Sorgulanamayan Tanık Beyanı – AYM 2019/42466

Bir ceza dosyasında aleyhinize konuşan kişiyi hiç görmeden, ona tek bir soru soramadan hüküm kurulabilir mi? Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 17.06.2026 tarihli ve 2019/42466 başvuru numaralı kararıyla bu soruyu yanıtlamış; beyanları mahkûmiyete belirleyici ölçüde esas alınan tanığın duruşmada ya da SEGBİS yoluyla dinlenmemesini adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlali saymıştır.
Karar, soyut bir ilke tekrarından ibaret değildir: Mahkeme, bir tanık beyanının ne zaman “belirleyici” sayılacağını, bu belirleyiciliğin yalnızca mahkûmiyet için mi yoksa cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi için de mi ölçüleceğini ve savunmanın uğradığı kaybın hangi güvencelerle telafi edilebileceğini adım adım göstermektedir.
🗂️ Dosyanın seyri
Kararda aktarıldığına göre başvurucu, olayların geçtiği tarihte Sayıştay denetçisi olarak görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle soruşturma başlatmıştır.
Soruşturma üç ayak üzerine kurulmuştur: aynı suçtan şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan bir kişinin anlatımı, başka bir ilde yürütülen ayrı bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla dinlenen ikinci bir kişinin başvurucuyu suçlayan beyanı ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı. Başsavcılık 03.11.2017 tarihinde iddianame düzenlemiştir.
Başvurucu, savcılıkta alınan ilk savunmasında örgütle irtibatının bulunmadığını söylemiş; tutuklanması talebiyle sevk edildiği sorguda ise bazı toplantılara katıldığını ve ByLock programını kendi isteğiyle yüklediğini beyan etmiştir. Duruşmada bu ikinci anlatımı geri almış, sorguya sevk edilmeden önce “suçunu kabul edenlerin tutuklanmadığının” kendisine söylenmesi üzerine gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürmüştür.
🚫 Reddedilen yüzleştirme talebi
Yargılamanın 08.03.2018 tarihli ilk celsesinde başvurucu ile kendisini suçlayan ilk kişi duruşmada hazır edilmiş ve bu kişi tanık sıfatıyla dinlenmiştir. Buna karşılık ikinci kişinin beyanları yalnızca istinabe yoluyla alınmış, duruşma salonunda dinlenmemiştir. Başvurucuya ByLock verileri ile bu tanığın istinabe ifadesi okunmakla yetinilmiştir.
Başvurucu, söz konusu tanığı tanımadığını ve suçlayıcı anlatımlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek onunla yüzleşmek istediğini, tanığın bir sonraki celsede hazır edilmesini talep etmiştir. Mahkeme bu talebi celse sonunda verdiği ara kararla, “dosyaya bir yenilik katmayacağı” gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucu 09.05.2018 tarihli celsede talebini yinelemiş, sonuç alamamıştır.
Yargılama sonunda mahkeme, başvurucunun atılı suçu işlediği sonucuna ulaşmış; temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlemiş ve neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir. Gerekçede; ByLock kullanımı, örgüt içinde kod isim kullanıldığı, örgüt ve sınav evlerinden sorumlu olunduğu ve örgüte itaat etmeyen kişilerin uyarıldığı olgularına dayanılmıştır. İstinaf 14.01.2019 tarihinde esastan reddedilmiş, (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 02.10.2019 tarihinde kararı onamıştır.
🧭 Üç aşamalı test
Anayasa Mahkemesi kararda, tanık kavramını “sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi” şeklinde özerk biçimde yorumladığını hatırlatmış ve yerleşik içtihadındaki üç aşamalı testi uygulamıştır:
- Birinci aşama: Tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni var mı?
- İkinci aşama: Sorgulanamayan tanığın beyanı, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil mi?
- Üçüncü aşama: Savunmanın maruz kaldığı zorluğu telafi edecek yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlandı mı?
Kararda ayrıca, ilk aşamada geçerli neden ortaya konmamış olmasının tek başına ihlal sonucuna götürmeye yetmediği özellikle vurgulanmıştır. Somut olayda ise duruşma tutanağında ve gerekçeli kararda, tanığın mahkemede hazır edilememesinin veya aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle dinlenmemesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin hiçbir açıklama bulunmadığı tespit edilmiştir.
⚖️ “Belirleyici delil” ne demek?
Kararın en öğretici bölümü, ikinci aşamanın nasıl uygulanacağına ilişkindir. Anayasa Mahkemesine göre delilin tekliği, o delilin sanık aleyhine yegâne delil olmasını; delilin belirleyiciliği ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğiliminde olan delili ifade eder.
Kararda bu ölçütün kapsamı genişletilmiştir: bir delilin belirleyici olup olmadığı yalnızca mahkûmiyet yönünden değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır. Aksi hâlde, suçun sübutunun tespiti dışındaki sonuçlar bakımından adil yargılanma güvencelerinin anlamsızlaşacağı belirtilmiştir.
Ayrıca bir derecelendirme ölçütü getirilmiştir. Sorgulanmamış tanığın beyanı yanında başka deliller de bulunuyor ancak bunların ağırlığı daha az ise, beyan belirleyicidir. Diğer delillerin ispat gücü daha yüksekse, belirleyicilikten söz edilemez. Bu değerlendirmenin öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak yapılacağı; gerekçede tartışma yapılmadığı veya değerlendirmenin bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içerdiği hâllerde ölçümü Anayasa Mahkemesinin kendisinin yapacağı ifade edilmiştir.
Somut olayda mahkûmiyet gerekçesinde duruşmada dinlenen tanığın beyanlarına hiç değinilmediği; ByLock tespitinin teknik olarak ispatlandığı sonucuna ulaşılmakla birlikte tutanaktaki yazışma ve e-posta verilerinin örgütsel nitelikte olup olmadığına dair bir değerlendirme yapılmadığı saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, yakın tarihli Genel Kurul kararlarına da atıf yaparak, ByLock verisinin örgütsel iletişim amacıyla kullanılıp kullanılmadığının somut biçimde tartışılması gerektiğini hatırlatmıştır. Bu tablo karşısında, duruşmada dinlenmeyen tanığın kod isim, örgüt ve sınav evlerinden sorumluluk ve uyarıda bulunma yönündeki anlatımlarının kanaatin oluşmasında önemli ölçüde dikkate alındığı; dolayısıyla tek olmasa da belirleyici delil sayılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
🛡️ Karşı dengeleyici güvenceler
Üçüncü aşamada Mahkeme, başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma ve delil sunma imkânının tanındığını, hükme ulaşılırken başka delillere de dayanıldığını kabul etmiştir. Ancak bunları yeterli görmemiştir.
Gerekçede; yargı çevresi dışındaki tanığın SEGBİS gibi vasıtalarla neden dinlenmediğine dair bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, başvurucunun tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığı için ses ve görüntü nakli yoluyla dahi soru soramadığı, verilen cevaplar hakkında izlenim edinemediği belirtilmiştir. Bu nedenle tanığın tepkileri konusunda mahkemenin dikkati çekilememiş, beyanların doğruluğu ve güvenilirliği test edilememiş, mahkeme de tanığın beyan sırasındaki tepkileri hakkında izlenim edinememiştir. Başka delillere dayanılmış olmasının bu sınırlamayı telafi etmediği vurgulanmıştır.
✅ İhlal kararı ve giderim
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine 17.06.2026 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir. Kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili ağır ceza mahkemesine gönderilmiş, ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı değerlendirilerek tazminat talebi reddedilmiştir.
Kararda ayrıca iki önemli çerçeve çizilmiştir. Birincisi, ihlal kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucu hakkında bir tutum sergilediği anlamı çıkarılamaz; karar, beraat ya da mahkûmiyet gerektiği anlamına gelmez. İkincisi, tanık sorgulama hakkı, tanığın farklı evrelerdeki beyanları arasında bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almaz; savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı sürece hangi beyana itibar edileceği mahkemenin takdirindedir.
Adil yargılanma hakkının bir başka görünümü için serideki trafik cezasına itirazda gerekçesiz ret kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Tanığın istinabe yoluyla dinlenmesi tek başına ihlal midir?
Hayır. Kararda uygulanan test üç aşamalıdır ve geçerli neden gösterilmemiş olması tek başına ihlal sonucuna götürmez. Beyanın belirleyici nitelikte olup olmadığı ve savunmanın uğradığı zorluğun telafi edilip edilmediği ayrıca incelenir.
Başka deliller de varsa beyan belirleyici sayılmaz mı?
Kararda, sorgulanmamış tanığın beyanı yanında başka deliller bulunsa bile bunların ağırlığı daha azsa beyanın belirleyici sayılacağı; diğer delillerin ispat gücü daha yüksekse belirleyicilikten söz edilemeyeceği belirtilmiştir.
Cezanın alt sınırdan uzaklaşılması değerlendirmeyi etkiler mi?
Evet. Kararda, bir delilin belirleyici olup olmadığının yalnızca mahkûmiyet yönünden değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
İhlal kararı beraat anlamına gelir mi?
Hayır. Kararda, hak ihlali kararının uyuşmazlığın sonucundan bağımsız olduğu; davanın kabulü, reddi ya da beraat veya mahkûmiyet gerektiği anlamına gelmediği; yeniden yargılamada delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesinin yayımlanmış bireysel başvuru kararından aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Başvurucu ve heyet üyelerinin adlarına yer verilmemiştir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



