Aile HukukuEmsal Kararlar

Süresiz Yoksulluk Nafakası İptal Edildi – AYM K.2026/131

Yıllardır hem boşanma davalarının hem de kamuoyunun gündeminden düşmeyen soru, bu kez bir aile mahkemesinin itiraz başvurusuyla Anayasa Mahkemesinin önüne geldi: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eşe, diğer eşin kusuru aranmaksızın ve hiçbir süre sınırı olmaksızın nafaka bağlanmasını öngören “süresiz olarak” ibaresi Anayasa ile bağdaşır mı? Anayasa Mahkemesi 2012 yılında aynı ibareyi Anayasa’ya uygun bulmuştu. On dört yıl sonra verilen yeni kararda sonuç değişti; ancak gerekçe, ibarenin metninden çok uygulamada kazandığı anlama dayanıyor.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4/6/2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “…süresiz olarak…” ibaresini Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bularak oyçokluğuyla iptal etmiştir. Karar, 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır; iptal hükmü yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

Kısa özet: Antalya 12. Aile Mahkemesi, görmekte olduğu boşanma davasında TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısıyla itiraz yoluna başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, ibarenin lafzen her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmadığını, ancak yerleşik yargısal uygulamada emredici sayıldığını ve hâkime süre konusunda takdir bırakmadığını tespit etmiştir. Kusursuz olabilecek nafaka yükümlüsünün hiçbir ölçüt gözetilmeden ömür boyu yükümlülük altında kalmasının, devletin çatışan haklar arasında adil denge kurma yükümlülüğüyle bağdaşmadığına karar vermiştir. Üç üye karşı oy kullanmış, bir üye farklı gerekçeyle katılmıştır.

📜 İptal edilen ibare ve 176. maddeyle ilişkisi

TMK 175’in birinci fıkrası şöyledir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” İkinci fıkra ise nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını belirtir. İtiraz yalnızca birinci fıkradaki “süresiz olarak” ibaresine yöneliktir; yoksulluk nafakası kurumu, yoksulluk şartı ve kusur ölçütü yerinde durmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kuralın anlamını belirlerken maddenin tarihçesine de değinmiştir. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yılla sınırlıydı; bu sınır 1988’de 3444 sayılı Kanun’la kaldırıldı ve 4721 sayılı Kanun metni sadeleştirerek aynen aldı.

Kararın merkezinde 176. madde ile birlikte okuma yer alır. TMK 176’ya göre:

  • Yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir.
  • İrat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar.
  • Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
  • Mali durumların değişmesi veya hakkaniyet gerektirdiğinde irat artırılabilir ya da azaltılabilir.

Mahkemeye göre bu sayılan hâller dışında, koşullar değişmedikçe nafaka yükümlüsünün eski eşine hayatı boyunca ödeme yapması söz konusu olabilmektedir.

🔁 2012 kararından bu yana ne değişti?

Anayasa Mahkemesi 17/5/2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında aynı ibareyi incelemiş ve Anayasa’ya aykırı bulmamıştı. O kararda süresizliğin alacaklının her hâlükârda ömür boyu nafaka alacağı anlamına gelmediği, yoksulluk nafakasının sosyal dayanışmanın sonucu olduğu ve kuralın her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılmadığı değerlendirilmişti.

Yeni kararda belirleyici olan, bu yorumun uygulamaya yansımamasıdır. Mahkeme, 2012 kararından sonra da Yargıtay uygulamasında ibarenin emredici sayıldığını, hâkime süre bakımından takdir tanınmadığını ve nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırı kabul edildiğini tespit etmiş; bu yaklaşıma örnek olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/12/2017 tarihli E.2016/8859, K.2017/14407 sayılı kararını göstermiştir.

Böylece aynı kelimeler değişmemiş, fakat Mahkemenin önündeki tablo değişmiştir: Lafız süre belirlemeye kapı aralarken yerleşik uygulama bu kapıyı kapatmaktadır.

⚖️ Çoğunluğun gerekçesi: belirlilik ve pozitif yükümlülük

İtiraz eden mahkeme Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine dayanmıştı. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralı ilgisi nedeniyle 5. ve 17. maddeler yönünden de incelemiş; iptali 2., 5. ve 17. maddelere dayandırmıştır. 20. ve 41. maddeler bakımından ayrıca inceleme yapılmamış, 10. ve 35. maddelerle ilgi görülmemiştir.

Gerekçe iki adımda ilerler. İlk adımda Mahkeme belirlilik ilkesini hatırlatır ve kuralın, lafzıyla uygulaması birbirinden ayrıştığı için “herhangi bir tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık ve belirli” olmadığını tespit eder.

İkinci adım ağırlıklı olarak Anayasa’nın 5. ve 17. maddelerine dayanır. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma yönünde pozitif yükümlülüğü vardır ve özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda bu yükümlülük, iki tarafın menfaatlerini dengelemeyi gerektirir. Süresiz nafaka bir yandan alacaklının maddi ve manevi varlığını korur; öte yandan kusurlu olması dahi gerekmeyen borçlunun aynı hakkını doğrudan etkiler. Mahkemeye göre dayanışma yükümlülüğünün “hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz” öngörülmesi, borçluya ağır bir külfet yükler ve ömür boyu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmanın ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlük üzerindeki olumsuz etkisi makul dengeyi ortadan kaldırır.

Karar karşılaştırmalı hukuka da yer verir: İsviçre’de süre somut olayın özelliklerine göre belirlenirken, Almanya’da kesin bir azami süre öngörülmediği, Hollanda’da kural olarak evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl, Belçika’da evlilik süresi kadar bir sınır bulunduğu aktarılmıştır. Mahkeme buradan tek bir zorunlu model çıkarmamış, sistemlerin farklı çözümler benimsediğini not etmiştir.

🧭 Mahkemenin saydığı süre ölçütleri

Kararın uygulama bakımından en dikkat çekici bölümü, yeni düzenlemede gözetilmesi gereken unsurlara ilişkin tespitlerdir. Mahkemeye göre yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilir; belirli koşullarda ise alacaklı lehine süre uzatılarak yaşam boyu nafakaya da hükmedilebilmelidir. İrat biçiminde hükmedilen nafakanın süresini hâkimin aşağıdaki gibi unsurları dikkate alarak belirleyebilmesi gerektiği belirtilmiştir:

  • evliliğin süresi,
  • nafaka alacaklısı eşin yaşı,
  • eğitim ve sağlık durumu,
  • ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi.

Pozitif yükümlülük incelemesinde ayrıca eşlerin ekonomik ve sosyal durumları, nafaka süresinin borçlunun boşanma sonrası hayatına etkisi ve çalışma hayatına katılma imkânı da sayılmıştır. Mahkeme, nafakanın süresiz hükmedilmesini gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin de kanunda “açık ve net biçimde” yer almasını kaçınılmaz görmüştür.

🗣️ Karşı oy ve farklı gerekçe

Üç üyenin karşı oyu, yoksulluk nafakasını sosyal devlet ilkesinin somut bir yansıması olarak görür. Karşı oya göre nafakanın merkezinde zaman değil ihtiyaç vardır; TMK 176 nafakanın azaltılması, kaldırılması ve toptan ödenmesine imkân verdiği için yükümlülük mutlak değildir. Uygulamadaki katılık bir norm sorunu değil, içtihat sorunudur. Karşı oyda ayrıca Anayasa’nın 10. maddesindeki fiili eşitlik anlayışına, kadınların işgücüne katılımındaki farka ve CEDAW Komitesinin 29 No.lu Genel Tavsiye Kararı’na değinilmiş; 2012 kararından ayrılmayı gerektiren yeni bir nedenin gösterilmediği vurgulanmıştır.

Farklı gerekçe yazan üye ise iptal sonucuna katılmış, ancak dayanağın denge değerlendirmesi değil yalnızca belirlilik ilkesi olması gerektiğini savunmuştur. Bu görüşe göre çoğunluk, nafakanın “kural olarak süreli, istisnaen süresiz” olması gerektiğini söyleyerek kanun koyucu yerine bir düzenleme tercihi yapmaktadır; Anayasa’nın 2. maddesine dayanan bir iptal ise yasama organından yalnızca süreyi açık ve öngörülebilir biçimde düzenlemesini bekler.

Nafaka ödemesinin biçimine ilişkin farklı bir sorun için sitedeki irat nafakanın toptan ödemeye çevrilmesi yazısına, yoksulluk şartının değerlendirilmesine ilişkin bir örnek için ise dava sırasında işe giren eşe nafaka yazısına bakılabilir.

📎 Karar metni: Kararın Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan metni, karşı oy ve farklı gerekçe yazılarıyla birlikte derlenmiştir; heyet ve raportör adları derlemeye alınmamıştır.

⏳ Dokuz aylık süre ve mevcut nafakalar

Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası, iptal edilen hükmün kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağını, ancak Mahkemenin bu tarihi bir yılı aşmamak üzere ileri atabileceğini öngörür. Mahkeme, ibarenin hemen yürürlükten kalkmasıyla doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini değerlendirerek iptal hükmünün yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Yayım tarihi 30/9/2026 olduğundan bu süre takvim olarak Haziran 2027 sonunda dolmaktadır.

Bu süre içinde ibare yürürlüktedir. Anayasa’nın 153. maddesinin dördüncü fıkrasına göre iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda TBMM, doğan boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. Süre sonunda kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapıp yapmayacağı ve süre ölçütlerini nasıl belirleyeceği belirleyici olacaktır. Karar metni, kesinleşmiş nafaka kararlarının akıbetine ilişkin bir değerlendirme içermemektedir. Bilgi olarak belirtmek gerekirse Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrasına göre iptal kararları geriye yürümez; mevcut nafakaların kaldırılması veya azaltılması ise bugün olduğu gibi TMK 176’daki koşullara bağlıdır. Yeni düzenlemenin geçiş hükümlerinin bu konuyu nasıl ele alacağı henüz belli değildir.

❓ Sık sorulan sorular

Karar yoksulluk nafakasını tamamen kaldırdı mı?

Hayır. İptal edilen yalnızca 175. maddenin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresidir. Yoksulluğa düşme, kusurun daha ağır olmaması ve mali güç oranında belirleme şartları ile 176. maddedeki ödeme ve kaldırma hükümleri yerinde durmaktadır.

Anayasa Mahkemesi 2012'de aynı ibareyi neden iptal etmemişti?

2012 kararında ibarenin her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılmadığı kabul edilmişti. Yeni kararda Mahkeme, bu yoruma rağmen uygulamada ibarenin emredici sayılmaya devam ettiğini ve hâkime süre konusunda takdir bırakılmadığını tespit ederek farklı sonuca ulaşmıştır.

İptal ne zaman hüküm doğuracak?

Karar 30/9/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve iptal hükmü yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar ibare uygulanmaya devam eder.

Karar, nafakanın süresi için hangi ölçütlere işaret ediyor?

Kararda evliliğin süresi, alacaklı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, kendi imkânlarıyla geçinebilme kapasitesi, eşlerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma hayatına katılma imkânı sayılmıştır. Süresiz nafakayı gerektiren hâllerin ölçütlerinin de kanunda açıkça gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan ve 30/9/2026 tarihli Resmî Gazete’de yer alan E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararından derlenmiştir. İtiraz yoluna başvuran mahkemedeki boşanma davasının tarafları ve olayları karar metninde yer almamaktadır. Yürürlük süresinin takvim karşılığı ile Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrasına ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. İptal hükmü yürürlüğe girmeden önce yapılabilecek yasal düzenlemeler sonucu değiştirebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu