Yönlendirilmiş Beyanla Görüş Azalmaz – Yargıtay HGK 2026/329

Çocuk duruşmada “babamla görüşmek istemiyorum” dediğinde, mahkeme bu cümleyi tek başına kişisel ilişkiyi daraltmak için yeterli sayabilir mi? Yoksa çocuğun sözlerinin kimin cümleleri olduğu, yedi ayrı bilirkişinin ne gördüğü ve babanın yıllar içindeki tutumu da tartılmak zorunda mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanmadan sonra kurulan yatılı kişisel ilişkinin, çocuğun istinaf duruşmasındaki beyanına dayanılarak gündüz görüşmelerine indirildiği bir dosyada bu soruyu ikinci yönde cevaplamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/674, K.2026/329 sayılı kararıyla, kişisel ilişkinin azaltılmasına hükmeden ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararını bozmuştur. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🧸 Annenin iddiaları ve babanın cevabı
Taraflar 22.08.2014 tarihinde evlenmiş, bu evlilikten 2015 doğumlu bir kız çocukları olmuştur. Konya 3. Aile Mahkemesinde görülen boşanma davası sonunda velayet anneye bırakılmış, baba ile çocuk arasında yatılı kişisel ilişki kurulmuştur. Bölge adliye mahkemesinin 04.01.2023 tarihli kararıyla kesinleşen düzen şöyledir:
- Her ayın birinci ve üçüncü haftası cumartesi 09.00’dan pazar 17.00’ye kadar,
- Dini bayramların ikinci günü 09.00’dan üçüncü günü 17.00’ye kadar,
- Sömestr tatilinin ikinci haftası,
- Her yıl 1 Temmuz 09.00’dan 31 Temmuz 17.00’ye kadar.
Anne, 25.11.2022 tarihinde açtığı davada bu düzenin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatteyse azaltılmasını istemiştir. Dava dilekçesinde; görüşme günlerinde çocuğun baba ile birlikte ofiste kaldığı, kırık bir kanepede uyuduğu, eve her seferinde çorapsız, pijamalı ve hasta döndüğü, babanın çocuğa bir tabanca gösterip dokunması için zorladığı, çocuğa hakaret ettiği ve fiziksel şiddet uyguladığı, çocuğun babasına gitmemek için yalvardığı ileri sürülmüştür.
Baba ise iddiaların tamamını inkâr etmiştir. Cevap dilekçesine göre annenin amacı baba ile çocuk arasındaki bağı koparmaktır; boşanma dosyasındaki raporda çocuğun annenin yönlendirmesiyle konuştuğu tespit edilmiştir. Baba, kendisine ait ve çocuğun kalmasına uygun bir evi bulunduğunu da belirtmiştir.
🔎 İlk derece: yedi bilirkişi, tek sonuç
İlk derece mahkemesi (2022/927 E., 2024/127 K.) davayı 13.02.2024 tarihinde reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu kararında, dosyadaki üç ayrı rapor ayrıntılı biçimde özetlenmiştir:
- 25.10.2023 tarihli rapor: Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü psikoloğu tarafından hazırlanmıştır. Çocuğun baba ile yakın temas hâlinde ve mutlu olduğu, annenin yanında “babamın yanına gitmek istemiyorum” demesinin ebeveynler arasındaki güvensizliğin yansıması olabileceği, kişisel ilişkinin kısıtlanmasının çocuğun gelişimine olumsuz yansıyacağı belirtilmiştir.
- 20.12.2023 tarihli üç kişilik heyet raporu: Çocuğun görüşme boyunca annesinin cümleleriyle kendini açıkladığı, söylemlerinin yaşının üzerinde olduğu, kolaylıkla etki altına alınabildiği ve aktarımlarının samimi olmadığı değerlendirilmiştir. Babanın evinde risk unsuru görülmemiştir. Heyet, ilişkinin kısıtlanmasını değil, yaz ve sömestr tatillerinin genişletilmesini önermiştir.
- 09.08.2024 tarihli üç kişilik heyet raporu (istinaf aşamasında alınmıştır): Babanın istekli olduğu, teslim ve iade saatlerine uyduğu; uzun süreli yatılı kişisel ilişkinin devamının çocuğun yüksek yararına olacağı belirtilmiştir.
Mahkeme ayrıca görüşme tutanaklarında çocuğun direnç gösterdiğine dair gözlem bulunmadığını kaydetmiş, nasıl elde edildiği belli olmayan ses ve video kayıtlarını hukuka uygun delil saymamıştır.
🏠 İstinaf: çocuğun “banyosu olmayan oda” anlatımı
Bölge adliye mahkemesi, 10.07.2024 tarihli duruşmada çocuğu bir meslek elemanı eşliğinde dinlemiştir. Çocuk, babasının evini bilmediğini, kaldığı yerin babasının iş yeri olduğunu, orada duş ve banyo bulunmadığını, çökük bir kanepede yattığını, yemeği de aynı odada yediklerini anlatmış; babasıyla görüşmek istemediğini, nedeninin babasının kızması ve orada sıkılması olduğunu söylemiştir.
Baba ise ayrı bir evi bulunduğunu, bilgisayar ve internet imkânı nedeniyle çocuğun tercihiyle ofiste kaldıklarını açıklamıştır.
Bölge adliye mahkemesi (2024/1084 E., 2024/2390 K.) çocuğun anlatımını esas almış, ofiste kalınmasının çocuğun isteğiyle olmadığını ve ofis koşullarının yaşam için uygun bulunmadığını kabul etmiştir. Bu gerekçeyle istinafı kısmen kabul ederek yatılı düzeni kaldırmış; görüşmeleri ayın birinci ve üçüncü pazar günleri 09.00-17.00, bayramların ikinci günü, babalar günü ve 15-31 Temmuz arasıyla sınırlamıştır.
⚖️ Bozma, direnme ve Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.01.2025 tarihli ve 2024/9394 E., 2025/583 K. sayılı kararıyla bu hükmü bozmuştur. Daire; raporlarda çocuğun annenin etkisinde kalmış olabileceğinin değerlendirildiğini, babanın ısrarlı ve düzenli görüşme tutumunu, teslim tutanaklarında olumsuzluk bulunmamasını, çocuğa zarar verildiği iddiasının ispatlanamamasını ve babanın ofis dışında bir evi bulunmasını birlikte gözeterek davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Bölge adliye mahkemesi (2025/873 E., 2025/998 K.) önceki gerekçesini tekrarlayarak direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı, kurulan kişisel ilişki süresinin azaltılmasını gerektiren koşulların oluşup oluşmadığı olarak belirlemiştir.
Kurul; babanın fiili ayrılıktan itibaren gösterdiği istekliliği ve özveriyi, çocuğa ilgi ve sevgisini, çocuğun yaşı itibarıyla baba figürüne olan psiko-sosyal ihtiyacını, çocuk görüşme merkezi tutanaklarını ve üç rapordaki toplam yedi bilirkişinin görüşünü birlikte değerlendirmiştir. Mevcut ilişkinin çocuğun bedensel, ruhsal veya ahlaki gelişimine zarar verdiğine ya da bunu tehdit ettiğine dair bir delil bulunmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle yerleşik süreden sapmayı gerektiren bir durum yoktur ve bölge adliye mahkemesinin yapması gereken, davayı reddetmektir. Direnme kararı HMK 371 uyarınca bozulmuş, dosya HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
🗣️ Çocuğun beyanı ne zaman belirleyici olmaz?
Kararın en öğretici bölümü, çocuğun görüşü ile bilirkişi değerlendirmeleri çeliştiğinde hangisine üstünlük tanınacağına ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu önce ilkeyi teyit etmiştir: İdrak çağındaki çocuğun kendisini etkileyen davalarda dinlenmesi hem iç hukuk hem de Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi uyarınca zorunludur.
Ancak dinlemek, söyleneni olduğu gibi hükme koymak anlamına gelmez. Kararda vurgulanan ölçütler şunlardır:
- Ayrılık sürecindeki ebeveynlerin karşılıklı suçlamaları çocuğun gerçek iradesini gölgeleyebilir; bir tarafın yönlendirmesiyle oluşan beyan hükme esas alınmamalıdır.
- Beyanın baskı, yönlendirme, korku veya sadakat çatışması sonucu oluşup oluşmadığı hâkim tarafından titizlikle araştırılmalıdır.
- Beyan ile bilirkişi görüşü uyumsuzsa hâkim, olağan hayat tecrübesinden hareket ederek ve özellikle ebeveynlerin tutum ve davranışlarını tartarak karar vermelidir.
Somut olayda çocuk, görüşmek istememesini tüm aşamalarda özellikle babanın evi olmadığı ve ofiste kaldıkları gerekçesine dayandırmıştır. Dava dilekçesindeki vurgunun da aynı olması, heyet raporundaki “annesinin cümleleriyle kendini açıklıyor” tespitine ayrı bir ağırlık kazandırmıştır. Oysa bilirkişiler babanın evine bizzat giderek inceleme yapmış ve evi çocuğun gelişimine uygun bulmuştur. Ofiste kalınmasının nedeni ise raporlarda çocuğun isteği olarak açıklanmıştır. Çocuğun anlatımının dayandığı ana olgu, dosyadaki tespitlerle desteklenmemiştir.
Kararın konusu velayetin kime verileceği değil, kesinleşmiş bir kişisel ilişki düzeninin sonradan daraltılmasıdır. Kişisel ilişkinin kısıtlanmasında raporun nasıl hazırlanması gerektiğine ilişkin bir Daire kararı için tek taraflı raporla görüş kısıtı yazısına bakılabilir.
📅 Yerleşik kişisel ilişki süresi
Kişisel ilişkinin yasal dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 323 ve 324. maddeleridir. TMK 323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. TMK 324/2 ise sınırı çizer: kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, ana ve baba bu hakkı yükümlülüklerine aykırı kullanırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenmezse ya da diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kaldırılabilir.
Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay uygulamasında çocuğun üstün yararı başka bir düzen gerektirmedikçe kişisel ilişki süresinin şu kalıbı izlediğini hatırlatmıştır:
- Ayda iki hafta sonu,
- Dini bayramların ikinci ve üçüncü günleri,
- Yarıyıl tatilinin bir haftası,
- Yaz tatilinin dört haftası.
Kurula göre bu süreler bilimsel veriler ve uluslararası hukuk kurallarıyla uyumludur; kesinleşmiş düzen de bu kalıba uygundur ve somut olayda bundan sapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Kurula göre eşlerin ayrılmış olması, çocukların anne ve baba figürüne olan psikolojik ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Hısımlarla kişisel ilişkinin farklı ölçütlerine ilişkin bir örnek için torunla kişisel ilişki şartı yazısı incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Bölge adliye mahkemesi neden yalnız çocuğun beyanına dayanmakla eleştirildi?
Hukuk Genel Kurulu, 10.07.2024 tarihli beyanın dosyadaki tüm bilirkişi görüşleriyle birlikte ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Üç raporun hiçbiri kısıtlama önermemiş, biri ise çocuğun annesinin cümleleriyle konuştuğunu tespit etmiştir. Çocuğun dayandığı “babanın evi yok” olgusu da bilirkişilerin yerinde incelemesiyle çelişmiştir.
Ofis ortamının uygun olmaması hiç önem taşımadı mı?
İlk derece mahkemesi ve heyet raporu ofis ortamının çocuk için uygun olmadığını kabul etmiştir. Ancak babanın ayrı ve uygun bir evi bulunduğu, ofiste kalınmasının çocuğun tercihiyle gerçekleştiği ve kişisel ilişkinin bu evde de kurulabileceği tespit edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de babanın ofis dışında kişisel ilişki kurma olanağının bulunduğunu gerekçesine almıştır.
Dava dilekçesindeki şiddet ve tabanca iddiaları ne oldu?
Özel Dairenin Hukuk Genel Kurulunca benimsenen bozma gerekçesinde, babanın çocuğun vücut bütünlüğüne ve psikolojisine zarar verici bir davranışının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Kurul da mevcut ilişkinin çocuğun gelişimine zarar verdiğine dair bir delil bulunmadığını tespit etmiştir.
Bu kararla kişisel ilişki düzeni kesin olarak eski hâline mi döndü?
Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozmuş ve dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiştir. Kurul, bölge adliye mahkemesince yapılması gereken işin davanın reddinden ibaret olduğunu açıkça belirtmiştir. Davanın reddi, kesinleşmiş olan yatılı kişisel ilişki düzeninin aynen sürmesi sonucunu doğurur; nihai hüküm bölge adliye mahkemesince kurulacaktır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, aile hukukuna ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kişisel ilişki kararları çocuğun yaşı, ebeveynlerin tutumu, bilirkişi raporlarının içeriği ve çocuğun beyanının oluşum koşulları gibi somut olgulara göre şekillenir; benzer görünen dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



