KVKK Yazılımını Kopyalamak – Yargıtay 11. HD 2026/4089

İki danışman ortak projelerde çalışır; biri, kişisel veri envanteri çıkarmayı kolaylaştıran web tabanlı bir yazılım geliştirmiştir ve müşterilere tanıtılabilmesi için diğerine kullanıcı adı ile şifre verir. Birkaç ay sonra benzer işleyişe sahip ikinci bir site yayına girer. Savunma, iki program arasındaki benzerliğin yalnızca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ndaki zorunlu ifadelerden kaynaklandığıdır. Mahkemeler ise benzerliğin kanundan gelen kısmını ayıklayıp geri kalanına bakmış ve haksız rekabet sonucuna varmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2025/6453, K.2026/4089 sayılı kararıyla, haksız rekabetin tespitine ve maddi ile manevi tazminata hükmeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
💻 Ortak projeden iki ayrı siteye
Davacı, bilgi güvenliği baş denetçisi ve 6698 sayılı KVKK uyum danışmanı olarak çalışmaktadır. Dava dilekçesine göre taraflar 2019 yılı Nisan ayından itibaren denetim ve danışmanlık projelerinde birlikte çalışmış; uygulamanın içeriğini ve veritabanı tasarımını davacı yapmıştır. Davacının yazılımı, adı kararda gizlenmiş bir platforma kolay giriş yapılmasını sağlayan ve raporlama yapan web tabanlı bir sistemdir.
Davacının anlatımına göre davalı, dava dışı şirketlere verdiği danışmanlık süresince bu yazılımı kullanmak istemiş ve proje sonunda müşterinin siteye ücret karşılığında abone olacağını belirtmiştir. Davacı da davalıya kullanıcı adı ve şifre vermiştir. Davalının bu süreçte yazılımdaki tüm süreçleri, kavramları ve fikirleri kopyalayarak başka bir web sitesi oluşturduğu ileri sürülmüştür. Kararda aktarılan tarihlere göre davacının alan adı 16.01.2019, davalının sitesine ait alan adı ise 24.07.2019 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı; haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. Islah dilekçesiyle maddi tazminat talebi 19.335,00 TL artırılarak 20.335,00 TL‘ye çıkarılmıştır.
🛡️ Savunma: “benzerlik kanundan geliyor”
Davalı, 2016 yılından beri bilgi güvenliği ve kalite yönetim sistemleri alanlarında şirketlere danışmanlık ve eğitim verdiğini, davacıyla 2019 başında tanıştığını açıklamıştır. Savunmanın ana noktaları şunlardır:
- Davacının yazılımını dava dışı şirketlere önermeyi teklif etmiş, davacı da kabul etmiştir; şirketlere kullanıcı adı tanımlanmış ve tanıtım yapılmıştır.
- Şirketler sonradan programı almaktan vazgeçmiştir; davalı, davacının programını geliştirmesine de katkı vermiştir.
- İki yazılım arasındaki tek benzerlik, mevzuattan kaynaklanan ifadelerdir ve bunlar davacının fikir ve sanat eseri hakkına girmez.
- Davalı, davacıya kendi yazılımına erişim hakkı vermiş, davacının ürününü kazanç elde etmeden tanıtmaya çalışmıştır.
Bu savunma, uyuşmazlığın merkezini belirlemiştir: İki sistem arasındaki benzerlik, KVKK uyum sürecinin doğası gereği kaçınılmaz mıdır, yoksa davacıya özgü bir tasarımın aktarılması mıdır?
🏛️ İlk derece, istinaf ve temyiz
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (E.2019/318, K.2023/237), 22.09.2022 tarihli üç kişilik bilirkişi heyeti kök raporu ile ek rapora dayanmıştır. Mahkemenin kabulleri şöyle özetlenebilir:
- Davacının sitesi, çalışma prensibi ve özgün yazılımı nedeniyle sahibinin hususiyetini taşıyan eser niteliğindedir; program FSEK 2 uyarınca ilim eseri olarak korunabilir.
- Sitedeki “veri seti” çalışma prensibi ve “erişim, işleme, saklama, transfer” kullanımları mevzuatta yer almayan yeni bir yöntemdir.
- Kanun metinleri dışında kalan veri seti çalışma, erişim, saklama ve program işleyişi bakımından benzerlik zorunlu değildir.
- Davalı, kendi sitesinde davacının iş ürününden yetkisiz ve haksız biçimde yararlanarak menfaat sağlamıştır; bu durum haksız rekabettir.
Dava kısmen kabul edilmiş, 20.335,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi (E.2024/191, K.2025/1239) kararı usul ve yasaya uygun bularak davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin yerinde olduğunu belirterek kararı HMK 370/1 gereğince onamıştır. Karar 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Daire ayrı bir gerekçe geliştirmemiş, derece mahkemelerinin değerlendirmesini benimsemiştir.
🧩 Fikir mi, iş ürünü mü?
Davacı, dilekçesinde “fikirlerinin” kopyalandığından söz etmiştir. Oysa FSEK 2’nin son fıkrası, arayüzüne temel oluşturanlar da dâhil olmak üzere bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkelerin eser sayılmayacağını açıkça düzenler. Aynı maddenin birinci bendi ise her biçim altında ifade edilen bilgisayar programlarını ve program sonucu doğurması koşuluyla hazırlık tasarımlarını ilim ve edebiyat eseri sayar.
Kararın dikkat çekici yönü, uyuşmazlığın yalnızca eser koruması ekseninde değil, haksız rekabet ekseninde çözülmesidir. İlk derece mahkemesi, davalının “davacının eserinden-iş ürününden yetkisiz olarak yararlandığı” sonucuna ulaşmıştır. TTK 54’e göre haksız rekabet hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK 55/1-c ise başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmayı haksız rekabet hâlleri arasında sayar; bu bendin ilk alt bendi, kişinin kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmasıdır.
Somut olayda yazılıma erişim, ortak proje çerçevesinde davacı tarafından verilmiş kullanıcı adı ve şifreyle sağlanmıştır. Kararda bu hükmün alt bendine ayrıca atıf yapılmamış olsa da, erişimin işbirliği amacıyla tanınması ile sonradan rakip bir ürün oluşturulması arasındaki ilişki, mahkemenin “yetkisiz yararlanma” nitelendirmesinin arka planını oluşturmaktadır. Mahkeme ayrıca, kanun metinlerinden doğan ortaklığı ayrı tutarak korumayı yalnızca zorunlu olmayan tasarım tercihlerine yöneltmiştir.
Fikir ürünlerinde işleme iddiasının ispatına ilişkin farklı bir uyuşmazlık için işleme eser iddiasında ispat yazısına bakılabilir.
💰 Tazminatın hesaplanma biçimi
TTK 56/1, haksız rekabet nedeniyle ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşan kişiye şu davaları tanır:
- Fiilin haksız olup olmadığının tespiti (a),
- Haksız rekabetin men’i (b),
- Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması (c),
- Kusur varsa zararın tazmini (d),
- TBK 58’deki şartlar varsa manevi tazminat (e).
Maddi tazminat için alınan bilirkişi raporu, davacının dava konusu program üzerinden şirket başına yıllık 10.167,50 TL gelir elde edebileceğini hesaplamıştır. Davacının iki şirkete hizmet verebileceği kabul edilerek kayıp 2 x 10.167,50 TL = 20.335,00 TL olarak belirlenmiş ve ıslah edilen talep bu tutar üzerinden kabul edilmiştir. Manevi tazminat yönünden ise sitelerin oluşturulma tarihleri, satış yapılan şirketler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek istenen 20.000,00 TL yerine 10.000,00 TL takdir edilmiştir.
Haksız rekabet davalarında alacağın baştan belirlenip belirlenemeyeceği meselesini Hukuk Genel Kurulu düzeyinde ele alan karar haksız rekabette belirsiz alacak yazısında incelenmiştir.
🔬 Bilirkişi incelemesinin ağırlığı
Dosyanın seyrinde belirleyici olan, teknik karşılaştırmanın kapsamıdır. Mahkeme “en son alınan” 22.09.2022 tarihli heyet raporunu ve ek raporu esas almıştır; bu ifade, dosyada birden fazla rapor alındığına işaret etmektedir. Rapor iki soruya cevap vermiştir:
| İncelenen unsur | Mahkemenin kabulü |
|---|---|
| Kanun ve ilgili mevzuattaki metinler | Benzerlik zorunlu; koruma dışında |
| “Veri seti” çalışma prensibi | Mevzuatta yer almayan yeni yöntem; özgün |
| Erişim, saklama ve program işleyişi | Benzerlik zorunlu değil; yetkisiz yararlanma |
Bu ayrım, uyum yazılımları gibi içeriği büyük ölçüde mevzuatla belirlenen ürünlerde önem taşır. Mevzuattan aktarılan kavramlar kimsenin tekelinde değildir; ancak bu kavramları düzenleme, ilişkilendirme ve kullanıcıya sunma biçimi, karara göre korunabilir bir emek ürünü olabilmektedir. Yargıtay’ın kararı ayrıca gerekçelendirmeden onaması, değerlendirmenin büyük ölçüde somut dosyadaki teknik tespitlere dayandığını da göstermektedir.
❓ Sorular ve cevaplar
Davayı hangi mahkeme görmüştür?
Dava, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmüş; istinaf incelemesini İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesini Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yapmıştır.
Alan adlarının tescil tarihleri neden önemliydi?
Davacı, kendi sitesinin alan adının 16.01.2019’da, davalının sitesine ait alan adının ise işbirliğinin başlamasından sonra, 24.07.2019’da tescil edildiğini ileri sürmüştür. Bu sıralama, hangi ürünün önce ortaya çıktığına ilişkin iddiayı desteklemek için kullanılmıştır.
Manevi tazminat talebin tamamı üzerinden mi kabul edildi?
Hayır. Davacı 20.000,00 TL manevi tazminat istemiş, mahkeme sitelerin oluşturulma tarihleri ve tarafların sosyal ekonomik durumlarını gözeterek 10.000,00 TL’ye hükmetmiştir; dava bu nedenle kısmen kabul edilmiştir.
Yargıtay kararında ayrıntılı bir gerekçe var mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını belirtmekle yetinmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır. Ayrıntılı değerlendirmeler, ilk derece mahkemesinin kararında yer almaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer içtihatlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Yargıtay, derece mahkemelerinin değerlendirmesini ayrıca gerekçelendirmeden onamıştır; özgünlük ve benzerlik tespiti dosyadaki bilirkişi raporlarına dayanmaktadır. Yazılımın içeriği, tarafların ilişkisi ve teknik inceleme sonuçları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



