Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Borsada eşleştirilmiş işlem – Yargıtay 7. CD 2026/5390

Bir payın fiyatı iki buçuk ay içinde %186,90 değer kazanırken aynı dönemde endeksin %0,37 gerilemesi, kendi başına suç değildir; ancak denetim birimlerinin ilk baktığı yer tam olarak burasıdır. Sermaye piyasasında fiyatın piyasanın kendi arz ve talebinden mi, yoksa belirli hesapların ürettiği emir trafiğinden mi doğduğu sorusu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesindeki piyasa dolandırıcılığı suçunun tam merkezinde durmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli ve E.2024/1452, K.2026/5390 sayılı kararında bu soruyu, karı-koca oldukları belirtilen iki sanığın bir pay üzerindeki emir ve işlem kalıplarını inceleyerek ele almıştır.

Dosyadaki hukuki düğüm şuydu: İlk derece mahkemesi her iki sanığı mahkûm etmiş, istinaf mercii ise mahkûmiyet hükümlerini kaldırarak beraat kararı vermişti. İstinaf dairesinin çıkış noktası, borsada işlem yapmanın ve hatta kişinin kendi emirlerinin birbiriyle eşleşmesinin mevzuatta açıkça yasaklanmamış olmasıydı. Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde ise bir davranışın “yasak olmaması” ile o davranışın işleniş biçimi ve diğer yatırımcılar üzerindeki etkisi itibarıyla suç oluşturup oluşturmadığının ayrı sorular olduğu savunulmuştur. Daire, dosyadaki denetleme ve bilirkişi raporlarındaki tespitleri bir bütün olarak değerlendirerek beraat hükmünü bozmuştur.

Kısa özet: İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi 27.04.2023 tarihli kararıyla sanıklardan birini neticeten 3 yıl 9 ay hapis ve 73.857.141,80 TL, diğerini neticeten 2 yıl 11 ay hapis ve 12.747.620,00 TL adlî para cezasına mahkûm etmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi bu hükümleri kaldırarak beraat kararı vermiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 08.01.2018-27.03.2018 inceleme döneminde payın %186,90 değer kazandığı, aynı dönemde endeksin %0,37 gerilediği, iki sanığın toplam emirlerin %58,76’sını ilettiği ve iptal edilen alım emirlerinin %74,67’sini gerçekleştirdiği yönündeki tespitleri birlikte değerlendirip beraat kararını 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle bozmuştur.

📈 Payda ne oldu: inceleme döneminin sayısal fotoğrafı

Kararda aktarılan tespitlere göre, iddianameye konu pay 15.12.2017 tarihinden 07.01.2018 tarihine kadar yatay seyretmiş ve endekse paralel hareket etmiştir. Buna karşılık 08.01.2018 ile 27.03.2018 tarihleri arasında payın fiyatı %186,90 oranında artmış, aynı tarih aralığında endeks ise %0,37 oranında düşmüştür. İşlem miktarındaki değişim de benzer bir ayrışma göstermektedir: 15.12.2017-05.01.2018 döneminde günlük ortalama işlem miktarı 765.257 iken, inceleme döneminde bu rakam 3.019.364 seviyesine çıkmıştır.

Bu ayrışma, piyasa gözetim biriminin incelemesini tetiklemiştir. İnceleme döneminin başlangıcı olarak kabul edilen 08.01.2018 tarihinde sanıklardan birinin 15.673.753 adet paya sahip olduğu, diğerinin ise dönem başında hiç payının bulunmadığı belirlenmiştir. Kararda, dönem içinde endeksin genel eğilimi dışında paya ilişkin miktar ve fiyat hareketlerinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir. Fiyat hareketinin incelemeye konu edilmesi tek başına suç sayılması anlamına gelmez; kararda değerlendirme, artışın hangi emir ve işlem kalıplarıyla üretildiği üzerinden yapılmıştır.

⚖️ Mahkûmiyetten beraate: dosyanın yürüyüşü

İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 27.04.2023 tarihli kararıyla 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan her iki sanığın cezalandırılmasına hükmetmiştir. Kararın sanıklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi, müsnet suçtan sanıkların beraatine karar vermiştir. Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde, beraat kararının duruşma dahi açılmadan verildiği ileri sürülmüştür.

Beraat kararı, hem Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı hem de katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada ayrıca, katılma talebi reddedilen bir anonim şirketin vekilinin de temyiz istemi bulunmaktaydı. Daire, bu şirketin yargılama konusu suç yönünden suçtan doğrudan zarar gören sıfatını taşımadığını, dolayısıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237/1. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkının ve 260/1. madde gereği hükmü temyize yetkisinin bulunmadığını belirterek bu temyiz istemini 298/1. madde uyarınca reddetmiştir. Bu ayrım, sermaye piyasası suçlarında kimin “doğrudan zarar gören” sayılacağı bakımından dikkat çekicidir.

📚 SPK m.107/1 piyasa dolandırıcılığını nasıl tanımlıyor?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinin birinci fıkrası, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler bakımından üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adlî para cezası öngörmektedir. Maddede ayrıca, verilecek adlî para cezasının miktarının suçun işlenmesiyle elde edilen menfaatten az olamayacağı düzenlenmiştir.

Madde metninin yapısı iki noktada belirleyicidir. Birincisi, seçimlik hareketler arasında “emir iptal edenler” ifadesinin bulunması; yani iptal edilen, dolayısıyla hiç işleme dönüşmemiş emirlerin de suçun maddi unsuru kapsamında değerlendirilebilmesidir. İkincisi, suçun “yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla” işlenmesinin arandığı, yani maddenin bir amaç unsuru içerdiğidir. Kararda bu amaç, doğrudan beyanla değil, işlem kalıplarının bütününden çıkarılan sonuçla ortaya konulmuştur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığına ilişkin tartışmalar için serideki yalan haberle piyasa dolandırıcılığı kararı da karşılaştırmalı olarak okunabilir.

🔁 “Kendinden kendine” ve karşılıklı işlem tartışması

Dosyadaki asıl hukuki tartışma, mülkiyette değişiklik meydana getirmeyen işlemlerin niteliği üzerinde yoğunlaşmıştır. Kişinin kendi hesapları arasında ya da birlikte hareket ettiği kişilerle karşılıklı olarak gerçekleştirdiği alım satımlarda payın sahipliği ekonomik olarak yer değiştirmez; buna karşılık işlem, fiyat ve hacim verilerinde görünür hâle gelir. Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde, piyasa dolandırıcılığında kullanılan en etkin yollardan birinin bu tür işlemler olduğu, zira işlemi yapan kişinin aracı kuruluşa komisyon ödeyeceği için ekonomik olarak zarar ettiği; yatırımcıların ilettikleri emirleri iptal etme imkânı bulunduğundan kendinden kendine işleme düşmenin mantıklı bir gerekçesinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.

İstinaf dairesinin kararında ise, borsada işlem gerçekleştirmenin ya da kendinden kendine işlem yapmanın mevzuatla yasaklanmadığı ifadesine yer verildiği anlaşılmaktadır. Temyiz dilekçesinde bu yaklaşıma, kendiliğinden haksız olmadığı hâlde kanunen yasaklandığı için haksız sayılan fiillerin işleniş biçiminin ve diğer yatırımcılara etkisinin ayrıca incelenmesi gerektiği gerekçesiyle itiraz edilmiştir. Kararın sonucu itibarıyla benimsenen yaklaşım, bu tür işlemlerin tek başına değil, yoğunluğu, piyasa içindeki payı ve diğer emir davranışlarıyla birlikte değerlendirilmesi yönündedir.

🧮 Emir, iptal ve hacim verileri neyi gösterdi?

13.06.2018 tarihli Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi Denetleme Raporu ile bu raporu doğrulayan 08.03.2021 tarihli kök ve 20.02.2023 tarihli ek bilirkişi kurulu raporundaki tespitler kararda ayrıntılı biçimde aktarılmıştır. Bu dönemde en fazla emir veren yatırımcılar sanıklar olup, verdikleri emirlerin toplam emirlere oranı sırasıyla %48,05 ve %10,71’dir; sonraki sıradaki yatırımcıda bu oran %4,50’de kalmaktadır. En fazla işlem yapan yatırımcılar yine sanıklardır ve toplam işlemlere oranları %32,88 ile %15,25’tir. 5.265 yatırımcının emir ilettiği pay piyasasında iki sanık tarafından iletilen emirlerin toplam emirlere oranı %58,76 olarak belirlenmiştir.

Kendinden kendine ve karşılıklı işlemler yönünden de benzer bir yoğunlaşma tespit edilmiştir: bu işlemlerin alım işlemleri içindeki payı %41,55, satım işlemleri içindeki payı %35,43’tür. En fazla kendinden kendine işlem yapan yatırımcıda işlem adedi 1.105.902 iken, sonraki sıradaki yatırımcıda bu adet 292.727’dir. Emir iptalleri bakımından ise iptal edilen alım emirlerinin %74,67’sinin, yani iptal edilen her dört alım emrinden üçünün sanıklarca gerçekleştirildiği; sanıkların iptal ettiği emirlerin piyasanın iptal ettiği emirlerin %52,25’ini oluşturduğu belirtilmiştir. İptal edilen emirlerin işleme dönüşme oranının alımda %3,79, satımda %21,37 gibi düşük seviyelerde kalması da raporda vurgulanan noktalardandır.

Ek bilirkişi raporunda ayrıca, 21.02.2018-05.03.2018 tarihleri arasında sanıklardan biri tarafından yedi farklı işlemle toplam 58.012.000 TL’nin diğer sanığın hesabına havale edildiği ve bu hesaptan 64.637.478,50 TL değerinde payın alındığı; kendinden kendine işlem hacimlerinin 11.263.713,12 TL ve 2.327.923,01 TL olduğu; sanıklar arasındaki karşılıklı yönlü hacimlerin ise 137.248.828,30 TL ve 250.800.235,54 TL düzeyine ulaştığı belirtilmiştir.

💼 Savunmanın tezi: özel durum açıklamaları

Sanıklar aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş; fiyat hareketinin, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda duyurulan özel durum açıklamalarından kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir. Savunmada, şirketin net dönem kârına ilişkin 12.03.2018 tarihli açıklama ile başka bir ülkede kazanılan ihale, rüzgâr santrali satışı ve elektrik enerjisi üretim tesisinin hizmete girişine ilişkin 2017 tarihli açıklamalara dayanılmış; şirketin yatırımlarının tamamlandığı ve kâr elde etmeye başladığı, bunun da hisse fiyatını etkilediği belirtilmiştir.

Kararda bu savunma iki tespitle karşılanmıştır. Birincisi, denetleme raporuna göre 2017 tarihli açıklamalardan sonraki döneme denk gelen 15.12.2017-07.01.2018 aralığında payın yatay ve endeksle paralel hareket etmiş olmasıdır. İkincisi, bir ticaret mahkemesi dosyasında alınıp ceza dosyasına sunulan 28.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, pay fiyatının 02.01.2018-09.03.2018 aralığında %155 artışla 12,50 TL seviyesine ulaştığının belirtilmiş olmasıdır. Bu iki tespit birlikte değerlendirilerek, özel durum açıklamalarının inceleme dönemindeki artışın nedeni olmadığı sonucuna varılmıştır.

🏦 Dairenin gerekçesi ve bozma kararı

Daire, sanıklar tarafından oluşturulan grubun verdiği alım ve satım emirleri, emir iptalleri ve kendinden kendine ile karşılıklı işlemlere yönelik tespitleri; inceleme dönemi başında sanıklardan birinin elinde hiç pay bulunmamasını; 21.02.2018-05.03.2018 aralığında kendi adına alım yapma imkânı olmasına rağmen kendi hesabından gönderilen paralarla payların diğer sanık tarafından alınmasını; bir sanığın gerçekleştirdiği işlemlerin yaklaşık %57,93’lük kısmında karşı tarafta diğer sanığın bulunmasını; iki sanığın birbirine göre alım ve satım hacimlerini ve özel durum açıklamalarının tarihleriyle pay hareketlerini bir bütün olarak değerlendirmiştir.

Bu değerlendirme sonucunda, gerçekleştirilen işlemlerin sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşılmış; mahkûmiyet yerine hatalı kabul ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Daire, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca oy birliğiyle bozulmasına ve dosyanın 304/2-b. maddesi uyarınca aynı Daireye gönderilmek üzere tevdiine, 27.04.2026 tarihinde karar vermiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📌 Kararın pratik sonucu

Karar, piyasa dolandırıcılığı iddialarında değerlendirmenin tek bir işleme değil, işlem kalıbının bütününe dayandırıldığını göstermektedir. Kendinden kendine işlem, fiyat yükseltici işlem, yüksek oranlı emir iptali ve karşılıklı hacim gibi unsurlar ayrı ayrı ele alındığında olağan piyasa davranışı gibi görünebilirken, aynı hesaplarda ve aynı dönemde yoğunlaşmaları hâlinde bütünsel bir değerlendirmeye konu edilmektedir. Bu nedenle bu tür dosyalarda denetleme raporundaki oranların, bilirkişi raporlarının ve hesaplar arası para akışlarının ayrıntılı biçimde tartışılması önem taşımaktadır.

Kararın ikinci pratik yansıması usul yönündedir: istinaf merciince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraat verilmesi hâlinde, bu kararın da yeterli ve tutarlı bir gerekçeye dayanması aranmaktadır. Nitekim bozma, delil durumunun yeniden değerlendirilmesi ihtiyacına ve gerekçenin yetersizliğine dayandırılmıştır. Sermaye piyasası mevzuatına aykırılık iddialarının soruşturma aşamasındaki görünümü bakımından izinsiz sermaye piyasası faaliyeti kararı ile yüksek kâr vaadine dayalı dosyalar bakımından aylık yüksek kâr vaadi kararı serideki tamamlayıcı örnekler arasındadır. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Kişinin kendi hesapları arasında alım satım yapması tek başına suç mudur?

Karara konu dosyada istinaf mercii, borsada işlem yapmanın ve kendinden kendine işlem gerçekleştirmenin mevzuatta yasaklanmadığı yönünde bir kabule yer vermiştir. Temyiz aşamasında ise bu işlemlerin yoğunluğunun, piyasa içindeki payının ve diğer emir davranışlarıyla birlikte oluşturduğu tablonun değerlendirilmesi gerektiği tartışılmıştır. Daire, tespitleri bir bütün olarak ele alarak sonuca ulaşmıştır.

Emir iptalleri de piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilebilir mi?

6362 sayılı Kanun’un 107/1. maddesinde seçimlik hareketler arasında “emir iptal edenler” ifadesi yer almaktadır. Karara konu dosyada da iptal edilen alım emirlerinin %74,67’sinin sanıklarca gerçekleştirildiği ve iptal edilen emirlerin işleme dönüşme oranının düşük olduğu tespitlerine yer verilmiştir.

Bu suçta adlî para cezası nasıl belirlenir?

6362 sayılı Kanun’un 107/1. maddesinde beş bin günden on bin güne kadar adlî para cezası öngörülmüş; ayrıca verilecek adlî para cezasının miktarının suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamayacağı düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesinin kararında da adlî para cezaları milyonlarca lira düzeyinde belirlenmiştir.

Bozma kararı, sanıkların kesin olarak mahkûm olacağı anlamına gelir mi?

Hayır. Bozma kararı, beraat hükmünün hatalı kabul ve yetersiz gerekçeye dayandığı tespitiyle sınırlıdır; dosya 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmek üzere tevdi edilmiştir. Yargılama bozma doğrultusunda devam eder ve sonuç, yeniden yapılacak değerlendirmeye göre belirlenir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; yargılama bu doğrultuda devam eder. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu