Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Türkiye’ye Giriş Yasağı ve Aile Hayatı – AYM 2021/14332

Beş yıla yakın süre çalışma izniyle Türkiye’de yaşayan bir yabancı, ailesini görmek için sınırın hemen ötesindeki köye gider; dönüşte Pazarkule Kara Hudut Kapısı’nda kendisine “G-82” kodlu bir kayıt nedeniyle yurda giremeyeceği söylenir. Birkaç ay sonra Türk vatandaşı nişanlısıyla evlenir; ancak giriş yasağı sürdüğü için eşinin Türkiye’deki ailesiyle bir araya gelemez. İdare mahkemesi yasağı iptal eder, bölge idare mahkemesi ise “güvenlik birimlerinin raporlarını” gerekçe göstererek davayı reddeder. Anayasa Mahkemesinin yanıtladığı soru şudur: İstihbari bir yazıya dayanan giriş yasağı, aile hayatı üzerindeki etkisi tartışılmadan hukuka uygun kabul edilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 28/1/2026 tarihli ve 2021/14332 başvuru numaralı kararıyla, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için dosyayı idari yargıya göndermiştir.

Kısa özet: Yunanistan vatandaşı başvurucu, 13/3/2018 tarihinde G-82 (Millî Güvenlik Aleyhine Faaliyette Bulunan veya Bulunduğu Şüphesi Olan) tahdit kodu nedeniyle Türkiye’ye alınmamıştır. Ankara 1. İdare Mahkemesi, kaydın somut bir bulguya dayanmadığını belirterek işlemi iptal etmiş; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi ise bu kararı kaldırıp davayı reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, istinaf kararında aile hayatına ilişkin iddiaların hiç değerlendirilmediğini, kamusal menfaat ile aile hayatı arasında bir dengeleme yapılmadığını tespit ederek ihlal kararı vermiştir. İki üye karşıoy kullanmıştır.

🛂 Sınır kapısında öğrenilen yasak

Kararda aktarılan olgulara göre başvurucu, Batı Trakya Türklerinden olan bir Yunanistan vatandaşıdır ve giriş yasağı konulmadan önce yaklaşık beş yıl Türkiye’de çalışma izni kapsamında çalışmıştır. 2018 yılının Mart ayında ailesini ziyaret etmek üzere Yunanistan tarafındaki bir köye gitmiş, 13/3/2018 tarihinde Pazarkule Kara Hudut Kapısı’ndan dönmek istediğinde G-82 tahdit kodu nedeniyle girişine izin verilmemiştir.

Başvurucu 22/10/2018 tarihinde Türk vatandaşı nişanlısıyla Yunanistan’da resmî nikâhla evlenmiştir. Anayasa Mahkemesine yaptığı açıklamalarda; yasak nedeniyle Türkiye’deki işinden tazminatlarını alamadan ayrılmak zorunda kaldığını, evliliği Türkiye’de tanıtamadıklarını ve eşinin Türkiye’de yaşayan ailesiyle görüşemediklerini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yasağın önce beş yıl süreyle konulduğunu, ardından beş yıl daha uzatıldığını belirtmiştir.

Kayıt, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 12/12/2017 tarihli gizli yazısına dayanmaktadır. Kararın bütününde tartışmanın ekseni de bu yazının içeriğidir.

⚖️ İptal ve ret: İki farklı idari yargı kararı

  • Dava: Başvurucu 25/7/2019 tarihinde giriş yasağı işleminin iptali ve tahdit kodunun kaldırılması istemiyle idari yargıda dava açmıştır.
  • İlk derece: Ankara 1. İdare Mahkemesi 9/4/2020 tarihli kararıyla (E.2019/1693, K.2020/855) işlemi iptal etmiştir. Gerekçede, tahdit kodu girilirken somut bir bulguya dayanılmadığı, başvurucunun millî güvenlik aleyhine faaliyette bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, gizli yazıda nasıl bir faaliyet gösterildiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı ve terör örgütleriyle bağlantıyı ortaya koyan bilgi, belge, soruşturma veya kovuşturma olmadığı belirtilmiştir.
  • İstinaf: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 28/1/2021 tarihli kararıyla (E.2020/2100, K.2021/39) idarenin istinaf başvurusunu kabul etmiş, ilk derece kararını kaldırarak davayı reddetmiştir. Daireye göre, kamu düzeni ve güvenliği bağlamında devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmış olup hükümranlık yetkisi kapsamında tesis edilen işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık yoktur.
  • Bireysel başvuru: Başvurucu nihai kararı 25/2/2021 tarihinde öğrenmiş ve 22/3/2021 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Aynı gizli yazıyı inceleyen iki yargı merci farklı sonuçlara ulaşmıştır. İlk derece mahkemesi yazının içeriğinde somut bir faaliyet tespiti bulamamış; istinaf dairesi ise yazının varlığını yeterli saymıştır. Anayasa Mahkemesinin incelemesi tam olarak bu farkın gerekçeye nasıl yansıdığına odaklanmıştır.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün kararı, AYM Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan hâliyle derlenmiştir; başvurucu, heyet, raportör ve vekil adları ile emsal kararlardaki kişi adları derlemeye alınmamıştır.

💍 Aile hayatı hangi tarihe göre değerlendirildi?

Anayasa Mahkemesi, sınır dışı etme veya giriş yasağı başvurularında ilk olarak işlemin tesis edildiği tarihte ülkede bir aile hayatının bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerektiğini hatırlatmıştır. Anayasa’nın 20. maddesindeki aile hayatı; mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu birliktelikleri kapsar.

Bu dosyada zaman sırası tartışmalıdır: Giriş yasağı 13/3/2018’de uygulanmış, evlilik ise 22/10/2018’de gerçekleşmiştir. Çoğunluk, idari yargıda davanın açıldığı 25/7/2019 tarihi itibarıyla Türk vatandaşıyla kurulmuş bir aile hayatının bulunduğunun açık olduğunu belirtmiş; yasağın bu aile hayatına müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır.

Müdahalenin 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu hükümlerine dayandığı, kanunilik ölçütünü karşıladığı ve millî güvenliğin sağlanması şeklinde meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmiştir. Belirleyici olan, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığıdır.

🔐 Gizli yazı, somut bilgi ve gerekçe yükümlülüğü

Mahkeme, daha önceki kararlarında belirlediği ölçütleri şöyle özetlemiştir: Devletin yabancıların ülkeye girişini denetleme yetkisi egemenlikten kaynaklanır ve kamu düzeni ile millî güvenlik bakımından tehlikeli olduğu tespit edilen yabancılar hakkında yaptırım uygulanabilir. Ancak yabancının ülkede güçlü ailevi bağları varsa, aile hayatı ile kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulmalıdır. Bu çerçevede:

  1. Kamu makamları, kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunmalıdır.
  2. Yargı mercileri, ileri sürülen sebepleri incelemeli ve beyanların neden kabul edildiğini veya reddedildiğini kararlarında göstermelidir.

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, bölge idare mahkemesi kararında başvurucunun aile hayatının kapsamına ve aile yaşantısına ilişkin iddialarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığını tespit etmiştir. Hakkındaki şüpheye ilişkin daha ileri bir inceleme yapılmamış, yeterli ve ciddi bilgilerin var olup olmadığı tartışılmamıştır. İlk derece mahkemesinin “somut bir tespit yok” belirlemesine karşın istinaf kararı yalnızca güvenlik birimlerinin raporlarının dikkate alındığını söylemekle yetinmiştir.

Bu nedenle Mahkeme, istinaf kararındaki gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve yeterli olmadığına, kamusal menfaat ile başvurucunun hakkı arasında bir dengeleme yapılmadığına karar vermiştir. Karar, giriş yasağının kendisinin hukuka aykırı olduğunu söylemez; eksiklik, yargısal denetimin derinliğindedir. Yabancıların ülkeden çıkarılmasında usul güvencelerine ilişkin başka bir AYM kararı için sitedeki sınır dışı etmede kötü muamele riski ve usul güvencesi yazısına bakılabilir.

🗣️ Karşıoy: Temellendirme yükü kimdeydi?

Kararın hem kabul edilebilirlik hem de esas yönünden oyçokluğuyla verildiği görülmektedir. Karşıoy gerekçesi üç noktada çoğunluktan ayrılır:

  • Zaman sırası: Başvurucu Türkiye’de yaşadığı dönemde ve yasak uygulanmadan önce Türk vatandaşıyla evli değildir; dolayısıyla o dönemde Türkiye’de bir aile hayatı bulunmamaktadır.
  • Başka ülkede aile hayatı: Evlilik birliği Yunanistan’da kurulmuştur. Başvurucu, aile hayatını Yunanistan’da veya başka bir ülkede sürdürmelerinin önünde ciddi engeller bulunduğunu gösteren bilgi ve belge sunmamıştır; eşinin ailesine ilişkin iddiaları da yargılama aşamasında ileri sürmemiş ve belgelendirmemiştir.
  • Temellendirme yükümlülüğü: Karşıoya göre başvurucu ihlal iddialarını temellendirememiş olup başvuru açıkça dayanaktan yoksundur; esasa girilse bile istinaf gerekçeleri ilgili ve yeterlidir.

Karşıoy ayrıca başvurucunun eşinin nüfus kayıt örneğinde evliliğin Türk kayıtlarına işlendiğinin görüldüğünü not etmiştir.

📜 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesi ve süre sınırı

6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasına göre Genel Müdürlük (Kanun metnindeki ifadeyle), gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. Maddenin üçüncü fıkrası, giriş yasağının süresini en fazla beş yıl olarak belirler; ancak kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.

Altıncı fıkra, Genel Müdürlüğün giriş yasağını kaldırabileceğini veya yasak saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebileceğini düzenler. Başvurucunun “beş yıl artı beş yıl” şeklindeki anlatımı, üçüncü fıkradaki uzatma imkânıyla örtüşmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararı ise yasağın süresini değil, uzatmanın ve yasağın dayandığı bilginin yargısal denetiminde aile hayatının hesaba katılıp katılmadığını ele alır.

🔁 İhlal kararından sonra ne olur?

Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirtmiş; kararın bir örneğinin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine iletilmek üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca yeniden yargılama yapacak merci, ihlal kararında belirtilen ilke ve gerekçelere uygun bir inceleme yapmakla yükümlüdür.

Mahkeme, ihlal kararından davanın sonucuna ilişkin bir tutum çıkarılmaması gerektiğini de açıkça vurgulamıştır: Yeniden yargılamada delillerin değerlendirilmesi ilgili mahkemelere aittir. Başvurucu yalnızca ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talep ettiğinden tazminata hükmedilmemiş; 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

Kararın pratik önemi şudur: İstihbari nitelikteki bir yazıya dayanan giriş yasağı davalarında, idari yargı merciinin yalnızca raporun varlığına atıf yapması Anayasa Mahkemesine göre yeterli değildir. Yabancının Türkiye ile kurulmuş bir aile bağı ileri sürülmüşse, bu bağın kapsamı ile ileri sürülen güvenlik tehdidinin ciddiyeti gerekçede birlikte tartışılmalıdır.

❓ Merak edilenler

Anayasa Mahkemesi giriş yasağını kaldırdı mı?

Hayır. Mahkeme yasağı kaldırmamış, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini tespit ederek yeniden yargılama için dosyayı idari yargıya göndermiştir. Yeni kararı verecek olan idari yargı mercileridir.

Evlilik giriş yasağından sonra yapıldıysa aile hayatı korunur mu?

Bu dosyada çoğunluk, davanın açıldığı 25/7/2019 tarihinde Türk vatandaşıyla kurulmuş bir aile hayatı bulunduğunu kabul etmiştir. Karşıoy ise yasağın uygulandığı tarihte Türkiye’de bir aile hayatı bulunmadığını vurgulamıştır. Sonuç her dosyanın kendi olgularına göre değişebilir.

G-82 kodu nedir?

Kararda G-82, “Millî Güvenlik Aleyhine Faaliyette Bulunan veya Bulunduğu Şüphesi Olan” yabancılar için kullanılan tahdit kodu olarak tanımlanmıştır. Bu dosyada kod, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 12/12/2017 tarihli gizli yazısına dayanmaktadır.

Giriş yasağı ne kadar sürebilir?

6458 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre giriş yasağı en fazla beş yıldır; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün AYM Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucunun kimliği ile heyet, raportör ve vekil adları yazıya alınmamıştır. İhlal kararı, giriş yasağının kaldırılması gerektiği anlamına gelmez; yeniden yargılama sonucunu ilgili mahkemeler belirleyecektir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu