Emsal KararlarForex HukukuKripto Hukuku

Kriptoda KYC izi ve takipsizlik – Yargıtay 11. CD 2026/4543

Soruşturma dosyalarında en sık rastlanan kapanış cümlelerinden biri, şüphelinin tespit edilemediği ve bu nedenle kovuşturma imkânının bulunmadığıdır. Peki bu tespit, hangi araştırmalar yapıldıktan sonra verilebilir? Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 27.04.2026 tarihli ve E.2025/5763, K.2026/4543 sayılı kanun yararına bozma kararı, kripto varlık üzerinden yürütülen bir yatırım dolandırıcılığı iddiasında bu sorunun cevabını somut araştırma başlıkları üzerinden ortaya koymaktadır.

Dosyanın hukuki düğümü, soruşturmanın “teknik imkânsızlık” gerekçesiyle kapatılmasıydı. Cumhuriyet başsavcılığı, siber araştırma raporuna ve şirketlerden gelen cevabi yazılara göre şüphelinin tespitinin mümkün olmadığını, yurt dışı makamlarının da istinabe taleplerini reddettiğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; bu karara yapılan itiraz sulh ceza hâkimliğince reddedilmişti. Daire ise, şikâyet dilekçelerine ekli yazışmalar, dekont örnekleri ve teknik veri değerlendirmesi raporundaki bilgiler karşısında yapılabilecek araştırmaların tüketilmediği sonucuna ulaşmıştır.

Kısa özet: Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2024 tarihli ve 2024/533 Soruşturma, 2024/2659 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yapılan itiraz, Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.11.2024 tarihli ve 2024/7874 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar aynı gün kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının 19.11.2025 tarihli istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2025 tarihli KYB-2025/135630 sayılı tebliğnamesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihinde istemin kabulüne ve merci kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereğince oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına karar vermiştir.

📲 Şikâyete konu olay: mesajlaşma uygulamasından gelen yatırım linki

Kararda aktarılan şikâyet anlatımına göre şikâyetçi, WhatsApp isimli uygulama üzerinden iletişime geçtiği ve kendisini e-ticaret uzmanı olarak tanıtan, aynı zamanda kripto para işleriyle uğraştığını söyleyen kişinin yönlendirmesiyle bir internet sitesine üye olmuştur. Bu kişi, siteye ait kripto para hesaplarına para yatırmak suretiyle yatırım yapılabileceğini ve kazanç sağlanabileceğini iletmiş; güven sağlanması üzerine şikâyetçi açtırdığı hesap üzerinden bir miktar para yatırarak işlem yapmıştır.

Bir süre sonra para çekmek istediğinde hesabının donduğu, yeniden iletişime geçilen kişiler tarafından sistemle ilgili sorunlar bulunduğunun ve çözümü için yeniden para yatırılması gerektiğinin bildirildiği belirtilmiştir. Şikâyetçi, yaklaşık iki haftalık süreçte belirtilen hesaplara muhtelif miktarlarda yeniden para yatırmış; ancak ne paraların iadesini alabilmiş ne de sorun çözülmüştür. Bunun ardından paraların iadesini almak amacıyla başka bir uygulama üzerinden iletişim kurduğu ve benzer bir durumla karşılaştığını söyleyen kişiye de merkezi bir kripto borsası hesabı üzerinden para göndermiş, sonrasında bu kişiyle de yeniden iletişim kuramamıştır. Dosya, bu iki ayrı olay bakımından yürütülmüştür.

🚫 Savcılığın takipsizlik gerekçesi ve itirazın reddi

Cumhuriyet başsavcılığı, temin edilen siber araştırma raporuna ve ilgili şirketlerden alınan yazı cevaplarına göre şüpheli şahsın tespitinin mümkün olmadığını, yurt dışı makamlarının da istinabe taleplerini reddetmesi sebebiyle kovuşturma imkânsızlığı bulunduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ayrıca, yurt dışı merkezli servis sağlayıcıların yalnızca terör olayları, cinayet, kayıp şahıslar ve çocukların cinsel istismarı gibi belirli suçlarda Türk adli makamlarının bilgi taleplerini kabul ettikleri; diğer suçlara ilişkin taleplerin karşılıklı adli yardımlaşma antlaşmasına uygun bulunmadığı ve kişisel verilerin gizliliğine ilişkin hükümler gerekçe gösterilerek reddedildiği; ilgili internet sitesinin yurt dışı kaynaklı sunucular kullandığı ve IP kayıtlarının temin edilemediği belirtilmiştir. Bu nedenlerle soruşturmanın devamı hâlinde yeni delillere ulaşmanın teknik açıdan mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Şikâyetçinin itirazını inceleyen Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliği, 25.11.2024 tarihli kararıyla itirazın reddine hükmetmiştir. Karar, 5271 sayılı Kanun’un 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeyen bu karar, kanun yararına bozma yolunun işletilmesine konu olmuştur.

📘 CMK m.160, 172 ve 173 çerçevesi

Kararda önce normatif çerçeve ortaya konulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar; maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için adlî kolluk görevlileri marifetiyle şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. 172/1. madde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde verileceğini düzenlemektedir.

173. madde, takipsizlik kararına karşı itiraz yolunu ve itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliğinin yetkilerini belirlemektedir. Üçüncü fıkraya göre hâkimlik, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli neden bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder. Dördüncü fıkra uyarınca istemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. Kararda alıntılanan metinde itiraz süresi “onbeş gün” olarak geçmekte olup, maddenin yürürlükteki metninde bu süre “iki hafta” biçiminde düzenlenmiştir.

Daire, bu düzenlemelerden hareketle üçlü bir seçenek tablosu çizmiştir: itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması hâlinde itirazın reddine, yeterli delil bulunması hâlinde itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.

🪙 KYC izi: Dairenin saydığı araştırma noktaları

Kararın uygulama bakımından en dikkat çekici bölümü, yapılması gerektiği belirtilen araştırmaların tek tek sayılmasıdır. Daire, şikâyetçinin ayrıntılı beyanının alınması ile dilekçelere ekli yazışmaların, dekont örneklerinin ve teknik veri değerlendirmesi konulu rapordaki bilgilerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun ardından, şikâyetçi tarafından para gönderimi yapılan kripto para cüzdanlarından kimlik doğrulama yöntemi (KYC) ile para transferi gerçekleştirildiği tespit edilen ve merkezi borsa olarak nitelendirilen kuruluşlar nezdinde yapılan işlemler hakkında doğrudan veya yurt dışı istinabe yoluyla ayrıntılı bilgi istenilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bu noktada kararın mantığı şudur: merkezi kripto borsaları, kullanıcılarından kimlik doğrulaması almakta; dolayısıyla transferin bu tür bir kuruluş üzerinden geçtiği belirlenebiliyorsa, zincir üzerindeki anonimlik zincirin tamamı için geçerli olmamaktadır. Daire ayrıca bilişim ve kripto para piyasası konusunda uzman bilirkişiden teknik rapor aldırılmasını, görüşme yapılan mesajlaşma hesabının kime ait olduğunun tespit edilmesini ve ilgili daire başkanlığından da sorulmak suretiyle, ülke çapında şikâyetçi ile iletişim kuran GSM numaraları ve söz konusu internet sitesi kullanılarak gerçekleştirilen benzer dolandırıcılık eylemlerinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını saymıştır.

İkinci olay bakımından ise, teknik veri değerlendirmesi raporunda yer alan cep telefonu numarası üzerinden veya ilgili internet sitesinden temin edilecek IP ve port bilgilerinden iletişim kurulan kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin elde edilmesi, bu bilgilerin gerektiğinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu aracılığıyla ve platformları işleten kuruluşlardan yurt dışı istinabe yoluyla temini, ardından tüm şüphelilerin olayla ilgili ayrıntılı ifadelerine başvurulması gerektiği belirtilmiştir.

🧑‍⚖️ Kanun yararına bozma ve Dairenin sonucu

5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi, hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümdeki hukuka aykırılığı öğrenen Adalet Bakanlığına, bozma istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirme yetkisi tanımaktadır. Başsavcılık nedenleri aynen yazarak istemi ilgili ceza dairesine verir; daire ileri sürülen nedenleri yerinde görürse kararı kanun yararına bozar. Somut dosyada bu yol, Adalet Bakanlığının 19.11.2025 tarihli ve 2025/16840 sayılı evrakı ile işletilmiştir.

Daire, eksik soruşturma ve hatalı gerekçe sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesini Kanun’a aykırı bulmuş; kanun yararına bozma talebini yerinde görmüştür. Sonuç olarak istemin kabulüne, Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.11.2024 tarihli ve 2024/7874 Değişik İş sayılı kararının 309/3. madde gereği oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına ve 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🕵️ “Şüpheli tespit edilemedi” gerekçesinin sınırı

Kararın taşıdığı temel düşünce, failin tespit edilememiş olmasının başlı başına bir takipsizlik sebebi sayılamayacağıdır. 5271 sayılı Kanun’un 172/1. maddesindeki “kovuşturma olanağının bulunmaması” hâli, soruşturma görevinin gereği gibi yerine getirilmesinden sonra ulaşılabilecek bir sonuçtur. Kanun yararına bozma isteminde de, Cumhuriyet savcısının kendisine yüklenen soruşturma görevini yerine getirmediği ve ortada Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, 173/3. maddedeki koşulların oluşmayacağı; itirazı inceleyen merciin soruşturma yapılmasını sağlamak amacıyla karar verebileceği vurgulanmıştır.

Kararda dikkat çeken ikinci nokta, yurt dışı istinabe talebinin reddedilmiş olmasının tüm araştırma yollarını kapattığı varsayımının kabul edilmemesidir. Dosyada, kimlik doğrulaması yapılan merkezi borsa kayıtları, GSM ve IP verileri, uzman bilirkişi incelemesi ve benzer eylemlerin ülke çapında araştırılması gibi iç hukukta yürütülebilecek başkaca araştırma yolları bulunduğu belirtilmiştir. Benzer bir yaklaşımın görüldüğü mesajlaşma uygulaması üzerinden kripto yatırımı kararı ile para akışının izlenmesine odaklanan kripto platformu hesabına giden yatırım parası kararı bu yazıyla birlikte okunabilir.

🎯 Kararın pratik yansıması

Karar, kripto varlık üzerinden yürütülen yatırım dolandırıcılığı iddialarında soruşturmanın hangi başlıklar üzerinden yürütülebileceğini somutlaştırması bakımından yol gösterici niteliktedir. Cüzdan adresleri ile transfer kayıtlarının, dekontların ve yazışmaların dosyaya eksiksiz sunulması; transferin merkezi bir borsadan geçtiği hâllerde kimlik doğrulama kayıtlarının istenmesi; teknik verilerin uzman bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesi, kararda sayılan araştırma noktaları arasında yer almaktadır. Bu tür dosyalarda benzer kanalların sosyal medya üzerinden işlediği örnekler bakımından sosyal medya üzerinden forex yatırımı kararı da karşılaştırma imkânı sunmaktadır.

Usul yönünden ise karar, takipsizliğe itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliğinin elindeki üçüncü seçeneğe, yani soruşturmanın genişletilmesi talebine işaret etmektedir. Eksik soruşturmaya dayalı bir takipsizlik kararında itirazın doğrudan reddedilmesi yerine bu yolun işletilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Kesinleşen bir takipsizlik kararı kanun yararına bozma yoluyla incelenebilir mi?

5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümler bakımından bu yolu düzenlemektedir. Takipsizliğe itirazın reddine ilişkin sulh ceza hâkimliği kararları 271/4. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan, karara konu dosyada da bu yol işletilmiştir.

KYC kaydı soruşturmada neden önem taşıyor?

Kararda, para gönderimi yapılan kripto para cüzdanlarından kimlik doğrulama yöntemi (KYC) ile transfer gerçekleştirildiği tespit edilen ve merkezi borsa olarak nitelendirilen kuruluşlardan doğrudan veya yurt dışı istinabe yoluyla ayrıntılı bilgi istenilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kayıtlar, transfer zincirinin kimlik doğrulaması yapılmış bir halkasına ulaşılmasını sağlayabilmektedir.

Takipsizliğe itirazı inceleyen hâkimlik hangi kararları verebilir?

Kararda üç seçenek sayılmıştır: kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması hâlinde itirazın reddi, yeterli delil bulunması hâlinde itirazın kabulü veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesi. 5271 sayılı Kanun’un 173/3. maddesi, soruşturmanın genişletilmesine gerek görülmesi hâlinde bu hususun açıkça belirtilerek Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulabileceğini düzenlemektedir.

Kanun yararına bozma kararı soruşturmayı yeniden başlatır mı?

Karar, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının mahalline gönderilmesine hükmetmiştir. Bu düzenleme, davanın esasını çözmeyen kararlar bakımından, kararı veren hâkim veya mahkemenin gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar vermesini öngörmektedir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Kanun yararına bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; soruşturma bu doğrultuda devam eder. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu