Banka Zimmetinde Fon Alacağı – Ankara BAM 21. HD 2026/949

Bir banka şubesinde çalışan şef yardımcısının yıllarca süren zimmet eylemleri ortaya çıktığında, bankanın önünde iki soru belirdi: Personelin usulsüz işlemleriyle bazı müşterilerin hesaplarına geçen fazla paralar geri istenebilir mi? Aynı personelin yönlendirmesiyle birikimini yatırım fonlarına yatıran ve sonunda hesabını boş bulan müşterilerin alacağı nasıl belirlenir? 2003 yılında açılan dava, yirmi üç yıl sonra bölge adliye mahkemesinden geçerek bu sorulara cevap buldu.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 13.07.2026 tarihli ve E.2024/149, K.2026/949 sayılı kararıyla, bankanın müşterilerine karşı açtığı sebepsiz zenginleşme davasının büyük bölümünün zamanaşımı ve ispatsızlık nedeniyle reddine, iki müşterinin bankaya karşı açtığı davaların ise kabulüne ilişkin ilk derece kararını yerinde bulmuş; banka vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş, temyiz yolu açık bırakılmıştır.
🏦 Şubede ortaya çıkan zimmet
Davacı bankanın bir şubesinde şef yardımcısı olarak çalışan personel, müşteri hesapları üzerinden zimmet eylemleri gerçekleştirmiş ve tutuklanmıştır. Banka müfettişlerinin incelemesi sonucunda düzenlenen 03.05.2002 tarihli teftiş raporlarında, bu eylemler sırasında bazı müşterilerin hesaplarına usulsüz olarak para yatırıldığı ve her müşteri bakımından “fazla ödeme” tutarları belirlenmiştir.
Ceza yargılaması da uzun sürmüştür. Bölge adliye mahkemesinin aktardığı Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararına göre personel zimmet suçundan 11 yıl 8 ay hapis ve 90.823,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmış, 553.517,27 TL banka zararının kendisinden alınarak bankaya verilmesine hükmedilmiştir. İlk derece hukuk mahkemesi de ceza yargılamasını bekletici sorun yapmış ve kesinleşen mahkûmiyet hükmünü dosyaya getirtmiştir.
⚖️ Aynı dosyada üç ayrı talep
Dosyada birbirine bağlı üç talep birlikte görülmüştür:
- Asıl dava: Banka, teftiş raporlarında tespit edilen fazla ödemelerin her bir müşteriden reeskont faiziyle tahsilini istemiştir. Bankanın istinaf dilekçesine göre talep toplamı 270.264,00 TL’dir. Müşterilerin bir kısmı fazla para almadıklarını, bir kısmı ise bankanın kendi personelinin suçundan doğan zararı mudilerden almaya çalıştığını savunmuş; birçoğu zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
- Karşı dava: Davalı müşterilerden emekli bir şoför, emekli ikramiyesini güvendiği bankada değerlendirmek istediğini, parasının personelin talimatlarıyla fonlara yatırıldığını, 2002 yılında parasını çekmek istediğinde fonların değer kazanacağı söylenerek vazgeçirildiğini, sonunda hesabında para kalmadığını öğrendiğini ileri sürmüştür. Talebini ıslahla 15.597,10 TL’ye çıkarmış, terditli olarak 190 adet “FON 3” isimli yatırım fonunun değerini istemiştir.
- Birleşen dava: 1995’te açtırdığı vadeli mevduat hesabı sonradan yatırım hesabına dönüştürülen bir başka müşteri, aynı personelin sahte imza ve sahte havale emirleriyle hesabından 12.386.000.000 eski TL’yi zimmetine geçirdiğini ileri sürerek bankadan tahsil istemiştir.
🗓️ Yirmi üç yıllık yargılama
- 16.07.2003: Bankanın asıl davası açılmıştır. Karşı dava 19.08.2003, birleşen dava 24.12.2003 tarihlidir.
- 2005-2007: Ankara 6. ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmış; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/10093 E., 2007/10364 K. sayılı kararıyla Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir.
- 2020-2021: 30.01.2020 tarihli kök rapor ile 12.09.2021 ve 11.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporları alınmıştır.
- 23.12.2022: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/424 E., 2022/945 K. sayılı kararını vermiştir.
- 20.06.2023: Asıl davada davalı ve birleşen davada davacı olan müşterinin istinaf başvurusu, muhtıraya rağmen eksik gider avansı kesin sürede yatırılmadığı için HMK 344 uyarınca yapılmamış sayılmıştır.
- 13.07.2026: Ankara BAM 21. Hukuk Dairesi, banka vekilinin istinafını ve ek karara yönelik istinafı esastan reddetmiştir.
⏳ Teftiş raporu ve bir yıllık süre
Bankanın istinafında öne çıkan argüman, alacağın kimden ve ne miktarda isteneceğini ancak dava tarihinde öğrendiği, on yıllık sürenin de dolmadığıdır. Daire bu görüşe katılmamıştır. Gerekçeye göre:
- Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi, sebepsiz zenginleşme davası için bir yıllık zamanaşımı öngörmektedir.
- Bankanın sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği tarih, iddiasına dayanak yaptığı teftiş raporunun kendisine bildirildiği 03.05.2002’dir.
- Bu tarih ile 16.07.2003 dava tarihi arasında bir yıllık süre dolmuştur.
Bu nedenle zamanaşımı def’inde bulunan on bir davalı yönünden davanın reddi isabetli bulunmuştur. Teftiş raporu her bir müşteri bakımından fazla ödeme tutarlarını gösterdiğinden, bankanın “kimden ne isteyeceğimi dava tarihinde öğrendim” savunması sonuca etkili görülmemiştir.
🔍 Hesaba para girmesi yeterli mi?
Banka, personelin hesaplar arasında yaptığı transferlerin tek başına sebepsiz zenginleşme için yeterli olduğunu, bilirkişilerin aradığı “paranın kullanılmış olması” şartının hukuken kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Daire ise, zamanaşımı dışında kalan davalıların önemli bir bölümü yönünden zenginleşmenin ispatlanamadığını kabul etmiştir. Bilirkişi kök ve birinci ek raporuna göre bu davalılardan bir kısmı hesabına haksız yere yatan parayı iade etmiş, diğerleri bakımından ise paranın müşteri tarafından mal edinildiği tespit edilememiştir.
Zenginleşmesi tespit edilen davalılar için ise bilirkişi raporlarındaki tutarlara hükmedilmiştir. Bu tutarlar 1,31 TL ile 662,27 TL arasında değişmekte olup dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. Daire, bankanın faiz talebinin avans faizine yönelik olmadığını tespit ederek yasal faize hükmedilmesini yerinde bulmuştur. Bankanın yaklaşık 270 bin TL’lik talebinin karşısında hükmedilen tutarların sembolik düzeyde kalması, zamanaşımı ve ispat sorunlarının uygulamadaki etkisini göstermektedir.
📈 Fon yatırımcısının alacağı
Banka, karşı davacı müşterinin 190 adet “FON 3” alacağını hiçbir delille ispatlayamadığını, tutarın senetle ispat sınırının üzerinde olduğunu ve fon değerinin net olarak belirlenemediğini ileri sürmüştür. Mahkemenin dayandığı bilirkişi raporu bu noktada dikkat çekici bir tespitte bulunmuştur:
- Hesabın tüm hareketlerini gösteren ekstre ve dekontlar dosyada yoktur.
- Ancak bankanın kendi müfettişlerince düzenlenen teftiş raporunda, müşterinin bankadan talep edebileceği alacak 190 adet “FON 3” olarak tespit ve kabul edilmiş, bu tutarın ödenmesinin bankanın müşterisine karşı bir itibar görevi olduğu belirtilmiştir.
- Dosyada bu kabulün aksini gösteren sağlıklı bir hesap ekstresi veya dekont bulunmamaktadır.
Bu tespitler doğrultusunda karşı davada 15.597,10 TL’ye hükmedilmiş; 3.000,00 TL’sine 16.07.2003’ten, 12.597,10 TL’sine ıslah tarihi olan 29.09.2022’den itibaren yasal faiz işletilmiştir. Birleşen davada da 12.386,00 TL’nin 24.12.2003’ten itibaren yasal faiziyle bankadan tahsiline karar verilmiştir. Daire, raporların ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek bu hükümleri onaylamıştır.
Banka çalışanının yatırım vaadiyle aldığı paralarda bankanın sorumluluğunu ele alan bir Yargıtay kararı için banka çalışanının getiri vaadi yazısına, zimmet dosyalarında müşterinin imzaladığı boş fişlerin etkisi için banka çalışanının zimmeti ve boş fiş yazısına bakılabilir.
🆕 Bugünkü TBK 82 bakımından
Karar, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 82. maddesi ise sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı için süreyi uzatmıştır: Hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl. İlk derece mahkemesi de gerekçesinde bu farka değinmiştir. Bununla birlikte kararın temel mantığı, yani kurum içi denetim raporunun bildirim tarihinin “öğrenme” anı olarak esas alınması, güncel düzenleme bakımından da süre hesabında belirleyici bir ölçüt olarak dikkat çekmektedir. TBK 77 uyarınca geri verme borcu için zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmaması gerektiğinden, zenginleşmenin varlığı ve miktarına ilişkin ispat meselesi de süre kadar önem taşımaktadır.
❓ Sorular
Müşteriler neden bankaya karşı dava açtı?
Karşı davacı, emekli ikramiyesinin personelin yönlendirmesiyle fonlarda değerlendirildiğini ve hesabının boşaltıldığını; birleşen davanın davacısı ise yatırım hesabından sahte imza ve havale emirleriyle para çekildiğini ileri sürmüştür. Her iki talep de kabul edilmiştir.
Eski TL tutarları nasıl yansıdı?
Dava dilekçelerinde 3.000.000.000 TL ve 12.386.000.000 TL olarak gösterilen tutarlar, hükümde yeni Türk lirası karşılıkları olan 3.000,00 TL ve 12.386,00 TL üzerinden ele alınmıştır.
Bir müşterinin istinafı neden incelenmedi?
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı olan müşterinin vekiline 05.05.2023’te eksik gider avansı için muhtıra tebliğ edilmiş, kesin süre içinde avans yatırılmamıştır. Mahkeme HMK 344 uyarınca başvuruyu yapılmamış saymış, Daire de bu ek kararı yerinde bulmuştur.
Kararın temyiz imkânı var mı?
Karar, HMK 361 uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kararda dava tarihi nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu uygulanmıştır; güncel TBK 82 farklı süreler öngörmektedir. Karara karşı temyiz yolu açık olup Yargıtay incelemesinin sonucu bilinmemektedir. Teftiş raporu, hesap kayıtları ve bildirim tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



