Mayınlı Alanda Müterafik Kusur – Danıştay 10. D 2026/10

Faaliyeti sona ermiş bir karakolun çevresine yıllar önce döşenen mayınlar temizlenmemiştir. Alan tel örgüyle çevrilmemiş, uyarı levhaları seyrek ve belirsizdir; bölge ise hayvan otlatılan, mantar toplanan bir yerdir. Mantar toplamak için bölgeye gelen bir kişi mayına basarak engelli hâle gelir. İdarenin sorumlu olduğu konusunda üç yargı merciinin de tereddüdü yoktur. Tartışma, yaralananın “orada mayın olduğunu bilebilecek durumda” olmasının tazminatı ne ölçüde etkileyeceği ve faizin hangi tarihten başlayacağı noktasında düğümlenir.
Danıştay 10. Dairesi, 05.01.2026 tarihli ve E.2022/829, K.2026/10 sayılı kararıyla, 50.000,00 TL manevi tazminata ilişkin kısmı onamış; 700.581,41 TL maddi tazminata ilişkin kısmı ise davacının müterafik kusur oranı tespit edilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozmuştur. Daire ayrıca, yeniden hükmedilecek tazminatın tamamına, miktar artırımıyla eklenen kısım dahil, idareye başvuru tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiştir.
💥 Karakol çevresindeki temizlenmemiş mayınlar
Olay 07.05.2018 tarihinde Tunceli ili Pülümür ilçesinde, bir karakolun çevresindeki arazide yaşanmıştır. Davacı, bölgeye mantar toplamak amacıyla geldiğini belirtmiş ve mayına basarak yaralanmıştır. Yaralanma sonucunda engelli hâle geldiğini ileri sürerek idareye başvurmuş, ardından tam yargı davası açmıştır.
Dosyadaki iki jandarma tutanağı uyuşmazlığın iki yüzünü göstermektedir:
- 14.01.2019 tarihli tutanak: Olay yeri askerî yasak bölge kapsamındadır ve etrafı tel örgüyle çevrilmemiştir.
- 07.05.2018 tarihli tutanak: Davacının yanındaki kişiler, bölgeye önceki yıllarda da mantar toplamak ve hayvancılık için geldiklerini, bölgede mayınların bulunduğunu bildiklerini beyan etmiştir.
Davacı; sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri için başlangıçta 300,00 TL (miktar artırımıyla 700.581,41 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle ödenmesini istemiştir.
🧾 İdare mahkemesi: hizmet kusuru ve tazminat
İdare mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Hizmet kusurunun dayanakları şöyle sıralanmıştır:
- Terörle mücadele için karakolun çevresine yerleştirilen mayınlar, karakolun faaliyeti sona erdikten sonra temizlenmemiştir.
- Bölge hayvan otlatılabilen bir yerdir; mayınlı alan tel örgü ya da dikenli telle diğer arazilerden ayrılmamıştır.
- Uyarı levhaları sık aralıklı ve görülebilir değildir; bölgede uzun zaman önce yapılan duyuru etkili bir önlem sayılmamıştır.
- Sonuç olarak güvenlik hizmeti gereği gibi işletilmemiştir.
Mahkeme, bilirkişi hesap raporunu hükme esas almış ve geçici ile sürekli iş göremezlik zararı için 700.581,41 TL maddi tazminata hükmetmiştir. Faiz iki ayrı tarihten başlatılmıştır: 200,00 TL için idareye başvuru tarihi olan 19.06.2018, miktar artırımıyla eklenen 700.281,41 TL için ise artırım dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 21.08.2019. Davacı ağır engelli olmadığından 100,00 TL’lik bakıcı gideri talebi reddedilmiştir.
Manevi tazminat talebi de kısmen kabul edilmiş; takdiren 50.000,00 TL‘nin idareye başvuru tarihinden işletilecek yasal faiziyle ödenmesine, fazlasının reddine karar verilmiştir.
🪧 İstinaf: tabela kusuru ortadan kaldırmaz
Davalı idare istinafta, olay yerinde uyarı levhası bulunduğunu ve bu nedenle kendisine kusur yüklenemeyeceğini savunmuştur. Bölge idare mahkemesi bu itirazı kabul etmemiştir. Gerekçeye göre uyarı levhasından mayınlı alanın tam olarak neresi olduğu anlaşılamamaktadır, alanın etrafı tel örgüyle çevrilmemiştir ve mayınlı alana yalnızca tabela konulması idarenin kusurunu ortadan kaldırmaz. Tarafların istinaf başvuruları bu açıklamayla reddedilmiştir.
⚖️ Tarafların temyiz itirazları
Karar her iki tarafça temyiz edilmiştir:
- Davacı: Manevi tazminat tutarı yetersizdir; maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmelidir.
- Davalı idare: Davacı olay yerinin mayınlı bölge olduğunu bilmesine rağmen alana girmiştir, bu nedenle idarenin sorumluluğu yoktur; manevi tazminat yüksektir ve manevi tazminata faiz işletilemez.
Danıştay Tetkik Hâkimi, manevi tazminat kısmının onanması, maddi tazminat kısmının ise bozulması yönünde görüş bildirmiştir.
🏛️ Danıştay: manevi onama, maddi bozma
Daire önce idari sorumluluğun çerçevesini çizmiştir. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Hizmet kusuru; hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık ya da boşluktur ve hizmetin kötü, geç işlemesi ya da hiç işlememesi hâlinde ortaya çıkar. Ancak tazminata hükmedilirken zarar görenin de kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Daire, müterafik kusuru zarar görenin zararın doğumuna veya artmasına yardım ya da etki etmesi olarak tanımlamış ve bu durumda ödenecek tazminatın müterafik kusur oranında orantılı olarak azaltılması gerektiğini belirtmiştir.
Somut olaya uygulama iki adımlıdır:
- İdarenin kusuru: Mayınlı bölgenin tel örgüyle çevrilmemesi ve gerektiği şekilde uyarı levhalarıyla donatılmaması, güvenlik hizmetinin gereği gibi işletilmediğini gösterdiğinden davalı idarenin hizmet kusuru “kuşkusuzdur”.
- Davacının kusuru: Davacı, yanındaki kişiler dolayısıyla bölgede mayın bulunabileceğini öngörecek durumda olmasına rağmen olay yerine girdiğinden müterafik kusurunun bulunduğu “açıktır”.
Bu nedenle bölge idare mahkemesinin, davacının müterafik kusur oranını tespit edip bu oranı toplam 700.581,41 TL’ye uygulayarak maddi tazminatı belirlemesi gerekirken eksik incelemeyle istinafları reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Manevi tazminat kısmı ise 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki bozma sebeplerinin hiçbirini taşımadığından onanmıştır. Böylece idarenin “manevi tazminat yüksek” ve “manevi tazminata faiz işletilemez” itirazları ile davacının “manevi tazminat yetersiz” itirazı sonuç doğurmamıştır.
📅 Faiz başlangıcı: başvuru tarihi
Kararın ikinci önemli yönü faize ilişkindir. İlk derece mahkemesi, miktar artırımıyla eklenen kısım için faizi artırım dilekçesinin tebliğ tarihinden başlatmıştı. Danıştay, bozma kararına uyulması hâlinde yeniden hükmedilecek tazminatta, miktar artırımıyla artırılan tutar da dahil olmak üzere tüm tazminat için idareye başvuru tarihinin esas alınması gerektiğini belirtmiştir.
Daire bu sonucu kendi içtihadına ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 24.10.2024 tarihli, E.2021/5, K.2024/2 sayılı kararına dayandırmıştır. Davacının “faiz olay tarihinden işlesin” yönündeki temyizi ise reddedilmiştir; dolayısıyla başlangıç noktası olay tarihi değil, idareye yapılan başvurunun tarihidir.
🔍 Kararın kurduğu denge
Karar, idarenin savunmasını ne tamamen kabul ne de tamamen reddetmektedir. İdare, davacının mayınları bildiğini ileri sürerek sorumluluğun hiç doğmadığını savunmuştu; Danıştay bu savunmayı sorumluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak değil, tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirmiştir. Öte yandan bölge idare mahkemesinin “tabela yetmez” tespiti, idarenin kusuru yönünden korunmuştur.
Bu yaklaşımın pratik sonucu şudur: Mayınlı alanın fiziksel olarak ayrılmaması ve etkili biçimde işaretlenmemesi idarenin kusurunu kurar; zarar görenin bölgedeki tehlikeyi öngörebilecek durumda olması ise ayrı bir oran olarak hesaba katılır. Kararda müterafik kusurun oranı belirlenmemiştir; bu oranı tespit etme görevi yeniden yargılama yapacak bölge idare mahkemesine bırakılmıştır.
Manevi tazminatın onanması da dikkat çekicidir. Daire, maddi tazminatta müterafik kusurun orantılı indirime yol açması gerektiğini belirtirken manevi tazminat kısmını usul ve hukuka uygun bulmuş ve bozma sebebi görmemiştir.
Terör olaylarından doğan zararlarda faiz başlangıcı ve manevi tazminat için terör yaralısına manevi tazminat kararına; zarar görenin kendi davranışının tazminata etkisine adli yargıdan bir örnek için aşırı yolcuda müterafik kusur kararına bakılabilir.
💬 Sık sorulan sorular
Mayınlı alana giren kişi tazminat hakkını tamamen kaybeder mi?
Uyarı levhası konulması idareyi sorumluluktan kurtarır mı?
Miktar artırımıyla eklenen tazminata faiz ne zaman başlar?
Manevi tazminat neden bozulmadı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; idari yargı ve tam yargı davalarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan ve taraf adları anonimleştirilmiş kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir olay yerine, jandarma tutanaklarına ve bilirkişi hesabına dayanmaktadır; müterafik kusur oranı kararda belirlenmemiş, yeniden yargılamaya bırakılmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; alanın işaretlenme biçimine, zarar görenin bilgi durumuna, başvuru tarihlerine ve bilirkişi incelemesine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




