Telefonla Görüşme Hükmü Kurulmaz – Yargıtay 2. HD 2026/3824

Boşanmadan sonra çocukla kurulan kişisel ilişki çoğu zaman takvim üzerinden konuşulur: hangi hafta sonu, hangi bayram, yaz tatilinin hangi günleri. Teknolojinin gündelik hayata girmesiyle birlikte bu takvime yeni bir kalem eklenmeye başlandı: belirli günlerde ve saatlerde telefonla ya da görüntülü arama ile görüşme. Peki mahkeme, velayet kendisinde olan ebeveyni, çocuğu belirli bir akşam belirli bir saatte telefona çıkarmakla yükümlü kılabilir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu soruya, somut dosyanın koşullarında olumsuz cevap vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 08.04.2026 tarihli ve E.2026/1120, K.2026/3824 sayılı kararıyla, baba ile çocuklar arasında mevcut yatılı kişisel ilişkiye ek olarak ayda iki kez telefonla görüşme düzenleyen bölge adliye mahkemesi kararını, davanın kabulü yönünden ve oy birliğiyle bozmuştur.
📱 Dosyanın arka planı
Karardan anlaşıldığına göre taraflar, Ankara Batı 3. Aile Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli kararıyla boşanmış; karar 15.06.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Ortak çocukların velayeti anneye verilmiş, baba ile çocuklar arasında ayrıntılı bir kişisel ilişki takvimi belirlenmiştir.
Boşanma kararındaki düzenleme, çocukların yaşına göre kademelendirilmiştir. Buna göre başlangıçta her ayın 1. ve 3. cumartesi günü gündüz saatlerinde görüşme öngörülmüş; çocukların üç yaşını doldurmasından ve ilköğretime başlamasından sonra ise her ayın 1. ve 3. cumartesi günü öğle saatinden pazar günü öğle saatine kadar yatılı görüşme kabul edilmiştir. Bunlara ek olarak yarıyıl tatilinde bir hafta, her yıl 15 Temmuz ile 15 Ağustos arası, babalar günü, millî bayramlar, çocuğun doğum günü ve dinî bayramların bir bölümü için de kişisel ilişki kurulmuştur. Çocuklar anne evinden alınıp anne evine teslim edilecektir.
Baba, 30.12.2024 tarihinde kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlığın odak noktası, bu kapsamlı takvime ek olarak telefonla görüşme günlerinin de hükme bağlanıp bağlanamayacağıdır.
⚖️ İlk derece ve istinaf aşaması
- İlk derece: Aile mahkemesi (2024/965 Esas, 2025/647 Karar) yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar vermiştir.
- İstinaf: Baba vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi (2025/2695 Esas, 2025/2731 Karar) davayı kabul etmiş; boşanma kararıyla kurulan yatılı kişisel ilişkiyle birlikte uygulanmak üzere, çocuk ile baba arasında her ayın 2. ve 4. haftası çarşamba günü akşam saatlerinde telefonla görüşme şeklinde kişisel ilişki kurulmasına hükmetmiştir.
- Temyiz: Davalı anne vekili, kararı kabul edilen dava ve vekâlet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dikkat çeken nokta, istinaf mercinin mevcut yatılı düzenlemeye dokunmadan, onun yanına ayrı bir iletişim takvimi eklemiş olmasıdır. Yani baba ile çocuklar arasındaki yüz yüze görüşme süreleri değişmemiş; yalnızca belirli akşamlarda telefonla görüşme zorunlu bir program hâline getirilmiştir.
🧭 Yargıtay’ın gerekçesi
Daire önce TMK’nın 324. maddesinin ikinci fıkrasını ve 182. maddesinin ikinci fıkrasını hatırlatmıştır. Kararda kişisel ilişki kurma hakkı; anne/baba ile çocuğa belirli gün ya da saatlerde görüşme, birbirlerinden haberdar olma, birbirlerinin yaşamında olma ve karşılıklı etkilenme yetkisi veren bir hak olarak tanımlanmış, bu hakkın anne/baba için olduğu kadar çocuk için de bir hak olduğu vurgulanmıştır. Daire bu noktada 2003 tarihli Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 4/1. maddesine atıf yapmış ve anne/baba yararı ile çocuk yararı çatışırsa çocuğun yararına üstünlük tanınacağını belirtmiştir.
Somut olaya ilişkin değerlendirme ise üç ayaklıdır:
- İhtiyaç yokluğu: Babanın veya velayet kendisinde bulunan annenin, diğer tarafın çocukla telefon görüşmesi yapmasına ve sair iletişim vasıtalarıyla iletişimine engel çıkardığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle böyle bir düzenlemeye ihtiyaç da yoktur.
- Yükümlülüğün sınırı: Kendisine kişisel ilişki hakkı tanınan taraf baba olduğundan, anne, kişisel ilişki günlerinde çocuğu bu ilişkiyi sağlamak üzere hazır etmek dışında başka bir yükümlülük altına sokulamaz. Baba, telefonla veya benzer bir yolla çocuğuyla iletişim kurmak istiyorsa bunu yapma imkânına zaten sahiptir.
- İnfaz edilemezlik: Bu yöndeki düzenlemeye uyulup uyulmadığının takibi ve infazı mümkün görünmemektedir. Anneye külfet yükleyen ve infaza elverişsiz bir hüküm kurulması doğru değildir.
Daire bu gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasını bozma nedeni saymış; bölge adliye mahkemesi kararını davanın kabulü yönünden bozmuş ve dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
📋 Kişisel ilişkinin yasal dayanağı
Kararın anlaşılması için Türk Medeni Kanunu’ndaki ilgili hükümlere kısaca bakmak yararlıdır:
- TMK 323: Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
- TMK 324/1: Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.
- TMK 324/2: Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer, ana ve baba bu haklarını yükümlülüklerine aykırı kullanır, çocukla ciddi olarak ilgilenmez ya da diğer önemli sebepler bulunursa kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya kaldırılabilir.
- TMK 324/3: 7343 sayılı Kanunla eklenen fıkraya göre velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; bu husus kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir.
- TMK 183: Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
Bu çerçevede TMK 324/3’ün önemi açıktır: Kişisel ilişki kararında yer alan her yükümlülük, velayet sahibi ebeveyn bakımından ileride velayetin değiştirilmesi tartışmasına kadar uzanabilecek bir sonuç doğurabilir. Bu nedenle hükmün açık, ölçülebilir ve uygulanabilir olması yalnızca teknik bir mesele değildir. Yargıtay’ın “infaza elverişsizlik” vurgusu da bu bağlamda okunabilir: Belirli bir akşam telefonun açılıp açılmadığı, görüşmenin kaç dakika sürdüğü veya çocuğun konuşmak istemediği durumlarda kimin sorumlu tutulacağı gibi sorular, yüz yüze teslim-tesellüm düzenine göre çok daha belirsizdir.
🔍 Engelleme iddiası ve ispat
Kararın ilk gerekçesi, delil durumuna dayanmaktadır. Daire, tarafların birbirinin çocukla telefon veya başka iletişim vasıtalarıyla görüşmesine engel çıkardığına ilişkin bir delil bulunmadığını tespit etmiş ve buradan “böyle bir düzenlemeye ihtiyaç da olmadığı” sonucuna ulaşmıştır.
Bu ifade, kararın kapsamını anlamak için önemlidir. Yargıtay, telefonla veya görüntülü iletişimin hiçbir koşulda kişisel ilişki düzeninin parçası olamayacağını söylememiştir. Değerlendirme, somut dosyada engellemenin gösterilmemiş olmasına, babanın zaten kapsamlı bir yatılı kişisel ilişki hakkına sahip bulunmasına ve hükmün infaz edilemez nitelik taşımasına dayanmaktadır. İletişimin fiilen engellendiğinin ileri sürüldüğü, taraflardan birinin başka bir şehirde veya yurt dışında yaşadığı ya da yüz yüze görüşmenin seyrek olduğu dosyalarda tartışmanın farklı bir zemine taşınabileceği, karardaki gerekçenin kurgusundan çıkarılabilecek bir sonuçtur; ancak karar bu ihtimaller hakkında bir değerlendirme içermez.
Kişisel ilişkiye ilişkin uyuşmazlıklarda delillerin değerlendirilmesi konusunda sitede yer alan tek taraflı raporla görüş kısıtı ve yönlendirilmiş beyanla görüşün azaltılamaması yazıları da bu karar ile birlikte okunabilir.
💡 Karardan çıkan sonuçlar
Karar, kişisel ilişki düzenlemelerinde iki ayrı ölçütü öne çıkarmaktadır. Birincisi yükümlülüğün kime ve hangi kapsamda yüklendiğidir. Daireye göre velayet sahibi ebeveynin temel yükümlülüğü, kişisel ilişki günlerinde çocuğu hazır etmektir; bunun ötesinde, diğer ebeveynin iletişim isteğini belirli saatlerde karşılamakla yükümlü kılınması, somut olayda anneye külfet yükleyen bir düzenleme olarak görülmüştür.
İkincisi hükmün infaz edilebilirliğidir. Kişisel ilişki kararları, gerektiğinde icra yoluyla ve TMK 324/3’teki yaptırım ihtimaliyle birlikte uygulanan kararlardır. Takibi ve denetimi mümkün olmayan bir yükümlülük, hem taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara kapı açabilir hem de çocuğun yararı yerine ebeveynler arasındaki gerilimi besleyebilir.
Kararın sonucu olarak dosya bölge adliye mahkemesine dönmüştür. Yargıtay’ın gerekçesi, davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündedir. Boşanma kararıyla kurulan yatılı kişisel ilişki düzeni ise bu bozma ile değişmemektedir; zira istinaf mercii zaten bu düzene dokunmamış, yalnızca ek bir telefon görüşmesi takvimi oluşturmuştu.
🗨️ Merak edilenler
Yargıtay telefonla görüşmeyi kişisel ilişki olarak hiç kabul etmiyor mu?
Baba çocuklarını telefonla arayamayacak mı?
Bozma, boşanma kararındaki yatılı görüşmeleri etkiler mi?
Velayet sahibinin kişisel ilişkiyi zedelemesinin bir yaptırımı var mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların ve çocukların kimliği kaynakta anonimdir; yazıda da çocuklara ilişkin kişisel bilgiye yer verilmemiştir. Bozma kararı, dosyanın bölge adliye mahkemesince yeniden ele alınmasını gerektirir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Her kişisel ilişki uyuşmazlığı çocuğun yaşı, ebeveynlerin yaşadığı yer ve dosyadaki delillere göre farklı sonuçlanabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



