenlediğini hatırlatarak başlamıştır: cezai çıkarma (TMK m.510-512) ve koruyucu çıkarma (TMK m.513). Somut olay cezai çıkarmaya ilişkindir.
- Çıkarma sebepleri (TMK m.510): Mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Bu dosyada ikinci bent uygulanmıştır.
- Kurumun gerekçesi: Saklı pay, mirasbırakan ile yakın mirasçılar arasındaki kopmaz kabul edilen aile bağına dayanır. Bu bağ mirasçının kendi davranışıyla kopmuşsa, onu saklı payla korumaya devam etmenin anlamı kalmaz.
- Sonuçları (TMK m.511): Çıkarılan kişi mirastan pay alamaz, tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmamışsa, çıkarılanın payı o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
- Belirli mal bırakma (TMK m.517): Vasiyet alacaklısı küllî değil cüzî haleftir; ölümle mal üzerinde doğrudan hak kazanmaz, mirasçılara karşı bir alacak hakkı elde eder.
Bu son ayrım, kararın kalan kısmının anahtarıdır: aracı vasiyet edilen kişi, mirasçılıktan çıkarmadan pay alan kişi değildir. Çıkarmadan yararlanan, çıkarılan mirasçının payını devralacak olanlardır.
🎯 Çıkarmanın iptali davası kime karşı açılır?
Genel Kurul, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmenin yetmediğini, mahkemenin esas hakkında karar verebilmesi için tarafların uyuşmazlık konusu maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda sıfatın, tarafın bir özelliği ya da usule ilişkin bir kavram olmadığı, dava konusu sübjektif hakka ilişkin maddi hukuk kavramı olduğu belirtilmiştir; sıfat yokluğunda dava esastan reddedilir.
Somut olaya uygulandığında sonuç açıktır: çıkarmanın iptali davası, TMK m.510-512 hükümleri uyarınca çıkarmadan yararlanan mirasçılara yöneltilmelidir. Dosyada davacının altsoyu bulunduğundan, TMK m.511/2 gereği çıkarmadan onlar yararlanacaktır. Davanın yalnızca vasiyet alacaklısına karşı açılması bu nedenle yeterli görülmemiş; usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Kararın ilginç bir yönü, çıkarılan mirasçının kendi çocuklarının davalı konumuna gelmesidir. Direnme kararı, altsoyun davaya katılmasında hukuki yarar görmemişti; Genel Kurul ise sıfatın bir yarar değerlendirmesi değil, maddi hukuktan kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu kabul etmiştir.
Mirasta aktif ve pasif husumet sorununun farklı bir görünümü için serideki miras payı oranında hile davası kararı incelenebilir.
✂️ Tefrik ve bekletici sorun: hangi dava önce?
Genel Kurulun ikinci tespiti, iki vasiyetnameye ilişkin taleplerin aynı dosyada görülemeyeceğidir. HMK m.110’a göre davaların yığılması, aynı davalıya karşı bağımsız taleplerin birlikte ileri sürülmesine imkân verir; ancak bu dosyada davalılar farklıdır, tahkikat ortak yürütülemez ve iki davada izlenecek yöntem, kıstaslar ve ispat kuralları birbirinden tamamen farklıdır.
Bu nedenle Genel Kurul şu sıralamayı öngörmüştür:
- Belirli mal bırakmaya ilişkin vasiyetnamenin iptali (olmazsa tenkis) talebi HMK m.167 uyarınca tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilir.
- Eldeki dosya, mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin vasiyetnamenin iptali davası olarak devam eder.
- Çıkarma davasının sonucu, ayrılan dava bakımından HMK m.165 anlamında bekletici sorun olur.
Gerekçe TMK m.558/1’e dayanır: ölüme bağlı tasarrufun iptalini, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı isteyebilir. Mirasçılıktan çıkarılan kişi ise TMK m.511/1 uyarınca mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz. Dolayısıyla davacının mal vasiyetine itiraz edip edemeyeceği, önce çıkarmanın ayakta kalıp kalmadığına bağlıdır. Genel Kurula göre çıkarma davası reddedilirse ayrılan davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekecek; aksi hâlde vasiyetnamenin iptali, olmazsa tenkis talebinin esası incelenecektir.
⚖️ İptal ile tenkis arasındaki ispat farkı
Kararda, çıkarılan mirasçının itiraz için başvurabileceği iki yol ve bunların ispat yükü ayrıntılı biçimde açıklanmıştır:
- İptal davası: Ölüme bağlı tasarruflara ilişkin genel iptal sebeplerinden birine dayanılır. Başarılı olursa çıkarılan kişi miras payının tamamını alır. Genel kurala göre mirasbırakanın açık bir yanılmaya düştüğünü çıkarılan kişi, çıkarma sebebinin varlığını ise davalı ispat eder.
- Tenkis davası: Tasarrufta çıkarma sebebi gösterilmemiş ya da gösterilen sebep yeterli değilse açılır; çıkarılan kişi saklı payını alabilir. Kararda, bu davada ispat yükünün her hâlükârda davalıda olduğu belirtilmiştir.
TMK m.512’nin metni de bu çerçeveyi destekler: çıkarma, ancak tasarrufta sebep belirtilmişse geçerlidir; itiraz hâlinde sebebin varlığını ispat çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer; sebep ispatlanamaz veya belirtilmemişse tasarruf saklı pay dışında yerine getirilir, açık yanılma hâlinde ise çıkarma geçersiz olur.
🧩 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, mirasçılıktan çıkarma uyuşmazlıklarında esastan önce çözülmesi gereken üç usul düğümünü bir arada gösteriyor:
- Davalının belirlenmesi: Çıkarmanın iptali davasında davalı, çıkarılanın payını alacak kişilerdir; çıkarılanın altsoyu varsa onlar, yoksa mirasbırakanın diğer yasal mirasçıları. Vasiyet alacaklısı bu davanın doğal davalısı değildir.
- Taleplerin ayrılması: Çıkarma ile belirli mal bırakma aynı gün ve aynı noterde düzenlenmiş olsa bile ayrı tasarruflardır; farklı davalılar ve farklı ispat kuralları nedeniyle ayrı dosyalarda görülür.
- Sıralama: Çıkarılan kişinin mal vasiyetine itiraz sıfatı, çıkarmanın geçersizliğine bağlıdır; bu yüzden çıkarma davası diğer dava için bekletici sorundur.
Resmî vasiyetnamenin şekil koşullarına ilişkin farklı bir Genel Kurul kararı için serideki okur-yazar olmayanın vasiyetnamesi kararı, tenkis hesabında değerleme tarihine ilişkin bir örnek için ise tenkiste değerleme tarihi kararı okunabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Mirasçılıktan çıkarılan kişinin payı kime geçer?
TMK m.511/2’ye göre mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmamışsa, çıkarılan kişinin payı, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Bu dosyada çıkarılan davacının altsoyu bulunduğundan pay onlara geçecektir.
Çıkarılan mirasçı, başka bir kişiye yapılan mal vasiyetinin iptalini isteyebilir mi?
Genel Kurula göre bu, çıkarmanın akıbetine bağlıdır. TMK m.558/1 iptal davası hakkını tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısına tanır; çıkarılan kişi ise mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz. Çıkarmanın iptali davası reddedilirse mal vasiyetine ilişkin dava aktif husumet yokluğundan reddedilecek, kabul edilirse esası incelenecektir.
Çıkarma sebebinin varlığını kim ispat eder?
TMK m.512/2 uyarınca çıkarılan kişi itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Kararda, mirasbırakanın açık bir yanılmaya düştüğünü ise çıkarılan kişinin ispat edeceği belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu çıkarma sebeplerinin haklı olup olmadığına karar verdi mi?
Hayır. Genel Kurul, esasa girmeden önce taraf teşkilinin sağlanması ve iki vasiyetnameye ilişkin davaların ayrılması gerektiğine hükmetmiştir. Çıkarma sebeplerinin ispatlanıp ispatlanmadığı, doğru taraflarla yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yayımlanmış direnme kararından aktarılmıştır ve her miras uyuşmazlığı kendi vasiyetnamesi, mirasçı yapısı ve delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



