Altın Hesabı BSMV Davaları – AYM 2024/5814

Banka uygulamasından her gün birkaç onda bir gram altın alınır, her işlemde birkaç kuruşluk ya da birkaç liralık banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) kesilir ve her kesinti için ayrı bir vergi davası açılır. Toplamda 1.600’ü aşan dava, ardından bu davaların bir kısmı için bireysel başvuru gelir. Altın hesabındaki BSMV uygulamasının kanuni dayanaktan yoksun olduğu Danıştay kararıyla zaten tespit edilmişken Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru, vergiden çok yargı yolunun nasıl kullanıldığıyla ilgilidir: Haklı bir hukuki temel üzerine kurulu olsa bile, vekâlet ücretine odaklanarak çoğaltılan davalar anayasal korumadan yararlanabilir mi?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 28/5/2025 tarihli ve 2024/5814 başvuru numaralı kararıyla, başvurunun 13 davaya ilişkin kısmını süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulmuş, geriye kalan 366 davaya ilişkin kısmını ise başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddetmiştir. Başvurucuların her biri ayrı ayrı 2.000 TL disiplin para cezasıyla cezalandırılmıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş ve 28/11/2025 tarihli, 33091 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
🪙 Altın hesabında BSMV: 2020’den 2023’e
Kararın arka planı, yatırım amaçlı altın hesaplarını yakından ilgilendirir. Karar metninde aktarılan süreç şöyledir:
- 21/5/2020: Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), Türkiye Bankalar Birliğine gönderdiği yazıyla, yatırım hesapları ve diğer hesaplar üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satışlarının kambiyo işlemi sayılmasını ve bu işlemlerden BSMV hesaplanmasını bildirmiştir. Bankalar bu tarihten sonra kesinti yapıp vergi idaresine ödemeye başlamıştır.
- 28/3/2023: Başvurucular dışında bir kişinin açtığı davada Danıştay Yedinci Dairesi, E.2020/1362, K.2023/1758 sayılı kararıyla GİB yazısını ve buna dayanan vergilendirme işlemini iptal etmiştir.
- 8/8/2023: Kararın 19/7/2023’te tebliği üzerine GİB, bu işlemlerden BSMV alınmaması gerektiğini Birliğe bildirmiştir. Buna rağmen bankalar bir süre daha kesinti yapmayı sürdürmüştür.
Danıştay Dairesinin iptal gerekçesi, kararda dört başlık hâlinde özetlenmiştir: Mevzuatta vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimatsız altın alım satımının kambiyo işlemi sayılmasına dayanak olacak bir hüküm bulunmaması; idarenin 2020 öncesinde de bu işlemleri kambiyo saymaması; idarenin 22/2/2012 tarihli bir özelgede, banka lehine para kalmaması hâlinde BSMV doğmayacağı görüşünü bildirmiş olması; ve açık yasal düzenleme olmadan vergilendirmenin kanunilik, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı düşmesi.
BSMV’nin kanuni çerçevesi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’dur. Kanun’un 28. maddesine göre bankaların yaptıkları muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar vergiye tabidir; 31. maddesine göre ise kambiyo alım satımlarında matrah, kambiyo satışlarının tutarıdır. Altın satışının “kambiyo” sayılıp sayılmaması bu nedenle belirleyici olmuştur. Sitede kambiyo işlemlerinde BSMV oranı tartışmasını ele alan kur farkı kazancında BSMV oranı kararı da bulunmaktadır.
📂 1.600 dava ve birbirinden farklı sonuçlar
Başvurucular dokuz kişidir ve hepsi vekillerinin yakın akrabasıdır. Vekil, GİB’in ikinci yazısından önce ve sonra başvurucular adına toplam 1.600’ün üzerinde dava açmıştır. Her dava, tek bir bankacılık işleminde kesilen 0,50 TL ile 4 TL arasındaki BSMV’nin iptali ve iadesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlık tutarları çok düşük olduğundan vergi mahkemeleri kesin karar vermiştir.
Davaların önemli bir kısmı kabul edilmiş ve başvurucular lehine 5.500 TL veya 10.500 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir; bu kararlar bireysel başvuruya konu edilmemiştir. Başvuruya taşınan 379 davada ise sonuçlar şöyle dağılmıştır:
- İncelenmeksizin ret: Kesinti ikinci yazıdan sonra yapılmış, banka vergiyi idareye ödemeden iade etmişse, ortada dava konusu edilebilir idari işlem görülmemiş; başvurucular aleyhine 10.500 TL, 5.250 TL, 2.625 TL ya da dava değeri kadar vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
- Görev yönünden ret: Kesintinin idareye beyan edilip ödenmediği hâllerde uyuşmazlık özel hukuk uyuşmazlığı sayılmış, adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.
- Karar verilmesine yer olmadığı: Kesinti iade edildiği için dava konusuz kalmış; idareye kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle iki taraf lehine de vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.
- Esastan kabul, nispi ücret: İkinci yazıdan önceki kesintilerde altın satışının kambiyo sayılamayacağı belirtilerek dava kabul edilmiş, ancak dava değeri kadar vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
- Hakkın kötüye kullanılması tespiti: Bazı kararlarda vekilin 1.000’den fazla dava açtığı, başvurucuların her gün yaklaşık 0,40 gram altın alıp ayrı ayrı dava açtığı belirtilerek işlemlerin vekâlet ücreti kazanmak amacıyla yapıldığı sonucuna varılmıştır.
⏱️ 13 dava için iki günlük gecikme
İstanbul 12. Vergi Mahkemesinin 13 dosyasına ilişkin kısım esastan incelenmemiştir. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Anayasa Mahkemesi, elektronik tebligatın açıldığı tarihte kararın öğrenilmiş sayılacağına ilişkin önceki içtihadını uygulamıştır.
Bu kararları içeren tebligat UETS üzerinden 18/12/2023’te açılmıştır. Süre en geç 17/1/2024’te dolduğu hâlde başvuru 19/1/2024’te yapılmış, bu kısım süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
⚖️ Mahkemenin kötüye kullanma değerlendirmesi
Kalan 366 dava yönünden başvurucular; savunma dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilmesi nedeniyle çelişmeli yargılanma hakkının, ortalama 2 TL’lik uyuşmazlıklarda aleyhlerine yüksek maktu ücretlere, lehlerine ise dava değeri kadar ücrete hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve toplam 4.798.019,80 TL kayıp iddiasıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Anayasa Mahkemesi bu şikâyetleri esastan incelemeden önce başvurunun kendisini değerlendirmiştir. Dayanılan hükümler, 6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesidir: Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine yargılama giderlerinin dışında 2.000 TL’yi aşmayan disiplin para cezasına hükmedilebilir.
Mahkemenin gerekçesinde öne çıkan noktalar şunlardır:
- Kötüye kullanma kalıpları sınırlı değildir. Gerçek dışı vakıalara dayanma, esaslı bilgiyi gizleme veya hakaret içeren üslup gibi bilinen hâllerin yanında, hukuk sistemindeki boşluklardan yararlanarak haksız ve fahiş vekâlet ücreti elde etmek amacıyla gerçek temeli olmayan çok sayıda dava açılması da kötüye kullanma oluşturabilir.
- Mahkemeler zenginleşme aracı değildir. Mahkemelerin görevi uyuşmazlıkları çözmek ve adaleti sağlamaktır; suni uyuşmazlıklar oluşturularak kişisel zenginleşme aracı olarak kullanılmalarına cevaz verilmemelidir.
- Eşik “açık ve bariz” olmaktır. Bir kişinin aynı konuda çok sayıda dava açması tek başına kötüye kullanma sayılmaz. Katı ve şekilci bir yaklaşım, mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.
- Somut olayda eşik aşılmıştır. Başvurucuların tasarruflarını değerlendirme amacından çok, uygulamanın kanuni dayanağının sorunlu olmasından yola çıkarak hareket ettikleri; davaların gerçek bir uyuşmazlığa dayanmadığı ve olası vekâlet ücretlerine odaklanılarak oluşturulduğu tespit edilmiştir. Vergi mahkemelerinin iş yükü ciddi biçimde artmış, aynı tutum toplam 29 bireysel başvuru dosyasıyla Anayasa Mahkemesi önünde de sürdürülmüştür.
Sonuç olarak 366 davaya ilişkin kısım reddedilmiş, başvurucular ayrı ayrı 2.000 TL disiplin para cezasıyla cezalandırılmış ve yargılama giderleri üzerlerinde bırakılmıştır.
🌍 AİHM’den gelen ölçüt
Anayasa Mahkemesi kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İtalya’ya ilişkin 8/6/2023 tarihli kararına (B. No: 2394/22 ve diğer 18 başvuru) geniş yer vermiştir. O dosyada avukatlar, yargılamanın uzunluğu nedeniyle tazminat sağlayan iç hukuk yolunda alınan kararların tahsili için icra süreçlerini kişi sayısınca ve aşama sayısınca bölerek çok sayıda vekâlet ücreti elde etmişti. AİHM, icra süreçlerinin yapay olarak çoğaltılmasının mahkemelerin iş yükünü artırdığını, yargılama sürelerini uzattığını ve müvekkillerin haklarını korumaya hizmet etmediğini tespit ederek başvuruyu kötüye kullanma nedeniyle kabul edilemez bulmuştu.
Anayasa Mahkemesinin kararı, bu yaklaşımın Türk bireysel başvuru sistemine yansıması olarak okunabilir. Ancak karar, açık ve bariz olma şartını ayrıca vurgulamaktadır.
🔍 Altın hesabı sahipleri için ne ifade ediyor?
- Karar, fiziki teslimatsız altın alımlarında BSMV kesintisinin hukuka uygunluğu konusunda yeni bir tespit içermez; bu konudaki belirleyici kaynak, Danıştay Yedinci Dairesinin iptal kararıdır.
- Vergi mahkemelerinin önemli bir kısmının davaları kabul ettiği ve bu kararların başvuruya konu edilmediği karar metninde açıkça yer almaktadır.
- Ret kararı, kesintilerin kendisine değil, davaların çoğaltılma biçimine ve vekâlet ücretine odaklanan stratejiye ilişkindir.
- İkinci yazıdan sonra yapılan ve bankaca iade edilen kesintilerde vergi mahkemeleri farklı usul sonuçlarına (incelenmeksizin ret, görev yönünden ret, karar verilmesine yer olmadığı) ulaşmıştır.
Altın hesaplarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli yargı yerine dair farklı bir örnek için sitede altın hesabı davasında görev kararı incelenebilir.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi altın alımında BSMV kesilmesini hukuka uygun mu buldu?
Aynı konuda çok dava açmak her zaman kötüye kullanma mıdır?
Disiplin para cezası ne kadar ve kime verildi?
Neden bazı davalar esastan değil süre yönünden reddedildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında ve 28/11/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/5814 başvuru numaralı kararından derlenmiştir. Danıştay Yedinci Dairesinin iptal kararına ve vergi mahkemesi kararlarına ilişkin bilgiler, yalnızca Anayasa Mahkemesi kararında aktarıldığı ölçüde yer almaktadır. Başvurucuların kimliği gizlilik kararı uyarınca anonimdir; vekile ve aile ilişkilerine dair ayrıntılar yazıya alınmamıştır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara dayanan başvurularda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



