Emsal Kararlarİcra Hukuku

Pay Haczine Şirketin Şikâyeti – Yargıtay 12. HD 2025/7315

Bir alacaklı, borçlusunun ortağı olduğu anonim şirketteki paylara uzanmak istediğinde icra dairesinin muhatabı yalnızca borçlu değildir; payların kaydının tutulduğu şirket de sürecin içine girer. İcra müdürlüğü şirkete bir yazı gönderir ve haczin pay defterine işlenmesini ister. Peki bu yazıyı alan şirket, haczi kendi aleyhine bir işlem gibi görüp icra mahkemesinde iptalini isteyebilir mi? Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada borçlularla birlikte şirket de şikâyet yoluna gitmiş, ancak şirketin başvurusu ilk derece mahkemesinin gösterdiğinden farklı bir gerekçeyle sonuçsuz kalmıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 18.11.2025 tarihli ve E.2025/4443, K.2025/7315 sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını, şikâyetçi üçüncü kişi şirket bakımından gerekçeyi düzelterek, sonucu itibarıyla doğru bulmuş ve oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: İcra müdürlüğü, borçluların pay sahibi olduğu bir anonim şirketteki hisselerin haczine karar vermiş ve 27.10.2017 tarihli yazıyla haczin İİK m.94 uyarınca şirketin pay defterine işlenmesini, sonucun bildirilmesini istemiştir. Borçlular ve şirket bu müdürlük kararının iptali için icra mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi şirketin şikâyetini aktif husumet yokluğundan, borçluların şikâyetini esastan reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, şirkete gönderilen yazının İİK m.78 kapsamında bir haciz müzekkeresi olduğunu, üçüncü kişi şirketin bu müzekkerenin iptalini istemekte hukuki yararı bulunmadığını belirtmiş; ret gerekçesinin “aktif husumet” değil “hukuki yarar yokluğu” olması gerektiğini, ancak sonuç değişmediğinden kararın onanacağını açıklamıştır.

🗂️ Dosyada ne oldu?

Karar metni kısa olmakla birlikte uyuşmazlığın iskeletini açıkça ortaya koyar. Bir icra takibinde icra müdürlüğü, borçluların pay sahibi olduğu üçüncü kişi konumundaki anonim şirketteki hisselerin haczine karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda şirkete 27.10.2017 tarihli bir yazı gönderilmiş, haczin İcra ve İflas Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca şirketin pay defterlerine işlenmesi ve sonucundan icra müdürlüğüne bilgi verilmesi istenmiştir.

Süreç şöyle ilerlemiştir:

  • Şikâyet: Borçlular ve üçüncü kişi şirket, hisselerin haczine ilişkin 27.10.2017 tarihli müdürlük kararının iptali istemiyle icra mahkemesine başvurmuştur.
  • İlk derece: İcra mahkemesi, şirketin şikâyetini aktif husumet yokluğundan, borçluların şikâyetini ise esastan reddetmiştir.
  • İstinaf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
  • Temyiz: Şikâyetçiler kararı temyiz etmiştir.

Karar metninde borçluların şikâyet sebeplerine ilişkin ayrıntı yer almamaktadır. Yargıtay, bu yöndeki temyiz itirazlarını “sair temyiz itirazları yerinde değil” ifadesiyle karşılamış, ayrıntılı değerlendirmesini şirketin şikâyetine ayırmıştır. Hisselerin hangi şirkete ait olduğu ve takip alacağının tutarı da metinde geçmemektedir.

⚖️ Yargıtay’ın gerekçesi

Daire, değerlendirmesini üç basamakta kurmuştur:

  1. Üçüncü kişinin rolü sınırlıdır: İİK m.78 gereği üçüncü kişiye doğrudan haciz müzekkeresi gönderilerek borçluya ait hak ve alacaklar üzerine haciz konulduğunda, üçüncü kişinin yapması gereken, borçluya ait hak ve alacak varsa haciz gereği işlem yapmak, yoksa haczedilecek hak ve alacak bulunmadığını icra dairesine bildirmektir.
  2. Üçüncü kişiye ayrıca bir sorumluluk yüklenmez: Üçüncü kişinin bu tür bir haciz nedeniyle anılan işlemler dışında sorumluluğu yoktur. Karara göre haciz yazısına cevap verilmemesi hâlinde de üçüncü kişi zimmetinde sayılan bir alacak oluşmaz.
  3. Somut yazının niteliği: Şirkete gönderilen ve haczin İİK m.94 uyarınca pay defterine işlenmesini isteyen 27.10.2017 tarihli yazı, İİK m.78 kapsamında bir haciz müzekkeresidir. Bu nedenle şikâyetçi üçüncü kişi şirketin haciz müzekkeresinin iptalini istemekte hukuki yararı yoktur.

Daire ayrıca ilk derece mahkemesinin şirketin şikâyetini aktif husumet yokluğundan reddetmesini ve bölge adliye mahkemesinin bunu benimsemesini isabetsiz bulmuştur. Doğru gerekçe hukuki yarar yokluğudur. Bununla birlikte istem her iki hâlde de reddedildiğinden, yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemiştir. Karar, İİK m.364/2 göndermesiyle uygulanan HMK m.370 uyarınca onanmış; 615,40 TL temyiz harcından önceden alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline hükmedilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; şikâyetçi şirket ve borçluların adları kaynakta anonimdir.

📘 İİK m.94: payların haczi nasıl yapılır?

İİK m.94, iştirak hâlinde tasarruf edilen malların ve şirket hisselerinin haczini düzenler. Maddenin ilk cümlesine göre bir intifa hakkı, taksim edilmemiş bir miras, bir şirket yahut iştirak hâlinde tasarruf edilen bir mal hissesi haczedilirse icra dairesi, yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü kişilere durumu ihbar eder.

Anonim şirket payları için 2003 yılında eklenen cümleler ayrıca önemlidir:

  • Paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir.
  • Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır.
  • Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirilir.
  • Haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıldır.
  • Haczedilen payların satışı, taşınır malların satışı usulüne tabidir.

Bu düzenleme, Yargıtay’ın vardığı sonucu anlamayı kolaylaştırır. Haczin konusu borçlunun paydır; şirket, bu payı kendi defterinde gösteren ve haczi kayda geçiren konumdadır. Şirkete yöneltilen istem, kendi malvarlığına değil, ortağının payına ilişkin bir kayıt işlemidir. Karar da şirketin bu kayıt talebini taşıyan yazının iptalini istemesinde korunmaya değer bir yarar görmemiştir.

Benzer bir eksende, aracı kurum nezdindeki hisselerin mevduat haczi kapsamında satışına ilişkin bir uyuşmazlık için sitedeki mevduat haczinde hisse satışı yazısı incelenebilir.

🔍 Haciz müzekkeresi ile haciz ihbarnamesi ayrımı

Kararın vurguladığı bir diğer nokta, üçüncü kişiye gönderilen yazının türüdür. Yargıtay, söz konusu yazıyı “İİK m.78 kapsamında haciz müzekkeresi” olarak nitelendirmiş ve bu tür bir yazıya cevap verilmemesinin üçüncü kişi aleyhine bir zimmet sonucu doğurmadığını belirtmiştir.

Bu nitelendirme, İİK m.89’da düzenlenen haciz ihbarnamesiyle karşılaştırıldığında anlam kazanır. İİK m.89’a göre üçüncü kişi, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır; bu durum ikinci bir ihbarname ile bildirilir ve sonraki aşamada üçüncü kişiye ödeme, teslim ya da menfi tespit davası açma yükü getirilir. Yani haciz ihbarnamesi, üçüncü kişiyi kanunda gösterilen sürelere ve yaptırımlara bağlayan bir mekanizmadır.

Somut dosyadaki yazı ise kararın ifadesiyle böyle bir yükümlülük doğurmamaktadır: Şirketten beklenen, haczi pay defterine işlemek ve sonucu bildirmektir. Yargıtay’ın hukuki yarar değerlendirmesi de bu sınırlı rolden beslenir. Haciz ihbarnamesine ilişkin farklı uyuşmazlıklar için haciz ihbarnamesinde miktar ve aracı kuruma haciz ihbarnamesi yazılarına bakılabilir.

🧩 Aktif husumet mi, hukuki yarar mı?

Yargıtay’ın gerekçe düzeltmesi teknik görünse de ayrımın kendisi önemlidir. İlk derece mahkemesi şirketin şikâyetini “aktif husumet yokluğu” ile reddetmiştir; bu yaklaşım, şikâyet hakkının şirkete ait olmadığı fikrine dayanır. Yargıtay ise meseleyi şirketin şikâyet yoluna başvurmasında korunmaya değer bir yararının bulunup bulunmadığı sorusu olarak ele almış ve yanıtı olumsuz vermiştir.

İİK m.16’ya göre, kanunun mahkemeye bıraktığı hususlar dışında icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemler hakkında kanuna aykırılık veya olaya uygun olmama nedeniyle icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir ve şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır. Şikâyet yolu, bir işlemden etkilenen kişilerin başvurabileceği bir yoldur; ancak Yargıtay’ın bu dosyadaki yaklaşımına göre, yalnızca kayıt işlemiyle görevlendirilen ve sorumluluk altına sokulmayan üçüncü kişi şirketin, haciz müzekkeresinin iptalini istemekte hukuki yararı yoktur.

Kararın pratik mantığı şöyle özetlenebilir:

  • Haczedilen değer borçlunun paydır, şirketin malvarlığı değildir.
  • Şirketten istenen, haczi pay defterine işlemek ve sonucu bildirmektir.
  • Bu yazı, cevap verilmese bile şirket zimmetinde bir borç doğurmaz.
  • Sonuç olarak şirketin haciz müzekkeresine karşı şikâyeti hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir; farklı gerekçeyle verilen ret kararı sonucu itibarıyla doğrudur.

📌 Kararın sınırları

Kararın kapsamı dikkatle okunmalıdır. Yargıtay, şirketin pay haczine ilişkin müzekkerenin iptalini isteyemeyeceğini belirtmiştir; payların haczedilebilirliği, haczin kapsamı ya da satış aşamasına ilişkin başka işlemler hakkında bir değerlendirme yapmamıştır. Borçluların şikâyetinin hangi gerekçelere dayandığı ve neden reddedildiği de metinde ayrıntılı olarak yer almamaktadır.

Öte yandan karar, İİK m.94’ün anonim şirket paylarına ilişkin cümleleri bakımından uygulamaya yön veren bir hatırlatma niteliğindedir: Haciz şirkete tebliğ ile yapılmış sayılır ve pay defterine işlenmesi zorunludur. Şirketin bu süreçteki konumu, haczin tarafı değil, kaydın yapıldığı yer olarak tarif edilebilir. Kararda ayrıca bir zamanaşımı ya da süre tartışması yer almamaktadır; haciz kararı 2017 tarihli olup Yargıtay incelemesi 2025 yılında tamamlanmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Şirkete gönderilen haciz yazısı şirketi borçlu hâline getirir mi?

Kararın gerekçesine göre hayır. İİK m.78 kapsamında gönderilen haciz müzekkeresinde üçüncü kişinin görevi haciz gereği işlem yapmak veya haczedilecek hak bulunmadığını bildirmektir; cevap verilmemesi hâlinde zimmetinde sayılan bir alacak oluşmaz.

Pay defterine işlenmeyen haciz geçerli olur mu?

İİK m.94’e göre pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamış anonim şirket paylarında haczin pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, deftere işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır.

Yargıtay ilk derece mahkemesinin hangi gerekçesini yanlış buldu?

İlk derece mahkemesi şirketin şikâyetini aktif husumet yokluğundan reddetmişti. Yargıtay’a göre doğru gerekçe hukuki yarar yokluğudur; sonuç değişmediğinden karar onanmıştır.

Haczedilen payların devri mümkün mü?

İİK m.94’e göre haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıldır. Kararda bu yönde bir devir işlemi tartışılmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım karar metnine dayanır; şikâyetçi borçluların ve şirketin kimliği kaynakta anonimdir. Borçluların şikâyet sebepleri incelenen metinde yer almamaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. İcra dosyasının içeriği farklı olan durumlarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu