Emsal KararlarForex HukukuVergi Hukuku

DİBS Faizinde Stopaj İadesi – Danıştay VDDK 2025/640

Devlet iç borçlanma senetleri, sermaye piyasasının en temel ve en yaygın yatırım araçlarından biridir. Bu senetlerden elde edilen faizlerde vergi kesintisini çoğu zaman yatırımcı değil, saklamayı yapan banka otomatik olarak uygular. Peki kanunla her türlü vergiden muaf tutulmuş bir kurumun faiz gelirinden yıllarca stopaj kesilmişse ve dava açma süresi de çoktan geçmişse, bu kesintiler düzeltme ve şikâyet yoluyla geri istenebilir mi? Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, bu soruya olumsuz cevap vermiştir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK), 17.09.2025 tarihli ve E.2023/1183, K.2025/640 sayılı kararıyla, Devlet İç Borçlanma Senetlerinden (DİBS) elde edilen faizler üzerinden yapılan stopaj kesintilerinin iadesi için düzeltme-şikâyet yoluna başvurulan uyuşmazlıkta, meselenin iki ayrı kanunun birlikte yorumlanmasını gerektirdiğini, dolayısıyla açık bir vergi hatası değil hukuki ihtilaf olduğunu kabul etmiş ve iadeye hükmeden bölge idare mahkemesinin ısrar kararını oyçokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesiyle her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulan Fon, bir banka şubesindeki depo hesabında saklanan DİBS’lerden 01.01.2013–30.09.2018 döneminde elde ettiği faizlerden yapılan gelir vergisi (stopaj) kesintilerinin iadesini istemiştir. Düzeltme ve şikâyet başvuruları reddedilince açılan davada vergi mahkemesi, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğunu belirterek davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi ise muafiyetin özel kanunla tanındığını, kesintilerin mükellefiyette hata olduğunu kabul edip iadeye hükmetmiştir. Danıştay 4. Dairesi bu kararı bozmuş, bölge idare mahkemesi ısrar etmiştir. VDDK, 4. Dairenin gerekçesini benimseyerek ısrar kararını bozmuştur: Hangi kanun hükmünün uygulanacağının belirlenmesi hukuki yorum gerektirdiğinden, bu iddialar ancak süresinde açılan davada incelenebilir.

📈 DİBS faizi ve kaynakta kesinti

Uyuşmazlığın konusu, davacı Fon’un bir bankanın şubesi nezdindeki depo hesabında muhafaza edilen Devlet İç Borçlanma Senetleridir. Bu senetlerden 01.01.2013 ile 30.09.2018 tarihleri arasında elde edilen faiz gelirleri üzerinden, ilgili banka tarafından gelir (stopaj) vergisi kesintisi yapılmıştır.

Karar metninde aktarılan mevzuata göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendi, her nevi tahvil ve hazine bonosu faizlerini menkul sermaye iradı olarak saymaktadır. Kanun’un geçici 67. maddesi ise bu iratlardan tevkifat yapılmasını düzenlemekte ve özellikle maddenin (5) numaralı fıkrasında, gelir sahibinin vergiden muaf olup olmamasının veya kazancın istisna olup olmamasının yapılacak tevkifatı etkilemeyeceğini öngörmektedir.

Fon, kesintilerin iadesi için önce düzeltme başvurusunda bulunmuş, bu başvuru reddedilince şikâyet yoluna gitmiş, şikâyet de reddedilince kesintilerin tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açmıştır. Davanın, kesintilere karşı olağan dava açma süresinde değil, düzeltme ve şikâyet yolu izlenerek açılmış olması, uyuşmazlığın bütün seyrini belirlemiştir.

📚 İki kanun, iki farklı hüküm

Dosyada karşı karşıya gelen iki düzenleme vardır:

  • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.140: “Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar” başlıklı madde, karar metnine göre davacının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu düzenlemektedir. Kanun 01.11.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu geçici m.67: 5281 sayılı Kanun’la eklenen ve 01.01.2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanan madde, vergiden muaf olmanın tevkifatı etkilemeyeceğini öngörmektedir.

Hangisinin uygulanacağı sorusu; özel kanun-genel kanun ilişkisi, kanunların kabul ve yürürlük tarihleri ve kanun koyucunun iradesi gibi yorum ölçütlerine bağlıdır. Kurulun sonucuna ulaşmasında belirleyici olan da tam olarak bu yorum ihtiyacıdır.

🔄 Dört aşamalı yargılama

  1. Vergi mahkemesi: Uyuşmazlığın 5411 sayılı Kanun m.140 ile 193 sayılı Kanun geçici m.67’nin birlikte değerlendirilip yorumlanmasını gerektirdiğini, bu nedenle açık bir vergi hatası değil hukuki ihtilaf olduğunu ve ancak süresinde açılan davada incelenebileceğini belirterek davayı reddetmiştir.
  2. Bölge idare mahkemesi vergi dava dairesi: İstinaf başvurusunu kabul etmiştir. Özel kanun niteliğindeki 5411 sayılı Kanun’la tanınan muafiyet karşısında Gelir Vergisi Kanunu hükümlerinin davacı için uygulanamayacağını, kesintilerin mükellefiyette hata kapsamında olduğunu kabul etmiş; VUK m.112/4 uyarınca tahsil tarihinden itibaren tecil faiziyle iadeye hükmetmiştir.
  3. Danıştay 4. Dairesi (28.11.2022, E.2021/798, K.2022/7096): Dava açma süresi geçtikten sonra yalnızca hukuki ihtilaf içermeyen basit ve açık hataların düzeltme-şikâyet yoluyla dava konusu edilebileceğini, aksi hâlde her uyuşmazlığın düzeltme zamanaşımı içinde dava konusu yapılabileceğini ve bunun İYUK m.7’nin amacına aykırı düşeceğini belirterek kararı bozmuştur.
  4. Bölge idare mahkemesinin ısrar kararı: Konunun müstakar yargı kararlarıyla açıklığa kavuştuğunu, bu nedenle kuşkuya yer bırakmayan bir vergi hatası bulunduğunu belirterek ilk kararında ısrar etmiştir. Israr kararında Danıştay 4. Dairesinin bazı kararları ile ikale tazminatına ilişkin bir VDDK kararına atıf yapılmıştır.
📎 Karar metni: Kararın tam metni Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden alınmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🏛️ Kurulun kararı ve karşı oy

Vergi Dava Daireleri Kurulu, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar vermeden işin esasını incelemiş ve Danıştay 4. Dairesinin kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulmasına hükmetmiştir. Israr kararı bozulduğundan davacının vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazı ayrıca incelenmemiş, yargılama giderleri de yeniden verilecek karara bırakılmıştır.

Karar oyçokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir. Karşı oy yazısında, temyiz dilekçesindeki iddiaların ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ve istemin reddi gerektiği görüşüne yer verilmiştir. Bu durum, düzeltme-şikâyet yolunun sınırları konusunda Danıştay içinde de farklı yaklaşımların bulunduğunu göstermektedir.

🔍 Vergi hatası mı, hukuki ihtilaf mı?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.116, vergi hatasını vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlamaktadır. VUK m.124/1 ise dava açma süresi geçtikten sonra yapılan düzeltme talepleri reddolunanlara şikâyet yoluyla başvurma imkânı tanımaktadır.

Kurulun benimsediği 4. Daire gerekçesine göre bu yol, dava açma süresini kaçıranlar için genel bir telafi mekanizması değildir. Ayrım şöyle özetlenebilir:

  • Açık vergi hatası: Herhangi bir kuşku veya hukuki tartışmaya yer bırakmayan, basit ve açık hatalardır; düzeltme-şikâyet yoluyla dava konusu yapılabilir.
  • Hukuki ihtilaf: Maddi olayların ve farklı mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini, hangi hükmün uygulanacağına dair yorum yapılmasını gerektiren uyuşmazlıklardır; ancak süresinde açılan davada incelenebilir.
  • Somut dosya: Bölge idare mahkemesinin kendisi, sonuca ulaşmak için özel kanun-genel kanun ve önceki kanun-sonraki kanun ilkeleri üzerinden yorum yapmıştır. Bu yorum ihtiyacı, uyuşmazlığı hukuki ihtilaf hâline getirmiştir.

Israr kararındaki “müstakar içtihat bulunduğu için hata açıktır” yaklaşımı Kurul çoğunluğunca kabul görmemiştir. Kararın ifade ettiği ilke, yerleşik içtihat bulunsa bile iki kanun arasındaki çatışmanın yorumla çözülmesi gereken durumlarda meselenin düzeltme-şikâyet yolunda değil, olağan dava süresinde tartışılması gerektiğidir.

💡 Menkul kıymet geliri elde edenler için sonuçlar

Karar, bir kamu kurumunun muafiyetiyle ilgili olsa da tahvil, bono ve benzeri sermaye piyasası araçlarından gelir elde eden herkesi ilgilendiren bir usul kuralını öne çıkarmaktadır:

  • Kesinti otomatiktir: Saklamacı banka veya aracı kurum, GVK geçici m.67 kapsamındaki tevkifatı gelir sahibinin muafiyet durumundan bağımsız olarak uygulayabilmektedir.
  • Süre belirleyicidir: Kesintinin hukuka aykırılığı yorum gerektiren bir tartışmaya dayanıyorsa, kararın yaklaşımına göre bu tartışma ancak olağan dava açma süresi içinde açılan davada incelenebilir; süre geçtikten sonra düzeltme-şikâyet yolu bu tür iddialar için kapalı kabul edilmektedir.
  • Esas incelenmemiştir: Kurul, Fon’un muafiyetinin DİBS faizlerine uygulanıp uygulanmayacağı konusunda esasa ilişkin bir sonuca varmamıştır; bozma, yolun uygunluğuna ilişkindir.

Sermaye piyasası işlemlerinin vergilendirilmesinde yürürlük ve zamanlama sorunlarının öne çıktığı başka bir örnek için serideki halka arzda kurumlar vergisi indirimi ve yürürlük kararı, TMSF’nin taraf olduğu farklı bir uyuşmazlık için ise ölen sanıkta tazmin hükmü ve TMSF haczi kararı incelenebilir.

🗂️ Sıkça sorulanlar

Danıştay, Fon’un DİBS faizlerinden vergi kesilmesini hukuka uygun mu buldu?

Hayır, böyle bir esas değerlendirmesi yapılmamıştır. Kurul, iadeye hükmeden ısrar kararını, uyuşmazlığın düzeltme-şikâyet yoluyla incelenemeyecek bir hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Kesintilerin hukuka uygunluğu, süresinde açılan bir davada incelenebilecek bir mesele olarak görülmüştür.

Uyuşmazlık neden “hukuki ihtilaf” sayıldı?

Çünkü sonuca ulaşmak için 5411 sayılı Kanun m.140 ile 193 sayılı Kanun geçici m.67’nin birlikte yorumlanması, özel kanun-genel kanun ve önceki-sonraki kanun ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Hangi hükmün uygulanacağının belirlenmesi hukuki yorum gerektirdiğinden mesele basit ve açık bir vergi hatası olarak görülmemiştir.

Yerleşik içtihat bulunması sonucu değiştirmedi mi?

Bölge idare mahkemesi, müstakar yargı kararları nedeniyle hatanın açık hâle geldiğini savunmuştur. Kurul çoğunluğu bu görüşe katılmamış ve 4. Dairenin gerekçesini benimsemiştir. Karşı oy ise ısrar kararının bozulmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı görüşündedir.

Karar hangi dönemdeki kesintilere ilişkindir?

Karar metnine göre uyuşmazlık, 01.01.2013 ile 30.09.2018 tarihleri arasında DİBS’lerden elde edilen faiz gelirleri üzerinden yapılan gelir (stopaj) vergisi kesintilerine ilişkindir. Kesinti tutarları karar metninde yer almamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan Danıştay karar metninden derlenmiştir. Karar, ısrar kararını bozan ve oyçokluğuyla verilmiş bir karardır; uyuşmazlığın esası hakkında bir tespit içermez. Vergi kesintilerinin iadesi, düzeltme-şikâyet yolunun kullanılabilirliği ve dava açma süreleri; gelirin türüne, muafiyetin dayanağına ve somut başvuru sürecine göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu