Aile HukukuEmsal Kararlar

Torunla Kişisel İlişki Şartı – Yargıtay 2. HD 2026/5621

Boşanmadan sonra velayet anneye verilmiş, baba ise başka bir şehre yerleşmiştir. Çocukla aynı ilçede yaşayan babaanne ve dede, torunlarını görmekte zorlandıklarını belirterek kendileri adına ayrı bir kişisel ilişki düzeni kurulmasını istiyor. Babanın uzakta yaşaması, Türk Medeni Kanunu’nun üçüncü kişiler için aradığı “olağanüstü hâl” sayılabilir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.05.2026 tarihli ve E.2026/2799, K.2026/5621 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz yanıt vermiş; talebi kabul eden ilk derece kararını ve istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırarak bozmuştur.

Karar, büyükanne ve büyükbabaların torunlarla kişisel ilişki talebinin ana-babanınkinden farklı bir hukuki zemine dayandığını ve bu talebin kabulü için somut, istisnai bir durumun kanıtlanması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.

Kısa özet: Babaanne ve dede, velayeti annede bulunan 2020 doğumlu torunlarıyla kişisel ilişki kurulmasını istemiş; aile mahkemesi, babanın İstanbul’da yaşadığını, davacıların torunlarını görmekte zorlandığını ve kişisel ilişkinin çocuğun baba tarafı akrabalarına yabancılaşmasını önleyeceğini belirterek talebi kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.05.2026 tarihinde; baba ile çocuk arasında yeterli düzeyde kişisel ilişki bulunduğunu, davacıların bu süre içinde torunlarını görebildiğini, babanın farklı şehirde yaşamasının TMK m.325 anlamında olağanüstü hâl olmadığını ve başka bir olağanüstü hâlin kanıtlanmadığını belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozmuştur.

👵 Babaanne ve dedenin talebi

Karardan anlaşıldığına göre taraflar arasındaki boşanma kararıyla ortak çocuğun velayeti anneye verilmiş, baba ile çocuk arasında da kişisel ilişki düzenlenmiştir. Baba İstanbul’da yaşamaktadır. Davacılar, yani babanın annesi ve babası ise davalı anne ve çocukla aynı ilçede ikamet etmektedir.

Davacılar, velayet sahibi anneye karşı açtıkları davada, 2020 doğumlu torunlarıyla aralarında kişisel ilişki düzenlenmesini istemiştir. Talebin arka planında, oğullarının uzakta yaşaması nedeniyle torunlarını görmekte güçlük çektikleri iddiası yer almaktadır.

Dosyada ayrıca bir uzman görüşü bulunmaktadır. Uzman, kişisel ilişkinin üçüncü kişilerle çocuk arasında olacağını ve çocuğun yaşı itibarıyla anneden uzun süre fiilen ayrı kalmaması gerektiğini değerlendirerek, baba ile kişisel ilişkinin kurulduğu günlerde baba refakatinde yatılı olacak şekilde bir düzenleme önermiştir.

🏛️ Aile mahkemesi neden kabul etti?

Aile mahkemesi davayı kabul etmiştir. Karara aktarılan gerekçeye göre mahkeme şu değerlendirmelere dayanmıştır:

  • Baba İstanbul’da, davacılar ile anne ve çocuk ise aynı ilçede yaşamaktadır; davacılar torunlarını görmekte zorluk yaşamaktadır.
  • Davacıların çocuğun menfaati elverdiği ölçüde torun sevgisini tatması, çocuğun da babaanne ve dedeyi tanıyarak onların sevgi ve şefkatini hissetmesi, aile bağlarının güçlenmesi çocuğun yararınadır.
  • Kişisel ilişki sayesinde çocuğun baba tarafı akrabalarına ve topluma karşı yabancılaşması önlenecektir.
  • Uzman kanaati doğrultusunda kişisel ilişki, babanın kendi kişisel ilişki günlerinde, baba refakatinde ve yatılı olacak şekilde kurulmuştur.

Anne vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi başvuruyu esastan reddetmiş, bu karar da anne vekili tarafından temyiz edilmiştir.

⚖️ Dairenin bozma gerekçesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı TMK m.325 çerçevesinde ele almıştır. Bu hükme göre olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir; ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.

Daire, somut olayda şu tespitleri yapmıştır:

  • Boşanma kararıyla velayeti anneye verilen çocuk ile davacıların oğlu olan dava dışı baba arasında kişisel ilişki düzenlenmiştir ve bu ilişki yeterli düzeydedir.
  • Davacılar, babaya tanınan kişisel ilişki süresi içinde torunlarını görme, aile bağlarını koruma ve geliştirme imkânına sahiptir.
  • Babanın davacılardan ve davalıdan farklı bir şehirde yaşaması, kanunun aradığı olağanüstü hâl kapsamında değerlendirilemez.
  • Davacılar başkaca bir olağanüstü hâlin varlığını da kanıtlayamamıştır.

Bu tespitlerden hareketle Daire, üçüncü kişi konumundaki davacılar ile çocuk arasında TMK m.325 uyarınca kişisel ilişki kurulmasının yasal koşullarının oluşmadığını, davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Sonuçta bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📘 TMK 323-325: kimin hakkı, hangi koşulla?

Kararın doğru okunması için Türk Medeni Kanunu’ndaki kişisel ilişki düzeninin kademeli yapısını hatırlamak gerekir:

  • TMK m.323 — ana ve baba: Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak için ayrıca olağanüstü bir durum aranmaz.
  • TMK m.324 — sınırlar: Kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, hak yükümlülüklere aykırı kullanılırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenilmezse veya başka önemli sebepler varsa hak reddedilebilir ya da kaldırılabilir. 7343 sayılı Kanunla eklenen üçüncü fıkra, velayet sahibinin kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini öngörür.
  • TMK m.325 — diğer kişiler: Büyükanne, büyükbaba, kardeş gibi hısımlar ve diğer kişiler bakımından hak kendiliğinden doğmaz; olağanüstü hâllerin varlığı ve çocuğun menfaatine uygunluk birlikte aranır. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar bu kişilere kıyasen uygulanır.

Bu kademelenme, kararın temel mantığını açıklar: ana-babanın hakkı kural, üçüncü kişilerin hakkı istisnadır. Aile mahkemesi gerekçesinde çocuğun yararı ve aile bağlarının güçlenmesi ayrıntılı biçimde tartışılmış, ancak ön koşul olan olağanüstü hâlin varlığı yeterince sorgulanmamıştır. Daire, iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiğini ve birincisi yokken ikincisine geçilemeyeceğini göstermiştir.

🧭 “Olağanüstü hâl” ölçütü ve başka şehirde yaşayan baba

Kanun, olağanüstü hâlin ne olduğunu tanımlamamıştır; bu kavram her dosyanın koşullarına göre doldurulur. Bu kararın katkısı, neyin olağanüstü hâl sayılmadığını somut bir örnekle göstermesidir.

Daire, babanın davacılardan ve davalıdan farklı bir şehirde yaşamasının olağanüstü hâl kapsamında değerlendirilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Boşanmış ebeveynlerden birinin başka bir şehre yerleşmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur; bu durum büyükanne ve büyükbabanın torunlarını daha seyrek görmesine yol açsa da, kararın yaklaşımına göre tek başına kanunun istisnai olarak öngördüğü koşulu karşılamamaktadır.

Daire kararında belirleyici olan unsurlar şöyle özetlenebilir:

  • Babanın ilişkisi işliyor: Baba ile çocuk arasında düzenlenmiş ve yeterli bulunan bir kişisel ilişki vardır.
  • Büyükanne-büyükbabanın erişimi var: Davacılar, babanın süresi içinde torunlarıyla görüşebilmektedir.
  • Başka bir istisnai olgu kanıtlanmamış: Dosyada, davacıların torunlarıyla bağının başka bir yolla korunamayacağını gösteren ek bir olgu ortaya konulmamıştır.

Kararda ispat yönü de açıkça vurgulanmıştır: Daire, davacılar tarafından başkaca olağanüstü bir hâlin kanıtlanamadığını tespit etmiştir. Bu ifade, olağanüstü hâlin varlığını ortaya koyma yükünün talepte bulunan üçüncü kişilerde olduğunu göstermektedir.

🌙 Babanın kişisel ilişki süresi bir köprü müdür?

Dosyanın dikkat çekici yanı, ilk derece mahkemesinin kurduğu düzenin de zaten babanın kişisel ilişki günlerine bağlanmış olmasıdır. Uzman görüşü doğrultusunda kişisel ilişki, baba ile ilişkinin kurulduğu günlerde, baba refakatinde ve yatılı olacak şekilde belirlenmiştir.

Daire, bu yapıyı kendi gerekçesinde farklı bir sonuca bağlamıştır: davacılar, babaya tanınan süre içinde torunlarını görme ve aile bağlarını geliştirme imkânına zaten sahiptir. Başka bir deyişle, babanın kişisel ilişki hakkı büyükanne ve büyükbaba için doğal bir köprü işlevi görmekte; bu köprü işlediği sürece onlar adına ayrı bir hak kurulmasına kanunen gerek bulunmamaktadır.

Bu yaklaşımın bir sonucu da şudur: velayet sahibi anne bakımından çocuğun farklı kişilerle ayrı ayrı düzenlenmiş çok sayıda kişisel ilişki takvimine bağlanması önlenmekte, çocuğun yaşamındaki düzen korunmaktadır. TMK m.325’in “ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır” cümlesi de bu dengeyi gözeten bir hüküm olarak okunabilir.

Kararın, babanın hiç kişisel ilişki kurmadığı, ilişkinin yetersiz kaldığı ya da baba tarafıyla bağın başka nedenlerle kopma tehlikesi taşıdığı dosyalarda nasıl uygulanacağı ise ayrıca değerlendirilmelidir; Daire, bu dosyada babanın ilişkisinin “yeterli düzeyde” olduğunu özellikle tespit etmiştir.

Kişisel ilişki ve velayet uyuşmazlıklarında çocuğun yararının farklı açılardan tartışıldığı örnekler için serideki velayette çocuğun görüşü kararı ve yurt dışı çıkışta babanın rızası kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Büyükanne ve büyükbabanın torunla kişisel ilişki hakkı kendiliğinden var mıdır?

TMK m.325’e göre hayır. Ana ve babanın hakkı TMK m.323’te doğrudan tanınırken, hısımlar dâhil diğer kişilere bu hak ancak olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde tanınabilir.

Babanın başka şehirde yaşaması neden olağanüstü hâl sayılmadı?

Daire, baba ile çocuk arasında yeterli düzeyde kişisel ilişki bulunduğunu ve davacıların bu süre içinde torunlarını görebildiğini tespit etmiştir. Bu koşullarda babanın farklı bir şehirde yaşaması, kanunun aradığı olağanüstü hâl kapsamında değerlendirilmemiştir.

Uzman raporunun olumlu olması davanın kabulü için yeterli değil miydi?

Bu dosyada uzman, kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına ilişkin görüş bildirmiştir. Daire ise ilişkinin nasıl kurulacağından önce, TMK m.325’in ön koşulu olan olağanüstü hâlin bulunup bulunmadığını incelemiş ve bu koşul oluşmadığı için davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

Anne ve babaya ilişkin sınırlamalar büyükanne ve büyükbaba için de geçerli midir?

TMK m.325’in son cümlesine göre ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır. Dolayısıyla TMK m.324’teki çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi gibi sebepler, üçüncü kişilerle kurulan kişisel ilişkide de gözetilir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yayımlanmış temyiz kararından aktarılmıştır ve kişisel ilişki talepleri her çocuğun yaşı, aile düzeni ve dosyadaki delillerle ayrı ayrı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu