İki Kez Satılan Pay ve İlmühaber – Yargıtay 11. HD 2025/7761

Bir anonim şirketin yarısını temsil eden paylar, birkaç hafta arayla iki farklı kişiye satılırsa hangisi ortak olur? Ticaret sicilinde ve genel kurul tutanaklarında adı geçen ikinci alıcı mı, yoksa cirolu ilmühaberleri elinde tutan ilk alıcı mı? Nama yazılı payların devrinde zilyetliğin ve cironun ağırlığını gösteren bu soru, 1.100.000 USD bedelli bir pay satışında Yargıtay önüne gelmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.12.2025 tarihli ve E.2025/2945, K.2025/7761 sayılı kararıyla, cirolu geçici ilmühaberleri teslim alan davacının şirkette 6.000 adet payın sahibi olduğunu tespit eden ve pay defterine kayda hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını duruşmalı inceleme sonunda onamıştır. Karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
📜 Aynı paylar, iki satış
Davalı şirket 18.02.2008 tarihinde limited şirket olarak kurulmuş, sonradan anonim şirkete dönüşmüştür. Şirketin sermayesi 300.000,00 TL olup her biri 25,00 TL itibari değerde 12.000 paya ayrılmıştır. Paylar nama yazılıdır; pay senedi yerine geçici ilmühaber bastırılmıştır. Uyuşmazlık tarihinde iki ortak payların yarısına sahiptir.
Davacının anlatımına göre ortaklardan biri, kendisine ait 6.000 payı 17.10.2017 tarihli devir sözleşmesi ve temlik beyannamesiyle davacıya devretmiş, ilmühaberleri de ciro ederek teslim etmiştir. Ne var ki aynı ortak, 18.11.2017 tarihli hisse devri sözleşmesiyle bu payları bu kez diğer ortağa devretmiştir. Ardından:
- 25.11.2017 tarihli olağanüstü genel kurulda devir işleme alınmış,
- diğer ortak şirketin yüzde yüz payına sahip görünmüş,
- 14.12.2017 tarihli olağan genel kurulda şirketin tek yöneticisi seçilmiş,
- bu durum 26.12.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmiştir.
Davacı, TTK’nın 486/2 ve 490/2 hükümlerine dayanarak pay devrinin ilmühaberlerin zilyetliğinin geçmesiyle tamamlandığını, ilmühaberleri hiç teslim almayan ikinci alıcının paylara malik olamayacağını ileri sürmüş; 6.000 payın kendisine ait olduğunun tespitini ve pay defterine tescilini talep etmiştir.
🗣️ Tarafların savunmaları
Payları devreden ortak, ilmühaberleri cirolayıp davacıya teslim ettiğini kabul etmiştir. Ona göre ikinci devir şarta bağlıydı: davacı ile diğer ortağın anlaşabileceği ihtimaline karşı imzalanmış, anlaşma sağlanamadığı için yerine getirilmemişti. Payların tescili şirket yetkilisinin işi olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceğini de savunmuştur.
Şirket ve ikinci alıcı ise farklı bir çizgi izlemiştir:
- Pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülebilmesi için devrin şirkete bildirilmesi ve pay defterine işlenmesi gerekir; davacı bu yönde başvuru yapmamıştır.
- Şirkete başvurulmadan şirketin devri onaylayıp onaylamayacağı veya payları gerçek değeriyle almayı önerip önermeyeceği belli olmadığından hukuki yarar yoktur.
- Davacı tarafı, davanın açılmasından kısa süre öncesine kadar aynı payları satın almaya çalışmış, 20.10.2019 tarihinde şirket muhasebecisine teklif göndermiştir; payların zaten kendisine ait olduğunu ileri sürmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
- Temlik beyannamesi gerçeği yansıtmamaktadır ve davacının o tarihte bu bedeli ödeyecek mali gücü yoktur.
⚖️ İlk derece, istinaf ve Yargıtay
İlk Derece Mahkemesi, geçici ilmühaberlerin asıllarını incelemiş, 6.000 paya karşılık gelen ilmühaberlerin devreden ortak tarafından cirolanarak davacıya teslim edildiğini tespit etmiştir. Esas sözleşmede devri şirket onayına bağlayan bir kısıtlama bulunmadığını belirterek şirkete karşı açılan davayı kabul etmiş; şirket temsilcisi ile devreden ortağa yönelik davayı ise husumet yokluğundan reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi esas yönünden aynı sonuca ulaşmış, ancak husumet konusunda farklı düşünmüştür. Daireye göre devreden ortak, davacıya 1.100.000,00 USD karşılığında paylarını devrettiğini ve bedeli aldığını kabul etmiş; aynı paylar için ikinci alıcıyla da sözleşme yapmış ve ikinci devir karşılığında da 1.100.000,00 USD aldığını kabul etmiştir. Payları kendi adına tescil ettiren ikinci alıcının ve ikinci devri yapan ortağın davada yer alması zorunludur. Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış, dava tüm davalılar yönünden kabul edilmiş; davacının 6.000 payın sahibi ve şirketin ortağı olduğu tespit edilerek pay defterine kayda karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23.12.2025 tarihinde duruşma yapmış ve ertesi gün verdiği kararla Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek HMK 370/1 uyarınca kararı onamıştır. Davacı lehine 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
🔑 Ciro ve teslim neden belirleyici oldu?
Yargıtay’ın onadığı gerekçe, nama yazılı payların devrine ilişkin TTK hükümlerinin birlikte okunmasına dayanmaktadır:
- TTK 490/1: Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir.
- TTK 490/2: Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.
- TTK 486/2: Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir ve ilmühaberlere nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
- TTK 492/1: Devrin şirket onayına bağlanabilmesi için esas sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmalıdır.
Somut olayda esas sözleşme devri sınırlandırmamış, yalnızca kanun hükümlerine atıf yapmıştır. Bu nedenle devir için şirketin onayı aranmamış; TTK 492 ve devamı maddelerindeki onay mekanizması devreye girmemiştir. Genel kural uygulanmış ve davacının yazılı devir sözleşmesi ile cirolu ilmühaberlerin teslimi sonucunda payları edindiği kabul edilmiştir.
Kararın en dikkat çekici değerlendirmesi ikinci satışa ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesine göre payları satıp ilmühaberleri ciro ve teslim eden ortağın artık şirkette payı kalmamıştır. Bu ortağın aynı payları “sanki sadece çıplak pay varmış gibi” yeniden devretmesi, ikinci alıcıyı bu paylar yönünden ortak hâline getirmez. İkinci alıcının tek ortak olarak kayıt ve ilan edilmiş olması da sonucu değiştirmemiştir; mahkeme, ilmühaberlerin davacının elinde bulunduğunu ve dosyaya sunulduğunu özellikle vurgulamıştır.
Dürüstlük kuralı savunması da sonuca etki etmemiştir. Davacı tarafın sonradan ikinci alıcıyla pay devri görüşmeleri yapması, usulüne uygun yapılmış devrin geçerliliğini etkilememiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, taraflar arasında paylara ilişkin uzun süreli görüşmeler yapıldığının savunmada belirtilmesini, şirkete başvurulduğunu gösteren bir olgu olarak da değerlendirmiştir. Böylece hukuki yarar itirazı da karşılanmıştır.
👥 Davada kimler yer almalı?
İlk derece mahkemesi, ortaklığın tespiti talebinde husumetin yalnızca şirkete yöneltilmesini yeterli görmüştü. Bölge Adliye Mahkemesi bu görüşe katılmamış ve Yargıtay da istinaf kararını onamıştır. Bu dosyadaki yaklaşım şöyle özetlenebilir:
| Davalı | Davada yer alma gerekçesi |
|---|---|
| Şirket | Pay defterine kayıt ve ortaklığın şirkete karşı tespiti |
| Payların adına kayıtlı olduğu ikinci alıcı | Aidiyeti tespit edilen paylar onun adına kayıtlıdır |
| Payları iki kez devreden ortak | İkinci devrin geçerliliği yargılamada tartışılmaktadır |
Pay defterinin işlevi bakımından TTK 499/4, şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı kişinin pay sahibi sayılacağını düzenler; TTK 499/2 ise payın usulüne uygun devredildiği ispat edilmedikçe devralanın pay defterine yazılamayacağını öngörür. Bu dosyada usulüne uygun devrin davacı lehine gerçekleştiği tespit edildiğinden pay defterine kayıt yönünde hüküm kurulmuştur. Senede bağlanmamış paylarda yazılı şekil tartışması için çıplak pay devri ve yazılı şekil yazısına, imzasız pay senedine dayanan ortaklık iddiası için imzasız pay senediyle ortaklık yazısına bakılabilir.
💼 Pay alıcısı açısından değerlendirme
Karar, borsada işlem görmeyen şirket paylarına yapılan yüksek tutarlı yatırımlarda devrin hangi unsurlarla tamamlandığını göstermesi bakımından önemlidir. Kararın dayandığı olgulardan çıkan sonuçlar şunlardır:
- Pay senedi veya ilmühaber bastırılmış nama yazılı paylarda yazılı devir sözleşmesinin yanında senedin ciro edilerek teslimi belirleyici olmuştur.
- Esas sözleşmede devir kısıtlaması bulunmuyorsa şirketin onayı devrin geçerlilik koşulu olarak aranmamıştır.
- Ticaret sicilindeki ilan ve genel kurul tutanakları, usulüne uygun önceki devri ortadan kaldırmamıştır.
- Aynı payı ikinci kez satan ortağın ikinci alıcıya karşı sorumluluğu bu davanın konusu değildir; kararda bu yönde bir değerlendirme yoktur.
Kararın kapsamı da doğru okunmalıdır. Yargıtay ayrıntılı bir gerekçe yazmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır. Esas sözleşmesinde devir kısıtlaması bulunan şirketlerde veya kayden izlenen paylarda (TTK 499/5 ve Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri) farklı kurallar uygulanabilir. Borsa payları açısından kayıt meselesine ilişkin bir örnek için hisse kaydı için tespit davası yazısı incelenebilir.
❓ Okuyucu soruları
Davacı kaç pay için ortaklık tespiti istedi?
Davacı, her biri 25,00 TL itibari değerde 6.000 adet paydan oluşan, toplam 150.000,00 TL nominal değerli payların kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. Bu paylar, 300.000,00 TL sermayeli şirketin yarısına karşılık gelmektedir.
Devreden ortak ikinci satışı nasıl açıkladı?
Devreden ortak, ikinci sözleşmenin davacı ile diğer ortağın anlaşma ihtimaline bağlı şartlı bir sözleşme olduğunu, anlaşma sağlanamadığı için yerine getirilmediğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi ise ilk devirden sonra bu ortağın şirkette payı kalmadığını kabul etmiştir.
İlk derece kararı neden kaldırıldı?
Esasa ilişkin sonuç değişmemiştir. Kaldırma sebebi husumettir: Bölge Adliye Mahkemesine göre paylar ikinci alıcı adına kayıtlı olduğundan ve ikinci devrin geçerliliği tartışıldığından, ikinci alıcı ile payları devreden ortağın da davada yer alması gerekiyordu.
Yargıtay incelemesi duruşmalı mı yapıldı?
Evet. Temyiz duruşma istemli yapılmış, 23.12.2025 tarihinde taraf vekilleri dinlenmiş, karar 24.12.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, benzer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ayrıntılı gerekçe yazmadan onamıştır; yazıdaki değerlendirmeler büyük ölçüde onanan istinaf kararının gerekçesine dayanmaktadır. Esas sözleşmesinde devir kısıtlaması bulunan şirketlerde, kayden izlenen paylarda veya farklı belgelerle yapılan devirlerde farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



