İş Kazasında Bünyesel Faktör – Yargıtay 10. HD 2025/16538

İş kazası tazminatı hesaplanırken bilirkişi raporuna yazılan tek bir kelime, hükmedilecek tutarı yüz binlerce lira değiştirebilir. Kusur dağılımında “işveren %80, kalan %20 başka bir etken” deniyorsa, asıl soru o %20’nin adıdır: kaçınılmazlık mı, yoksa sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan bir faktör mü? Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.12.2025 tarihli ve E.2025/8925, K.2025/16538 sayılı kararında bu iki kavramın birbirinin yerine kullanılmasının sonucunu göstermiş, on iki yılı aşan bir yargılamanın hesabını bir kez daha yaptırmıştır.
Dosyanın hukuki düğümü şuydu: ilk derece mahkemesi işverenin %80 kusurlu olduğunu, kalan %20’nin ise ölen sigortalının bünyesinden kaynaklandığını kabul etmiş; buna karşılık hükme esas aldığı hesap raporu, o %20’yi “kaçınılmazlık” sayan ve %60’ını işverenin kusuruna ekleyen bir yöntemle düzenlenmişti. Tazminat böylece işveren sanki %92 kusurluymuş gibi hesaplanmıştı. Daire, bünyesel faktörden işverenin sorumlu tutulamayacağını belirterek hükmü bozmuştur.
- Olay: işyerinde ölümle sonuçlanan kaza
- On iki yıl, üç bozma: dosyanın yürüyüşü
- Kaçınılmazlık hukuken ne anlama geliyor?
- Bünyesel faktör neden kaçınılmazlık değildir?
- Dairenin gerekçesi ve bozma
- %80 mi, %92 mi? Oranın hesaba etkisi
- Manevi tazminatta kesinlik sınırı sorunu
- Kararın pratik yansıması
- Sıkça Sorulan Sorular
🏭 Olay: işyerinde ölümle sonuçlanan kaza
Karara göre sigortalı, davalıya ait işyerinde çalışmaktayken 16.11.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Eşi asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1,00 TL maddi tazminat istemiş; birleşen davada ise eş için 112.600,00 TL maddi ve 65.000,00 TL manevi, beş çocuk için ayrı ayrı 60.000,00’er TL manevi tazminat talep edilmiştir. 26.05.2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle asıl davadaki maddi tazminat istemi 607.450,97 TL’ye yükseltilmiştir.
Davalı işveren, kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığını savunmuştur. Dosyanın kritik özelliği, ölüm nedeninin kalp hastalığı olmasıdır; bu nedenle uyuşmazlık, olayın oluşumunda sigortalının kendi sağlık durumunun ne ölçüde rol oynadığı sorusunu merkeze almıştır.
🔁 On iki yıl, üç bozma: dosyanın yürüyüşü
İlk derece mahkemesi 28.03.2018 tarihli, 2015/451 Esas ve 2018/396 Karar sayılı kararıyla kaçınılmazlığın %20, işveren kusurunun %80 oranında etkili olduğunu kabul etmiş; davacı eşin maddi zararını 135.391,98 TL olarak tespit etmiş, eş lehine 35.000,00 TL, çocuklar lehine 25.000,00’er TL manevi tazminata hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 30.05.2019 tarihli, 2018/2594 Esas ve 2019/1548 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
İlk bozma, Yargıtay’ın (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinden gelmiştir. 16.06.2020 tarihli, 2019/5614 Esas ve 2020/2377 Karar sayılı ilamda, sigortalının kalp hastalığı sonucu vefat ettiğinin belirgin olduğu; temin edilebilen tüm tıbbi belgeler ile işyeri şahsi sicil dosyası ve varsa periyodik sağlık raporları getirtildikten sonra, aralarında kardiyolog bulunan ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir heyetten yeniden kusur raporu alınması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme bozmaya uymuş, 23.06.2022 tarihli kararıyla yine kaçınılmazlık %20 – işveren %80 kabulüyle hüküm kurmuş, maddi zararı 720.050,98 TL olarak tespit etmiştir. Bu karar da 10. Hukuk Dairesinin 07.03.2023 tarihli, 2023/2197 Esas ve 2023/2164 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur; gerekçe, bünyesel faktörlerin ölüm neticesindeki etkisine ilişkin bir değerlendirme içermeyen kusur raporuna itibar edilmiş olmasıdır. Mahkeme bu ikinci bozmaya da uymuş ve 20.03.2025 tarihli temyize konu kararında işveren kusurunu %80, bünyesel faktörleri %20 olarak kabul etmiştir.
📖 Kaçınılmazlık hukuken ne anlama geliyor?
Kararda kaçınılmazlık, hukuksal ve teknik anlamda “fennen önlenmesi mümkün bulunmayan”, başka bir anlatımla işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün olmayan durum ve sonuçlar biçiminde tanımlanmaktadır. Daire, buradaki önlenemezliğin olayın kendisiyle değil, davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olduğunu vurgulamaktadır: alınabilecek tüm tedbirler alınmış olsa dahi bir davranış kuralının veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlali söz konusuysa, olay önlenemez olsa bile kaçınılmazlıktan söz edilemez.
Kararda ayrıca, olayın kaçınılmazlıktan kaynaklanması hâlinde sorumluluğun %50’şer paylaştırılmasının ilk bakışta uygun görünebileceği, ancak işçinin işverene karşı daha güçsüz oluşu, nimet–külfet dengesi ve işçiyi koruma ilkesi karşısında işverene daha fazla sorumluluk verilmesinin hakkaniyet gereği olduğu belirtilmektedir. Bunun sonucu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi çerçevesinde tazminat belirlenirken işverenin kendi kusur oranına ek olarak kaçınılmazlık oranının %60’ından da sorumlu tutulmasıdır. Anılan madde, hâkimin tazminatın kapsamını durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğini düzenlemektedir.
🩺 Bünyesel faktör neden kaçınılmazlık değildir?
Bünyesel faktör, olayın oluşumunda kişinin kendi beden yapısından, yaşından veya mevcut sağlık durumundan kaynaklanan etkeni ifade eder; kalp krizi gibi tablolarda bu etken belirgin biçimde ön plana çıkar. Kaçınılmazlıkta ise sorumluluk alanı hâlâ işletmenin içindedir. İki kavramın ortak yönü, işverenin kusur oranının %100’ün altında kalmasına yol açmalarıdır; ayrıldıkları nokta sorumluluğun kaynağıdır.
Bu ayrımın pratik karşılığı nettir: kaçınılmazlıkta hakkaniyet gereği işverene ek bir pay yüklenirken, bünyesel faktörde böyle bir ek yükleme mümkün değildir; çünkü bu etken işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleriyle ilgili değildir. İlliyet bağının nasıl kurulduğu ve hangi hâllerde zayıfladığı tartışması bakımından serideki desteğin kusuru ve illiyet bağı kararı da karşılaştırmalı olarak okunabilir.
⚖️ Dairenin gerekçesi ve bozma
Daire, dosya kapsamından şu tabloyu tespit etmiştir: ilk derece mahkemesi işverenin %80 kusurlu olduğunu, bünyesel faktörlerin %20 oranında etkili olduğunu kabul etmiş; buna karşılık hükme dayanak kılınan 16.05.2022 tarihli hesap raporunda o dönem kaçınılmazlık sayılan %20’nin %60’ından davalının sorumlu tutulduğu ve %92 oranında işveren kusurluymuş gibi hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Daire, işverenin %80 kusurlu olduğu ve bünyesel faktörlerin %20 oranında etkili olduğu tespitini yerinde bulmuş; ancak ilk derece mahkemesinin bünyesel faktör ile kaçınılmazlığın aynı anlama gelmediğini, bünyesel faktörden işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını gözden kaçırdığını belirtmiştir. Mahkemece yapılacak iş, aynı hesap raporundaki verileri kullanan, ancak davalının yalnızca kendisine atfedilen %80 oranındaki kusuru üzerinden hesaplama yapan yeni bir rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Karar 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🧮 %80 mi, %92 mi? Oranın hesaba etkisi
Karardaki %92 rakamı, uygulanan yöntemin doğrudan sonucudur: işverenin kendi kusuru olan %80’e, %20’lik oranın %60’ı olan 12 puan eklendiğinde %92’ye ulaşılmaktadır. Bu yöntem kaçınılmazlıkta kabul edilmekte, bünyesel faktörde uygulanamamaktadır. Aradaki 12 puanlık fark, maddi tazminat hesabında doğrudan çarpan olarak etki eder.
Dosyada tartışılan diğer hesap kalemleri temyiz dilekçesinden görülmektedir. Davalı; 6098 sayılı Kanun’un 52. maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, zarardan ilk peşin sermaye değerinin tamamı düşülmediği takdirde hak sahiplerinin mükerrer yararlanma durumuna geleceğini, pasif dönem hesabının ve sigortalının 50–60 yaş arası dönemde yılın tamamını fiilen çalışacağı varsayımının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Daire, bozma bendi dışındaki bu itirazları yerinde görmemiştir.
🆕 Manevi tazminatta kesinlik sınırı sorunu
Kararın ikinci boyutu usul hukukuna ilişkindir. İlk derece mahkemesi eş lehine 45.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminata hükmetmiştir. Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılmasında her bir talebin ayrı bir dava olduğunu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağını hatırlatmıştır.
Bu kabulün sonucu şudur: hükmedilen manevi tazminat miktarları tek tek değerlendirilmiş ve 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle 6100 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin üçüncü fıkrası olarak getirilen düzenleme dikkate alınarak belirlenen 72.070,00 TL’lik kesinlik sınırının altında kaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının manevi tazminata yönelik temyiz itirazları, 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesi uyarınca ayrı ayrı miktardan reddedilmiştir. İşçilik alacaklarında benzer biçimde belge ve miktar denetiminin ön plana çıktığı bir başka örnek için serideki ibranamenin geçerlilik şartları kararı incelenebilir.
📌 Kararın pratik yansıması
Karar, iş kazası tazminatı dosyalarında kusur raporundaki terminolojinin sonuç üzerindeki etkisini göstermektedir. Raporun “kaçınılmazlık” mı yoksa “bünyesel faktör” mü dediği sadece bir isimlendirme meselesi değildir; hesabın hangi oran üzerinden kurulacağını belirler. Bu nedenle oranın adının gerekçeli biçimde ortaya konulması ve hesap raporunun bu nitelendirmeye uygun düzenlenmesi önem taşımaktadır.
Kararın ikinci yansıması, sağlık kaynaklı ölümlerin iş kazası sayıldığı dosyalarda araştırmanın kapsamına ilişkindir: tıbbi belgeler, işyeri şahsi sicil dosyası ve konusunda uzman hekimin yer aldığı bilirkişi heyeti dosyanın temel yapı taşları arasındadır. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Kaçınılmazlık tespit edilirse işveren hiç sorumlu olmaz mı?
Karara göre hayır. Kaçınılmazlığın etkili olduğu durumlarda hâkim, 6098 sayılı Kanun’un 51. maddesi çerçevesinde tazminatı belirlerken işverenin kendi kusur oranına ek olarak kaçınılmazlık oranının %60’ından da sorumlu olduğunu kabul edebilmektedir. Kararda bu çözüm, işçinin işverene karşı daha güçsüz oluşu ve işçiyi koruma ilkesiyle gerekçelendirilmiştir.
Kalp krizi sonucu ölümde kusur oranı nasıl belirleniyor?
Karara konu dosyada, ölümün kalp hastalığı kaynaklı olduğunun belirgin olması nedeniyle tıbbi belgeler, işyeri şahsi sicil dosyası ve varsa periyodik sağlık raporları getirtilerek, aralarında kardiyolog bulunan ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiği belirtilmiştir. Sonuçta işveren kusuru %80, bünyesel faktörler %20 olarak kabul edilmiştir.
Manevi tazminat talepleri neden tek tek değerlendiriliyor?
Kararda, 6100 sayılı Kanun’un 110. maddesi kapsamındaki dava yığılmasında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı belirtilmiştir. Bu nedenle kesinlik sınırı, taleplerin toplamına değil her bir davacı yönünden hükmedilen miktara göre uygulanmış ve temyiz itirazları miktardan reddedilmiştir.
Bozma kararı davanın reddedileceği anlamına gelir mi?
Hayır. Bozma, yalnızca hesabın hangi kusur oranı üzerinden yapılacağıyla sınırlıdır. Kararda mahkemece yapılacak iş, aynı hesap raporundaki verileri kullanan ancak yalnızca %80 oranındaki kusuru esas alan yeni bir rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermek biçiminde tarif edilmiştir. Yargılama bu doğrultuda devam eder.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; yargılama bu doğrultuda devam eder. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




