Aile HukukuEmsal Kararlar

Yurt Dışı Çıkışa Babanın Rızası – Yargıtay 2. HD 2025/9980

Boşanmadan sonra velayet anneye bırakılmış, babaya ise belirli günlerde çocuklarıyla kişisel ilişki hakkı tanınmıştır. Baba, annenin bu günlerde çocukları yurt dışına götürerek görüşmeleri boşa çıkaracağından endişe eder ve mahkemeden bir güvence ister: çocukların yurt dışına çıkışı, kişisel ilişki günlerinde kendi rızasına bağlansın. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi bu talebi yerinde bulmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise 20.11.2025 tarihli ve E.2025/5404, K.2025/9980 sayılı kararıyla böyle bir davada babanın hukuki yararının bulunmadığını, davanın esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Kararın ağırlık noktası şudur: kişisel ilişkiyi koruyan araçlar kanunda zaten sayılmıştır. Hakim, bu araçların yanına velayet hakkını fiilen daraltan yeni bir “rıza şartı” eklememelidir. Dairenin gerekçesi, velayet sahibi ebeveyn ile kişisel ilişki hakkı sahibi ebeveyn arasındaki dengenin nasıl kurulduğuna dair öğretici bir çerçeve sunmaktadır.

Kısa özet: Bursa 12. Aile Mahkemesi 2023/115 Esas, 2024/476 Karar sayılı kararıyla, velayeti annede bulunan ortak çocukların baba ile kişisel ilişki günlerine denk gelen dönemde yurt dışına çıkışının babanın rızasına tabi tutulmasına karar vermiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 2024/2585 Esas, 2025/606 Karar sayılı kararıyla annenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.11.2025 tarihinde, babanın bu talepte hukuki yararı bulunmadığı ve davanın HMK m.114/1-(h) uyarınca usulden reddi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

✈️ Babanın talebi: kişisel ilişki günlerinde rıza şartı

Dosyanın arka planında kesinleşmiş bir boşanma ilamı bulunmaktadır. Bu ilamla ortak çocukların velayeti anneye bırakılmış, baba ile çocuklar arasında belirli zamanlarda kişisel ilişki kurulmasına hükmedilmiştir. Baba sonradan ayrı bir dava açarak, kendisi ile çocuklar arasında düzenlenen kişisel ilişki zamanlarında çocukların anne ile birlikte yurt dışına çıkışında kendi muvafakatının aranmasını istemiştir.

Kararda dava türü “Ortak Çocukların Yurt Dışına Çıkışında Rıza Aranması” olarak gösterilmiştir. Talebin özü, kişisel ilişki hakkının fiilen kullanılabilmesini güvenceye almak için velayet sahibi annenin seyahat kararını babanın onayına bağlamaktır. Başka bir ifadeyle baba, kişisel ilişkiyi korumak adına velayetin bir unsurunu kendi iznine tabi kılmayı talep etmiştir.

🏛️ İki derece mahkemesi, aynı sonuç

Bursa 12. Aile Mahkemesi davayı kabul etmiş; velayeti annede bulunan ortak çocukların davacı baba ile olan kişisel ilişki günlerine denk gelen zaman diliminde yurt dışı çıkış işlemlerinin babanın rızasına tabi tutulmasına, yurt dışı çıkışında babanın rızasının aranmasına hükmetmiştir.

Anne vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi başvuruyu esastan reddetmiştir. Böylece iki derece mahkemesi de babanın talebini yerinde bulmuştur. Karar anne vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş; Yargıtay, HMK m.369/2 gereğince işin mahiyeti gereği duruşma isteğini reddederek incelemeyi dosya üzerinden yapmıştır.

📘 TMK m.323 ve m.324: kişisel ilişkinin çerçevesi

Daire gerekçesine kişisel ilişkinin yasal dayanaklarını sıralayarak başlamaktadır. TMK m.323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.

TMK m.324 ise bu hakkın sınırlarını çizer ve üç fıkradan oluşur:

  • Birinci fıkra: Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.
  • İkinci fıkra: Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.
  • Üçüncü fıkra (7343 sayılı Kanun m.38 ile 24.11.2021’de eklendi): Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.

Birinci fıkradaki yükümlülük karşılıklıdır: yalnızca velayet sahibini değil, kişisel ilişki hakkı sahibini de bağlar. Daire, velayet hakkı sahibi tarafın kişisel ilişkiye engel olacak davranışlardan kaçınması gerektiğini, aksi hâlde m.324/3 gereği velayetin değiştirilmesi davasıyla karşı karşıya kalabileceğini vurgulamaktadır.

Velayet uyuşmazlıklarında çocuğun menfaatinin nasıl ölçüldüğüne dair farklı bir örnek için serideki velayette çocuğun görüşü kararı incelenebilir.

🧰 Kanunun öngördüğü koruma araçları

Kararın belirleyici adımı, kişisel ilişkinin ihlaline karşı kanunda zaten iki ayrı yaptırım bulunduğunu tespit etmesidir.

Birincisi, velayetin değiştirilmesi. Yukarıda aktarılan TMK m.324/3, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeyen velayet sahibi hakkında velayetin değiştirilmesi yolunu açıkça öngörmektedir.

İkincisi, disiplin hapsi. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na yine 7343 sayılı Kanun’la eklenen m.41/F, “Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet” başlığını taşımaktadır. Kararda aktarılan ikinci fıkraya göre, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır. Çocuk teslimine ilişkin birinci fıkrada ise üst sınır üç aya kadar disiplin hapsidir.

Daire bu hükümlerden hareketle, kişisel ilişkiye dair kararların yerine getirilmesine aykırılık hâlinde davacı babanın m.41/F’ye göre şikâyet hakkının da bulunduğunu belirtmektedir. Yani babanın endişe ettiği senaryo, yani annenin kişisel ilişki günlerinde çocukları yurt dışına götürerek görüşmeyi engellemesi, kanunun zaten yaptırıma bağladığı bir durumdur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⚖️ Dairenin bozma gerekçesi: hukuki yarar yokluğu

Daire, mevzuatta çocukla kişisel ilişki kurulmasına ve bu kararların yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeler bulunduğunu, kişisel ilişkiye engel olacak davranışın sonuçlarının da açıkça düzenlendiğini hatırlattıktan sonra iki ayrı tespitte bulunmuştur.

Velayet ve seyahat özgürlüğü yönünden: Velayeti annede olan çocukların yurt dışına çıkışının babanın rızasına bağlı kılınması ve babanın muvafakat vermemesi, hem annenin hem de çocukların seyahat özgürlüğünün kısıtlanması ve annenin velayet hakkını kullanamaması sonucunu doğuracaktır. Başka bir deyişle rıza şartı, velayeti fiilen babayla paylaştırılmış bir yetkiye dönüştürmektedir.

Usul yönünden: Davacı babanın bu yönde hakimin müdahalesini isteyerek talepte bulunmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. HMK m.114/1-(h) uyarınca davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Dava şartı eksik olduğunda mahkeme esasa girmeden davayı usulden reddeder.

Bu nedenle Daire, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Hüküm fıkrasında, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Kararın dikkat çeken yanı, uyuşmazlığı esas yönünden değil dava şartı üzerinden çözmesidir. Daire “babanın endişesi haksızdır” dememekte; endişe edilen ihlale karşı kanunun zaten yol gösterdiğini, bu nedenle ayrıca rıza şartı konulmasını isteyen bir davanın korunmaya değer bir yarar taşımadığını söylemektedir.

🧭 Karardan çıkan pratik sonuçlar

Karar, kişisel ilişki uyuşmazlıklarında hangi talebin hangi yolla ileri sürülebileceği konusunda şu sonuçları ortaya koymaktadır:

  • Kişisel ilişki günlerinde çocukların yurt dışına çıkışının diğer ebeveynin rızasına bağlanması talebi, Dairenin bu kararına göre hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmektedir.
  • Kişisel ilişkinin fiilen engellenmesine karşı kanunun öngördüğü yollar, ÇKK m.41/F kapsamında bir ay içinde şikâyet ve TMK m.324/3 kapsamında velayetin değiştirilmesidir.
  • Velayetin değiştirilebileceği hususunun kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilmesi kanuni bir gerekliliktir (TMK m.324/3, ikinci cümle).
  • Velayet sahibinin seyahat ve yerleşim kararları, velayetin olağan kullanımı içindedir; bu yetkiyi diğer ebeveynin iznine bağlayan hükümler velayetin özünü daraltır.

Bununla birlikte karar, velayet sahibinin kişisel ilişki günlerinde istediği gibi seyahat edebileceği anlamına gelmez. TMK m.324/1’deki kaçınma yükümlülüğü yürürlüktedir; bu yükümlülüğe aykırı davranış, kanunun öngördüğü yaptırımları doğurabilir. Karar yalnızca bu yaptırımların yerine, önceden ve genel bir “rıza şartı” konulmasının yolunu kapatmaktadır.

Aile hukukunda velayet ile bağlantılı parasal yükümlülüklere ilişkin olarak serideki okul ücreti ve iştirak nafakası kararı da okunabilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Velayeti olmayan ebeveyn, çocuğun yurt dışına çıkışının kendi iznine bağlanmasını isteyebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu kararına göre, kişisel ilişki günlerinde çocukların yurt dışına çıkışının velayeti olmayan babanın rızasına bağlanması talebinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Daire, böyle bir davanın HMK m.114/1-(h) uyarınca usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.

Kişisel ilişki günlerinde çocuk teslim edilmezse kanunda hangi sonuç öngörülmüştür?

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/F’ye göre, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır. Ayrıca TMK m.324/3 velayetin değiştirilmesi imkânını düzenlemektedir.

Kişisel ilişkiyi engelleyen velayet sahibinin velayeti kendiliğinden değişir mi?

Hayır. TMK m.324/3’e göre velayet, kişisel ilişki düzenlemesinin gerekleri yerine getirilmezse ve bu çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla değiştirilebilir. Değişiklik ancak açılacak bir dava sonunda ve çocuğun menfaati gözetilerek verilecek bir kararla mümkündür.

“Hukuki yarar yokluğu” nedeniyle ret, davanın esastan kaybedilmesi anlamına mı gelir?

Hukuki yarar HMK m.114’te sayılan dava şartlarından biridir. Dava şartı eksikliğinde mahkeme uyuşmazlığın esasını incelemeden davayı usulden reddeder. Bu kararda da Daire, talebin haklı olup olmadığını tartışmadan, rıza şartı konulmasını isteyen davada korunmaya değer bir yarar bulunmadığını tespit etmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yayımlanmış karar metninden aktarılmıştır. Aile hukuku uyuşmazlıklarında her dosya, çocuğun üstün yararı ve somut olayın özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu