AİHM Kararı Sonrası Yenileme Reddi – AYM 2022/80972

Strazburg’dan gelen bir ihlal kararı, hükümlü için kendiliğinden bir sonuç doğurmaz; kararın iç hukukta karşılık bulması için çoğu zaman ceza davasının yeniden açılması gerekir. Peki hükmün bir kısmı sonradan yapılan kanun değişikliğiyle “ceza verilmesine yer olmadığı” kararına dönüşmüşse, yargılamanın yenilenmesi talebi “artık hukuki yarar yok” denilerek reddedilebilir mi? Anayasa Mahkemesi, bir gösteriye katılım nedeniyle verilen mahkûmiyetin ardından gelen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ihlal kararını konu alan başvuruda bu soruya olumsuz cevap vermiştir.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 1/7/2026 tarihli ve 2022/80972 başvuru numaralı kararıyla, AİHM’in ihlal kararına dayanan yargılamanın yenilenmesi talebinin hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddedilmesinin ve talebin yaklaşık iki yıl üç ay sonuçsuz bekletilmesinin Anayasa’nın 34. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetmiştir.
📣 Gösteriden mahkûmiyete, mahkûmiyetten Strazburg’a
Dosyanın başlangıcı, (kapatılan) Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/6/2009 tarihli kararıdır. Mahkeme, başvurucuyu katıldığı gösterideki eylemleri nedeniyle iki ayrı suçtan mahkûm etmiştir:
- Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 6 yıl 3 ay hapis,
- Terör örgütü propagandası yapma suçundan 10 ay hapis.
Hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş, başvurucu da AİHM’e başvurmuştur. Strazburg’daki süreç devam ederken iç hukukta iki önemli kanun değişikliği yapılmıştır. 6352 sayılı Kanun’un ardından mahkeme 12/7/2012 tarihinde infazın durdurulmasına karar vermiş, uyarlama değerlendirmesini sonraya bırakmıştır. 6459 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise 20/6/2013 tarihinde örgüt adına suç işleme yönünden infaz durdurulmuş, propaganda suçu bakımından infazın devamına karar verilmiştir. Mahkeme 5/11/2013 tarihli uyarlama kararıyla örgüt adına suç işleme suçu yönünden ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmiş, propaganda suçuna ilişkin uyarlama talebini reddetmiştir.
AİHM 16/7/2019 tarihli kararında (B. No: 65808/10) uyarlama yargılamasını da gözeterek başvurucunun bu suç yönünden 2 yıl 11 ay özgürlüğünden yoksun kaldığını, ne infazın durdurulması ne de uyarlama kararında toplanma özgürlüğünün ihlal edildiğine dair bir kabul veya giderim bulunduğunu belirtmiştir. Mahkûmiyetin dayanağı olan TCK 220/6’nın kanunilik şartını karşılamadığı sonucuna varan AİHM, Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiş, propaganda mahkûmiyetini ayrıca incelemeye gerek görmemiştir.
⏳ Yenileme talebinin iki yıllık serüveni
Başvurucu AİHM kararına dayanarak 6/1/2020 tarihinde yargılamanın yenilenmesini istemiştir. Sonraki süreç, kararda şu sırayla aktarılmıştır:
| Tarih | İşlem |
|---|---|
| 16/1/2020 | Hükmü veren mahkeme talebi ek kararla reddetti: ceza verilmesine yer olmadığı kararı adli sicile işlemediği, propaganda cezası infaz edildiği için hukuki yarar yoktur. |
| İtiraz üzerine | Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, suç yerinin Gaziantep olduğunu belirterek ret kararını kaldırdı. |
| 13/2/2020 | Talep Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. |
| 21/3/2022 | Başvurucu, talebin hâlâ karara bağlanmadığını belirterek ivedilikle karar verilmesini istedi. |
| 13/4/2022 | Mahkeme, talebin daha önce reddedildiği gerekçesiyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti. |
| 21/4/2022 | İtiraz kabul edildi; talep yeniden incelendi ve hukuki menfaat yokluğundan reddedildi. |
| 12/5/2022 | Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı reddetti; başvurucu 1/6/2022’de bireysel başvuruda bulundu. |
Tablodan da görüleceği üzere, önceki ret kararı kaldırıldığı hâlde ikinci mahkeme bir süre o kararı hâlâ geçerliymiş gibi değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu dağınık sürecin bizzat kendisini de ihlal gerekçesinin bir parçası yapmıştır.
🧭 Mağdurluk sıfatı neden düşmedi?
Anayasa Mahkemesi esasa girmeden önce, başvurucunun hâlâ “mağdur” sayılıp sayılamayacağını incelemiştir. Yerel mahkemelerin bütün gerekçesi buna dayanıyordu: uyarlama kararıyla ceza ortadan kalkmış, kayıt adli sicile işlenmemişti.
Mahkeme, 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre bireysel başvuru için güncel bir hakkın ihlal edilmesi, başvurucunun bundan kişisel ve doğrudan etkilenmesi ve mağduriyetini ortaya koyması gerektiğini hatırlatmıştır. Ardından şu tespitleri yapmıştır:
- AİHM, uyarlama kararını bilerek ve değerlendirerek başvurucunun mağdur sıfatının devam ettiğine karar vermiştir.
- Başvurucu söz konusu suç nedeniyle 2 yıl 11 ay tutulmuş, hüküm kısmen infaz edilmiştir.
- Ne infaz durdurma ne de uyarlama kararında toplanma özgürlüğünün ihlal edildiği kabul edilmiş ya da bunun için giderim sağlanmıştır.
- Başvurunun konusu bizzat AİHM kararının yerine getirilmemesidir; bu nitelik de mağdurluğun kabulünü gerektirir.
Kısacası, “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı bir hak ihlalinin tanınması değildir; kanun değişikliğinin kendiliğinden sonucudur. Bu nedenle başvurucunun durumunu ihlal tespitiyle aynı konuma getirmez.
🌍 AİHM kararlarının iç hukukta yerine getirilmesi
Kararın en önemli kısmı, Anayasa Mahkemesinin AİHM kararlarının uygulanmasını denetleme yetkisine ilişkin değerlendirmesidir. Mahkeme, Sözleşme’nin 6366 sayılı Kanun’la onaylandığını, bireysel başvuru hakkının 1987’de, AİHM’in zorunlu yargı yetkisinin 1989’da tanındığını hatırlatmıştır. Sözleşme haklarının etkili biçimde korunması, ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesine bağlıdır.
Bu nedenle Anayasa ile Sözleşme’nin ortak koruma alanındaki bir hakla ilgili AİHM kararının gereğinin yapılıp yapılmadığı, bireysel başvuruda incelenebilir. Ancak bu inceleme olayların baştan değerlendirilmesi değildir; yalnızca ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğiyle sınırlıdır. Mahkeme somut olayda iki eksikliği belirleyici bulmuştur:
- Yargı mercileri başvurucunun itirazlarını ve AİHM’in hukuki menfaatin sürdüğüne ilişkin tespitini dikkate almamıştır.
- Talep yaklaşık 2 yıl 3 ay karara bağlanmamıştır. AİHM ihlal kararına dayanan yenileme taleplerinin niteliği gereği ivedilikle sonuçlandırılması beklenir.
Bu iki nedenle mahkemelerin ihlali ortadan kaldırma yönündeki özen yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilmiştir. AYM ihlal kararlarının ardından derece mahkemelerinin tutumuna ilişkin farklı bir örnek için AYM ihlali sonrası yeniden yargılama yazısına bakılabilir.
⚖️ CMK 311/1-f ve takdir yetkisinin yokluğu
Anayasa Mahkemesi, AİHM ihlal kararının 5271 sayılı CMK ile yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edildiğini ve kanunun bu konuda yargı mercilerine takdir yetkisi tanımadığını vurgulamıştır. Güncel CMK 311/1-f hükmü şöyledir:
- Ceza hükmünün Sözleşme veya eki protokoller ihlal edilerek verildiği ve hükmün bu aykırılığa dayandığı AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmişse, dava hükümlü lehine yeniden görülür.
- AİHM’e yapılan başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmesi de aynı sonucu doğurur.
- Bu hâlde yenileme, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
- CMK 311/2’ye göre bent, 4.2.2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararları ile bu tarihten sonra yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
Karar, “hukuki yarar” kavramının bu bent bakımından dar yorumlanamayacağını göstermektedir. Kanun koyucu yenilemeyi zorunlu tutmuşken, cezanın sonradan başka bir yolla ortadan kalkmış olması tek başına talebin reddi için yeterli görülmemiştir. Giderim kısmında da Mahkeme 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayanarak dosyayı yeniden yargılama için Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2013/567, K.2013/597) göndermiş, başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiş, maddi zarar belgelenmediği için maddi tazminat talebini reddetmiştir. Talep edilen tutarlar 250.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminattı.
🆕 TCK 220/6’nın sonraki akıbeti
AİHM’in kanunilik yönünden sorunlu bulduğu TCK 220/6, mevzuat bilgi sisteminde yer alan güncel metne göre önce 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilmiş, ardından Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 tarihli ve E.2024/81, K.2024/189 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bugün maddenin altıncı fıkrası iptal kaydıyla görünmektedir.
Bu gelişme, incelenen bireysel başvurunun sonucunu doğrudan belirlememiştir; Anayasa Mahkemesi kararını, AİHM ihlal kararının gereğinin yapılmaması ekseninde kurmuştur. Ancak eski 220/6 uygulamasından kaynaklanan dosyalarda yenileme taleplerinin değerlendirilmesinde, hem AİHM kararlarının bağlayıcılığı hem de normun sonraki akıbeti birlikte gündeme gelebilecektir. Kanun yolu süreleri ve kesinleşme konusunda farklı bir AYM yaklaşımı için bağlantılı suçta parçalı kesinleşme yazısı incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Başvurucu ifade özgürlüğünü ileri sürdüğü hâlde neden toplantı hakkı incelendi?
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmadığını belirtmiştir. AİHM de ihlali Sözleşme’nin 11. maddesi yönünden tespit ettiğinden, başvuru Anayasa’nın 34. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında ele alınmıştır.
Propaganda suçundan verilen ceza bu kararla ortadan kalktı mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi yalnızca ihlal tespit etmiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. AİHM de 11. madde ihlaline ulaştığı için propaganda mahkûmiyetini ayrıca incelememişti. Yeniden yargılamada hangi sonuca varılacağı karar tarihinde bilinmemektedir.
Talebin uzun süre bekletilmesi ayrı bir ihlal olarak mı değerlendirildi?
Ayrı bir makul süre ihlali kurulmamıştır. Yaklaşık 2 yıl 3 aylık bekleme, toplantı hakkı kapsamında mahkemelerin özen yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin değerlendirmenin bir unsuru olarak dikkate alınmıştır.
Kişi özgürlüğü ve çalışma hakkı iddiaları ne oldu?
Başvurucu, 3 yıl 9 ay ceza infaz kurumunda kaldığını belirterek bu haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme başvuruyu bir bütün olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelemiş, hüküm fıkrasında yalnızca bu hak yönünden kabul edilebilirlik ve ihlal kararı vermiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer yüksek mahkeme kararları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir AİHM ihlal kararının ve uyarlama yargılamasının bulunduğu somut olaya ilişkindir; yeniden yargılamanın sonucu bilinmemektedir. AİHM kararının kesinleşme tarihi, talep süresi ve hükmün infaz durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



