Aracı Kuruma Haciz İhbarnamesi – İzmir BAM 17. HD 2026/281

Sermaye piyasasında faaliyet izni bulunan bir aracı kurum, hiç tanımadığı kişiler arasındaki bir senet takibinde birdenbire “borçlu” konumuna düşebilir mi? İzmir’deki bir dosyada yaşanan tam olarak budur. Takip borçlusunun aracı kurumda alacağı olduğu varsayımıyla gönderilen haciz ihbarnameleri, kurumun kullanmadığı elektronik tebligat hesabına düşmüş; süresinde itiraz edilmeyince kurum takibe borçlu olarak eklenmiş ve araçlarına haciz uygulanmıştır. Kurum menfi tespit davası açmış, ancak dava önce hangi mahkemede görüleceği sorusuna takılmıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 05.02.2026 tarihli ve E.2026/166, K.2026/281 sayılı kararıyla, İİK m.89/3 uyarınca haciz ihbarnamesine muhatap olan üçüncü kişinin açtığı özel menfi tespit davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu kabul etmiştir. Daireye göre tarafların tacir olması, temel ilişkinin ticari nitelik taşıması veya takibin kambiyo senedine dayanması görevi değiştirmez. Asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararına yönelik istinaf başvurusu oy birliğiyle esastan reddedilmiştir.
🔗 Senet takibinden aracı kuruma uzanan zincir
Olayın başlangıcında, aracı kurumun hiçbir şekilde taraf olmadığı bir alacak ilişkisi vardır. İlk derece mahkemesinin icra dosyası üzerinden yaptığı tespitlere göre takip alacaklısı, 11 adet senede dayanarak 18.11.2024 tarihinde takip borçluları aleyhine 4.020.792,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz üzerinden İzmir 6. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatmıştır. Ödeme emri borçlulara 21.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Takip kesinleştikten sonra alacaklı, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına yönelmiş ve aracı kuruma haciz ihbarnameleri gönderilmiştir. Karar metnine göre süreç şöyle ilerlemiştir:
- 04.08.2025: Birinci haciz ihbarnamesinin tebliği.
- 23.08.2025: İkinci haciz ihbarnamesinin tebliği.
- 14.09.2025: Üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği.
- 08.10.2025: Aracı kurumun 15 gün içinde menfi tespit davası açmaması nedeniyle dosyaya borçlu sıfatıyla eklenmesine karar verilmesi.
- 23.10.2025: Kurum adına kayıtlı araçlara haciz şerhi işlenmesi.
- 18.11.2025: Kuruma ait bir araç hakkında yakalama tutanağı düzenlenerek araca el konulması; kurum aynı gün icra dosyasına itiraz ederek menfi tespit davasını açmıştır.
Aracı kurum, takip borçlularına ait hiçbir müşteri hesabı, varlık veya alacak bulunmadığını, aralarında herhangi bir ticari iş ya da borç doğuran işlem olmadığını ileri sürmüş; 28.11.2025 tarihli dilekçesiyle de icra işlemlerinin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması için ihtiyati tedbir talep etmiştir.
📨 Kullanılmayan UETS hesabı ve kaçırılan süreler
Davacı kurumun temel iddiası, ihbarnamelerin kurumun hiç aktive etmediği ve kullanmadığı Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) hesabına gönderilmesidir. Kurum, hesap şifrelerini bilen bir çalışanın işten ayrılması nedeniyle bu tebligatlara ulaşamadığını, bu yüzden itiraz ve dava sürelerini kaçırdığını, dosyadan ancak aracına el konulunca haberdar olduğunu belirtmiştir.
İlk derece mahkemesi bu noktada İİK m.89’un son fıkrasını hatırlatmıştır. 7155 sayılı Kanunla eklenen bu fıkraya göre haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bunlara verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP ve buna entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir ve bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. Mahkeme ayrıca UETS’de kayıtlı adresi bulunanlara bu adres üzerinden tebligat yapılması gerektiğini ve bu durumda fiziki tebligata izin verilmediğini belirtmiştir.
Ancak mahkeme, tebligatın usule uygun olup olmadığı konusunda esasa ilişkin bir karar vermemiştir; önce kendi görevini incelemiştir. Dolayısıyla UETS iddiasının sonucu, görevli mahkemenin yapacağı yargılamaya kalmıştır.
🏛️ Asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararı
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 02.12.2025 tarihli ve 2025/1103 E., 2025/976 K. sayılı kararıyla görevsizlik kararı vermiştir. Gerekçe özetle şöyledir: İİK m.89/3, menfi tespit davasının “icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde” açılacağını belirtir, ancak bu mahkemenin hangi mahkeme olduğunu açıkça göstermez. Kayıt kabul davası (İİK m.235) veya iflas davaları (İİK m.154) için ticaret mahkemelerini görevlendiren açık hükümler varken, bu dava için böyle bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mahkeme, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.11.2023 tarihli, E.2023/5228, K.2023/6468 sayılı kararına ve İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin E.2023/1803, K.2024/678 sayılı kararına dayanmıştır. Dosyanın talep hâlinde ve kesinleştiğinde görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, ihtiyati tedbir talebinin de görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Takip alacaklısı bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Başvuruda, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.09.2016 tarihli, E.2016/9245, K.2016/7934 sayılı kararına atıfla, benzer bir olayda ihbarnamelerin bankacılık işlemlerinden kaynaklandığı ve tarafların bir kısmının tacir olduğu gerekçesiyle asliye ticaret mahkemesinin görevli kabul edildiği; somut olayda da takibin kambiyo senetlerine dayandığı ve tarafların çoğunun tacir olduğu ileri sürülmüştür.
⚖️ Bölge adliye mahkemesinin kararı
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi, incelemeyi HMK m.355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapmış ve ilk derece mahkemesinin yaklaşımını yerinde bulmuştur. Dairenin gerekçesindeki başlıca tespitler şunlardır:
- Davanın niteliği: İİK m.89/3’e göre açılan dava, haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu özel bir menfi tespit davasıdır.
- Hak düşürücü süre: Dava, üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde açılmalıdır; aksi hâlde borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır ve üçüncü kişi, kesinleşmiş bir takibin borçlusu gibi bir hukuki durumla karşılaşır.
- Özel görev hükmü yok: İcra ve İflas Kanunu, iflas ve iflas erteleme davalarından (m.154, m.179) farklı olarak bu dava için özel bir görev düzenlemesi içermez; görev genel kurallara göre belirlenir.
- Genel kural: HMK m.2 uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
- Doğrudan ilişki yokluğu: Davacı üçüncü kişi ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığından dava, TTK m.4’teki mutlak veya nispi ticari dava niteliğini taşımaz.
- Etkisiz unsurlar: Tarafların tacir olması, temel ilişkinin ticari nitelikte bulunması veya borcun kambiyo senedine dayanması görevin belirlenmesinde etkili değildir.
Bu gerekçelerle Daire, davalının istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiş; karar, HMK m.362/1-c gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle verilmiştir.
🧩 İİK m.89/3 davasının kendine özgü yapısı
Kararı anlamak için İİK m.89’daki ihbarname sisteminin işleyişine bakmak gerekir. Birinci ihbarnameye yedi gün içinde itiraz etmeyen üçüncü kişi bakımından mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve bu durum ikinci bir ihbarnameyle bildirilir. İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz edilmezse, üçüncü kişiye on beş gün içinde parayı ödemesi, malı teslim etmesi ya da menfi tespit davası açması; aksi hâlde ödemeye zorlanacağı bildirilir. Süresinde dava açtığını gösteren belgeyi yirmi gün içinde icra dairesine teslim eden üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri, dava sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.
Kanun, bu davada ispat yükünü açıkça üçüncü kişiye yükler: Üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır. Davayı kaybederse dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Ayrıca bu davalar maktu harca tabidir.
Görev sorununun önemli olmasının nedeni de buradadır. Üçüncü kişi, çoğu zaman hiç tanımadığı bir alacaklıya karşı, başkalarının arasındaki bir takipte kendisine yöneltilen zimmet karinesini çürütmeye çalışmaktadır. Daireye göre bu ilişkiyi ticari kılan bir bağ yoktur; uyuşmazlık takip hukukundan doğmaktadır. Bu nedenle dava, genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülecektir. Haciz ihbarnamesiyle ilgili farklı bir mesele olan doğacak alacakların haczi konusunda serideki Yargıtay HGK’nın doğacak alacağın haczi kararı da incelenebilir.
📊 Aracı kurumlar ve üçüncü kişiler açısından
Aracı kurumlar ve bankalar, müşteri varlıklarını tuttukları için haciz ihbarnamelerinin en sık muhatapları arasındadır. Bu karar, söz konusu kurumlar bakımından birkaç noktayı görünür kılmaktadır:
- Elektronik tebligatın sonuçları: İlk derece mahkemesinin hatırlattığı üzere İİK m.89 kapsamındaki bildirimler elektronik ortamda da yapılabilir ve bu bildirim tebliğ yerine geçer. Kurumun hesabı fiilen kullanmaması, dosyada tebligatın geçerliliğine ilişkin bir tartışma olarak görevli mahkemenin önüne gelecektir.
- Zimmet karinesinin ağırlığı: Süresinde itiraz edilmemesi, müşteri ilişkisi bulunmayan bir kurumu dahi takibin borçlusu konumuna getirebilmiş; kurumun araçlarına haciz uygulanmıştır.
- Görev itirazının zaman maliyeti: Kurum menfi tespit davasını asliye ticaret mahkemesinde açmış, görevsizlik kararı ve istinaf incelemesiyle birlikte esasa ilişkin inceleme ertelenmiştir. İhtiyati tedbir talebi de görevli mahkemenin değerlendirmesine bırakılmıştır.
- Esas henüz çözülmedi: Kurumun takip borçlularına borçlu olup olmadığı ve tebligatların geçerliliği bu kararla karara bağlanmamıştır; bu konular görevli asliye hukuk mahkemesinde incelenecektir.
Aracı kurum hesaplarındaki varlıklara yönelik tedbir ve haciz meselelerinin başka bir görünümü için serideki kripto hesabında MASAK blokesi ve ihtiyati haciz kararı okunabilir.
❓ Sorular
Aracı kurum borçlu olmadığını ispatlamış sayıldı mı?
Hayır. Bölge adliye mahkemesinin kararı yalnızca görev meselesine ilişkindir. Kurumun takip borçlularına borçlu olup olmadığı ve haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, dosyanın gönderileceği asliye hukuk mahkemesinde incelenecektir.
Taraflar tacir olduğu hâlde dava neden ticari sayılmadı?
Daireye göre İİK m.89/3 davasında davacı üçüncü kişi ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan bir hukuki ilişki yoktur; uyuşmazlık takip hukukundan doğar. Bu nedenle dava TTK m.4 anlamında mutlak ya da nispi ticari dava değildir. Tarafların tacir olması, temel ilişkinin ticari niteliği veya senedin kambiyo senedi olması görevi etkilemez.
İİK m.89/3 davası hangi süre içinde açılır?
Kanuna göre ikinci ihbarnameye süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişiye gönderilen bildirimde on beş günlük süre verilir. Daire bu süreyi, üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren işleyen hak düşürücü süre olarak nitelendirmiştir. Süresinde açılan davanın belgesi yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilirse cebri icra işlemleri durur.
Kararda başka hangi içtihatlara atıf yapıldı?
İlk derece mahkemesi ve Daire, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2023/5228, K.2023/6468 sayılı kararına dayanmıştır. Takip alacaklısı ise istinaf dilekçesinde Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin E.2016/9245, K.2016/7934 sayılı kararına atıf yapmış, ancak bu görüş kabul görmemiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden erişilen bölge adliye mahkemesi karar metninden derlenmiştir. Karar yalnızca görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin olup menfi tespit talebinin esası hakkında bir sonuç içermemektedir. Haciz ihbarnamelerinin tebliği, üçüncü kişinin sorumluluğu ve görevli mahkemenin belirlenmesi; somut olayın koşullarına, delillere ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



