Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Matbu Onam ve Kayıt Eksikliği – Danıştay 10. D 2025/3888

Bir hasta, kol ağrısı ve uyuşma şikâyetiyle başvurduğu üniversite hastanesinde boyun fıtığı ameliyatı olur. Bir ay sonra çekilen grafide, omurlar arasına yerleştirilen kafes biçimli implantın öne kaydığı görülür ve ikinci bir ameliyat yapılır. Hasta, ardından ortaya çıkan yakınmalar nedeniyle idareye karşı tazminat davası açar. Adli Tıp Kurumu ameliyatların tıbben uygun olduğunu, ortaya çıkan tablonun her türlü özene rağmen görülebilecek komplikasyonlar arasında bulunduğunu bildirir. Geriye iki soru kalır: İkinci ameliyattan sonraki tıbbi belgelerin dosyaya hiç sunulamamış olması bir sonuç doğurur mu? Hastanın imzaladığı genel ifadeli rıza formları, yapılan ameliyatın risklerine ilişkin bir aydınlatma sayılabilir mi?

Danıştay 10. Dairesi, 16.09.2025 tarihli ve E.2022/3128, K.2025/3888 sayılı kararıyla, bölge idare mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmını onamış, manevi tazminata ilişkin kısmını ise bozmuştur. Manevi tazminat yönünden karar oybirliğiyle, maddi tazminat yönünden oyçokluğuyla verilmiştir. Daireye göre tıbbi kayıtların eksik tutulması ve ameliyatlara özgü aydınlatılmış onam alınmamış olması, hizmet kusuru ispatlanamasa bile manevi tazminatı gerektirir.

Kısa özet: Davacı, 22.05.2019 ve 04.07.2019 tarihlerinde yapılan iki ameliyat nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. İdare mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporuna ve davacının imzaladığı rıza formlarına dayanarak davayı tümüyle reddetmiş, bölge idare mahkemesi istinafı reddetmiştir. Danıştay, hizmet kusuru açıkça ortaya konulamadığı için maddi tazminat isteminin reddini yerinde bulmuş; buna karşılık ikinci ameliyattan sonraki tıbbi belgelerin dosyaya sunulamaması ve onam formlarının ameliyata özgü bilgi içermeyen matbu formlar olması nedeniyle davacının manevi zararının karşılanması gerektiğine hükmetmiştir.

🩺 İki ameliyat ve dava

Karar metninde aktarılan olaya göre davacı, kol ve omuz ağrısı ile kolda uyuşukluk ve güçsüzlük şikâyetleriyle davalı üniversiteye ait hastaneye başvurmuştur. Yapılan görüntülemelerden sonra 22.05.2019 tarihinde boyun bölgesindeki iki seviyeye yönelik disk ameliyatı yapılmış ve bu seviyelere kafes biçimli implant yerleştirilmiştir.

26.06.2019 tarihli grafide implantlardan birinin öne kaydığı görülmüş, 04.07.2019 tarihinde revizyon ameliyatı yapılarak kayan implant çıkarılmış ve yenisi yerleştirilmiştir. Bu ameliyattan sonra davacıda karşı kolda güç kaybı ve başka nörolojik yakınmalar ortaya çıkmış, davacı farklı sağlık kuruluşlarında muayene ve tetkiklerden geçmiştir.

Davacı, zararın bu iki ameliyattan kaynaklandığını ve idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemiyle tam yargı davası açmıştır. Temyiz dilekçesinde ayrıca rızası dışında diğer taraftaki fıtığın da ameliyat edildiğini, parçanın tam yerine takılmadığını, ameliyat sonrası ağrıların nedeninin araştırılmadığını ve geç müdahale edildiğini ileri sürmüştür.

🔬 Adli Tıp raporu: komplikasyon, fakat eksik dosya

İdare mahkemesinin bilirkişi olarak başvurduğu Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporunda şu tespitler yer almıştır:

  • İlk ameliyatın endikasyonu ve yapılış tekniği uygundur; ameliyat sonrası grafide implantlar yerindedir.
  • İmplantın öne kayması, bu ameliyatın her türlü özene rağmen görülebilecek komplikasyonları arasındadır.
  • Komplikasyon yönetimi kapsamında yapılan ikinci ameliyatın endikasyonu ve tekniği de uygundur; sonrasında görülen tablo yine bu ameliyatın komplikasyonları arasında yer alır.
  • Ancak 04.07.2019 tarihli ameliyattan sonraki tıbbi belgeler dosyada yoktur; davalının dilekçesinde sözü edilen takip belgeleri de dosyaya girmemiştir. Bu nedenle hastalığın takibi konusunda değerlendirme yapılamamıştır.
  • Sonuç olarak idarenin, dosyadaki mevcut belgelere göre görünür bir hatası saptanmamıştır.

İdare mahkemesi bu raporu hükme esas almış, maddi tazminat istemini reddetmiştir. Manevi tazminat bakımından ise davacının ameliyat öncesinde “yatan hastalar için bilgilendirme ve rıza formu” ile cerrahi işlemlere ilişkin bilgilendirme formunu imzaladığını, böylece yazılı onamının alındığını kabul ederek bu istemi de reddetmiştir. Bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.

⚖️ Danıştay’ın iki ayrı gerekçesi

Daire, kararını maddi ve manevi tazminat olarak iki bölüme ayırmıştır. Maddi tazminat yönünden bölge idare mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur: Bilirkişi raporu karşısında zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamamıştır.

Manevi tazminat yönünden ise Daire, idare hukukundaki manevi zarar anlayışını hatırlatmıştır. Manevi zararın varlığı yalnızca onur kırıcı işlemlere, vücut bütünlüğünün ihlaline veya ölüme bağlı değildir; idarenin kamu hizmetini gereği gibi sunamaması nedeniyle ilgililerin duyduğu üzüntü ve sıkıntı da manevi tazminat için yeterlidir. Bu çerçevede Daire iki ayrı aksaklık tespit etmiştir:

  1. Tıbbi kayıt eksikliği: İkinci ameliyattan sonraki tıbbi belgelerin dosyaya sunulamaması nedeniyle bilirkişi kurulu hastalığın takibini değerlendirememiştir. Hasta kayıtlarının tutulması ve muhafazasına ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmemesi, sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntü doğurmuştur.
  2. Aydınlatılmış onam eksikliği: Her iki ameliyattan önce imzalatılan dört formun da genel nitelikli açıklamalar içerdiği, uygulanan ameliyatların ne olduğuna dair bilgi bulunmadığı, bu ameliyatlara özgü risklerden söz edilmediği görülmüştür.

Daireye göre bu iki eksiklik nedeniyle uğranılan manevi zarar, manevi tatmin sağlayacak ve idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarla giderilmelidir. Dosya, bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Manevi tazminatın tutarına ilişkin değerlendirme bu nedenle yeniden yapılacak yargılamaya bırakılmıştır.

📝 Matbu form neden aydınlatma sayılmadı?

İlk derece mahkemesinin manevi tazminatı reddetmesinin temel dayanağı, imzalı rıza formlarıydı. Formda hastanın tedavi seçenekleri ve riskleri konusunda “yeterince aydınlatıldığını”, risklerin sayılanlarla sınırlı olmayabileceğini öğrendiğini ve işlemleri kabul ettiğini belirten geniş bir metin yer alıyordu. Danıştay ise formun içeriğine bakmıştır.

Daire, değerlendirmesinde şu düzenlemelere dayanmıştır:

  • 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.70: Her türlü müdahale için hastanın önceden muvafakati alınır; büyük cerrahi müdahalelerde bu muvafakatin yazılı olması gerekir.
  • İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi m.4 ve m.5: Sağlık alanındaki her müdahale mesleki standartlara uygun yapılmalı; kişiye önceden müdahalenin amacı, niteliği, sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgi verilmelidir.
  • Hasta Hakları Yönetmeliği m.15, m.22 ve m.31: Hastaya müdahalenin kim tarafından, nerede ve nasıl yapılacağı, diğer tedavi seçenekleri ve muhtemel komplikasyonlar hakkında bilgi verilir; rıza, müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatmayı gerektirir.
  • AİHS m.2 kapsamındaki pozitif yükümlülük: Daire, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 31675/04 başvuru numaralı ve 2 Haziran 2009 tarihli kararına atıfla, devletin hekimlerin hastaları öngörülebilir sonuçlar hakkında önceden bilgilendirmesini sağlayacak düzenleyici tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmıştır.

Bu ölçütler karşısında Daire, formların “yeterli ayrıntı ve açıklamaları içermeyen matbu bir form” olduğunu ve aydınlatılmış onam niteliği taşımadığını belirtmiştir. Kararın ortaya koyduğu ölçüt, imzanın varlığı değil, formun yapılan müdahaleye özgü bilgi ve riskleri içerip içermediğidir. Komplikasyon ile tıbbi hata ayrımının özel hukuk alanındaki bir örneği için sitede yer alan doğumda komplikasyon mu hata mı başlıklı karar yazısına bakılabilir.

📎 Karar metni: Danıştay 10. Dairesinin kararı resmî kaynakta yayımlanan metinden derlenmiştir; davacının kimliği kaynakta anonimdir, sağlık kuruluşlarının adları ayrıca gizlenmiştir.

🗂️ Karşı oy: kayıt eksikliği başlı başına kusur mu?

Maddi tazminat yönünden karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, Adli Tıp Kurumu raporunun ikinci ameliyat sonrasındaki belgeler bulunmadığı için komplikasyon yönetiminde tıbbi bir kusur olup olmadığını değerlendiremediğine dikkat çekilmiştir. Karşı oya göre tıbbi kayıtların usulüne uygun tutulmaması, hizmet kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini engellediği için başlı başına bir hizmet kusuru oluşturur ve maddi tazminata ilişkin kısmın da bozulması gerekirdi.

Çoğunluk ise kayıt eksikliğini manevi zararın kaynağı olarak kabul etmekle yetinmiş, maddi zarar ile bu eksiklik arasında illiyet bağı kurmamıştır. İki görüş arasındaki fark, kayıt tutma yükümlülüğünün ispat yükü üzerindeki etkisine ilişkindir: Çoğunluğa göre eksik kayıt, maddi zararın idareye yüklenmesi için yeterli değildir; karşı oya göre ise idare, kendi tutmadığı kayıtların yarattığı belirsizlikten yararlanamaz. Sağlık verilerine erişimle ilgili Danıştay 10. Dairesinin farklı bir kararı için sitede yer alan avukatın sağlık verisi talebi yazısı incelenebilir.

🆕 1219 sayılı Kanun’daki yeni elektronik onam hükmü

Daire, 1219 sayılı Kanun’un 70. maddesini işlem tarihindeki metniyle aktarmıştır. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre bu maddeye 21.07.2025 tarihli ve 7557 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle eklenen cümlelerle, muvafakatin elektronik ortamda da alınabileceği düzenlenmiştir. Buna göre elektronik muvafakat bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden, ilgilinin kimliğini doğrulamaya elverişli kimlik belgeleri, biyometrik yöntemler veya elektronik kimlik doğrulama yöntemleriyle alınır. Maddeye eklenen yeni fıkra, usul ve esasların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca belirleneceğini öngörmektedir.

Bu değişiklik onamın alınma biçimine ilişkindir; içeriğe ilişkin ölçütü değiştirmez. Danıştay’ın bu kararda aradığı unsur, onamın kâğıt ya da elektronik ortamda alınmasından bağımsız olarak, yapılacak müdahaleye ve onun risklerine özgü bilgiyi içermesidir. İdarenin hizmet kusuru sorumluluğuna ilişkin genel çerçeve için sitedeki sel baskınında hizmet kusuru kararı da bir karşılaştırma imkânı sunar.

❓ Sık sorulanlar

Komplikasyon kabul edilen bir durumda idare tazminat öder mi?

Bu kararda Danıştay, Adli Tıp raporu nedeniyle zararın hizmet kusurundan kaynaklandığının ortaya konulamadığını kabul ederek maddi tazminat istemini reddeden kısmı onamıştır. Manevi tazminat ise komplikasyondan değil, tıbbi kayıt eksikliği ve aydınlatılmış onam alınmamasından kaynaklanan üzüntü nedeniyle gündeme gelmiştir.

İmzalı bir rıza formu her zaman yeterli midir?

Daireye göre yeterli değildir. Uygulanan ameliyatın ne olduğunu ve o ameliyata özgü riskleri içermeyen, genel ifadelerle hazırlanmış matbu formlar aydınlatılmış onam niteliğinde görülmemiştir.

Eksik tıbbi kayıt neden manevi zarar sayıldı?

İkinci ameliyattan sonraki belgeler dosyaya sunulamadığı için bilirkişi kurulu hastalığın takibini değerlendirememiştir. Daire, hasta kayıtlarının tutulması ve muhafazası yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin, hizmetin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntü doğurduğunu kabul etmiştir.

Manevi tazminatın tutarı bu kararda belirlendi mi?

Hayır. Daire, manevi tazminata ilişkin kısmı bozarak dosyayı bölge idare mahkemesine göndermiştir. Tutar, olayın niteliği ve idarenin kusurunun ağırlığı gözetilerek yeniden verilecek kararda belirlenecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin resmî kaynakta yayımlanan kararından derlenmiştir. Tıbbi sürece ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan maddi olay, Adli Tıp Kurumu raporunun özeti, ilk derece ve bölge idare mahkemesi kararları ile tarafların iddialarına dayanır; davacının kimliği kaynakta anonimdir ve tıbbi ayrıntılar yazıda genel ifadelerle aktarılmıştır. Kanun değişikliğine ilişkin açıklamalar mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne dayanır ve bilgi amacıyla eklenmiştir. Somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu