Emsal KararlarForex Hukuku

İzahnameye Aykırı Fon ve SPK – İstanbul BAM 13. HD 2025/1981

Halka açık bir şirket, bedelli sermaye artırımıyla yatırımcılardan topladığı fonun borç ödemesi ve işletme sermayesi için kullanılacağını izahnamede duyurur; birkaç gün sonra aynı fonun önemli bir kısmıyla kendi yönetim kurulu başkanı ve başkan vekilinden 54 bağımsız bölüm satın alır. Sermaye Piyasası Kurulu bu işlemin iptali ve paranın şirkete iadesi için dava açar, ancak dayandığı yetki işlemden yaklaşık on altı ay sonra kanuna eklenmiştir. Yeni yetki, yürürlüğünden önce yapılmış bir işleme uygulanabilir mi? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi bu soruyu kanunların geriye yürümezliği ilkesi çerçevesinde yanıtlamıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 27.11.2025 tarihli ve E.2023/379, K.2025/1981 sayılı kararıyla, Sermaye Piyasası Kurulunun 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) m.91/3’e dayanarak açtığı satış işleminin iptali ve ödenen bedelin şirkete iadesi davasını reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş, temyiz yolu açık bırakılmıştır.

Kısa özet: Bir gayrimenkul şirketi 2018’de sermayesini 160 milyon TL’den 250 milyon TL’ye artırmış, izahnamede fonun kısa vadeli finansal borçların kısmen ödenmesi ve işletme sermayesi için kullanılacağını açıklamıştır. Şirket 18.10.2018’de fonun bir kısmıyla yönetim kurulu başkanı ve başkan vekilinden 54.432.000 TL’ye 54 bağımsız bölüm almıştır. SPK, izahnameye aykırılık tespit ederek 22.05.2020’de SPKn m.91/3’e dayalı iptal ve iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Daire de işlemin tarihinde yürürlükte olan m.91’in yalnızca nakit ve varlıkların hak sahiplerine iadesi ya da ortaklığın tasfiyesi davasına imkân verdiğini, 25.02.2020’de yürürlüğe giren m.91/3’ün geçmişe uygulanamayacağını ve üç aylık hak düşürücü sürenin de aşıldığını belirterek istinafı reddetmiştir.

🏢 Sermaye artırımı, izahname ve 54 bağımsız bölüm

Karar metnine göre davalı şirket, 250 milyon TL kayıtlı sermaye tavanı içinde 160 milyon TL olan çıkarılmış sermayesini tamamı nakden 90 milyon TL artırmak için SPK’ya başvurmuştur. Kurul 13.09.2018 tarihli kararıyla izahnameyi onaylamış, izahname 17.09.2018’de Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) ilan edilmiştir. Yeni pay alma (rüçhan) hakları 20.09.2018–04.10.2018 arasında kullanılmış, kalan paylar 8–9 Ekim 2018’de satılmış ve toplam 90.094.537 TL nakit girişi sağlanmıştır.

İzahnamenin halka arz gelirlerinin kullanım yerlerine ilişkin bölümünde, elde edilecek kaynağın şirketin kısa vadeli finansal borçlarının kısmen geri ödenmesinde ve işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasında kullanılacağı belirtilmiştir.

Şirket ise 18.10.2018 tarihli özel durum açıklamasıyla, gayrimenkul portföyünü güçlendirmek, varlık değerini artırmak ve kira geliri elde etmek amacıyla yönetim kurulu başkanı ve başkan vekiline ait bir projedeki 54 bağımsız bölümü toplam 54.432.000 TL’ye satın aldığını kamuya duyurmuştur. Şirketin denetim komitesi raporunda da sermaye artırımından gelen fonun bir kısmının banka kredisi ödemelerinde, bir kısmının ise “teminat yapısının güçlendirilmesi amacıyla” portföye alınan taşınmaz ödemeleri ve diğer giderlerde kullanıldığı açıklanmıştır.

📋 SPK’nın tespitleri ve verdiği süreler

Kurulun inceleme raporları ve kararları, dava dilekçesinde şu sırayla aktarılmıştır:

  • 10.10.2019 tarihli karar: Sermaye artırımından elde edilen fonun yaklaşık %60’ının izahnamede açıklanmadığı hâlde ilişkili taraflardan gayrimenkul alımında kullanıldığı, böylece izahnamedeki bilgilerin yanıltıcı ve eksik hâle geldiği tespit edilmiştir. SPKn m.96 kapsamında, bağımsız bölümlerin satın alma maliyetine kanuni faiz eklenerek bulunacak tutardan aşağı olmamak üzere 31.12.2019’a kadar elden çıkarılması, aksi hâlde ilişkili kişilerce iade bedelinin şirkete ödenmesi suretiyle satışın iptal edilmesi istenmiştir.
  • 14.11.2019 tarihli karar: Şirketçe fiilen tahsil edilen kira gelirlerinin, kiralama giderleri düşüldükten sonra indirim kalemi olarak dikkate alınabileceği belirtilmiştir.
  • 19.12.2019 tarihli karar: Süre 29.02.2020’ye uzatılmıştır.

Kurula göre bağımsız bölümler elden çıkarılmamış ve iade gerçekleşmemiştir; izahnameye aykırılık dava tarihinde de devam etmektedir. Bunun üzerine Kurul, 7222 sayılı Kanun’la SPKn m.91’e eklenen üçüncü fıkraya dayanarak satış işlemlerinin iptali ve fon kaynağından ödenen bedelin şirkete iadesi için dava açmıştır.

📜 SPKn m.91: 7222 sayılı Kanun öncesi ve sonrası

Uyuşmazlığın merkezinde, maddenin iki farklı dönemdeki metni vardır. Daire karşılaştırmayı şöyle yapmıştır:

  • İşlem tarihindeki (18.10.2018) metin: Kurulca yapılan yazılı ihbar tarihinden itibaren bir yıl içinde kanuna aykırı ihracın doğurduğu sonuçlar tamamen ortadan kaldırılmazsa Kurul, nakit ve diğer varlıkların hak sahiplerine iadesi veya ortaklığın tasfiyesi için dava açmaya yetkilidir.
  • 25.02.2020’de yürürlüğe giren yeni üçüncü fıkra: Kurul, ihraçtan elde edilen tutarın izahnameye aykırı kullanılması sonucunu doğuran iş ve işlemlerin iptali ve nakit ile diğer varlıkların izahnameyi yayımlayan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesi için, tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde izahnamenin onay tarihinden itibaren iki yıl içinde dava açmaya yetkilidir.

Güncel kanun metninde, işlem tarihindeki düzenleme bugün m.91/4 olarak yer almakta; izahnameye aykırılık hâlinde ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve iptal davası yetkisi ise 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanun’la eklenen m.91/3’te düzenlenmektedir. Eski metin Kurula yalnızca yatırımcıya iade veya tasfiye davası imkânı tanırken, yeni fıkra doğrudan izahnameye aykırı işlemin iptalini ve bedelin ortaklığa geri dönmesini hedefleyen yeni bir dava türü getirmiştir.

🏛️ İlk derece mahkemesinin üç ayrı ret gerekçesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 20.10.2022 tarihli, 2020/238 E. – 2022/704 K. sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Gerekçe üç ayrı dayanağa oturmaktadır:

  1. Esas yönünden: Şirketin iştigal konusu gayrimenkul portföyü işletmektir; izahnamede fonun bir kısmının işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılacağı açıklandığından, mahkemeye göre taşınmaz alımı izahnameye aykırılık oluşturmamaktadır. Bilirkişilerce satış tarihindeki toplam değer 48.055.000 TL olarak belirlenmiş, mahkeme rayiç değerin satın alma bedeline yakın olduğunu ve taşınmaz fiyatlarındaki artış karşısında şirketin bu alımla kâra geçtiğini değerlendirmiştir.
  2. Geriye yürümezlik yönünden: 18.10.2018 tarihli işleme o tarihte yürürlükte olan m.91 uygulanır; bu metin iptal ve şirkete iade davasına imkân vermemektedir. Mahkeme, bilirkişi ek raporundaki “kamu düzenine ilişkin hüküm geçmişe de uygulanır” yönündeki değerlendirmeye itibar etmemiştir.
  3. Süre yönünden: Yeni fıkradaki “tespit tarihinden itibaren üç ay” süresi hak düşürücüdür; Kurul işlemi 2018’de tespit ettiği hâlde dava 22.05.2020’de açılmıştır.

Mahkeme ayrıca davanın TTK m.553 kapsamında açılmış bir sorumluluk davası olmadığını ve değeri düşük taşınmazların şirkete yüksek bedelle satıldığı iddiasını içermediğini vurgulamıştır.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔄 Kurulun istinaf itirazları ve Dairenin cevabı

SPK vekili istinaf dilekçesinde ağırlıklı olarak şu görüşleri savunmuştur:

  • m.91/3’teki dava açma yetkisi bir usul hükmüdür ve “derhal uygulanma” ilkesi gereği, yürürlükten önce doğmuş ancak sonuçları tamamlanmamış ilişkilere de uygulanmalıdır.
  • İzahnameye aykırılık, Kurulun verdiği süreler dolmasına rağmen giderilmediği için dava tarihinde hâlâ devam etmektedir.
  • Kanunda nispi (üç ay) ve azami (iki yıl) olmak üzere iki süre vardır; izahnamenin onayından itibaren iki yıl dolmadan dava açılmıştır.
  • İlk bilirkişi raporu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki değerini 52.205.000 TL, ek rapor satış tarihindeki değerini 48.055.000 TL olarak belirlemiştir; her iki tutar da ödenen 54.432.000 TL’nin altındadır.

Daire bu itirazları kabul etmemiştir. Gerekçede, geçmişe etkili olmama kuralı hatırlatılarak dava konusu olaya 7222 sayılı Kanun’la değişiklikten önceki m.91’in uygulanması gerektiği belirtilmiştir. İptali istenen alım-satım işlemi 18.10.2018 tarihli olduğundan, o tarihte yürürlükte olan hükme dayanılarak ancak nakit ve diğer varlıkların hak sahiplerine iadesi veya ortaklığın tasfiyesi için dava açılabileceği; yeni fıkraya dayalı iptal davasının bu işleme yöneltilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Daire ayrıca ilk derece mahkemesinin gerekçesinin ve tespitlerinin dosya kapsamına uygun olduğunu, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu (HMK m.282) belirterek istinafı HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiştir.

⏳ Üç ay mı, iki yıl mı? Sürenin niteliği

Kararın ikinci önemli yönü, m.91/3’teki sürenin niteliğine ilişkindir. Daire, kanun koyucunun zamanaşımı öngördüğü durumlarda bunu açıkça belirttiğini, hak düşürücü süreleri ise ayrıca adlandırmadığını ifade eden ilk derece gerekçesini benimsemiştir. Buna göre “tespit tarihinden itibaren üç ay” süresi hak düşürücü niteliktedir.

Kurul ise iki yıllık azami sürenin dolmadığını ileri sürmüştü. Kanun metninde iki süre birlikte yer almaktadır: tespitten itibaren üç aylık nispi süre ve izahnamenin onayından itibaren iki yıllık azami süre. Daire, iki yıllık sürenin dolmamış olmasını yeterli görmemiş; işlemin 2018’de tespit edildiğini, davanın ise 22.05.2020’de açıldığını belirterek geriye yürümezlik yanında süre koşulunun da aşıldığını kabul etmiştir.

SPK’nın açtığı davalarda sürelerin niteliğine ilişkin farklı bir hükümle ilgili olarak serideki örtülü kazanç iadesinde süre kararı, izahnameye aykırılığın idari yaptırım boyutu için halka arz fonu ve izahname kararı incelenebilir.

👥 Pay sahibi yatırımcılar açısından sonuç

Karar, izahnameye aykırı fon kullanımının hukuken hiçbir sonuç doğurmadığı anlamına gelmemektedir. Dairenin değerlendirmesi, Kurulun belirli bir dava türünü, belirli bir tarihte yürürlükte olmayan bir hükme dayanarak açıp açamayacağıyla sınırlıdır. SPKn m.91’in son fıkrası, kendilerinden para toplanan kişilerin genel hükümlerden kaynaklanan haklarını saklı tutmaktadır; ilk derece mahkemesinin kararında da TTK m.553’e dayalı sorumluluk davasının bu davanın konusu olmadığı ayrıca vurgulanmıştır.

Kararın uygulamaya yansıyan başlıca sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • m.91/3’teki iptal ve ortaklığa iade davası, 25.02.2020’den önce tamamlanmış işlemler bakımından Dairece uygulanabilir görülmemiştir.
  • Üç aylık süre hak düşürücü kabul edilmiş; iki yıllık azami sürenin dolmamış olması tek başına yeterli görülmemiştir.

Karar temyize açık olduğundan, derhal uygulanma ilkesi ile geriye yürümezlik arasındaki bu tartışmanın Yargıtay’da nasıl sonuçlanacağı ayrıca önem taşımaktadır.

💬 Sık sorulan sorular

SPKn m.91/3 ne zaman yürürlüğe girdi?

Üçüncü fıkra, 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanun’la eklenmiş ve kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı 25.02.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kararda, kanunda ayrıca geçmişe etkili bir yürürlük hükmü bulunmadığı vurgulanmıştır.

Daire, gayrimenkul alımının izahnameye uygun olduğuna mı karar verdi?

İlk derece mahkemesi, şirketin iştigal konusu ve izahnamedeki işletme sermayesi ifadesi nedeniyle aykırılık bulunmadığını değerlendirmiştir. Daire ise kendi gerekçesinde ağırlıklı olarak geriye yürümezlik ve hak düşürücü süre üzerinde durmuş, ilk derece gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğunu belirterek istinafı reddetmiştir.

İşlem tarihindeki kanun Kurula hangi davayı açma imkânı veriyordu?

Karar metnine göre işlem tarihindeki m.91, Kurulca yapılan yazılı ihbar tarihinden itibaren bir yıl içinde kanuna aykırı ihracın sonuçları ortadan kaldırılmazsa, nakit ve diğer varlıkların hak sahiplerine iadesi veya ortaklığın tasfiyesi için dava açma yetkisi tanımaktaydı. Bu dosyadaki dava ise işlemin iptali ve bedelin şirkete iadesi talepli olarak açılmıştır.

Bu karar kesinleşti mi?

Karar metninde, tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde HMK m.361/1 gereği Yargıtay temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Yayımlanan metinde temyiz aşamasına dair bilgi yer almamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan bölge adliye mahkemesi kararından derlenmiştir. Karar istinaf aşamasına ait olup temyiz yolu açıktır. Kanun değişikliklerinin zaman bakımından uygulanması, izahnameye aykırılığın varlığı ve dava sürelerinin hesabı her dosyanın tarihlerine ve olgularına göre ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu