Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

İşleme Eser İddiasında İspat – Yargıtay 11. HD 2025/7057

Yazarları bir asrı aşkın süre önce hayatını kaybetmiş bir nota kitabı, bugün yeniden basıldığında kime aittir? Eserin koruma süresi dolmuşsa kitap herkesin kullanımına açık mıdır, yoksa yeni baskıyı hazırlayan yayıncı, yaptığı düzenlemeler nedeniyle kendi adına koruma talep edebilir mi? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu soruların ortasında kalan bir fikrî mülkiyet uyuşmazlığında, kitabın “işleme eser” olduğunu ileri süren tarafın bu iddiasını somut delillerle ispat etmesi gerektiğini vurgulamış ve ispat yükünü tersine çeviren kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.11.2025 tarihli ve E.2025/1369, K.2025/7057 sayılı kararıyla, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.68 uyarınca üç kat tazminata hükmeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını davalı yararına bozarak kaldırmış ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Davacı yayınevi, bir nota kitabının Türkiye’deki çoğaltma, yayım ve basım haklarının 2010’dan beri münhasıran kendisine ait olduğunu, aynı isim ve içerikteki kitabın bir müzik yayınevi tarafından satışa sunulduğunu ileri sürerek tecavüzün men’i ile FSEK m.68 uyarınca üç kat maddi tazminat ve manevi tazminat istemiştir. Davalı taraf, kitabın yazarlarının ve yayınevi sahiplerinin 1916, 1896 ve 1854’te vefat ettiğini, koruma süresinin dolduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi 12.420,00 TL maddi tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, kitapta işleyenin hususiyetini gösteren bir işleme bulunmadığını, koruma süresinin dolduğunu ve işleme eser iddiasını ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek, orijinal eserle karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yapılmadan kurulan hükmü bozmuştur.

🎼 Bir nota kitabı üzerindeki çekişme

Davacı, bir yayın şirketidir. Dava dilekçesine göre Türkiye’de belirli bir kitap üzerindeki çoğaltma, yayım ve basım hakları 2010 yılından beri münhasıran davacıya aittir. Davacı, bu hakları kitap üzerinde güncel değişiklikler yaptığını bildiren dava dışı bir şirketten sözleşmeyle devraldığını ileri sürmüştür. Kitap, içerik itibarıyla müzik notalarından oluşmaktadır.

Davacıya göre aynı isim ve içerikteki kitap, davacının bilgisi dışında bir müzik yayınevi tarafından satışa sunulmuştur. Davacı, eser üzerindeki telif oranının %15 olduğunu, kitabın kaç adet basıldığının alınan bandrol sayısıyla tespit edilebileceğini belirtmiş ve şu taleplerde bulunmuştur:

  • Davalıların muhtemel tecavüzünün men’i,
  • FSEK m.68 uyarınca üç kat tazminat olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat,
  • 5.000,00 TL manevi tazminat,
  • Bu tutarlara ihlal tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil.

Davacı, yargılama sırasında ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 12.420,00 TL’ye yükseltmiştir.

🛡️ Davalının savunması: koruma süresi doldu

Davalılar, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Savunmaya göre davalı yayınevi, şikâyete konu kitabı davacı şirketle ticari ilişki içinde sekiz yıldır yasal olarak satmaktadır. Davalılar ayrıca kitabın yazarlarının ve yayınevi sahiplerinin sırasıyla 1916, 1896 ve 1854 yıllarında vefat ettiğini, bu tarihlerin üzerinden 70 yıldan fazla süre geçtiğini savunmuştur. Davalılardan biri bakımından ise kitabın basım tarihinde henüz reşit olmadığı ileri sürülmüştür.

Savunmanın özü, eserin koruma süresinin dolduğu ve dolayısıyla kamuya mal olmuş bir eserin basımının hak ihlali oluşturmayacağıdır. FSEK m.27 uyarınca koruma süresi, eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder.

🏛️ İlk derece ve istinaf kararları

İlk derece mahkemesi (İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E.2017/390, K.2022/82), davacının kitap üzerinde güncel değişiklikler yaptığını bildiren şirketten Türkiye’deki basım ve dağıtım haklarını devraldığına dair sözleşme örneklerini sunduğunu, bu şirketin işleme eser üzerinde FSEK m.21/1 uyarınca hak sahibi olduğunu kabul etmiştir. Mahkemeye göre davalılardan biri, yetkilisi olduğu şirket adına bu işleme eseri aynen basıp satışa sunarak davacının FSEK m.21’deki çoğaltma ve m.23’teki yayma hakkını ihlal etmiştir. Koruma süresi dolan orijinal eseri bastığını savunan tarafın eserin orijinalini ibraz etmesi gerektiği de gerekçeye eklenmiştir.

Mahkeme; bir davalı hakkındaki davayı husumet yokluğundan usulden reddetmiş, diğer davalı yönünden davayı kısmen kabul ederek tecavüzün men’ine, kitabın yeniden basılmasının önlenmesine ve 4.140,00 TL telif bedelinin üç katı olan 12.420,00 TL maddi tazminatın 26.02.2015 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar vermiştir. Manevi tazminat talebi ise tüzel kişi olan davacının işleme eser üzerinde manevi hak sahibi olmadığı, yalnızca Türkiye’deki mali hakları devraldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Bölge adliye mahkemesi (İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi, E.2024/1412, K.2025/61), davalının orijinal eseri değil, işlenmiş eserin aynısını birebir bastığını kabul ederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanmıştır; şahıs adları metinden çıkarılmıştır.

⚖️ Yargıtay’ın bozma nedenleri

Daire, uyuşmazlığı şu şekilde tanımlamıştır: Davacının lisans aldığı kitabın koruma süresi dolan orijinal eserden işleme olup olmadığı; işleme ise davalının çoğaltmasıyla davacının haklarının ihlal edilip edilmediği; başka bir deyişle eserin niteliği ve ispat yükü. Kitabın ilim ve edebiyat eseri olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

  • İşleme eserin tanımı (FSEK m.6): Diğer bir eserden yararlanılarak meydana getirilen ve ona göre bağımsız olmayan; yararlanılan eserin sahibinin haklarına zarar vermemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler eser sayılır.
  • Eser sahipliği karinesi (FSEK m.11): Eser üzerinde adı belirtilen kişi veya kişiler, aksi sabit oluncaya kadar eser sahibi kabul edilir.
  • Kitabın görünümü: Kitap kapağında işleme eser olduğunu gösteren, işleyene özgü yeni ve hususiyet taşıyan bir işleme (önsöz, şerh, özel tertip) bulunmamaktadır. Kitap yalnızca yazar adlarıyla basılmıştır; davacı, kitabın baskısını yapan (editör/edisyon) konumundadır.
  • Koruma süresi (FSEK m.27): Yazarlar bakımından 70 yıllık koruma süresi dolmuştur.
  • İspat yükü: Kitabın işleme eser olduğunu iddia eden davacı, bu iddiasını ispatla yükümlüdür ve eserin orijinal kitaptan işlendiğini somut delillerle ortaya koymalıdır.

Daireye göre mahkemenin davacıdan asıl eseri isteyip temin etmesi, ardından bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken, ispat yükü tersine çevrilerek ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.373/1 uyarınca bozularak kaldırılmış, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

🔍 İşleme eser nedir, editörlük yeterli midir?

Kararın en öğretici yönü, bir eserin yeniden basılmasının veya yayına hazırlanmasının kendiliğinden yeni bir koruma doğurmadığını göstermesidir. FSEK m.6, işlemenin “işleyenin hususiyetini” taşımasını arar. Koruma süresi dolmuş bir eserin yeni baskısını hazırlayan kişi, ancak bu baskıya kendi özgün katkısını yansıtmışsa işleme eser sahibi olarak korunabilir.

Daire, bu katkının dışa yansıyan örnekleri olarak önsöz, şerh ve özel tertibi saymıştır. Somut kitapta bu unsurların bulunmaması ve kitabın yalnızca yazar adlarıyla basılması, FSEK m.11’deki karineyi yazarlar lehine işletmiştir. Böylece kitabın, işleme değil, yazarların eseri olduğu kabul edilmiş; bu eserin koruma süresinin de dolduğu belirtilmiştir.

Bu yaklaşım, fikrî mülkiyet uyuşmazlıklarında hak sahipliğinin iddia edenin sunduğu delillerle belirlenmesi gerektiği ilkesiyle uyumludur. Serinin marka alanındaki kararlarında da benzer biçimde hak sahipliği ve kötü niyet iddialarının somut olgulara dayandırılması aranmıştır; bu konuda marka yedekleme kararı ve alan adında marka kullanımı kararı incelenebilir.

🧪 Karşılaştırmalı inceleme ve bilirkişi

Yargıtay, ispat yükünü belirlemekle yetinmemiş, yeniden yapılacak yargılamada izlenecek yolu da tarif etmiştir:

  1. Asıl eserin temini: Davacıdan, işlemenin dayandığı ileri sürülen orijinal eser sorulup temin edilecektir.
  2. Karşılaştırma: Orijinal kitap ile dava konusu kitap karşılaştırılacaktır.
  3. Uzman bilirkişi heyeti: Bu konuda uzman kişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden rapor alınacaktır.
  4. Sonuca göre hüküm: Kitabın işleme eser niteliği taşıyıp taşımadığı bu inceleme sonucuna göre belirlenecektir.

Derece mahkemeleri, orijinal eserin dosyada bulunmamasını davalı aleyhine değerlendirmişti. Yargıtay ise orijinal eseri ibraz etme ve karşılaştırmaya elverişli delili sunma yükünün, işleme eser iddiasına dayanan davacıda olduğunu kabul etmiştir. Böylece “davalı, kamuya mal olmuş orijinali bastığını ispat etmelidir” yaklaşımı yerine “davacı, korunan bir işleme bulunduğunu ispat etmelidir” yaklaşımı benimsenmiştir.

💰 Üç kat tazminat talebine etkisi

FSEK m.68/1, eseri hak sahibinin yazılı izni olmadan işleyen, çoğaltan veya çoğaltılmış nüshaları yayanlardan, izni alınmamış hak sahibinin sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya Kanun uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katını isteyebileceğini düzenler. Bu dosyada ilk derece mahkemesi 4.140,00 TL olarak belirlenen telif bedelinin üç katı olan 12.420,00 TL’ye hükmetmişti.

Bu tazminatın ön koşulu, korunan bir eser ve bu eser üzerinde davacının hak sahipliğidir. Kitabın işleme eser olmadığı ve yazarları bakımından koruma süresinin dolduğu anlaşılırsa, davacının FSEK m.68’e dayanabileceği korunan bir mali hak bulunup bulunmadığı yeniden değerlendirilecektir. Yargıtay bozması, tazminatın miktarına değil, bu ön koşulun eksik incelemeyle kabul edilmesine yöneliktir. Dolayısıyla nihai sonuç, bilirkişi incelemesinin ortaya koyacağı tabloya bağlıdır.

❓ Soru ve cevaplar

Koruma süresi dolmuş bir eserin yeni baskısı korunur mu?

Yeni baskı, kendiliğinden yeni bir koruma doğurmaz. FSEK m.6’ya göre ancak işleyenin hususiyetini taşıyan bir işleme eser olarak korunur. Yargıtay bu kararda önsöz, şerh veya özel tertip gibi özgün katkı unsurları bulunmayan ve yalnızca yazar adlarıyla basılan kitabı yazarların eseri olarak kabul etmiştir.

İşleme eser iddiasını kim ispat etmelidir?

Karara göre kitabın işleme eser olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Derece mahkemelerinin orijinal eserin ibrazını davalıdan beklemesi, ispat yükünün tersine çevrilmesi olarak değerlendirilmiştir.

Tüzel kişi bir yayınevi manevi tazminat alabilir mi?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, tüzel kişi olan davacının işleme eser üzerinde manevi hak sahibi olmadığını ve yalnızca Türkiye’deki mali hakları devraldığını belirterek manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay’ın bozma kararı davalının temyizi üzerine verilmiş olup bu ret kararına ilişkin ayrı bir değerlendirme içermemektedir.

Bozmadan sonra dosyada ne yapılacak?

Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Yargıtay’ın tarif ettiği şekilde asıl eser temin edilip dava konusu kitapla karşılaştırılacak, uzman bilirkişi heyetinden rapor alınacak ve kitabın işleme eser olup olmadığına göre yeniden karar verilecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar bozma niteliğinde olduğundan dosyanın nihai sonucu ilk derece mahkemesinde yapılacak yeniden yargılamaya bağlıdır. Eser niteliği, işleme eser sahipliği, koruma süresi ve tazminat talepleri; eserin içeriğine, sunulan sözleşme ve delillere ve bilirkişi incelemesine göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu