Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Pay Vaadinde Fiilî Yönetici – Yargıtay 11. CD 2025/7215

Kâğıt üzerinde hiçbir şirkette payı ya da imza yetkisi olmayan bir kişi, yıllardır ticaret yaptığı tanıdığını “borçlar kapanınca bu şirket çok iyi iş yapacak” diyerek bir tekstil şirketine ortak eder. Yatırımcı önce küçük bir pay alır, ardından şirketin çoğunluk paylarına sahip olur ve müdür olarak görünür. Şirketi ise yine aynı kişi fiilen yönetmeye devam eder. Bir süre sonra yatırımcının ortak olduğu şirketin malvarlığı erirken, hiç çalışanı olmayan ve eşi adına kurulmuş ikinci bir şirketin varlıkları artar. Bu tablo yalnızca bir “güveni kötüye kullanma” meselesi midir, yoksa ticari faaliyet kisvesi altında işlenmiş bir nitelikli dolandırıcılık ihtimali de taşır mı?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 16.06.2025 tarihli ve E.2021/19678, K.2025/7215 sayılı kararıyla, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerini, katılan vekilinin temyizi üzerine Tebliğname’ye aykırı olarak ve oy birliğiyle bozmuştur. Daireye göre eylemlerin TCK m.158/1-h kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir etmek üst dereceli ağır ceza mahkemesinin işidir; asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirdi.

Kısa özet: Katılan, sanığın vaatleriyle fiilen sanık tarafından yönetilen bir tekstil şirketinin önce %5, sonra %45 ve son olarak %16 payını satın almıştır. Sanık, payı ve hukuki yetkisi olmadığı hâlde şirketi yönetmeyi sürdürmüş; eşinin %99 ortak olduğu ikinci bir şirket kurmuş, iki şirket arasında kira ve fason iş sözleşmeleri düzenlenmiştir. Katılanın şirketi zarar ederken çalışanı olmayan ikinci şirketin KDV iadesi aldığı ve malvarlığının arttığı tespit edilmiştir. Asliye ceza mahkemesi hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat kararı vermiş; Yargıtay, olayın TCK 158/1-h yönünden ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükümleri bozmuştur.

🧶 Üç aşamada pay alımı

Karar metnine göre katılan, halı ve kilim ticaretiyle uğraşan bir şirketin sahibidir. Sanıklardan biri daha önce bir tekstil firmasının yetkilisi olarak çalışmış ve katılanla eskiye dayanan bir ticari ilişki kurmuştur. Uyuşmazlığın merkezindeki tekstil şirketi, kâğıt üzerinde asgari ücretle çalışan ve soruşturma ile yargılama aşamasında beyanına hiç başvurulmayan bir yakının adına kayıtlıdır; katılanın iddiasına göre şirketi fiilen sanık yönetmektedir.

Sanık, bu tanışıklığa dayanarak katılanın şirketin %5 payını almasını sağlamıştır. Ardından “şirketin borçlarını bitirdiklerinde çok iyi iş yapacağını” söyleyerek katılanın %45 pay daha devralmasına aracılık etmiştir. Son aşamada şirketin ekonomik sıkıntılar içinde olduğu, borç nedeniyle bazı mallarına haciz konulduğu belirtilmiş ve katılan, bir miktar daha para ödeyerek %16 pay daha almıştır.

Katılan böylece başka bir ilde yaşamasına rağmen şirketin büyük hissedarı ve müdürü olarak görünmüş; sanık ise hiç payı ve hukuki yetkisi olmadan şirketi fiilen yönetmeyi sürdürmüştür.

🏭 Eşi adına kurulan ikinci şirket

Dosyanın ikinci halkası, 04.05.2006 tarihinde kurulan yeni bir tekstil şirketidir. Bu şirketin %99 payı diğer sanık olan eşin, %1 payı ise ilk şirketin eski ustabaşının eşinin adına kayıtlıdır. Karar metnine göre bu şirketi de fiilen aynı sanık yönetmektedir. İki şirket arasında kurulan ilişki şu belgelere dayanmaktadır:

  • Her iki şirketin adresi aynı yerdir.
  • Şirketler arasında 02.05.2006 tarihli bir kira sözleşmesi düzenlenmiştir.
  • Şirketler arasında 02.01.2007 tarihli bir fason iş sözleşmesi bulunmaktadır.
  • Katılan, bu sözleşmelerde kendisine atfedilen imzaların kendisi tarafından atılmadığını ileri sürmüştür.

Sonuçta katılanın büyük hissedarı olduğu şirketin malvarlığı azalmış ve şirket zarar etmiştir. Aynı dönemde hiç çalışanı olmayan ikinci şirket ise KDV iadesi almış ve malvarlığında artış meydana gelmiştir.

📂 Asliye ceza: güveni kötüye kullanmadan beraat

Dava, asliye ceza mahkemesinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan görülmüştür. Bu suç TCK m.155/2’de düzenlenir ve kişinin meslek, sanat, ticaret ya da hizmet ilişkisi nedeniyle kendisine tevdi edilen mal üzerinde zilyedin rızası dışında tasarruf etmesini karşılar. Mahkeme 2010/369 E., 2015/166 K. sayılı kararıyla sanıkların beraatine hükmetmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde beraat hükümlerinin onanması görüşünü bildirmiştir. Katılan vekili ise hükümleri temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yoluyla 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre yapılmıştır.

⚖️ Yargıtay: delil takdiri ağır cezaya ait

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, olayı bütün hâlinde ele almıştır. Daireye göre sanığın her iki şirkette hissedar ve hukuken temsilci olmamasına karşın:

  • eşi adına kurduğu şirketi de fiilen kendisinin yönetmesi,
  • bu şirket lehine, katılanın büyük hissedarı olduğu şirketin aleyhine olacak şekilde menfaat sağlaması,
  • katılana vaatlerde bulunarak şirketten pay almasını sağlayıp menfaat temin etmesi

birlikte değerlendirildiğinde, eylemlerin şirketleri de kullanmak suretiyle TCK m.158/1-h’de yer alan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri, üst dereceli ağır ceza mahkemesine aittir. Asliye ceza mahkemesinin bu nedenle görevsizlik kararı vermesi gerekirken davayı esastan sonuçlandırması yasaya aykırı bulunmuştur.

Daire, katılan vekilinin temyiz nedenlerini bu yönden yerinde görmüş ve 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeyen hükümleri Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZMUŞTUR. Kararın kapsamı önemlidir: Yargıtay sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediğini kabul etmemiş, yalnızca bu ihtimalin görevli mahkeme tarafından delillerle tartışılması gerektiğini belirtmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.06.2025 tarihli, E.2021/19678, K.2025/7215 sayılı bozma kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔎 TCK 158/1-h neden gündeme geldi?

TCK m.158/1-h, dolandırıcılığın “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında” işlenmesini nitelikli hâl sayar ve üç yıldan on yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası öngörür. Bu dosyada bendin uygulanabilirliği bakımından üç nokta öne çıkmaktadır:

  • Resmî sıfat yerine fiilî konum: Sanığın hiçbir şirkette payı ve temsil yetkisi yoktur. Yargıtay buna rağmen sanığın iki şirketi fiilen yönetmesini ve şirketleri araç olarak kullanmasını, 158/1-h ihtimalini doğuran olgular arasında saymıştır.
  • Vaat ile pay satışı: Katılanın üç aşamada toplam %66 pay alması, şirketin geleceğine ilişkin vaatlerle sağlanmıştır. Hilenin pay satışında mı, sonradan gelen malvarlığı aktarımında mı, yoksa ikisinde birden mi olduğu delil takdirine bırakılmıştır.
  • Güveni kötüye kullanmadan farkı: Güveni kötüye kullanmada fail, hukuka uygun biçimde kendisine bırakılan mal üzerinde sonradan tasarrufta bulunur. Dolandırıcılıkta ise mağdur, baştan yapılan hileli davranışlarla aldatılarak kendi malvarlığı aleyhine tasarrufa yöneltilir. Sanığın vaatleriyle pay alımı sağlanmışsa, olay güveni kötüye kullanma çerçevesinin dışına taşabilir.

Benzer bir yatırım-ortaklık ilişkisinde Yargıtay’ın 158/1-h değerlendirmesine maden ortaklığında rezerv hilesi kararında; şirket sıfatı tartışmasının farklı bir görünümüne ise fon vaadinde acentenin sıfatı kararında yer verilmiştir.

🧾 Hukuki ihtilaf ile hile arasındaki çizgi

Ortaklık ve pay satışı uyuşmazlıklarında savunma çoğu zaman olayın “ticari risk” ya da “hukuki ihtilaf” olduğu yönündedir. Bozma kararından sonra ağır ceza mahkemesinin önünde, karar metninden çıkan şu olguların tartışılması beklenir:

  • Şirketin borç ve haciz durumunun pay alımları sırasında katılana nasıl anlatıldığı ve bu anlatımın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı,
  • Kâğıt üzerindeki şirket sahibinin gerçekten şirketle ilgisinin bulunup bulunmadığı; bu kişinin beyanına hiç başvurulmamış olması,
  • Kira ve fason iş sözleşmelerindeki imzaların katılana ait olup olmadığı,
  • İki şirket arasındaki para ve mal akışı, KDV iadesi ve malvarlığı değişimlerinin ticari defter ve banka kayıtlarıyla karşılaştırılması,
  • Sanığın eşinin ikinci şirketin kuruluşundaki rolü ve fiilî yönetime katılıp katılmadığı.

Karar bir mahkûmiyet ölçütü değil, olayın hangi suç tipi ve hangi mahkeme önünde tartışılacağına ilişkin bir yön tayinidir.

🆕 7571 sayılı Kanun sonrası görev tablosu

Karar 16.06.2025 tarihinde, nitelikli dolandırıcılık suçu henüz ağır ceza mahkemelerinin görev listesindeyken verilmiştir. 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki “nitelikli dolandırıcılık (m. 158)” ibaresini metinden çıkarmıştır. Maddenin güncel hâlinde ağır ceza mahkemeleri yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik (m.204/2) ve hileli iflas gibi sayılan suçlar ile on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu değişikliğe yönelik itirazı 13.05.2026 tarihli, E.2026/10, K.2026/111 sayılı kararıyla reddetmiştir (ayrıntılar için nitelikli dolandırıcılığın asliye cezaya geçmesi). Bu nedenle:

  • Değişiklikten sonra görülen TCK 158/1 davaları kural olarak asliye ceza mahkemelerinin görev alanındadır; bu kararda olduğu gibi yalnız 158/1-h ihtimali nedeniyle ağır cezaya görevsizlik verilmesi artık aynı sonucu doğurmaz.
  • TCK 158/3 uyarınca üç veya daha fazla kişiyle ya da örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme gibi artırım hâlleri nedeniyle cezanın üst sınırı on yılı aşıyorsa, 5235 m.12’deki genel ölçüt gereği görev değerlendirmesi farklılaşabilir.
  • Görülmekte olan dosyalar bakımından 7571 sayılı Kanun’la getirilen geçiş hükmü ayrıca dikkate alınır.

Kararın görev yönü bu değişiklikle güncelliğini kısmen yitirse de suç vasfına ilişkin tespiti önemini korumaktadır.

❓ Sorular ve cevaplar

Şirkette payı olmayan biri TCK 158/1-h kapsamında değerlendirilebilir mi?

Bu kararda Yargıtay, sanığın her iki şirkette hissedar ve hukuken temsilci olmamasına rağmen şirketleri fiilen yönettiğini ve şirketleri kullanarak menfaat sağladığını, 158/1-h ihtimalini doğuran olgular arasında saymıştır. Ancak Daire bu konuda kesin bir sonuca varmamış, delillerin ağır ceza mahkemesince takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay sanıkların dolandırıcılık yaptığını kabul etti mi?

Hayır. Karar bir görev bozmasıdır. Yargıtay, eylemlerin nitelikli dolandırıcılık oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesini görevli mahkemeye bırakmış; beraat hükümlerini diğer yönleri incelemeden bozmuştur. Sonuç, yeniden yapılacak yargılamada toplanacak delillere göre belirlenecektir.

Şirket zarar ettiyse bu tek başına suç sayılır mı?

Karar metninden böyle bir sonuç çıkmaz. Ticari bir şirketin zarar etmesi her zaman hileli bir davranışa bağlı değildir. Bu dosyada dikkat çeken, zararın yanında çalışanı olmayan ikinci bir şirketin malvarlığının artması, şirketler arası sözleşmelerdeki imzalara itiraz edilmesi ve pay alımlarının vaatlerle sağlanmış olmasıdır.

Bugün aynı dava hangi mahkemede görülür?

7571 sayılı Kanun’la nitelikli dolandırıcılık, ağır ceza mahkemelerinin görev listesinden çıkarılmış ve Anayasa Mahkemesi bu değişikliği Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Bu nedenle 158/1 kapsamındaki davalar kural olarak asliye ceza mahkemelerinde görülür. Cezanın üst sınırını on yılın üzerine çıkaran artırım hâlleri ve geçiş hükmü ise ayrıca değerlendirilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; yatırım ve ortaklık ilişkilerindeki dolandırıcılık iddialarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar 2006-2007 yıllarına ait olaylara ve 1412 sayılı CMUK’a göre yapılan temyiz incelemesine dayanır; görev yönünden sonradan yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun değişikliği karar tarihinde henüz mevcut değildi. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; pay alımı sırasındaki beyanlara, şirketlerin fiilî yönetimine, imza incelemesine, ticari defter ve banka kayıtlarına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud