Güvenlik Soruşturmasında HAGB – Danıştay 12. D 2026/40

Kura sonucu atanacağınız hastane belli olmuş, göreve başlama tarihi yaklaşmışken gelen tek cümlelik bir yazı süreci durdurabilir: “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlanmıştır.” Peki bu olumsuzluğun tek dayanağı, hakkınızda verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıysa sonuç ne olur? Danıştay 12. Dairesi, 12.01.2026 tarihli ve E.2025/5960, K.2026/40 sayılı kararıyla bu soruya yanıt vermiş ve atamanın yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulmamıştır.
Karar, idari işlemin sebep unsuru ile ceza muhakemesindeki bir kurumun hukuki sonuçları arasındaki ilişkiyi kurduğu için, kamu görevine ilk defa veya yeniden atanacak herkesi ilgilendiren bir ölçüt ortaya koymaktadır.
🏥 Olayın gelişimi
Karara göre davacı, 116. dönem Devlet hizmet yükümlüsü olarak bir devlet hastanesine tabip olarak atanmak üzere kuraya girmiş ve yerleşmiştir. Bu aşamada 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu uyarınca oluşturulan değerlendirme kurulu inceleme yapmış; soruşturma ve araştırmanın olumsuz sonuçlandığı değerlendirilerek işe başlatılmasının uygun görülmemesine karar verilmiştir. Davacı, bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
İdarenin dayandığı olgu tekti: davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması. Kararda aktarıldığına göre ağır ceza mahkemesi, suçun sabit olduğu sonucuna ulaşarak 5 yıl hapis cezası belirlemiş; etkin pişmanlık ve takdiri indirimlerin uygulanmasıyla ceza 1 yıl 6 ay 22 güne inmiş ve neticede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu karar kesinleşmiştir.
📜 7315 sayılı Kanun ne diyor?
Daire, kararında ilgili mevzuatı ayrıntısıyla aktarmıştır. 7315 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. Gizlilik dereceli birimler, belirli bakanlık ve teşkilatlar, ceza infaz kurumları personeli, öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri ve millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde çalışacaklar bakımından ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.
Kanun’un 4. maddesinde arşiv araştırmasının kapsamı sayılmıştır: adli sicil kaydı, kolluk tarafından hâlen aranıp aranmadığı, hakkında tahdit bulunup bulunmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesinin beşinci ve 231. maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ve devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma/kovuşturmalardaki olgular, bir de kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası.
5. maddedeki güvenlik soruşturması ise bunlara ek olarak; görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğin, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak bulunup bulunmadığının tespitini kapsar. Elde edilen verileri 7. maddeye göre kurulan Değerlendirme Komisyonu değerlendirir.
Burada dikkat çeken nokta şudur: kanun, denetimli serbestlik kayıtlarına bakılmasına izin vermektedir. Uyuşmazlık ise bu kayda bakılıp bakılamayacağında değil, bakılan kaydın tek başına olumsuz sonuca ve atama yapılmamasına gerekçe olup olamayacağındadır.
🏛️ Derece mahkemelerinin yaklaşımı
İdare mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçesinde ceza mahkemesi kararındaki tespitlere dayanılmıştır: davacının örgütün mahrem sorumlularıyla görüşmeler gerçekleştirdiği, kod isim kullandığı, örgüt tarafından askerî liselere yönlendirildiği, örgüt içinde yer alan kişileri teşhis ettiği ve etkin pişmanlıktan yararlandığı. Mahkemeye göre, icra edilecek kamu görevinin önem ve niteliği de dikkate alındığında bu olgular arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına sebebiyet verecek nitelikteydi.
Bölge idare mahkemesi ilgili idari dava dairesi, 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.
🔎 Temyiz yolu tartışması
Davacı, istinaf kararına karşı temyiz yoluna başvurmuş; bölge idare mahkemesi ise 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin altıncı fıkrasına dayanarak, temyizin kesin bir karar hakkında olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Davacı, dava konusu işlemin belli bir meslekten ve kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğurduğunu, bu nedenle 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında dosyanın temyize tabi olduğunu ileri sürmüştür.
Daire bu itirazı haklı bulmuş; istinaf kararının temyiz yolu açık kararlardan olduğunu belirleyerek temyiz isteminin reddine dair kararı kaldırmış ve dosyayı esastan incelemiştir.
🧩 Dairenin gerekçesi
Daire, işlemin sebep unsurunu incelemiştir. Kararda önce tespit yapılmıştır: dava konusu işlem, davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek tesis edilmiştir.
Ardından bu kararın hukuki niteliği değerlendirilmiştir. Ağır ceza mahkemesi, davacının durumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi kapsamında bulunduğu ve maddede aranan koşulların gerçekleştiği sonucuna ulaşarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Anılan maddede, bu kararın sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu iki tespitin birleşiminden Daire şu sonuca ulaşmıştır: HAGB kararı kesinleşmiş olduğuna ve kanun gereği hukuki sonuç doğurmadığına göre, davacının kamu görevine engel bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır. Bu durumda, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamanın yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık yoktur. Davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Daire, davacının temyiz isteminin kabulüne ve temyize konu kararın bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili bölge idare mahkemesi idari dava dairesine gönderilmesine 12.01.2026 tarihinde oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşı oy kullanan üyeler, temyiz isteminin reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve onanması gerektiği görüşünü belirterek, kararın kaldırılarak uyuşmazlığın esasına girilmesine katılmamışlardır.
🆕 HAGB rejiminde 2026 değişikliği
Karara konu uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olan hüküm, CMK’nın 231. maddesidir. Bu madde, karar tarihinden sonra 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle önemli ölçüde değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre:
- Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise HAGB kararı verilebilir.
- HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
- Denetim süresi beş yıldır; bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez.
- Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa, hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.
- HAGB kararına karşı, 272. maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak üzere istinaf yoluna başvurulabilir.
- HAGB kararları bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve maddedeki amaçla kullanılabilir.
- İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından HAGB uygulanmaz.
Görüldüğü üzere, Dairenin dayandığı temel ilke — kararın kural olarak hukuki sonuç doğurmaması — yeni metinde de korunmuştur. İdari uygulama bakımından bir başka ruhsat ve statü tartışması için serideki ruhsat iptali ve haklı beklenti kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
HAGB kararı arşiv araştırmasında görünür mü?
Kararda aktarılan 7315 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre arşiv araştırması, CMK’nın 231. maddesinin onüçüncü fıkrası kapsamında alınan kararları da kapsar. Yani kayıt görünür; Dairenin incelediği mesele, bu kaydın tek başına olumsuz sonuca gerekçe yapılıp yapılamayacağıdır.
Daire neden işlemi hukuka aykırı buldu?
Kararda, HAGB kararının kesinleştiği ve CMK’nın 231. maddesinde bu kararın hukuki sonuç doğurmayacağının açıkça belirtildiği vurgulanmış; bu nedenle davacının kamu görevine engel bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstinaf kararı “kesin” denilince temyiz kapanır mı?
Somut olayda Daire, işlemin belli bir meslekten ve kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğurduğu yönündeki iddiayı değerlendirerek istinaf kararının temyiz yolu açık kararlardan olduğunu belirlemiş ve temyiz isteminin reddine dair kararı kaldırmıştır.
Bozma kararı atamanın yapılacağı anlamına gelir mi?
Hayır. Daire, temyize konu kararın bozulmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili bölge idare mahkemesi idari dava dairesine gönderilmesine karar vermiştir; uyuşmazlık hakkında yeniden değerlendirme yapılacaktır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Danıştay 12. Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



