Ceza HukukuEmsal Kararlar

Banka Zimmeti: Direnmede Yeni Hüküm – Yargıtay CGK 2025/372

Bir banka şubesinde müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalışan bir kişi, mudilerin hesaplarındaki paraları zimmetine geçirdiği iddiasıyla mahkûm edildiğinde, verilen cezanın miktarı yalnızca ilk derece mahkemesinin değil, istinaf ve temyiz mercilerinin de konusu olur. Bölge adliye mahkemesi dosya üzerinden yaptığı incelemede cezayı kendiliğinden indirmeye karar verirse, bu karar Yargıtayca bozulduğunda ilk derece mahkemesinin hükmü ayakta kalır mı? Bölge adliye mahkemesi bozmaya direnirken önceki kararını tekrar etmekle yetinebilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bankacılık zimmetine ilişkin bir dosyada bu usul sorusunu esas uyuşmazlıktan önce ele almış ve kısa ama etkili bir ilke ortaya koymuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.10.2025 tarihli ve E.2024/532, K.2025/372 sayılı kararıyla, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünü, bölge adliye mahkemesinin TCK 61’e uygun şekilde yeniden hüküm kurmak yerine istinaf başvurusunu düzelterek esastan reddetmekle yetinmesi nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiş, beş Kurul üyesi karşı oy kullanmıştır.

Kısa özet: Bir bankanın Trabzon şubesinde müşteri ilişkileri yöneticisi olan sanık, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesindeki zimmet suçundan 15 yıl hapis ve adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi duruşma açmadan temel cezayı indirerek istinaf başvurusunu düzelterek esastan reddetmiş; Yargıtay 7. Ceza Dairesi, temel cezanın indirilmesi için duruşma açılıp yeniden hüküm kurulması gerektiğini belirterek bozmuştur. Bölge adliye mahkemesi aynı şekilde direnince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir. Kurul, Yargıtay bozmasıyla ilk derece hükmünün de ortadan kalktığını, bu nedenle direnme kararında yeni bir hüküm kurulması gerektiğini kabul etmiştir.

🏦 Şube yöneticisi, mudi hesapları ve ilk hüküm

Kararda olaya ilişkin bilgiler sınırlı tutulmuştur. Kurulun aktardığına göre sanık, suç tarihinde bir bankanın Trabzon Şubesinde müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalışmaktadır. Mudilerin hesaplarındaki parayı zimmetine geçirdiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır. İlk hükme karşı sanık müdafii ile birlikte katılan vekili de istinaf yoluna başvurmuştur.

Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi 27.10.2020 tarihli ilk kararında sanığı 5411 sayılı Kanun’un 160/1-2. maddesi ile TCK’nın 43/1 (zincirleme suç), 62/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca hapis cezası ve 24.441.766,11 TL adli para cezasıyla cezalandırmış, 8.147.255,37 TL banka zararının ödettirilmesine hükmetmiştir. Bu karar istinaf incelemesinde eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozmadan sonra aynı mahkeme 03.03.2022 tarihinde yeniden hüküm kurmuş ve sanığı bu kez 5411 sayılı Kanun’un 160/1. maddesi ile aynı TCK hükümleri uyarınca 15 yıl hapis ve 125.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırmış, 7.970.939,26 TL banka zararının ödettirilmesine karar vermiştir.

🔄 İstinaf ve temyiz arasında gidip gelen ceza

Dosyanın Ceza Genel Kuruluna ulaşana kadar izlediği yol aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

TarihMerciKarar
20.05.2022Trabzon BAM 3. Ceza DairesiDuruşma açmadan, elde edilen menfaat miktarına göre 10 yıl temel cezanın yeterli olduğu görüşüyle cezaları düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddi (CMK 280/1-a, 303/1-a)
12.12.2022Yargıtay 7. Ceza DairesiBozma: temel cezanın indirilmesi için CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılıp delil değerlendirmesi yapılarak yeniden hüküm kurulmalı; TCK 43/1 için gerekçe gösterilmemiş
27.03.2023Trabzon BAM 3. Ceza DairesiDirenme; önceki gibi istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
07.10.2024Yargıtay 7. Ceza DairesiDirenme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi
01.10.2025Yargıtay Ceza Genel KuruluDirenme hükmünün usulden bozulması (oy çokluğu)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 28.11.2023 tarihli tebliğnamesinde direnme kararının bozulmasını istemiştir. Bölge adliye mahkemesinin düzeltmesiyle ilk hükmün çeşitli bentlerindeki hapis cezaları indirilmiş, örneğin 12 yıl olan ceza 10 yıla, 18 yıl olan ceza 15 yıla düşürülmüştür.

🧭 Kurulun önce çözdüğü ön sorun

Kurulun önündeki asıl uyuşmazlık iki katmanlıydı: Bölge adliye mahkemesi duruşma açmadan temel cezayı indirebilir mi; indirebilirse zincirleme suç hükmü uygulanırken gösterilen gerekçe yeterli midir? Ancak müzakere sırasında bir Kurul üyesi, Yargıtay bozmasından sonra bölge adliye mahkemesi kararıyla birlikte ilk derece hükmünün de ortadan kalkıp kalkmadığını, dolayısıyla bölge adliye mahkemesinin yeniden hüküm kurması gerekip gerekmediğini sorunca, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca önce bu ön sorun incelenmiştir.

Ön sorunun cevabı dosyanın sonucunu belirlediği için Kurul esas uyuşmazlığa, yani duruşmasız ceza indirimi ve zincirleme suç gerekçesi konularına girmemiştir. Kararın değeri de bu noktadadır: Bankacılık zimmeti dosyası, istinaf sonrası direnme kararlarının nasıl yazılması gerektiğine ilişkin genel bir usul ilkesinin zeminini oluşturmuştur.

📜 “İstinaf başvurusunun esastan reddi hüküm değildir”

Ceza Genel Kurulu, daha önceki 17.05.2022 tarihli 248-359, 05.07.2022 tarihli 359-528, 31.05.2023 tarihli 315-322 ve 16.10.2024 tarihli 216-315 sayılı kararlarına atıfla şu ilkeleri sıralamıştır:

  • Bir hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle direnme kararı verilirken CMK’nın 230 ve devamı maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur.
  • Hüküm, CMK 223’e göre ne olduğu tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli; bozulan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmakla yetinilmemelidir.
  • Bu kural bölge adliye mahkemeleri bakımından da geçerlidir.
  • CMK 223’te sayılan hükümler arasında “istinaf başvurusunun esastan reddi” yer almaz; bu karar tek başına infaz yeteneği olan bir hüküm değildir ve ilk derece hükmüne sıkı sıkıya bağlıdır.
  • Bu nedenle esastan ret kararının Yargıtayca bozulmasıyla ilk derece mahkemesinin hükmü de tamamen ortadan kalkar.

Kurul ayrıca 7165 sayılı Kanun’la CMK 304’e eklenen düzenlemeye dikkat çekmiştir. 28.02.2019’da yürürlüğe giren bu değişiklikle, bozma kararı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkinse Yargıtay dosyayı gereği için ilk derece mahkemesine gönderir (CMK 304/2-a). Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan reddi kararlarında ise dosya kural olarak yine ilk derece mahkemesine, bozmanın içeriğine göre Yargıtayca uygun görülürse bölge adliye mahkemesine gönderilir (CMK 304/2-b). Kurula göre kanun koyucu bu değişiklikle benzer uyuşmazlıkların önünü kesmiştir.

Somut olayda ise dosya bozmadan sonra bölge adliye mahkemesine dönmüş ve mahkeme, yeni bir hüküm kurmadan istinaf başvurusunu tekrar düzelterek esastan reddetmiştir. Kurul, ilk derece hükmü de ortadan kalktığından bölge adliye mahkemesinin TCK 61’deki esaslara göre yeniden hüküm kurması gerektiğine, düzelterek esastan ret kararının yeterli olmadığına hükmetmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları metinden çıkarılmıştır.

🗳️ Beş üyenin karşı oyu

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısını kaleme alan üyeye dört üye daha benzer gerekçelerle katılmıştır. Karşı oya göre bölge adliye mahkemesinin dosya üzerinden yaptığı denetim “genişletilmiş temyiz” niteliğindedir ve asıl derece yargılaması sayılamaz. CMK 280/1-a uyarınca verilen esastan ret kararı istinaf mahkemesinin kurduğu yeni bir karar olup temyizin konusu da bu karardır. Bu nedenle istinaf kararının bozulması ilk derece hükmünün de bozulduğu anlamına gelmez; ilk derece hükmü hukuken varlığını korur. Karşı oy sahipleri, direnme hükmünün şeklen doğru olduğunu, Kurulun direnme gerekçelerini tartışarak esastan sonuca ulaşması gerektiğini savunmuştur.

İki görüş arasındaki fark yalnızca teorik değildir. Çoğunluk görüşü, bozmadan sonra infaz edilebilir ve açık bir hükmün bulunmasını güvence altına alırken; karşı oy, istinaf incelemesinin niteliğini ve ilk derece hükmünün bağımsızlığını öne çıkarmaktadır.

🔍 Mudi ve banka açısından anlamı

Bankacılık zimmeti dosyaları genellikle uzun sürer, birden çok bozma ve direnme aşamasından geçer. Bu karardan sonra bölge adliye mahkemesinin temel cezaya müdahale ettiği bir dosyada Yargıtay bozmasına direnmesi hâlinde, gerekçeli ve TCK 61’e uygun yeni bir hüküm kurması gerekecektir. Bu durum, hem katılan banka hem sanık açısından hükmün sonucunu ve ödettirilecek banka zararını tartışmasız biçimde gösteren bir karar metni anlamına gelir.

Esas uyuşmazlık, yani duruşmasız ceza indirimi ile zincirleme suç gerekçesi, bu kararla çözülmemiştir; dosya yeniden bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Bankacılık zimmetinde zamanaşımı ve zincirleme suç tartışmasının yer aldığı başka bir karar için banka zimmetinde zamanaşımı yazısına, kovuşturma şartına ilişkin bir örnek için BDDK başvurusu ve muhakeme şartı yazısına bakılabilir.

❓ Sorular ve cevaplar

Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını bozunca ilk derece hükmü de ortadan kalkar mı?

Ceza Genel Kurulu çoğunluğuna göre evet. İstinaf başvurusunun esastan reddi CMK 223’te sayılan hükümlerden değildir ve ilk derece hükmüne sıkı sıkıya bağlıdır; bu karar bozulunca ilk derece hükmü de tamamen ortadan kalkar. Beş üye bu görüşe karşı oy kullanmıştır.

Bölge adliye mahkemesi direnirken önceki kararını tekrarlayabilir mi?

Kurula göre hayır. Bozulan karar infaz yeteneğini yitirdiğinden direnme kararında TCK 61’e uygun, açık ve gerekçeli yeni bir hüküm kurulması gerekir; önceki karara atıfla veya düzelterek esastan ret kararıyla yetinilemez.

Duruşma açmadan temel cezanın indirilip indirilemeyeceği konusunda ne karar verildi?

Bu soru cevaplanmamıştır. Kurul ön sorunu kabul ettiği için esas uyuşmazlığı değerlendirmemiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bozma kararında ise temel cezanın indirilmesi için CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılması gerektiği belirtilmişti.

Bu karar 2019 sonrası dosyalarda da önem taşır mı?

Kurul, 7165 sayılı Kanun’la CMK 304’e eklenen hükümle esastan ret kararının bozulması hâlinde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderileceğini ve bu yolla benzer uyuşmazlıkların önlendiğini belirtmiştir. Düzelterek esastan ret kararlarında ise dosyanın Yargıtayca uygun görülürse bölge adliye mahkemesine gönderilebileceği hatırlatılmalıdır; somut dosya da bu türdendir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, bankacılık zimmeti suçundan kurulan bir hükme ilişkin direnme kararının usulden bozulduğu tek bir dosyaya dayanır; esas uyuşmazlık henüz sonuçlanmamıştır ve yargılama aşaması farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu