Emsal KararlarForex Hukukuİcra Hukuku

Negatif Petrolde Stop-Out – İstanbul BAM 12. HD 2025/1372

20 Nisan 2020 öğleden sonra, Mayıs vadeli WTI ham petrol kontratının fiyatı bir saat içinde varil başına 0,69 dolardan eksi 37,63 dolara indi. Dünya piyasalarında ilk kez görülen bu tablo, kaldıraçlı vadeli işlem yapan yatırımcıların hesaplarında yatırdıkları teminatın çok üzerinde borç bakiyesi doğurdu. Aracı kurumun otomatik pozisyon kapatma (stop-out) sistemi çalıştığı hâlde piyasada alıcı bulunamadığında, oluşan eksi bakiyeyi kim üstlenir? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, yatırımcının menfi tespit davası ile aracı kurumun itirazın iptali davasını birlikte değerlendirerek bu soruya yanıt vermiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 18.09.2025 tarihli ve E.2022/1205, K.2025/1372 sayılı kararıyla, yatırımcının aracı kurumdan tazminat ve borçsuzluk tespiti istemini reddeden, aracı kurumun eksi bakiye için başlattığı takibe yapılan itirazı ise kısmen iptal eden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş olup temyiz yolu açık bırakılmıştır.

Kısa özet: Yatırımcı, Mart 2020’de imzaladığı yurt dışı piyasalarda aracılık sözleşmesiyle Mayıs 2020 vadeli ham petrol kontratları almıştır. 20.04.2020’de fiyatlar negatife dönünce sistem dört kez otomatik satış emri vermiş, ancak alıcı çıkmadığı için üç kontrat kapatılamamış ve vade sonunda uzlaşma fiyatından kapanmıştır. Yatırımcı, pozisyonların zamanında kapatılmadığını ileri sürerek zararın iadesini ve borçlu olmadığının tespitini istemiş; aracı kurum da eksi bakiyenin tahsili için takip başlatıp itirazın iptalini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi yatırımcının davasını reddetmiş, aracı kurumun davasını 28.929,46 USD üzerinden kabul ederek icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. Daire, aracı kurumun risk bildirim formundaki prosedürü uyguladığını, pozisyonun kapatılamamasının alıcı bulunmamasından kaynaklandığını belirterek istinafı reddetmiştir.

🛢️ Eksi fiyat günü: saat saat neler yaşandı?

Dosyadaki bilirkişi raporu, olayın arka planını ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Covid-19 kapanmaları döneminde petrol talebi hızla düşmüş, depolama maliyetleri olağanüstü seviyelere çıkmıştır. Bu durum, en kısa vadeli, yani Mayıs 2020 sonu teslimli WTI kontratlarında fiyatların eksi değerlere ulaşmasına yol açmıştır. Karar metnine göre bir varil ham petrol sözleşmesinin fiyatı şöyle seyretmiştir:

  • 07.04.2020 saat 08:59 — 17,76 USD
  • 19.04.2020 saat 09:59 — 15,55 USD
  • 20.04.2020 saat 09:59 — 11,70 USD; 12:59 — 4,91 USD; 13:59 — 0,69 USD
  • 20.04.2020 saat 14:59 — eksi 37,63 USD

Bilirkişi, bu çöküşün yalnızca WTI petrolünün Mayıs 2020 vadeli sözleşmelerinde yaşandığını; Haziran ve Kasım vadeli sözleşmelerde fiyatların 23 USD seviyesinin altına inmediğini, Brent gibi diğer petrol piyasalarında da Mayıs teslimli fiyatların 20 USD’nin üzerinde kaldığını tespit etmiştir. Yatırımcının hesabındaki pozisyonlar ise tam da bu en kısa vadeli WTI kontratlarıydı.

Aynı gün yatırımcıya e-postayla teminat tamamlama çağrıları gönderilmiştir: saat 20:31 ve 20:55’te teminatın %80’inin kullanıldığı, 21:43’te ise teminatın tamamının kullanıldığı bildirilmiştir. Sistem kayıtlarına göre, yatırımcının üç adet QMK0 kodlu uzun (long) pozisyonu için 19:05:10, 19:33:45, 19:34:14 ve 21:33:25’te piyasa fiyatından otomatik satış emirleri iletilmiş; bu emirlerin hiçbiri alıcı ve uygun alış kotasyonu bulunmadığından işleme dönüşmemiştir.

📂 Yatırımcının davası ve aracı kurumun takibi

Uyuşmazlık iki ayrı dava olarak başlamış, sonradan birleştirilmiştir.

Asıl dava (yatırımcı): Yatırımcı, sözleşmeye göre teminat %150 seviyesinin altına indiğinde aracı kurumun pozisyonları derhal kapatması gerektiğini, bu yapılmadığı için zararın katlanarak büyüdüğünü ileri sürmüştür. Hesabından çekilen 32.667 USD, sonradan yatırdığı 14.990 USD ve satılan hisse senetlerinin 3.625 USD’lik bedeli için şimdilik her kalemden 1.000 USD’nin iadesini ve aracı kurumun başlattığı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Birleşen dava (aracı kurum): Aracı kurum, hesapta oluşan eksi bakiyenin tahsili için İskenderun İcra Dairesi’nde 29.080,54 USD üzerinden ilamsız takip başlatmış, yatırımcının itirazı üzerine İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nde itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı davası açmıştır. Bu dosya, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeki asıl davayla birleştirilmiştir.

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 28.03.2022 tarihli, 2020/612 E. – 2022/223 K. sayılı kararıyla asıl davayı reddetmiş; birleşen davada itirazı kısmen iptal ederek takibin 28.929,46 USD üzerinden devamına ve alacağın %20’si üzerinden hesaplanan 39.691,21 TL icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. Yatırımcı vekili bu kararı istinaf etmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

⚖️ Dairenin gerekçesi: emir var, alıcı yok

Yatırımcının istinaf dilekçesindeki temel itiraz şuydu: bilirkişi yalnızca emirlerin girildiğini ve gerçekleşmediğini söylemiş, fakat emirlerin hesap hangi teminat seviyesindeyken ve zamanında girilip girilmediğini açıklığa kavuşturmamıştır; zamanında girilmemiş emrin sayısının önemi yoktur. Daire bu itirazı aşağıdaki tespitlerle karşılamıştır:

  • Sözleşme ve bilgilendirme: Taraflar arasında 25.03.2020 tarihli genel çerçeve sözleşmesi ve sözleşme öncesi bilgilendirme seti, 26.03.2020 tarihli yurt dışı piyasalarda aracılık sözleşmesi imzalanmış; yurt dışı işlemler risk bildirim formu ve yerindelik testi de yatırımcı tarafından imzalanmıştır.
  • Risk bildirim formunun içeriği: Formda kaldıraç nedeniyle yüksek kazanç kadar yüksek zarar da doğabileceği, ilk teminat tamamlama çağrısının %80, ikincisinin %100 oranında yapılacağı, ikinci çağrıdan sonra 47 saat süre tanınacağı ve bu süre içinde herhangi bir anda %150 seviyesine ulaşılırsa sürenin bitimi beklenmeden tüm pozisyonların otomatik olarak kapatılacağı düzenlenmiştir.
  • Çağrılara icabet edilmemesi: Yatırımcı kendisine bildirilen teminat tamamlama çağrılarına icabet etmemiştir.
  • Prosedürün uygulanması: Aracı kurum formda belirtilen prosedürü uygulamış, sistem pozisyon kapatma emirlerini otomatik olarak vermiştir.
  • Alıcı yokluğu: Emirlerin gerçekleşmemesinin sebebi, ürünün küresel piyasalarda daha önce görülmediği hızda eksi fiyata geçmesi ve alıcı çıkmamasıdır. Daireye göre yatırım ürünü için alıcı çıkmaması hâlinde pozisyon kapatılamaz.

Bu tespitlerden hareketle Daire, zararın ortaya çıkmasında aracı kurumun kusuru ve dolayısıyla asıl davadaki talepler bakımından sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varmıştır. Birleşen dava yönünden de aynı gerekçelerle yatırımcının hesaptaki eksi bakiyeden sorumlu olduğu kabul edilmiş, istinaf başvurusu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiştir.

🔍 Stop-out, zararı durdurma taahhüdü müdür?

Kararın en çok tartışmaya açık yönü, otomatik pozisyon kapatma mekanizmasının hukuki niteliğine ilişkindir. Yatırımcı, stop-out seviyesini aracı kurumun zararı belirli bir noktada durdurma taahhüdü olarak okumuştur. İlk derece mahkemesi ve Daire ise mekanizmayı, aracı kurumun belirli bir teminat seviyesinde emri piyasaya iletme yükümlülüğü olarak değerlendirmiştir.

İlk derece mahkemesinin benimsediği ve Dairenin isabetli bulduğu bilirkişi görüşüne göre aracı kurumun, yatırımcının alım veya satım emrini piyasaya iletme dışında bir yükümlülüğü bulunmamaktadır; olağanüstü koşullarda piyasada alıcı olmayabilir. Bu yaklaşımda belirleyici olan iki unsur öne çıkmaktadır:

  1. Emrin iletilip iletilmediği: Log kayıtları dört ayrı otomatik satış emrinin iletildiğini göstermiştir. Bilirkişi ek raporu, emirlerin alıcı bulunmaması, uygun alış kotasyonu olmaması veya emrin bekleme süresinin dolması gibi piyasa koşulları nedeniyle sona erdiğini ve aracı kurumun kusuru bulunmadığını belirtmiştir.
  2. Zararın kaynağı: Zarar, yatırımcının kendi iradesiyle aldığı sözleşmelerin tarihte görülmemiş bir olay nedeniyle değer kaybetmesinden ve türev işlemlerin doğasında bulunan kaldıraç etkisinden doğmuştur.

Dairenin gerekçesinde, emirlerin %150 eşiğine ulaşıldığı anda mı yoksa daha sonra mı iletildiği konusunda ayrı bir saat-seviye karşılaştırması yer almamaktadır; Daire, prosedürün formda belirtildiği şekilde uygulandığını dosyadaki bilgi ve belgelerden kabul etmiştir. Karar temyize açık olduğundan bu noktanın Yargıtay incelemesinde ayrıca değerlendirilmesi mümkündür.

Kaldıraçlı işlemlerde teminat açığının kime ait olduğuna ilişkin farklı bir dosya için serideki VİOP teminat açığında yatırımcı sorumluluğu kararı, aracı kurumun resen satış yetkisi için kredili hissede resen satış kararı incelenebilir.

🧮 Rakamlarla hesap dökümü ve yarı yarıya iade

Dosyanın dikkat çekici ayrıntılarından biri, aracı kurum tarafının zararın yarısını kendiliğinden üstlenmiş olmasıdır. Karar metnindeki hesap hareketleri özetle şöyledir:

  • 20.04.2020’de hesap artı 55.454,11 USD iken 79.510 USD zarar kaydıyla eksi 24.055,89 USD’ye, komisyon ve ek zarar kayıtlarıyla eksi 28.476,68 USD’ye inmiştir.
  • Kapatılamayan üç QMK0 pozisyonu 21.04.2020’de vade sonu uzlaşma fiyatından kapatılmış, hesaba 59.362,23 USD daha zarar yansımış, bakiye eksi 87.838,91 USD’ye ulaşmıştır.
  • Hesaptaki 4.000 adet pay senedi 3.599,93 USD’ye satılmış, yatırımcı da hesaba 14.990 USD yatırmış; bakiye eksi 72.848,91 USD olmuştur.
  • Aracı kurumun muhabiri, olağanüstü durum nedeniyle iyi niyet göstergesi olarak zararın yarısı olan 43.919,45 USD’yi 30.04.2020’de yatırımcının hesabına ödemiştir.
  • Bu ödemenin mahsubundan sonra bilirkişinin tespit ettiği eksi bakiye 28.929,46 USD’dir.

İlk derece mahkemesi takibin 29.080,54 USD’lik talebini değil, bilirkişinin hesapladığı 28.929,46 USD’yi esas almış; itirazı bu tutar üzerinden iptal etmiş, fazlaya ilişkin talebi reddetmiştir. Dosyada zararın yarısının iadesi aracı kurum tarafının iyi niyet ödemesi olarak nitelenmiş; bu ödeme, kalan borcun hesaplanmasında mahsup kalemi olarak dikkate alınmıştır.

📑 Eksi bakiye takibinde icra inkâr tazminatı

Yatırımcı vekili, birleşen dava yönünden bilirkişi raporu alınmadan ve borç hesaplanmadan kabul kararı verildiğini, icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını da ileri sürmüştür. Daire bu itirazları da yerinde görmemiştir. Gerekçede şu noktalar öne çıkmaktadır:

  • Aracı kurum, 04.05.2020 tarihli ihtarnameyle eksi bakiyenin 24 saat içinde ödenmesini istemiştir.
  • Eksi bakiyenin dayanağı olan hesap ekstresi kayıtları asıl davada zaten incelenmiş, zarar tespit edilmiştir.
  • Her iki davadaki iddia ve talepler aynıdır ve birleşmeden sonra alınan bilirkişi ek raporunda birleşen davaya ilişkin tespitler de yer almaktadır.
  • Bu nedenle alacak belirlenebilir ve likit nitelikte kabul edilmiş, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi isabetli bulunmuştur.

İcra inkâr tazminatı İİK m.67/2 uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazı haksız bulunursa ve alacak likit ise hükmedilen, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere belirlenen bir tazminattır. Döviz cinsinden ve hesap ekstresine dayanan bir alacakta dahi, tutarın hesap kayıtlarından belirlenebilir olması likitlik için yeterli görülmüştür.

❓ Sorular ve cevaplar

Stop-out seviyesi yatırımcının zararını o seviyede sınırlar mı?

Bu kararda Daire, stop-out mekanizmasını belirli bir teminat seviyesinde pozisyon kapatma emrinin otomatik olarak piyasaya iletilmesi olarak değerlendirmiştir. Emir iletildiği hâlde alıcı bulunamazsa pozisyon kapatılamaz ve zarar büyümeye devam edebilir; Daire bu durumda aracı kurumun kusurunun bulunmadığını kabul etmiştir.

Yatırımcı yatırdığı teminattan fazlasını borçlanabilir mi?

Somut dosyada, yurt dışı vadeli işlem hesabında teminatın tükenmesinin ötesinde eksi bakiye oluşmuş ve yatırımcı bu bakiyeden sorumlu tutulmuştur. Risk bildirim formunda teminattan daha fazlasının kaybedilebileceğinin yazılı olması, Daire ve ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde önem taşımıştır. Farklı ürün türlerinde (örneğin yurt içi kaldıraçlı alım satım işlemleri) ayrı mevzuat hükümleri uygulanabileceğinden sonuç her dosyada aynı olmayabilir.

Emirlerin gerçekten iletildiği nasıl tespit edildi?

Bilirkişi ek raporu, aracı kurumun sistem (log) kayıtlarını incelemiş ve 20.04.2020’de dört ayrı saatte piyasa fiyatından otomatik satış emri verildiğini, emirlerin piyasa koşulları oluşmadığından sona erdiğini belirlemiştir. Teminat tamamlama çağrılarının gönderildiği saatler de e-posta kayıtlarından tespit edilmiştir.

Bu karar kesinleşmiş midir?

Karar metninde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK m.361/1 gereği Yargıtay temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Yayımlanan metinde temyiz aşamasına ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan bölge adliye mahkemesi kararından derlenmiştir. Karar istinaf aşamasına ait olup temyiz yolu açıktır. Aracı kurumun sorumluluğu; sözleşme ve risk bildirim formlarının içeriğine, ürünün türüne, emir kayıtlarına ve piyasa koşullarına göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu