Banka Zimmetinde BDDK Başvurusu – Yargıtay 11. CD 2026/2426

Bir bankada yıllardır aynı yöneticiyle çalışan mudiler, vadeli hesaplarının ve fon alım-satım işlemlerinin bu kişi tarafından yürütülmesine alışmıştır. Bir gün hesaplardan yüz binlerce liranın parça parça başka hesaplara aktarıldığı ve sonunda yöneticinin uhdesinde kaldığı ortaya çıkar. Mudiler şikâyetçi olur, dava açılır, sanık mahkûm edilir. Buna rağmen Yargıtay mahkûmiyeti bozar. Sebep, fiilin işlenip işlenmediği değil; davanın hiç açılabilmesi için aranan bir ön şartın yerine getirilip getirilmediğidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 03.03.2026 tarihli ve E.2021/29687, K.2026/2426 sayılı kararıyla, banka yöneticisinin mudi hesaplarındaki paraları uhdesine geçirmesi eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma değil, sübutu hâlinde bankacılık zimmeti olacağını belirtmiş; bu suç bakımından kovuşturmanın, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca ilgili banka veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılacak yazılı başvuruya bağlı olduğunu vurgulayarak mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.
🏦 Mudi hesaplarından yapılan aktarımlar
Karar metnine göre sanık, katılan bankada yönetici olarak görev yapmaktadır. Görev tanımı, mudilerin paralarını vadeli hesaba çevirmek ve fon alım-satım işlemlerini yürütmektir. Diğer bir deyişle sanık, müşterilerin birikimlerini değerlendirdiği bankacılık ve yatırım ürünlerinin doğrudan muhatabıdır. Karar, sanığın bu yetki çerçevesinde “çok uzun zamandır bankacı sıfatıyla birlikte çalıştığı” müşterilerin hesaplarına eriştiğini özellikle vurgulamaktadır.
Aktarımların 2007 yılından başlayarak 2009 yılının Nisan ayına kadar sürdüğü tespit edilmiş; Daire, suç tarihinin temadinin kesildiği Nisan 2009 olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek incelemesini bu tarih üzerinden yapmıştır. Karar metninde yer alan tutarlar şöyledir:
- Birinci katılanın hesabından 183.000 TL,
- İkinci katılanın hesabından 9.600 TL,
- Üçüncü katılanın hesabından 170.000 TL.
Paralar önce farklı hesaplara bölünerek aktarılmış, sonra sanığın uhdesine geçirilmiştir. Bölerek aktarma yöntemi, işlemlerin tek seferde dikkat çekmesini önlemeye elverişli bir yöntemdir ve karar metninde fiilin anlatımının bir parçası olarak yer almaktadır.
⏳ On beş yıla yayılan yargılama süreci
Dosyanın geçmişi, uyuşmazlığın asıl düğümünü anlamak için önemlidir. Karar metninden anlaşılan süreç şu şekildedir:
- 23.03.2011 tarihli iddianame: Sanık hakkında, banka müşterilerinin şikâyeti üzerine bankacılık kanununa muhalefet (bankacılık zimmeti) suçundan kamu davası açılmıştır.
- Kapatılan Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 30.10.2018 tarihli, E.2015/12967, K.2018/7275 sayılı kararı: Bu kararda eylemin TCK m.155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş; mudi sayısınca üç ayrı mahkûmiyet yerine zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek mahkûmiyet kurulması gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
- Ağır ceza mahkemesinin 22.09.2020 tarihli kararı (E.2019/345, K.2020/158): Bozmaya uyan mahkeme, sanığı zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm etmiştir.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03.03.2026 tarihli kararı: Sanık müdafiinin temyizi üzerine hüküm, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak bozulmuştur.
Dikkat çekici olan, iddianamenin baştan beri bankacılık zimmeti suçuna ilişkin olmasına rağmen, bu suçun kovuşturulabilmesi için gereken yazılı başvurunun dosyada hiçbir aşamada bulunmamasıdır. Yargılama bu eksiklikle yıllarca sürmüş, eylemin vasfı ise ara aşamada güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilmiştir.
⚖️ 11. Ceza Dairesinin gerekçesi
Daire, bozma kararına rağmen yeniden bir değerlendirme yapmış ve meseleye eylemin nitelendirilmesi ile muhakeme şartı birlikte ele alınarak yaklaşmıştır. Gerekçenin basamakları şöyle özetlenebilir:
- Paranın aidiyeti: Dosya kapsamına göre sanığın uhdesine geçirdiği paralar bankaya aittir.
- Mudinin konumu: Hesaplarından para alınan mudiler, uğradıkları zararı bankadan tazmin edebilecek durumdadır.
- Doğrudan zarar gören: Bu nedenle suçtan zarar gören, katılan bankadır.
- Suç vasfı: Eylem, sübutu hâlinde bankacılık zimmeti suçunu oluşturur.
- Muhakeme şartı: 5411 sayılı Kanun’un 162. maddesi uyarınca bu Kanunda belirtilen suçlarda soruşturma ve kovuşturma, Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruya bağlıdır; bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Karar, m.160 kapsamındaki zimmet suçunun kovuşturulmasının ilgili banka veya BDDK’nın yazılı başvurusuna bağlandığını ifade etmektedir.
- Somut dosya: Kovuşturma banka müşterilerinin şikâyetiyle başlamış, kurum tarafından yazılı başvuru yapılmamıştır.
Daire bu tespitlerden sonra izlenmesi gereken yolu da açıkça göstermiştir: İlgili banka ve BDDK davadan haberdar edilmeli, başvuru gerçekleşirse yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmalı, başvuru gerçekleşmezse muhakeme şartı yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmelidir. Bu gözetilmeden davaya devam edilerek hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, hüküm 1412 sayılı CMUK m.321 uyarınca oy birliğiyle bozulmuştur.
🔎 Zarar gören kim: mudi mi, banka mı?
Kararın en öğretici yönlerinden biri, mudi hesabından çekilen paranın hukuken kime ait sayıldığı sorusuna verdiği cevaptır. Günlük dilde “benim hesabımdaki para” denilse de banka mevduatında mudi ile banka arasındaki ilişki bir alacak ilişkisidir. Banka çalışanı hesaptan yetkisiz işlem yaptığında, mudinin bankaya karşı alacağı ortadan kalkmaz; eksilen, bankanın malvarlığıdır.
Daire bu mantıkla hareket ederek suçtan doğrudan zarar görenin banka olduğunu kabul etmiştir. Bu tespit, eylemin niteliğini de değiştirmektedir. Kişisel bir güven ilişkisine dayanan güveni kötüye kullanma suçu yerine, banka mensubunun görevi nedeniyle zilyetliğinde bulunan banka parası üzerinde işlenen bankacılık zimmeti gündeme gelir. Yargıtay’ın önceki bozma kararında benimsenen güveni kötüye kullanma nitelendirmesi, bu kararla birlikte sübut hâlinde bankacılık zimmeti olarak yeniden değerlendirilmiştir.
Banka sermayesi veya hissedarlık ilişkisi içeren farklı bir zimmet dosyasında zamanaşımı sorununun nasıl ele alındığı merak edilirse serideki banka zimmetinde hisse virmanı ve zamanaşımı kararı incelenebilir.
🧩 Muhakeme şartı olarak yazılı başvuru
Muhakeme şartı, ceza davasının açılabilmesi ve sürdürülebilmesi için kanunun aradığı ön koşuldur. Şikâyetten farklı olarak burada başvuru hakkı, suçtan etkilenen kişiye değil, kanunun belirlediği kuruma tanınmıştır. Karar metninde aktarılan 5411 sayılı Kanun m.162/1 hükmüne göre bu Kanunda belirtilen suçlarda soruşturma ve kovuşturma, Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruya bağlıdır.
Daire ayrıca aynı maddede itibarın zedelenmesi, sırların açıklanması ve zimmet suçları bakımından ilgililerin dava hakkı ile Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin saklı tutulduğunu hatırlatmış; ancak m.160 kapsamındaki zimmet suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının ilgili banka veya BDDK’nın yazılı başvurusuna bağlı olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu çerçevede müşterinin şikâyeti, kurumun yazılı başvurusunun yerini tutmamaktadır.
Uygulamadaki sonucu şudur: Muhakeme şartı eksikse mahkeme işin esasına girip mahkûmiyet veya beraat kararı veremez. Önce eksikliğin giderilmesi imkânı tanınır; kurum başvuru yaparsa yargılama devam eder, yapmazsa düşme kararı verilir. Bu yönüyle karar, bankacılık suçlarında kovuşturmanın başlatılmasında kurumsal iradeye bırakılan alanı açıkça göstermektedir.
💼 Banka müşterisi açısından ne ifade ediyor?
Kararın doğrudan konusu ceza muhakemesidir; ancak birikimini banka aracılığıyla vadeli hesap veya fon ürünlerinde değerlendiren kişiler bakımından da bazı sonuçlar çıkarılabilir:
- Zararın muhatabı: Daireye göre banka çalışanının yetkisiz aktarımıyla eksilen para bankaya aittir ve mudi zararını bankadan tazmin edebilecek konumdadır. Bu tespit, ceza dosyasından bağımsız olarak bankanın sorumluluğuna dair bir değerlendirme içermektedir.
- Kovuşturmanın başlatılması: Müşterinin şikâyeti soruşturmanın başlamasına vesile olsa da bankacılık zimmeti suçunda yargılamanın sürdürülebilmesi, banka veya BDDK başvurusuna bağlıdır.
- Suç vasfının önemi: Aynı eylemin güveni kötüye kullanma veya bankacılık zimmeti olarak nitelendirilmesi; zarar görenin kim olduğu, muhakeme şartı ve yargılamanın seyri üzerinde belirleyici olmaktadır.
Yatırım ürünü satışı sırasında aracının sıfatının suç vasfına etkisine ilişkin farklı bir örnek için serideki fon vaadinde acentenin sıfatı kararı okunabilir.
❓ Soru ve cevaplar
Yargıtay sanığın suçsuz olduğuna mı karar verdi?
Hayır. Karar, fiilin işlenip işlenmediği konusunda bir sonuca varmamıştır. Bozma sebebi, bankacılık zimmeti suçu bakımından aranan yazılı başvurunun dosyada bulunmamasıdır. Başvuru yapılırsa yargılamaya devam edilecek, yapılmazsa düşme kararı verilecektir.
Mudilerin şikâyeti neden yeterli görülmedi?
Daireye göre 5411 sayılı Kanun’un 160. maddesi kapsamındaki zimmet suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, ilgili banka veya BDDK’nın yazılı başvurusuna bağlanmıştır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Somut dosyada kovuşturma müşterilerin şikâyetiyle başlamış, kurum tarafından yazılı başvuru yapılmamıştır.
Paranın bankaya ait sayılması neyi değiştiriyor?
Karar metnine göre sanığın uhdesine geçirdiği paralar bankaya aittir ve mudiler zararlarını bankadan tazmin edebilecek durumdadır. Bu nedenle doğrudan zarar gören banka kabul edilmiş, eylemin sübutu hâlinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma yerine bankacılık zimmeti oluşturacağı belirtilmiştir.
Daha önceki Yargıtay bozma kararı ne yöndeydi?
Kapatılan 15. Ceza Dairesi 2018 yılında eylemi TCK m.155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak değerlendirmiş ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu. 11. Ceza Dairesi ise 2026 tarihli kararında, iddianamenin bankacılık zimmetine ilişkin olduğunu ve paraların bankaya ait bulunduğunu dikkate alarak muhakeme şartı eksikliği nedeniyle hükmü bozmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar bir bozma kararı olup dosyanın nihai sonucu, yazılı başvuru yapılıp yapılmamasına ve yeniden yapılacak yargılamaya bağlıdır. Banka çalışanlarının eylemlerinin suç vasfı, zarar görenin belirlenmesi ve muhakeme şartları; somut olayın koşullarına, delillere ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



