Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Alan Adında Marka Kullanımı ve Sonradan Alınan Tescil: Yargıtay’dan İkinci Bozma

Bir internet sitesinin alan adında başkasının markasını andıran bir ibare geçiyorsa, sonuç her zaman tecavüz değildir. Belirleyici olan, o sitede sunulan hizmetin hangi sınıfa girdiği ve davalının kendi adına tescilli bir markasının bulunup bulunmadığıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2025 tarihli, 2025/673 E. ve 2025/4474 K. sayılı kararı, bu incelemenin eksik yapıldığı bir dosyayı ikinci kez bozuyor.

Kısa özet: Davacı, ibaresini 1983 yılından beri ticaret unvanında ve tescilli markalarında kullandığını, davalının aynı ibareyi unvanında ve alan adında iltibas oluşturacak şekilde kullandığını ileri sürerek unvan terkini, alan adının iptali, erişimin engellenmesi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, Yargıtay’ın önceki bozma ilamına uyarak yargılama yapmış ve davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini ve davalının usuli müktesep haklarının gözetilmediğini belirterek kararı yeniden bozmuştur.

🌐 Dava ve Savunma

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ilgili ibareyi 1983 yılından beri ticaret unvanında ve aynı zamanda adına tescilli tanınmış markalarda kullandığını, davalının marka olarak tesciline izin verilmeyen ibareyi iltibas oluşturacak şekilde kullandığını, bir alan adı üzerinden faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin emeğinden haksız yararlanmak saikiyle unvanını tescil ettirdiğini ileri sürmüştür. Talepleri: ticaret unvanının terkini, olmazsa ibarenin unvandan çıkarılması, alan adının iptali, siteye erişimin engellenmesi ve 10.000,00 TL manevi tazminat.

Davalı temsilcisi cevabında; davacının tanınmışlık başvurusunun reddedildiğini, ibarenin hizmet sektöründe çok genel ve yaygın kullanıldığını, kimsenin tekeline verilemeyeceğini, sitelerindeki içeriklerin ve faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 19 uncu maddesi uyarınca davacının ibareyi 42 nci sınıftaki hizmetlerde kullandığını ispatlaması gerektiğini savunmuştur.

⚖️ Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge adliye mahkemesi, alınan bilirkişi raporuna dayanarak davalının alan adında ve site içeriğinde ticari etki yaratacak şekilde ticaret unvanındaki ibareyi dijital reklamcılık hizmetinde markasal olarak kullandığını, bunun davacının reklamcılık hizmetlerinde tescilli markası ve ticaret unvanı ile iltibas yaratacağını kabul etmiştir. Dava tarihinden sonraki marka tescil başvurusunun kullanımı hukuka uygun hâle getirmeyeceği de belirtilmiştir.

Mahkeme, davalının ticaret unvanının tescil tarihi üzerinden beş yıldan fazla süre geçmiş olsa da, alan adının tescil tarihinin 05.03.2015 olduğunu ve markasal kullanımın başladığı tarihten itibaren sessiz kalma süresinin geçmediğini tespit etmiştir. Sonuçta tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, menine, ibarenin unvandan çıkarılarak sicilden terkinine, alan adının iptaline ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 Önceki Bozma İlamı Ne İstemişti?

Kararda, Dairenin 07.12.2023 tarihli ve 2022/3333 E., 2023/7179 K. sayılı önceki bozma ilamı uzun uzun aktarılmıştır. O ilamda dört iş sıralanmıştı:

  • Uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davalının internet sitesindeki faaliyetlerinin Türk Patent ve Marka Kurumu marka sınıflandırma sistemine göre hangi sınıftaki hizmetler kapsamında kaldığının belirlenmesi,
  • Bu hizmetlerin davacının hangi markası kapsamında yer aldığının tespiti,
  • Davacının markasını oluşturan işaret ile davalının markasal kullanım gerçekleştirdiği işaretin karşılaştırılması,
  • Davalı adına tescilli markanın Kurumdan işlem dosyası getirtilerek incelenmesi ve 6769 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin değerlendirilmesi.

Bozma ilamında ayrıca şu somut çelişkiye işaret edilmişti: davalı, 2018 yılında tescil edilmiş bir markaya sahip olduğunu belgelemişti ve bu marka 35 inci sınıfta “reklamcılık ve pazarlama ile ilgili hizmetler, reklam amaçlı tasarım hizmetleri, alıcı ve satıcılar için online pazaryeri sağlama hizmetleri” için tescilliydi. İlk derecede görüşüne başvurulan bilirkişi ise site üzerinden tanıtılan işlerin 42 nci sınıfta bilgisayar hizmetleri ile tasarım hizmetleri kapsamında kaldığını bildirmişti.

🔍 Sınıf Tespiti Neden Belirleyici?

Marka hakkı, tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarıyla sınırlıdır. Bu nedenle bir alan adındaki kullanımın tecavüz oluşturup oluşturmadığı, o sitede fiilen sunulan hizmetin hangi sınıfa girdiğine bağlıdır. Dosyadaki ikilem tam olarak budur: kullanım 35 inci sınıf hizmetler kapsamındaysa davalının kendi tescili devreye girer; 42 nci sınıf hizmetler kapsamındaysa davacının markası belirleyici olur.

Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin bozmaya uyduğunu, ancak alınan bilirkişi raporunda Kurumdan getirtilen işlem dosyası incelenmeden ve bu sınıf ayrımı yapılmadan hüküm kurulduğunu tespit etmiştir. Karar, “bozma gereklerini karşılamayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması” nedeniyle yeniden bozulmuştur.

🆕 SMK 155: Sonraki Tarihli Tescil Savunma Olur mu?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 155 inci maddesi, sonraki tarihli bir sınai mülkiyet hakkı sahibinin, kendi tescilini önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında savunma olarak ileri süremeyeceği esasını düzenler. Bozma ilamı, bu maddenin değerlendirilmesini açıkça istemişti. Bölge adliye mahkemesi ise bu değerlendirmeyi yapmadan hüküm kurmuştur.

Karardaki ikinci vurgu ise usuli müktesep haktır: bozma ilamı bir tarafa usuli kazanılmış hak sağlıyorsa, bozmadan sonraki yargılamada bu hak gözetilmeden karar verilemez. Daire, davalının usuli müktesep hakları göz önüne alınmadan hüküm kurulmasını da bozma sebebi saymıştır.

Alan adı ve marka uyuşmazlıkları, taklit sitelerle mücadele bakımından da doğrudan işlev görür. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

🔗 Sessiz Kalma Süresi ve Alan Adı

Kararda tartışılan bir diğer başlık, sessiz kalma nedeniyle hak kaybıdır. Bölge adliye mahkemesi, ticaret unvanının tescil tarihinden itibaren beş yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen, ibarenin alan adında ve web sitesinde markasal olarak kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren sessiz kalma süresinin geçmediğini kabul etmiştir. Bu yaklaşım, unvan tescili ile markasal kullanımın başlangıcının ayrı tarihler olarak ele alınabileceğini göstermektedir.

Serideki diğer kararlar için Karar Arama sayfası kullanılabilir.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Alan adında marka geçmesi her hâlde tecavüz müdür?

Hayır. Kararda, kullanımın hangi sınıftaki hizmetleri kapsadığının ve davalının kendi tescilli markasının kapsamının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır; bu tespit yapılmadan sonuca varılamaz.

Dava açıldıktan sonra alınan marka tescili kullanımı meşrulaştırır mı?

Bölge adliye mahkemesi, dava tarihinden sonraki marka tescil başvurusunun kullanımı hukuka uygun hâle getirmeyeceğini kabul etmiştir. Dosyadaki tescilin tarihi ve kapsamı ise bozma ile yeniden incelenecektir.

Bozmaya uyulduktan sonra eksik inceleme yeniden bozma sebebi olur mu?

Bu dosyada olmuştur. Daire, bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini ve usuli müktesep hakların gözetilmediğini belirterek kararı yeniden bozmuştur.

Bu karar benim dosyama doğrudan uygulanır mı?

Yargıtay kararları benzer olaylarda güçlü bir yol göstericidir; ancak her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu