Darbe Bilgisiyle Hisse Satışı – Yargıtay 7. CD 2026/7296

Borsada bir yatırımcının büyük bir olaydan birkaç gün önce pozisyon küçültmesi, olaydan sonra geriye dönüp bakıldığında şüphe uyandırır. Fiyatlar düştükten sonra “önceden biliyordu” iddiası kolayca kurulur; ancak ceza yargılamasında bu iddianın bir tahmin olarak kalmaması, somut delille desteklenmesi gerekir. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden hemen önceki günlerde Borsa İstanbul Pay Piyasasında yapılan net satışlar nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefetten yargılanan bir yatırımcının dosyası, bu ayrımı Yargıtay önünde iki kez tartışmaya açtı.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2026/1625, K.2026/7296 sayılı kararıyla, sanığın beraatini onayan kendi kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı aleyhe itirazı oy birliğiyle reddetmiş ve CMK m.308/3 uyarınca dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir. Uyuşmazlığın son sözü Ceza Genel Kurulunda söylenecek olsa da Dairenin iki kararı, bilgi suistimali iddialarında ispatın nerede tıkandığını açıkça gösteriyor.
📉 İddia: darbeden önce borsada net satış
Karar metnine göre sanık, borsa işlemlerini kendi adına yürütmesi için bir kişiye vekâlet vermiştir. İşlemler bu vekil ile bir aracı kurumun müşteri temsilcisi arasında telefonla yürütülmüştür. İddiaya göre sanık, darbe girişimine ilişkin bilgiye önceden sahipti ve bu bilgiye dayanarak 11.07.2016’dan başlayan kısa dönemde Borsa İstanbul Pay Piyasasında toplam 13.000.000 TL tutarında alış ve 14.700.000 TL tutarında satış işlemi gerçekleştirdi. Böylece portföyünde net 1.700.000 TL’lik bir azaltma yapıldı; darbe girişiminin ardından piyasanın düşmesiyle sanığın 196.560 TL zarardan kaçındığı ileri sürüldü.
Dosyada iki uzman raporu yer almaktadır. 15.01.2018 tarihli piyasa gözetim raporu, vekil ile müşteri temsilcisi arasındaki görüşme detaylarını içermektedir. 08.03.2023 tarihli rapor ise sanıkların doğrudan ya da dolaylı olarak öğrendikleri bilginin yatırımcılar arasındaki fırsat eşitliğini ihlal edecek nitelikte, henüz kamuya açıklanmamış imtiyazlı bir bilgi olduğu ve bu bilginin kullanılmasıyla diğer yatırımcılar aleyhine maddi menfaat elde edildiği görüşündedir.
İddianın özü şudur: Kamuya açık olmayan bir bilgiye dayanarak piyasada işlem yapmak ve bu yolla zarardan kaçınmak da bir menfaat temini sayılır. Dolayısıyla kazanç elde edilmemiş olması, bilgi suistimali iddiasını tek başına ortadan kaldırmaz.
⚖️ Hapis cezasından beraate: üç derece, üç sonuç
- İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 17.09.2024 tarihli ve 2022/471 E., 2024/920 K. sayılı kararıyla sanığı 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan neticeten 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırmıştır.
- İstinaf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi, 09.04.2025 tarihli ve 2024/3793 E., 2025/1419 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunu, mahkûmiyet hükmünü beraate çevirerek düzeltip esastan reddetmiştir. Katılan vekilinin temyiz dilekçesinden, Bölge Adliye Mahkemesinin darbe girişimini borsada işlem gören bir şirkete veya paylara ilişkin ve KAP’ta açıklanacak nitelikte bir bilgi olarak görmediği anlaşılmaktadır.
- Temyiz: Katılan vekili; bilginin borsada işlem gören tüm şirketleri etkileyecek nitelikte olduğunu, vekil ile aracı kurum yetkilisi arasındaki telefon görüşmesinin olağan olmadığını ve sanığın 196.562,00 TL zarardan kaçındığını ileri sürmüştür. Tebliğname bozma yönünde olmasına rağmen Yargıtay 7. Ceza Dairesi 23.03.2026 tarihli ve 2025/4354 E., 2026/3127 K. sayılı kararıyla, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek beraati oy birliğiyle onamıştır.
Zarar miktarı karar metninde iki farklı rakamla yer almaktadır. Başsavcılık itirazında 196.560 TL, katılan vekilinin temyiz sebeplerinde ise 196.562,00 TL yazmaktadır.
📨 Başsavcılık itirazı neye dayandı?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, onama kararına karşı CMK m.308/1 uyarınca sanık aleyhine itiraz etmiştir. İtirazın dayanakları şunlardır:
- Piyasa gözetim raporunda yer alan, vekil ile müşteri temsilcisi arasındaki görüşme detayları,
- 08.03.2023 tarihli rapordaki “henüz kamuya açıklanmamış imtiyazlı bilgi” ve “fırsat eşitliğinin ihlali” tespitleri,
- Bilirkişi incelemesinin yalnızca 11.07.2016’dan başlayan kısa dönemle sınırlı kalması.
Başsavcılığa göre sanığın hesapları üzerinde, darbe girişiminden önceki üç aylık dönemi kapsayan bir bilirkişi incelemesi yaptırılmalıydı. Bu yapılmadan beraat kararı verilmesi eksik araştırmaydı ve istinaf kararının bozulması gerekirdi.
Bu yaklaşımın mantığı şudur: Bir yatırımcının yalnızca olaydan hemen önceki işlemlerine bakılırsa, bu işlemlerin olağan alım satım davranışının bir parçası mı yoksa sıra dışı bir sapma mı olduğu anlaşılamaz. Daha uzun bir dönemin incelenmesi, yatırımcının “normal” işlem profilini ortaya koyarak karşılaştırma imkânı verir.
🔎 Daire itirazı neden reddetti?
7. Ceza Dairesi itirazı iki gerekçeyle yerinde görmemiştir:
- Telefon görüşmelerinde bilgiye dair ifade yok: Daireye göre gerek uzman raporunda gerekse itiraz yazısında atıf yapılan bilirkişi raporunda aktarılan vekil ile müşteri temsilcisi arasındaki görüşmelerin içeriğinde, sanığın darbe girişiminden önceden haberdar olduğunu ve bu bilgiye dayanarak işlem yaptığını gösteren herhangi bir ifade bulunmamaktadır.
- İstenen inceleme zaten yapılmış: Uzman raporu incelendiğinde, sanığın 2016 yılı Şubat ayından itibaren gerçekleştirdiği işlemlerin zaten incelenmiş olduğu anlaşılmıştır. Başsavcılığın istediği üç aylık geriye dönük inceleme, fiilen daha uzun bir dönemi kapsayacak şekilde dosyada mevcuttur.
Bu gerekçelerle Daire itirazı oy birliğiyle reddetmiş ve CMK m.308/3 gereğince onama kararına ilişkin itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir.
Kararın öğrettiği en önemli nokta, zamanlama ile bilginin aynı şey olmadığıdır. İşlemlerin olaydan hemen önce yapılması ve sonradan zarardan kaçınılmış olması, bilginin varlığını kendiliğinden ispatlamaz. Ceza yargılamasında sanığın bilgiye sahip olduğunu ve işlemi bu bilgiye dayanarak yaptığını gösteren somut bir bağ aranmaktadır.
📚 Bilgi suistimali suçunun unsurları
Karar metninde suç yalnızca “6362 sayılı Kanun’a muhalefet” olarak adlandırılmış, madde numarası ayrıca belirtilmemiştir. Ancak iddianın konusu olan fiil, Kanun’un “Bilgi suistimali” başlıklı 106. maddesinde tanımlanan davranışa karşılık gelir. Maddenin birinci fıkrasına göre suçun unsurları şunlardır:
- Bilginin niteliği: Sermaye piyasası araçları ya da ihraççılar hakkında, doğrudan ya da dolaylı olarak, araçların fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcı kararlarını etkileyebilecek nitelikte olmalıdır.
- Kamuya duyurulmamış olma: Bilgi, işlem anında henüz kamuya duyurulmamış olmalıdır.
- Bilgiye dayalı işlem: Alım ya da satım emri verilmesi, verilen emrin değiştirilmesi veya iptal edilmesi bu bilgiye dayanmalıdır.
- Menfaat: Fail bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmiş olmalıdır.
- Fail çevresi: İhraççı yöneticileri, pay sahibi olmaları nedeniyle bilgiye sahip olanlar, iş, meslek ve görevi nedeniyle bilgiye sahip olanlar, bilgiyi suç işleyerek elde edenler ve bilginin bu nitelikte olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişiler (m.106/1-a ilâ d).
Yaptırım üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde ceza, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. İlk derece mahkemesinin verdiği 3 yıl 6 ay hapis cezası bu aralıkla uyumludur.
Bu dosyada iki unsur tartışmalıdır. Birincisi, darbe girişimi gibi genel ve siyasi bir olaya ilişkin bilginin, belirli bir sermaye piyasası aracı veya ihraççı hakkında “dolaylı” bilgi sayılıp sayılamayacağıdır. Bölge Adliye Mahkemesi bu soruya olumsuz yaklaşmış, katılan vekili ise bilginin tüm şirketleri etkileyeceğini savunmuştur. İkincisi ve Yargıtay’ın dayandığı asıl sorun, sanığın bu bilgiye gerçekten sahip olduğunun ispatlanamamasıdır. Yargıtay, bilginin niteliği tartışmasına girmeden, delil yetersizliği üzerinden sonuca ulaşmıştır.
Sermaye piyasası suçlarının diğer türleri için serideki eşleştirilmiş işlemle piyasa dolandırıcılığı kararı ve yalan haberle piyasa dolandırıcılığı kararı incelenebilir.
🆕 CMK 308 itirazı ve Temmuz 2026 değişikliği
Bu dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisinin nasıl işlediğini de göstermektedir. CMK m.308’e göre itiraz üzerine dosya önce kararı veren daireye gönderilir (m.308/2). Daire itirazı en kısa sürede inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir (m.308/3). Bu dosyada Daire kararında direnmiş ve son değerlendirme Ceza Genel Kuruluna bırakılmıştır.
Madde, kararın verilmesinden kısa süre sonra değiştirilmiştir. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle m.308/1 yeniden düzenlenmiştir. Buna göre:
- İtiraz, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç, Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı yapılabilir.
- İtiraz süresi, dosyanın Başsavcıya teslim edildiği tarihten itibaren üç aydır. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
- Yeni eklenen m.308/4’e göre itiraz istemi; sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış olanlar ya da katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görenler tarafından yapılabilir.
Bu karar, değişiklikten önceki dönemde verilmiştir. Yeni düzenleme, sermaye piyasası suçlarında katılan sıfatındaki kurum ya da suçtan zarar görenlerin Başsavcılıktan itiraz talep edebileceği kişileri açıkça saymaktadır. CMK 308 itirazının bir başka örneği için serideki onama sonrası CMK 308 itirazı kararı incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara ise Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.
💬 Sık sorulanlar
Zarardan kaçınmak da “menfaat” sayılır mı?
İddia bu kabule dayanmaktadır: Sanığın 196.560 TL zarardan kaçınması menfaat olarak ileri sürülmüştür. Yargıtay bu dosyada menfaat kavramını ayrıca tartışmamış, sanığın bilgiye sahip olduğunun kesin delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle beraati onamıştır.
Kararda telefon görüşmeleri neden yeterli görülmedi?
Daireye göre vekil ile müşteri temsilcisi arasındaki görüşmelerin içeriğinde, sanığın darbe girişiminden önceden haberdar olduğunu ve bu bilgiye dayanarak işlem yaptığını gösteren herhangi bir ifade bulunmamaktadır. İşlemlerin zamanlaması tek başına bu eksikliği gidermemiştir.
Beraat kararı artık kesinleşti mi?
Karar metnine göre Daire itirazı reddetmiş ve onama kararına ilişkin itirazın incelenmesi için dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesini istemiştir. Dolayısıyla nihai değerlendirme Yargıtay Ceza Genel Kurulunda yapılacaktır.
Bilgi suistimali suçunda adli para cezasının alt sınırı var mı?
Evet. 6362 sayılı Kanun m.106/1’e göre adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde verilecek ceza, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Seçimlik diğer yaptırım üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Karar özeti, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yayımlanmış itirazın reddi kararı ile aynı dosyadaki onama kararından derlenmiştir. Uyuşmazlık Yargıtay Ceza Genel Kurulunun incelemesine sunulmuş olup sonuç değişebilir. Her ceza dosyası kendi delilleri ve olgularıyla değerlendirilir. Yazının kullanılmasıyla yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



