Emsal KararlarTazminat Hukuku

Sanığın Ödemesi Mahsup Edilir – Yargıtay 11. HD 2026/1942

Bir banka müşterisi, kendisini bankadan aradığını söyleyen kişilerin yönlendirmesiyle internet bankacılığı şifresini tuşlar; hesabından para aktarılır. Ardından iki ayrı yargılama başlar: Müşterinin şikâyeti üzerine faillerin yargılandığı bir ceza davası ve müşterinin bankaya karşı açtığı tazminat davası. Ceza davasında sanıklardan bir kısmı, cezalarında indirim sağlayan etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak için mağdura ödeme yapar ve dekontlarını dosyaya sunar. Hukuk mahkemesi ise bu ödemeleri hesaba katmadan bankayı zararın yarısından sorumlu tutar. Yargıtay’ın cevapladığı soru şudur: Mağdur, aynı zararı hem faillerden hem de bankadan tam olarak alabilir mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.04.2026 tarihli ve E.2026/787, K.2026/1942 sayılı kararıyla, bankanın sorumluluğuna dayalı tazminat davasında, ceza yargılamasında sanıkların TCK 168 kapsamında mağdura yaptığı ödemelerin tespit edilip banka aleyhine hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek tüketici mahkemesinin kararını davalı banka yararına oybirliğiyle bozmuştur. Davacının temyiz itirazlarının tamamı ise reddedilmiştir.

Kısa özet: Davacının hesabından, internet ve mobil bankacılık şifrelerini kendisini arayan kişilerle paylaşması sonucunda üçüncü kişilerce para aktarılmıştır. Tüketici mahkemesi, bozmaya uyarak yaptığı yargılamada zararı 92.270,00 TL olarak belirlemiş, davacı ile bankayı eşit kusurlu sayarak bankayı 46.135,00 TL’den sorumlu tutmuştur. Yargıtay, kusur dağılımına ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak aynı olay nedeniyle yürütülen ceza davasında sanıkların etkin pişmanlık kapsamında yaptığı ödemelerin tespit edilip tazminattan düşülmemesini eksik inceleme saymıştır. Daireye göre aksi kabul, hesap sahibinin mükerrer tahsiline ve sebepsiz zenginleşmesine yol açar.

📲 “Kartınıza bloke koyacağız” araması

Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre davacı, bir bankanın Konya şubesinde hesabı bulunan bir tüketicidir. Bankadan aradığını söyleyen bir kişi, şüpheli işlemler nedeniyle kredi kartlarına acilen bloke konulması gerektiğini söyleyerek önce kredi kartı şifresini istemiştir. Davacı bu şifreyi vermemiş; ancak başka bir sisteme aktarıldığında internet bankacılığı şifresini tuşlamıştır. Böylece banka bilgilerine ulaşan kişi, davacının hesabından para aktarımları yapmıştır.

Davacı, olayın bankanın güvenlik açığından kaynaklandığını, kendisine kısa mesaj veya onay kodu gönderilmediğini ve bankaya bildirimde bulunmasına rağmen sorunun çözülmediğini ileri sürmüştür. Dava, 09.10.2017 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte şimdilik 20.000,00 TL istemiyle açılmış, ıslahla talep toplam 92.270,00 TL‘ye yükseltilmiştir. Banka davanın reddini savunmuştur.

Dosya Yargıtay’a ikinci kez gelmiştir. İlk derece mahkemesi, daha önce verilen bir bozma kararına uyarak yeniden yargılama yapmış ve hüküm kurmuştur. Bu kez her iki taraf da kararı temyiz etmiştir.

⚖️ Eşit kusur ve 46.135 TL

Tüketici mahkemesinin bozmadan sonraki tespitleri, olayın teknik ayrıntısını da ortaya koymaktadır:

  • Davacının hesaplarından yapılan ilk iki EFT işlemi için davacıya bilgilendirme yapılmış, vadeli hesabın kapatılması yönünden de uyarıda bulunulmuştur.
  • İşlemler mobil bankacılık üzerinden cep imza uygulanarak gerçekleştirilmiş; bu işlemler için ayrıca şifre ve parola gönderimi yapılmamış, ancak internet ve mobil bankacılığa girişte davacıya şifre gönderilmiştir.
  • Davacı bu şifreleri kendisini arayan kişilerle paylaşmış, işlemlere cep imza onayı vermiş ve banka bilgilendirmesine rağmen bankayı aramamıştır. Mahkeme bu nedenle davacıyı zararın doğmasında kusurlu bulmuştur.
  • Öte yandan mobil bankacılığa davacıya ait olmayan bir cep telefonundan ve farklı bir bölgeye ait IP adresiyle giriş yapılmış, banka cihaz eşleştirmesi yapmamıştır. Sistemin oluşturulması, yönetilmesi ve denetimi bankaya ait olduğundan bankanın da kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Bilirkişi raporunda zarar 92.270,00 TL olarak belirlenmiş; taraflar eşit oranda kusurlu sayılarak bankanın 46.135,00 TL‘den sorumlu olduğuna karar verilmiş, fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir.

Yargıtay bu değerlendirmeye müdahale etmemiştir. Kararın birinci bendinde, ilk derece mahkemesinin HMK 373/4 uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurduğu ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiş; davacının tüm, bankanın ise mahsup dışındaki temyiz itirazları reddedilmiştir. Böylece eşit kusur dağılımı bu aşamada tartışma dışında kalmıştır. Mağdurun kusurunun bankanın sorumluluğunu azalttığı bir başka dosya için sitedeki sahte imzalı havale talimatı yazısına bakılabilir.

🧮 Bozma gerekçesi: çifte tahsil yasağı

Daire, uyuşmazlığı açıkça tanımlamıştır: Aynı olay nedeniyle davacının şikâyeti üzerine başlatılan ceza yargılamasında, davacının zararını gidermeye yönelik olarak dava dışı sanıkların yaptığı ödemelerin mahsubu gerekip gerekmediği. Gerekçe üç adımda kurulmuştur:

  1. Bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğu: Bankalar güven kurumu olarak kendilerine yatırılan paraları istendiğinde veya vadesinde aynen ya da misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Müşteriyi bilgilendirme, düzenli uyarılarda bulunma, sistemini azami ölçüde koruma ve şüpheli işlemlerde müşteriyle irtibata geçip teyit alma gibi objektif özen yükümlülükleri vardır. Mudinin rızası dışında çekilen paradan banka, mudinin kusuru yoksa tamamen, müterafik kusuru varsa kusur oranında sorumludur.
  2. Nihai zararın bankada kalması: Hileli davranış ortaya çıkıncaya kadar hesap sahibi parasına kavuşamasa da bu zarar bankanın güvencesiyle giderilir; nihai zarar bankanın üzerinde kalır.
  3. Mahsup zorunluluğu: Bu nedenle TCK 168 gereğince ceza davasında mağdur mudiye ödenen miktar, hukuk davasında banka aleyhine hükmedilecek nihai tazminattan mahsup edilmelidir. Daireye göre aksinin kabulü hesap sahibinin mükerrer tahsiline yol açarak sebepsiz zenginleşmesini sağlayacaktır.

Somut dosyada, ceza davasında bir kısım sanıkların zararı giderdiklerine dair banka dekontları sunduğu ve bankanın 03.07.2025 tarihli duruşmada bu ödemelerin tespitini istediği belirtilmiştir. Yargıtay, dekontlardaki miktarlar tespit edilip hesaplanan tazminattan düşülerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasını doğru bulmamış ve hükmü davalı yararına bozmuştur.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmış ve doğrulanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔀 Ceza davası ile hukuk davasının kesişimi

TCK 168, dolandırıcılık dahil bazı malvarlığına karşı suçlarda failin, azmettirenin veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesini ceza indirimi sebebi sayar. Kovuşturma başlamadan önce tam tazminde cezanın üçte ikisine, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce yapılan tazminde yarısına kadar indirim öngörülür. Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.

Bu düzenleme failin ceza sorumluluğuna ilişkindir; ancak yapılan ödeme, mağdurun malvarlığına fiilen girer. İşte 11. Hukuk Dairesinin kararı, bu ödemenin hukuk davasındaki etkisini belirlemektedir. Kararın mantığı şöyle özetlenebilir:

  • Mağdurun zararı tektir; zarar birden fazla kişiden istenebilse de toplamda bir kez giderilir.
  • Banka, failler değil; ancak mudinin mevduatını korumakla yükümlü olduğu için zarara katlanan taraftır.
  • Faillerin ödediği tutar, mağdurun zararının o kısmını fiilen ortadan kaldırır. Bankanın aynı kısmı yeniden ödemesi, mağdura zararından fazlasını kazandırır.
  • Somut dosyada bankanın talebi ve ceza dosyasındaki dekontlar karşısında ödemelerin tespit edilmemesi, eksik inceleme olarak bozma sebebi sayılmıştır.

Mahsup tartışmasının bir başka biçimi, aracı kurum veya bankanın daha önce yaptığı ödemenin yatırımcı zararından düşülmesidir. Bu konuda sitedeki banka ödemesi zararı karşıladı başlıklı yazı farklı bir olay örgüsünde benzer bir hesap sorusunu ele almaktadır.

📐 Mahsup hesabı nasıl kurulur?

Kararın uygulamada en çok tartışılacak yönü, mahsubun hangi aşamada yapılacağıdır. Yargıtay’ın ifadesi, ödemelerin “hesaplanan tazminattan” düşülmesidir. Karar metninde bankanın sorumlu olduğu tutar, toplam zarar üzerinden eşit kusur oranı uygulanarak bulunmuş, mahsubun ise bu hesaplanan tazminattan yapılacağı belirtilmiştir. Dairenin “nihai tazminattan mahsup” vurgusu da bu yöndedir.

Örneğin bilirkişinin belirlediği zarar 92.270,00 TL ve bankanın payı 46.135,00 TL iken, ceza davasında sanıkların ödediği bir tutar varsa, karara göre bu tutar dekontlarla tespit edilecek ve bankanın sorumlu tutulduğu 46.135,00 TL’den düşülecektir. Ödemelerin kesin miktarı karar metninde yer almadığından, bozmadan sonra kurulacak hükmün tutarı da kaynakta belli değildir.

Karardan çıkan bazı sınırlar da not edilmelidir:

  • Karar, ödemelerin ceza dosyasına sunulan banka dekontlarıyla belgelendiği bir durumu ele almaktadır.
  • Bankanın mahsup talebi yargılama sırasında, 03.07.2025 tarihli duruşmada ileri sürülmüştür.
  • Kusur oranına ilişkin itirazlar reddedildiği için kararda, mahsubun kusur dağılımıyla birlikte nasıl farklı sonuçlar doğurabileceği ayrıca tartışılmamıştır.
  • Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine de karar verilmiştir.

🗨️ Soru ve cevaplar

Ceza davasında faillerden alınan para, bankaya karşı davada dikkate alınır mı?

Bu kararda alınması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, TCK 168 kapsamında mağdura ödenen miktarın banka aleyhine hükmedilecek nihai tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, aksi hâlde mükerrer tahsil ve sebepsiz zenginleşme doğacağını kabul etmiştir.

Müşteri şifresini paylaştıysa banka hiç sorumlu olmaz mı?

Bu dosyada sorumlu tutulmuştur. Davacı şifrelerini paylaştığı için kusurlu sayılmış; ancak başka bir telefondan ve farklı bölgeye ait IP adresiyle yapılan girişte cihaz eşleştirmesi yapılmadığı için banka da kusurlu bulunmuş ve taraflar eşit kusurlu kabul edilmiştir.

Yargıtay kararı neden banka yararına bozdu?

Bankanın 03.07.2025 tarihli duruşmada ceza davasındaki ödemelerin tespitini istemesine rağmen, ilk derece mahkemesi bu ödemeleri dekontlardan tespit edip tazminattan düşmeden hüküm kurmuştur. Yargıtay bunu eksik inceleme saymıştır.

Etkin pişmanlık için kısmi ödeme yeterli mi?

TCK 168/4’e göre kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Bu husus ceza davasının konusudur; incelenen hukuk kararında yalnızca ödemelerin tazminattan mahsubu tartışılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların ve davalı bankanın kimliği kaynakta anonimdir. Karar bir bozma kararıdır; dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş olup bozmadan sonraki yargılamanın sonucu kaynakta yer almamaktadır. TCK 168’e ilişkin açıklamalar maddenin güncel metnine dayanır. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu