Ceza HukukuEmsal Kararlar

İhracat Vaadi, Aklama ve MASAK – Yargıtay 11. CD 2025/13724

Yabancı bir firma, kendi ülkesinin ordusuna gıda tedarik etmek için Türkiye’de fabrika arıyor. Türkçe bilmeyen firma sahibine iki dilli bir aracı yardım ediyor, fabrikalar gezdiriliyor, ilk siparişlerin bir kısmı teslim ediliyor. Peşin ödemeler büyüdükçe teslimatlar duruyor; deprem, mafya ve öldürülen müşteriler gibi gerekçelerle oyalama başlıyor. Sonunda toplam 2.832.352 ABD doları karşılığında ne mal geliyor ne para. Savcılık olayı “sözleşmeye aykırılıktan doğan hukuki ihtilaf” sayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor. Yargıtay’ın cevapladığı soru şudur: Milyonlarca dolarlık bir ticari ilişkide, aklama ve paravan şirket iddiaları varken, belgeleri tercüme ettirmeden ve hesapları incelemeden “hukuki ihtilaf” sonucuna varılabilir mi?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 03.11.2025 tarihli ve E.2025/2838, K.2025/13724 sayılı kararıyla, Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliğinin itirazı reddeden kararını, Adalet Bakanlığının istemi üzerine oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur.

Kısa özet: Yabancı bir şirketin yetkilisi, Türkiye’den gıda ihraç etmek için anlaştığı kişilerin, kendilerine ait olmayan fabrika ve malları kendilerininmiş gibi göstererek güven kazandığını, ilk siparişlerin bir kısmını teslim ettikten sonra peşin alınan 1.270.352 USD ve 1.562.000 USD karşılığında mal göndermediğini, paraları paravan şirket hesaplarından nakit, transfer ve döviz bozdurma yoluyla kaynağından kopardığını ileri sürmüştür. Savcılık olayı hukuki ihtilaf sayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmiştir. Yargıtay; yabancı dildeki belgelerin tercümesi, şirketlerin defter ve banka kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi, diğer şüphelilerin kimlik tespiti, benzer soruşturmaların araştırılması ve gerekirse MASAK raporu alınmadan karar verilemeyeceğini belirterek soruşturmanın genişletilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

🌍 Şikâyetin anlattığı tablo

Karar metnindeki kanun yararına bozma isteminde aktarılan şikâyete göre, Lübnan’ın yaşadığı ekonomik, siyasi ve askeri kriz nedeniyle gıda temininde sıkıntı yaşanmış, şikâyetçi firma ile Lübnan Ordusu arasında 50 milyon doları içeren çeşitli sözleşmeler imzalanmıştır. Bu sözleşmeler kapsamında Türkiye’den un, yağ, makarna sosu, sardalya ve yeşil bezelye gibi ürünler ihraç edilecektir.

Firma sahibi Türkiye pazarında mal ararken, hem Türk hem Lübnan vatandaşı olan bir şüpheli ile temas kurmuştur. Bu kişi, kamyon şoförü olması nedeniyle pek çok fabrika sahibiyle doğrudan bağlantısı olduğunu, kendisine komisyon ödenmesi hâlinde ihtiyacı karşılayacak fabrikalarla tanıştıracağını söylemiştir. Firma sahibinin Türkçe bilmemesi, iletişimin tamamen bu aracı üzerinden yürümesine yol açmıştır.

Şikâyete göre şüpheliler Hatay, Samsun ve Mersin’deki bazı gıda şirketlerini kullanarak, gerçekte kendilerine ait olmayan fabrika ve malları sahiplenmiş ve güven ortamı yaratmıştır. Şüphelilerden birinin, aslında eşine ait olan şirketin arkasına saklanarak işlemleri yürüttüğü de iddia edilmiştir.

💵 Rakamlarla ticari ilişki

Kararda yer alan tutarlar, olayın neden basit bir “teslim edilmeyen sipariş” gibi görünebildiğini de açıklar. Ticaretin bir kısmı gerçekten yapılmıştır:

  • Birinci şüpheliye 12 seferde toplam 8.729.085 USD gönderilmiş; karşılığında 64 faturalı toplam 5.609.233 USD tutarında ürün gönderilmiş, 669.500 USD sevkiyat ücreti alınmış, paketleme ücreti olarak 1.180.000 USD iade edilmiştir. Kalan 1.270.352 USD için ne mal ne para verilmiştir.
  • İkinci şüpheliye un ve diğer ürünler için toplam 2.488.030 USD ödenmiş, 15-20 günlük süreçte yalnızca 981.880 USD‘lik un gönderilmiş, 1.506.150 USD‘lik ürün gönderilmemiştir.
  • Şikâyetçi, iki şüpheli yönünden toplam zararını 2.832.352 USD olarak (1.270.352 USD ve 1.562.000 USD) açıklamıştır.

Şikâyetçiye göre şüpheliler, şirket hesaplarındaki paraları üçüncü kişilere transfer ederek ve nakit çekerek kaynağından koparmış; başlatılan icra takibinde şirket hesaplarında malvarlığı bulunamamıştır. Şüphelilerin INTERPOL tarafından arandığı ve haklarında tutuklama kararı bulunduğu da ileri sürülmüştür.

📁 Savcılığın gerekçesi ve itirazın reddi

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı (09.12.2024, Soruşturma 2023/55422, Karar 2024/30457), olayın karşılıklı anlaşma yapan iki taraftan birinin edimini yerine getirmemesine veya eksik yerine getirmesine dayalı, hukuki nitelikte bir ihtilaf olduğunu, şikâyetçinin zararını hukuk mahkemeleri yoluyla telafi edebileceğini ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliği (27.02.2025, 2025/1615 D. İş), bu karara yapılan itirazı reddetmiştir. CMK 271/4 uyarınca kesin olan karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı 26.05.2025 tarihinde kanun yararına bozma isteminde bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.06.2025 tarihli tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir.

⚖️ Yargıtay: Önce soruşturma, sonra nitelendirme

Daire, kararını CMK 160, 172 ve 173 hükümlerine dayandırmıştır. Gerekçede vurgulanan çerçeve şudur: Cumhuriyet savcısı bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar; şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplar. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen sulh ceza hâkimliği ise yeterli delil yoksa itirazı reddedebilir, yeterli delil varsa kabul edebilir ya da eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.

Somut dosyada Daire, savcılığın “hukuki ihtilaf” sonucunu tek başına yanlış bulmaktan çok, bu sonuca yeterli araştırma yapılmadan varıldığını tespit etmiştir. Kararın ifadesiyle “hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde” verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddedilmesi Kanun’a aykırıdır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03.11.2025 tarihli, E.2025/2838, K.2025/13724 sayılı kanun yararına bozma kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🗂️ Soruşturmada yapılması istenen işlemler

Kararın en somut kısmı, Daire tarafından sayılan soruşturma işlemleridir. Bunlar, uluslararası ticari ilişki görünümündeki dolandırıcılık iddialarında hangi delillerin belirleyici olabileceğini de gösterir:

  • Şikâyette adı geçen, şüphelilerden birinin eşi ve şirket sahibi olan kişi ile diğer iki kişinin açık kimlik ve adreslerinin tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması,
  • Dosyaya sunulan yabancı dildeki (İngilizce ve Arapça) belgelerin tercüme ettirilmesi ve elektronik ortamda sunulan delillerin dökümlerinin yaptırılması,
  • Şüphelilerle bağlantılı şirketlerin ticari defter ve belgeleri ile banka hesap hareketlerinin temin edilerek ticari ilişkinin ortaya konulması için bilirkişi raporu alınması,
  • Şüpheliler hakkında benzer eylemler nedeniyle başka soruşturma bulunup bulunmadığının araştırılması ve varsa ilgili belgelerin getirtilmesi,
  • Kararda numarası belirtilen bir başka başsavcılık soruşturma dosyasının getirtilerek incelenmesi,
  • Şirketlerden biri üzerinden başka bir suç faaliyeti yürütüldüğü yönündeki iddiaların ve bunun şikâyetçilerden elde edilen menfaatle bağlantısının araştırılması,
  • Gerekirse Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) rapor alınması.

Kanun yararına bozma istemi ayrıca, Beyrut’taki Türkiye Büyükelçiliğine ve Lübnan Büyükelçiliğine sunulduğu belirtilen taahhütnamelerin ve şirketlerin gümrük bildirimleri, irsaliye, fatura, tahsilat makbuzu, bilgisayar kayıtları gibi belgelerinin de toplanmasını istemiştir.

🔁 Aklama iddiası neden önemli?

Şikâyetçi, şüphelilerin TCK 282’de düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu da işlediğini ileri sürmüştür. Mevzuat metnine göre TCK 282/1, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tâbi tutan kişiyi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır.

Aklama, bir öncül suçun varlığına bağlıdır. Dolandırıcılık iddiası “hukuki ihtilaf” denilerek araştırılmadan kapatılırsa, paranın paravan hesaplardan nakit, transfer ve döviz bozdurma yoluyla dolaştırıldığı iddiası da hiç incelenmemiş olur. Yargıtay’ın banka hesap hareketlerinin incelenmesini ve MASAK raporunu sayması bu nedenle önemlidir: Para akışının izi, hem dolandırıcılık kastının baştan var olup olmadığını hem de aklama iddiasının dayanağını ortaya koyabilecek delildir. Öncül suç ile aklama arasındaki bağlantının iddianamede nasıl kurulması gerektiğine dair bir başka karar için aklamada öncül suç bağlantısı yazısına bakılabilir.

Kararda dikkat çeken bir başka husus, kısmi ifanın şüpheliler lehine otomatik bir sonuç doğurmamasıdır. Milyonlarca dolarlık ürünün gerçekten teslim edilmiş olması, şikâyetçiye göre güven telkininin bir parçasıdır. Teslimatların bu amaçla mı yapıldığı yoksa gerçek bir ticari ilişkinin sonradan mı bozulduğu, ancak defterler, faturalar ve hesap hareketleri incelendiğinde anlaşılabilecektir.

🆕 Güncel mevzuat notu

Kararda aktarılan CMK 173/1 metninde itiraz süresi “onbeş gün” olarak geçmektedir. Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metinde ise bu süre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak yer almaktadır. Fıkranın geri kalanı, yani itirazın, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılacağı kuralı aynıdır.

Ayrıca 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçlarına iştirakin banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kaldığı hâllerde cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir. Paranın üçüncü kişi hesaplarına aktarıldığı iddia edilen dosyalarda, hesap sahiplerinin rolünün bu yeni düzenleme karşısında ayrıca değerlendirilmesi gündeme gelebilecektir.

❓ Sık sorulanlar

Ticari bir sözleşmenin yerine getirilmemesi her zaman hukuki ihtilaf mıdır?

Bu kararda Yargıtay, savcılığın olayı hukuki ihtilaf olarak nitelendirmesini, yabancı dildeki belgeler tercüme ettirilmeden, şirketlerin defter ve banka kayıtları incelenmeden ve diğer şüpheliler tespit edilmeden yapılmış bir değerlendirme olarak görmüş; bu hâliyle eksik soruşturmaya dayandığını kabul etmiştir. Bir uyuşmazlığın hukuki mi cezai mi olduğu, toplanacak delillere göre belirlenir.

Kanun yararına bozma kararı şüphelilerin dava edileceği anlamına mı gelir?

Hayır. Karar, CMK 309/4-a uyarınca dosyanın mahalline gönderilmesini ve gerekli işlemlerin yapılmasını sağlar. Kararda istenen araştırmalar tamamlandıktan sonra, toplanan delillere göre yeniden bir değerlendirme yapılacaktır; sonucun ne olacağı karar metninden anlaşılmamaktadır.

Kararda MASAK raporu neden istendi?

Şikâyette, elde edilen paraların paravan şirket hesaplarından nakit, transfer ve döviz bozdurma yoluyla kaynağından koparıldığı ve aklandığı ileri sürülmüştür. Yargıtay, banka hesap hareketlerinin incelenmesi ve gerekli görülmesi hâlinde MASAK’tan rapor alınmasından sonra değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Kısmen teslimat yapılmış olması dolandırıcılık iddiasını ortadan kaldırır mı?

Dosyada milyonlarca dolarlık ürünün teslim edildiği görülmektedir. Şikâyetçi ise bu teslimatların güven kazanmak için yapıldığını ileri sürmüştür. Yargıtay bu konuda bir sonuca varmamış, ticari ilişkinin defter, fatura ve hesap kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesiyle ortaya konulmasını istemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Şikâyetçi ve şüphelilerin kimliği kaynakta anonimdir. Yazıda aktarılan olaylar şikâyet dilekçesindeki iddialar olup herhangi bir kişi hakkında suç işlendiğine dair kesinleşmiş bir tespit değildir; masumiyet karinesi geçerlidir. Bozma sonrasında yürütülecek soruşturmanın sonucu bilinmemektedir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud